mektebim's Profile
Çaylak
67
points

Sorular
31

Cevaplar
27

  • Çaylak Soruldu on 29 Şubat 2020 Kategori : Biyografi.

    (Helen) Beatrix Potter, (d. 28 Temmuz 1866, South Kensington, Middlesex – ö. 22 Aralık 1943, Savvrey, Lancashire, İngiltere), İngiliz çocuk kitapları yazarı. Peter Rabbit (Tavşan Peter), Jeremy Fisher (Balıkçı Jeremy), Jemima Puddle-Duck (Ördek Jemima), Mrs. Tiggy-Winkle (Salyangoz Bayan Tiggy) gibi hayvan karakterlerinin yaratıcısıdır. Çocukluğunda İskoçya’da ve İngiltere’de Göller Bölgesi’nde geçirdiği tatiller onda yoğun bir hayvan sevgisinin gelişmesine yol açtı. Ayrıca suluboya resim yapmaya yönelen Potter, hasta bir çocuğa gönderdiği mektuplardaki resimli hayvan öykülerinin çok sevilmesi üzerine The Tale of Peter Rabbit (1900; Pamuk Tavşan, 1956) ve The Tailor of Gloucester (1902; Gloucester Terzisi) adlı kitaplarını yayımladı. Bunları The Tale of Şquirrel Nutkin (1903; Sincap Nut-kin’in Öyküsü), The Tale of Benjamin Bunny (1904; Tavşan Benjamin’in Öyküsü) ve öbür kitapları izledi. Yapıtları Fransızca-ya, Almancaya, İspanyolcaya ve Galceye çevrildi. Küçük bir çocuğun bile rahatça tutabileceği boyutlarda düzenlediği minik kitaplarda taşra mizahını içeren yalın bir düzyazı üslubunu İngiliz suluboya geleneğinin en güzel örnekleriyle birleştirdi.

    • 184 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 25 Şubat 2020 Kategori : Biyografi.

    Cem Boyner 3 Eylül 1955 tarihinde doğmuştur. Tam adı ise Hasan Cem Boyner’dir. Cem Boyner, Boyner mağazalar zincirlerinin sahibi ve aynı zamanda Yeni Demokrasi Partisinin ilk genel başkanlığını yapmıştır. Cem Boyner 1989 ve 1991 yılları arasında TÜSİAD başkanlığı ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur. Cem Boyner, Boyner; Altın Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanlığın yürütmüştür.

    Cem Boyner eğitim hayatı olarak orta öğretim ve liseyi Robert Kolej de okumuştur. Üniversiteyi ise Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümünü tamamlamıştır. İngilizce ve Almanca bilen Boyner, hobi olarak fotoğrafçılık, dalgıçlık ve kick-box ile ilgilenmektedir. İki evlilik yapan Boyner, ilk evliliğini Bilgün Sazak’tan üç cocuğu bulunmaktadır. İkinci evliliğini ise Ümit Boyner ile yapmıştır ve bu evlilikten de bir çocuğu bulunmaktadır.

    Cem Boyner iş hayatına üniversiteyi bitirir bitirmez aile şirketleri olan Altınyıldız’da başladı. 1982-1994 yılları arasında Boyner Holding yürütme kurulu başkanlığı görevini üstlenmiştir. 1996 yılında ise Cem Boyner, Boyner Holding Murahhas üyesi olmuştur. 2010 yılına gelindiğinde ise babası Osman Boyner onursal başkan olmasından sonra Cem Boyner, Boyner Holding Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine gelmiştir. Politika hayatına Yeni Demokrasi Partisi Genel Başkanlığı ile giriş yapan Boyner, 1995 seçimlerine bu parti ile girmiştir. Başarısız geçen seçimlerin ardından politikayı 1996 yılında bırakmıştır.

    Cem Boyner’in şahsına ait iki tane kişisel sergisi bulunmaktadır. İlk kişisel sergisi olan Sualtı sergisini 1999 yılında açan Boyner burada Bodrum, Datça, Filipinler ,Fethiye, Endonezya, Kızıldeniz ve Maldivler’de çektiği fotoğrafları sergilemiştir. İkinci sergisini ise Darphane-i Amire binasında açan Boyner bu sergisine ise Yakındaki Uzak/Uzaktaki Yakın ismini vermiştir. İkinci sergisi genel olarak Afrika’da çekilmiş olan resimlerden oluşmaktadır. 77 fotoğraftan oluşan bu sergisinin konusu insanların hareket ve davranışlarıdır. Bu çalışması daha sonra kitap olarak satılmaya başlanmış ve satışlarının gelirleride çeşitli üniversitelerin fotoğraf bölümlerine teknik donanımlarının iyileştirilmesi adına bağışlanmaktadır. Aynı zamanda Cem Boyner, 25 ünlü kadın tarafından Türkiye’nin en çekici erkeği seçilmiştir.

    • 217 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 21 Şubat 2020 Kategori : Sözlük.

    “Taltif” : 1. İyilik ederek gönül alma
    2. Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme

    “taltif etmek ” : 1. gönül okşamak
    “Etraflarında dilsiz dolaşan siyah uşaklarının hayranlığını bir gülümsemeyle, bir çapkınca bakışla taltif etmekte ne zarar var.” – N. Hikmet
    2. birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirmek

    • 339 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 17 Şubat 2020 Kategori : Tarih.

    Çeçenler Şeyh Şamil’in önderliğinde Rusların Kafkasya’yı ele geçirmesine uzun süre karşı koydular ve 1859’da Şamil yenilene kadar Rus egemenliği altına girmediler. Çerkezler gibi Sünni Müslüman olan Çeçenlerin anayurtlarını Ruslar ele geçirince 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı yönetimince Ürdün Bölgesi’ne yerleştirildiler. Bugün Amman çevresinde sayıları 2.000’i bulan bir Çeçen topluluğunun yaşadığı sanılır.

    Sovyetler Birliği yönetiminde 1936’da İnguşlar ile birlikte özerk bir cumhuriyet düzeni içine çekilen Çeçenler, İkinci Dünya Savaşı’n da Almanlarla güçbirliği yaptıkları için Stalin döneminde Orta Asya’ya sürüldüler (1944). Nikita Kruşçev döneminde yurtlarına dönmelerine izin verildi ve 1957’de cumhuriyet yeniden kuruldu. SSCB’nin dağılmasının (1991) ardından Çeçenistan da bağımsızlığını ilan etti. Birliğin parçalanmasanı göze alamayan Rusya, 1995’te Cahar Dudayev önderliğinde bağımsızlık savaşı veren Çeçenlere karşı ağır silahlarla harekete geçti. İki yıl süren kanlı savaşta asker-sivil binlerce kişi ölürken özellikle başkent Caharkale (eski Grozniy), büyük yıkıma uğradı. Efsanevi önderleri Cahar Dudayev de savaş sırasında öldü. Rusya savaşın çıkmaza girdiğini görünce barışa yanaştı ve 1997’de özerklik haklan geniş tutulan bir barış antlaşmasıyla savaşa son verildi. Ocak 1997’de yapılan serbest seçimlerde, savaş sırasında genelkurmay başkanı olan Aslan Maşadov devlet başkanlığına seçildi.

    • 236 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 17 Ocak 2020 Kategori : Sözlük.

    Necip : Soylu, soyu temiz

    CÜMLE İÇİNDE KULLANIMI

    *** Necip bir ifade ile bize bu durumun mümkün olmayacağını bildirdi.

    *** İyi yetiştirilmiş bu köpeklerin tamamı jürinin önünden necip bir şekilde geçip dururken jüride ne yapacağını düşünüyordu.

    • 324 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 19 Kasım 2018 Kategori : Dini Bilgiler.

    Bence tutulur neden tutulmasın ki

    • 500 görüldü
    • 3 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 19 Kasım 2018 Kategori : Biyoloji.

    ***Bir çiğ patatesi ortasından ikiye bölünüz

    ***Patatesin merkezini şekildeki gibi oyunuz

    ***Çukura işaretlediğiniz bir noktaya kadar, yoğun tuz çözeltisi doldurunuz.

    ***Hazırlamış olduğunuz patatesi, içi su dolu bir petriye yerleştiriniz.

    • 1563 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 14 Ekim 2018 Kategori : Genel.

    Muhasebenin Bölümleri

    Her işletmenin amaç ve faaliyetlerinin farklı olmasından dolayı, muhasebenin bölümleri her kaynakta farklı farklı yapılmaktadır. Muhasebe; genel olarak genel muhasebe (finansal muhasebe), maliyet muhasebesi ve yönetim muhasebesi olmak üzere üç bölüme ayrılabilir.

    1- Genel Muhasebe (Finansal Muhasebe): Genel muhasebede, mali nitelikteki olaylar ve işlemler hiçbir analize ve değişmeye uğramadan kaydedilir, işletmenin sahip olduğu varlıkları ve bu varlıkları elde ettiği kaynaklan genel muhasebe hesapları yardımıyla görülebilir.

    2- Maliyet Muhasebesi: Üretim işletmelerinin kullandıkları muhasebe bölümüdür. Üretim işletmelerinin üretmiş oldukları mal ve hizmetlerin üretim maliyetlerinin belirlenmesi, üretim giderlerinin denetlenmesi ve işletmenin çeşitli konularda karar almasına yardımcı olunması maliyet muhasebesinin görevidir.

    3- Yönetim Muhasebesi: Genel muhasebeden ve maliyet muhasebesinden elde edilen verilerin kullanılarak, yeni veriler üretecek işletme yöneticilerinin karar almada gereksinme duydukları sayısal bilgileri sağlayan muhasebe bölümüdür.

    Geleceğe yönelik projelerin hazırlanmasında ve değerlendirilmesinde yönetim muhasebesinden yararlanılır.

    • 606 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 27 Eylül 2018 Kategori : Felsefe.

    Anumana (Sanskrit dilinde “başka bir şeye göre ölçme” ya da “çıkarım”), Hint felsefesinde, kesin bilgi sağlayan beş bilgi edinme yolundan (pramana) ikincisidir. Hint mantık okulunda (Nyaya) çıkarımın önemli bir yeri vardır. Bu okul, formülden çok kanıt biçiminde olan beş aşamalı bir tasım geliştirmiştir: 1) önerme {pratiena “vaat”), 2) temel (hetu), 3) örnek (udaharana), 4) uygulama (upanaya) ve 5) sonuç (nigamana). Yanıltıcı bir temele dayanmak, yanlış tasımla sonuçlanır; buna hetvabhasa (görüntüden ibaret bir temel) denir. Birkaç tür geçersiz temel vardır: Basit yanlış, çelişki, totoloji, temelin tanıtının olmaması ve temelin uygun olmaması.

    • 458 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 27 Eylül 2018 Kategori : Mitoloji.

    Anubis; Eski Mısır’ da ölüler tanrısıdır. Çakal başlı insan figürüyle betimlenirdi. Eski Krallığın ilk sülaleleri döneminde, ölülerle ilgili öteki tanrılar arasında Anubis’in seçkin bir yeri vardı. Sonraları Osiris’in önem kazanmasıyla Anubis gölgede kaldı.

    Anubis, temel olarak, ölü gömme kültü ve ölülerin korunmasıyla ilgili tanrıydı. Mumyalamanın mucidi olduğuna, ilk kez Osiris’ in cesedini mumyaladığına inanılırdı. Anubis’e daha sonra “ruhların yönlendiricisi” konumu verildi ve Yunan-Roma dünyasında, Hermanubis bileşik adıyla, Yunan tanrısı Hermes’le özdeşleştirildi.

    • 464 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 21 Eylül 2018 Kategori : Tarih.

    Antoninus Duvarı; Romalıların, İskoçya’ da Clyde Irmağı ile Forth Koyu arasında inşa ettiği sınır duvarıdır. Roma imparatoru Antoninus Pius’un buyruğuyla İS 142’de, İngiltere valisi Lollius Urbicus tarafından yaptırıldı. Uzunluğu 58,5 km, genişliği 4,5 m’ydi. Yüksekliğinin 3 m olduğu sanılmaktadır. Duvarın önünde 12 m genişliğinde, 4 m derinliğinde bir hendek vardı; arkasından da askeri amaçlarla kullanılan bir yol geçiyordu. Duvar, yaklaşık üçer kilometre arayla yerleştirilmiş 19 burçla denetlemişti.

    Antoninus Duvarı, Roma İmparatorluğu’ nun Britanya’daki kuzey sınırını İskoçya içlerine kadar genişletti ve yaklaşık 136’da tamamlanan, 160 km güneyindeki Hadrianus Duvarı’nın önünde de bir savunma çizgisi sağladı. Kuzeydeki ayaklanma sırasında (İS 155-158) Romalılar Antoninus Duvarı’m bir süre terk ettiler ve 196’dan önce buradaki garnizonlarını Hadrianus Duvarı’na çektiler. Duvarın kalıntıları bugün de ayaktadır.

    • 473 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 18 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Anselme Payen; (d. 6 Ocak 1795, Paris -ö. 12 Mayıs 1871, Paris, Fransa), sanayi kimyası alanında önemli çalışmalar yapan Fransız kimyacıdır. Bitki hücrelerinin temel bileşeni olan selülozu bulmuştur.

    1815’te bir boraks arıtma tesisinin başına geçen Payen boraks üretiminde yeni bir yöntem geliştirerek Felemenklerin boraks tekeline son verdi. 1820’de şekerin arıtılması konusunda çalışmalara başladı; iki yıl sonra şekerdeki renkli yabancı maddelerin etkinleştirilmiş odun kömürü kullanılarak uzaklaştırılabileceğini ortaya koydu. 1833’te diastaz enzimini buldu ve derişik halde elde etti. Daha sonra odun ve bileşenlerinin yapısı üzerinde çalışarak selülozu buldu. 1835’te Paris’teki Merkez sanat ve Endüstri Okulu’nun sanayi ve tarım kimyası dallarında profesör olarak çalışmaya başladı. Nişasta ve bitüm üzerine de çalışmalar yapan Payen pektin ve dekstrini de buldu.

    • 442 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 18 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Humfry Payne; (d. 19 Şubat 1902, Wendover, Buckinghamshire, ingiltere – ö. 9 Mayıs 1936, Atina, Yunanistan). Arkaik dönemde Korinthos’taki vazo resmi ve başka sanatlara ilişkin önemli bilgileri topladığı ve sınıflandırdığı Necrocorinthia (1931) adlı kitabıyla tanınan İngiliz arkeologdur. Oxford’daki Christ Church College’da okudu. 1924-26 arasında Akdeniz arkeolojisi alanında araştırmacı olarak eğitimini sürdürdü. 1926-31 arasında araştırmacı, Chricst Church’te 1926’dan 1928’e değin de Ashmolean Müzesi’nde asistan olarak çalıştı.

    1929’da Atina’daki İngiliz Arkeoloji Okulu’nun yöneticiliğine atanan Payne Necrocorinthia ve Archaic Marble Sculpture from the Acropolis (1936; Gerard Mackworth Young’ın fotoğraflarıyla: Akropolis’teki Arkaik Dönem Mermer Heykelleri adlı kitaplarını yayımladı Korinthos yöresindeki Arkaik bir arkeolojik alan üzerine çok önemli bir yapıt olan Perachordnın büyük bölümünü Payne yazdı, ama bitiremeden öldüğü için kitap ölümünden sonra yayımlandı. Payne, Mykenai’de gömüldü.

    • 438 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 5 Ağustos 2018 Kategori : Tarih.

    Amphipolis, Makedonya’da Eski Yunan kentidir. Strymon Irmağı kıyısında, Ege Denizinden 4,8 km içerideydi. Yunanistan’ın kuzeyinden Çanakkale Boğazına uzanan ve kerestesi, altını ve gümüşüyle ünlü Trakya’ daki Pangaium Dağına batıdan ulaşmaya olanak veren yola ve Strymon Irmağı üzerindeki köprüye egemen konumu dolayısıyla stratejik önemi olan bir ulaşım merkeziydi. Ennea Hodoi (Dokuz Yol) adıyla Traklar tarafından kurulan kent, İÖ 436’da Atina’nın egemenliği altına girdi. Spartalı Brasidas İÖ 424’te Atinalı Kleon’u yenerek kenti ele geçirdi. İÖ 422’de Atinalılar kenti almak için başarısızlıkla sonuçlanan bir girişimde bulundular. Kent, Nikias Antlaşmasıyla (İÖ 421) resmen Atina’nın egemenliğine girdiyse de, Atinalıların kentte denetimi yeniden ele geçirme yolundaki bütün çabalarına (İÖ 416 ve İÖ . 368-365) karşın bağımsızlığını korudu. İÖ 357’de Makedonya kralı II. Philippos kenti ele geçirdi. IÖ 168’de Roma’nın alınmasına değin Makedonya krallığına bağlı kaldı. Romalılar, Amphipolis’e serbest kent statüsü vererek Makedonya’daki Roma yönetiminin merkezi yaptılar. Eski kent surlarının izleri ve Roma sukemeri, bugünkü Amfipolis kentinin sınırları içindedir.

    • 630 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 5 Ağustos 2018 Kategori : Kimya.

    Ampisilin, birçok bakteri enfeksiyonunun tedavisinde kullanılan, yan sentetik penisilin türevidir. Özellikle Escherichia coli, Proteus mirabilis, H. influenzae, Salmonella typhi ile pnömokok ve meningokoklardan ileri gelen enfeksiyonlarda etkilidir. Penisilinaz enzimiyle parçalandığından, bu enzimi üreten ve penisilin-G’ye direnen Stphylococcus türlerine ve başka bakterilere karşı etkisizdir. Safrada yoğunluğu yüksek olduğundan safra yollan iltihaplannda da kullanılır. Kandaki ilaç düzeyinin daha yüksek ve etkili olabilmesi için genellikle kas içine enjekte ederek uygulanan ampisilin tedavisi, öbür penisilin türevlerinden daha sık olarak, deri döküntüleri biçiminde alerji tepkilerine neden olur.

    • 665 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma