nescafe's Profile
Yardımsever
164
points

Sorular
45

Cevaplar
62

  • Yardımsever Soruldu on 6 Mayıs 2020 Kategori : Kozmetik / Güzellik.

    Uzmanlar yüksek topuklu şık ayakkabıların belden ayak parmaklarına kadar hangi sorunlara neden olduklarını bir kez daha vurguladı.

    Kalça ve omurga: Yüksek topuklu ayakkabı giyen bir kadın, dengesini kaybetmemek adına baldır, sırt ve kalça kaslarını yoğun bir biçimde kullanır. Bu durum da fazla yorgunluğa ve kramplara yol açar.

    Eklem dejenerasyonu ve diz osteoartiriti: Topuk boyu uzadıkça, atılan her adımda diz İçlerine binen yük de artıyor. Bunun sonucunda oluşan baskı eklemlere ve sırt bölgesine zarar verebiliyor. Kısalan baldır (Calf) kası: Yüksek topuklu ayakkabıları sıklıkla giyen kadınlar uzun vadede baldır kası kısalması yaşıyor. Ortalama 20 yıl sık periyodlarla topuklu ayakkabı giyen bir kadının calf kaslarındaki fiberler % 13’e kadar kısalabiliyor. Bu durum giyilen ayakkabının topuk boyunu 5cm kısa tutarak önlenebiliyor.

    Topuk ve bilek ağrısı: Ayak İçi ve eklem rahatsızlığı olan kadınların %64’ü sıkça destekli ve topuklu ayakkabı giyiyor. Yanlış uzayan ayak tırnakları: Buruna doğru sivrilen yüksek topuklu ayakkabıların yaptığı baskı, ayak tırnaklarının sağlıklı ve düzgün uzamasını da engelleyebiliyor. Bu durum deride yırtılma, tırnak uzayamamasından dolayı ağrı ve mantar enfeksiyonlarına sebep olabiliyor.

    • 185 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Mart 2020 Kategori : Sözlük.

    Arapça kökenli bir sözcük olan habibi sözcüğü, sevgili anlamını taşıyan bir sözcüktür. Daha genel manada sevilen kişi, seven kişi, sevilme durumundaki bireyler ve dostluk anlamındaki sevgiler için de kullanılan habibi kelimesinin bir de dini olarak bir anlamı bulunmaktadır.

    Bu anlam Müslümanlık dininde geçerlidir ve Hazreti Muhammed’e “habibullah” denilebilmektedir. Habibinin bir versiyonu olan habibullah kelimesi de Allah’In sevgilisi manasını taşımaktadır. Bu kelimenin özellikle gençler arasında ve popüler kültürü takip eden gençler arasında daha çok bilinir bir kelime olması, yakın zaman once sevilen pop sanatçısı Atiye’nin “Ya Habibi” isimli bir parçayı piyasaya sürmesidir. Şarkının sözlerinde “kalbimin sahibi, ya habibi” gibi tabirler geçtiğinden ötürü çoğıu genç kelimenin ne olduğunu merak ederek araştırmış ve sevgili manasına geldiğini öğrenmişlerdir.

    • 224 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 29 Şubat 2020 Kategori : Hayvanlar Alemi.

    Bir çeşit primattır

    • 264 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Şubat 2020 Kategori : Tarih.

    portolan haritası, ortaçağda yaygın olarak kullanılan denizcilik haritası. Günümüze ulaşan en eski denizcilik haritası, 1311’de Cenovalı Petrus Vesconte’nin yaptığı ve profesyonel haritacılığın ilk örneği olarak kabul edilen haritadır. Portolan haritalarında, merkezden rüzgâr ya da pusula noktaları yönüne uzanan ve kılavuzların limanlar arasında rota belirlemekte kullandığı radyal kerte çizgileri bulunur.

    Genellikle parşömen üstüne çizilen bu haritalar bir çerçeve içine alınır, başka süslemeleri de olurdu. Günümüze ulaşan yaklaşık 130 portolan haritasının Portekiz’de yapılan birkaçı dışında çoğu İtalya’da ya da Katalonya’da yapılmıştır. İtalyan portolan haritalarının genellikle yalnızca Batı Avrupa ve Akdeniz havzasını kapsamasına karşılık, Katalonya’ da yapılanlardan bazıları dünya haritası olarak kabul edilebilir.

    • 175 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 1 Şubat 2020 Kategori : Sözlük.

    İktisat : 1. Ekonomi
    2. Tutum
    iktisat etmek : para artırmak, tutumlu davranmak, tasarruf etmek
    millî iktisat : Ulusal ekonomi

    ÖRNEK CÜMLELER

    ***Bu sıkıntılı günlerde iktisatlı davranmalıyız.

    ***İktisat olsun diye eski elbiselerini yamıyordu.

    ***Bunca masrafın arasında hiç de iktisatlı davranmıyorsun.

    • 363 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 25 Ocak 2020 Kategori : Dünyanın Enleri.

    Şıklar neydi? Hemen reklama girdiler.

    • 257 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 8 Nisan 2019 Kategori : Ülkeler.

    ESTONYA

    • 368 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 8 Nisan 2019 Kategori : Matematik.

    60×60=3600 saniyedir…

    • 427 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 10 Ekim 2018 Kategori : Genel.

    Dünya üzerinde bilinen demir eşyaların geçmişi İÖ 3000 yılına dek uzanır Mezopotamya ve Mısırdaki Keops Piramidi’de bulunan bu demir eşyalarda kullanılan demirin göktaşlarından elde edildiği sanılmaktadır. İsrail’de yapılan kazılarda bulunan demir filizi ocaklarının ¡0 1700 yılından kaldığı sanılmaktadır. Bu ocaklarda ısı derecesi çok düşük olduğundan eritilemeyen demir, gözenekli topraklar biçiminde madenden ayrılırdı. Bu topağın içinde cüruf da kalıyordu. Bir çok kez ısıtılan ve sonra da dövülen maden, sonunda bir demir parçası biçimine getiriliyordu. Bir başka deyişle demir parçaları dövülerek işleniyordu.

    Yunanlılar demir işçiliğini hemen hemen tüm Akdeniz kıyılarına yaymışlar, İÖ 300-500 yılları arasında da Romalılar demirciliği Kuzey ve Batı Avrupa’ya tanıtmışlardır.

    Demir işçiliği birbirlerinden bağımsız olarak Çin’de, İ.Ö. 500’de Hindistan’da da İÖ. 800’de başlamıştır. Avrupa’da ilk demir döküm işlemi ortaçağın sonlarında gerçekleştirilmiştir. 14. yy’da demircilik “kuyu ocakları” nı (günümüzdeki eritme ocaklarının ilk biçimi) ve yüksek ısıyı sağlayan körükleri kullanmaya başlamışlardır. Eski tekniklerle elde edilen demirde çok az yabancı madde bulunuyordu. Hiç bir zaman tümüyle eritilemeyen bu demirin arılığı %99.9 kadardı. Ocaklarda elde edilen dökme demirdeyse yabancı maddeler daha çoktur, çünkü eriyen demir, artıklardan ve yakıttan (odun ve kömür) birçok yabancı maddeyi emer. Bu nedenle üründeki karbon oranı yüksek olur ve demirin işlenebilirlik özelliği azalır. Ancak günümüzde kısa ocaklarda karbonun yakılmasıyla bu olumsuz etki giderilmiştir. 18. yy’ın sonlarında İngiltere’de maden eritme ocaklarında ilk kez kok kömürü kullanıldı. Bu ülkede, 1720’de yalnız 30.000 ton olan demir üretimi, 1840larda 1.4 milyon tona yükseldi. 1856’da Henry Bessemer’in geliştirdiği yöntemle daha ucuz çelik elde edilmeye başlandı. 1865’te geliştirilen Martin yöntemini 1880lerde Thomas yöntemi izledi. Bütün bunlara koşut olarak da İngiliz çelik endüstrisinin 1870’de 200.000 ton olan üretimi 1900’de 5 milyon tona ulaştı. 19. yy’ın sonlarına doğru öteki Batı ülkelerine de yayılan bu dev gelişme “İkinci Endüstri Devrimi” ya da “İkinci demir çağı” nın başlangıcı olarak bilinir.

    • 530 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 2 Ekim 2018 Kategori : Mitoloji.

    Mısır Tanrısı Nun

    Nun, Mısır tanrılarının en eskisidir. Güneş Tanrısı Ra’nın babasıdır. Adı “su” anlamına gelir ve Ra-Atum’un yaratılışı başlattığı ilk kaosun sularını temsil eder. Nun’nun nitelikleri sınırsızlık, karanlık ve fırtınalı suların çalkantısıdır. Nun ile birlikte Heliopolis’in dokuz tanrısını oluşturan dört çift tanrı ve tanrıça da bu nitelikleri kendi kişiliklerinde toplamışlardı. Bu söylence, Mısır’daki çeşitli yaratılış söylenceleri arasında en yaygın olanıdır; bu söylencelerin tümünde Nun’nun sularından karılmış çamurdan bir tepeciğin yükselişi imgesine rastlanır. Mısırlılar, başlangıçtaki okyanusun hâlâ yeryüzünün çevresinde olduğuna inanırlardı. Bu nedenle her gün Güneş Tanrısı kaos sularından yükselince yaratılış söylencesi de yinelenmiş olurdu. Nun’nun ayrıca, bir yeraltı suyu ve Nil’in kaynağı olarak varlığını sürdürdüğüne inanılırdı.

    • 537 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 2 Ekim 2018 Kategori : Hayvanlar Alemi.

    Nudibranchia (çıplaksolungaçlılar), Gastropoda (karındanayaklılar) sınıfının Opisthobranchia (arttansolungaçlılar) altsınıfından deniz yumuşakçaları takımıdır. Kabuk, iç solungaç ve manto boşluğu bulunmayan bu takım üyelerinin parlak renklerle bezeli vücudunda değişik biçimlerde uzamış dış solungaçlar görülür. Başlarından çıkan duyarga benzeri uzantıların boyu 43 cm’ye ulaşabilir.

    Nudibranchia üyeleri hemen hemen bütün denizlerin sığ sularına yayılmıştır. Besinlerini başta denizşakayıkları olmak üzere öbür omurgasızlar oluşturur. Bazıları yüzerek (örn. Tethyidae familyası), bazıları da dipte sürünerek yer değiştirir.

    • 578 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Eylül 2018 Kategori : Coğrafya.

    Yurdumuzda Nüfus Kaybının Neden ve Sonuçları

    ***Ülkemizde anne ve bebek ölümlerinin fazla olması

    ***Ülkemizden sanayileşmiş Avrupa ülkelerine iş bulmak için yapılan göçler

    ***Ülkemizdeki önemli nüfus kayıplarından birisi de trafik kazalarıdır. Her yıl trafik kazalarında binlerce insan hayatını kaybetmektedir.

    ***Ülkemizdeki nüfus kayıplarının nedenlerinden biri de deprem, sel baskını, yangın, heyelan gibi doğal afetlerdir.

    ***Terör eylemleri de nüfus kaybının önemli nedenlerinden birisidir.

    • 497 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Carlo Pellegrini; takma adı ape (İngilizcede “maymun”, “taklitçi”) (d. Mart 1839, Capua, Napoli Krallığı – ö. 22 Ocak 1889, Londra, İngiltere), Vanity Fair dergisinde yayımlanan, ünlü ingilizlere ait portreleriyle tanınmış karikatürcüdür.

    Gençlik yıllarında, kendisinin de içinde olduğu Napoli sosyetesinden kişilerin sevimli karikatürlerini çiziyordu. Mutsuz bir aşk ilişkisi ve ardından da kız kardeşinin ölümü üzerine 1864’te İngiltere’ye gitti. Oradaki ilk çalışması Benjamin Disraeli’nin bir karikatürüydü ve 1869’da Vanity Fair’de yayımlandı. Bundan bir hafta sonra da William Gladstone portresi basıldı. Pellegrini bu arada “Ape” imzasını kullanmaya başlamıştı. En tanınmış yapıtlarından biri 1870’te yayımlanan Thomas Carlyle portresi olan Pellegrini’nin karikatürleri kendi yumuşak kişiliğiyle uyumlu, ince bir mizahın ürünüydü.

    • 442 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Pierre Joseph Pelletier; (d. 22 Mart 1788, Paris – ö. 19 Temmuz 1842, Paris, Fransa), alkaloitlerin kimyasal yapısının anlaşılmasına katkıda bulunan Fransız eczacı ve kimyacıdır.

    Paris Eczacılık Okulu’nda öğrenim gördükten sonra aynı yerde ders vermeye başladı; 1832’de kurumun yöneticisi oldu. 1817’de kimyacı Joseph-Bienaime Caventou ile birlikte bitkilerde fotosentez sürecinde rol oynayan yeşil renkli pigmenti ayırdı ve “klorofil” olarak adlandırdı. Daha sonra, ileride alkaloit olarak adlandırılacak bitkisel bazlarla ilgili çalışmalar yaptı. İlk olarak emetini, ardından da Caventou ile birlikte brusin, kinkonin, kolşişin, kinin, striknin ve veratnin alkaloitlerini buldu (1820). Ayrıca kafein, piperin ve pikrotoksin gibi bazı bileşikler üzerinde de önemli araştırmalar yaptı. Kısa süre içinde tedavi edici özellikleri ortaya çıkarılan bu bileşikler tıpta kullanılmaya başladı. Pek çok alkaloitin kimyasal çözümlemesini gerçekleştiren Pelletier, bu çalışmalarıyla alkaloit kimyasının temellerini attı.

    • 510 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Luigi Pelloux; (d. 1 Mart 1839, La Roçhe, Savoie – ö. 26 Ekim 1924, Bordighera, İtalya), İtalyan general ve başbakandır (1898-1900). Uyguladığı baskıcı politikalarla ülkeyi bunalımın eşiğine getirmiştir.

    1857’de Torino’daki askeri akademiyi bitirdikten sonra Avusturya birlikleriyle yapılan çeşitli çarpışmalara katıldı. 1880’de siyasete atılarak Temsilciler Meclisi’ne girdi. 1885’te generalliğe yükseltildi. 1891-92, 1892-93 ve 1896-97 yıllarında savaş bakanlığı yaptı. 1896’da senatör oldu. Haziran 1898’de yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi. Şubat 1899’da anayasal özgürlükleri büyük ölçüde kısıtlayan baskıcı bir yasayı yürürlüğe koydu. Mart 1899’da daha tutucu yeni bir hükümet oluşturdu. Şubat 1899’da çıkardığı yasayı daha da sertleştirmek isteyince 18 Haziran 1900’de istifaya zorlandı. 1900-02 arasında Torino’daki bir kolordunun komutanlığını üstlendi.

    • 465 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma