nescafe's Profile
Yardımsever
164
points

Sorular
45

Cevaplar
62

  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Hayvanlar Alemi.

    Pelobatidae, yaklaşık 10 cinsten 60 kadar tür içeren kurbağa familyasıdır. Üç altfamilyaya ayrılır. Bunlardan Megophryinae üyeleri Güneydoğu Asya’da, Pelodytinae üyeleri Avrupa ve Asya’nın güneybatısında, Pelobatinae üyeleri Kuzey Amerika, Avrupa, Batı ve Güneybatı Asya’da yaşar. Pelobatinae üyeleri Afrika’nın kuzeybatısında da sınırlı bir dağılım gösterir. Bu altfamilyayı oluşturan üç cinsten Pelobates ve Scaphiopus üyelerinde, arka ayakların iç yüzeyinde iyice gelişmiş, kazma işlevi gören birer çıkıntı vardır. Kurbağa, arka ayaklarındaki çıkıntıları kullanarak gevşek toprakları kazar ve açtığı oyuğa gömülür.

    Erişkinlerin uzunluğu 4-15 cm arasında değişir. Pelobates ve Pelodytes cinsleri Eski-dünya’ya dağılmıştır. Bunlardan toprak kurbağası (Pelobates syriacus) ve Kafkas kurbağası (Pelodytes caucasicus) Türkiye’de de görülür. Scaphiopus cinsinin Kuzey Amerika’ya dağılmış yedi türü vardır. Kazıcı türler gündüzleri toprağın içinde, öbürleri taşların altında gizlenirler.

    • 529 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Mutfak / Yemek.

    Pelte, paluze olarak da bilinir, kaynatılmış ve katılaştmlıp soğutulmuş meyve suyundan yapılan hafif tatlıdır. Besin değeri yüksek, sindirimi kolaydır.

    Suyu alınmaya elverişli vişne, çilek, böğürtlen, elma, ahududu, limon, portakal, kayısı, frenküzümü gibi meyveler az su ile kısa bir süre kaynatılır. Kevgirden geçirilerek çıkarılan meyve suyuna, ılık suda eritilmiş ve elekten geçirilmiş nişasta katılır. Bu karışım, topaklanmaması için tahta kaşıkla sık sık karıştırılarak kaynatılır. Kaynamaya başlayınca içine şeker eklenir. Kıvamını bulduktan sonra kâselere boşaltılır ve soğumaya bırakılır.

    Doğu ve Batı ülkelerinde çok eskiden beri yapılmakta olan bu tatlı bir tür jöle sayılabilir.

    • 521 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Coğrafya.

    Peloponnesos, Yunanistan’ın güneyinde yarımadadır.

    Akdeniz’e doğru uzanan geniş ve dağlık bir kara kitlesidir. Yüzölçümü 21.439 km2’dir. Antik Çağdan bu yana Yunanistan’ın önemli bölgelerinden biri olan Peloponnesos, Korinthos Kıs-tağıyla Yunanistan anakarasına bağlanır. Siyasal olarak Peloponnesos yönetim bölgesi (dhiamerisma) Akhaia, Argolis, Arkadia (Arkadhia), İlia (Elis), Korinthos, Lakonia ve Messinia illerini (nomos) kapsar. Adı, bir efsane kahramanı olan Pelops’un adası anlamına gelen Pelopos Nisos’tan gelir. Miken uygarlığı İÖ 2000’lerde yarımadadaki Mykenai, Tiryns ve Pylos (Navarin) gibi merkezlerde gelişti. Peloponnesos’taki Sparta kenti İÖ y. 5. yüzyıldan 2. yüzyıldaki Roma istilasına değin, Yunanistan’da ekonomik ve siyasal egemenlik sağlama mücadelesinde uzun süre Atina’nın en büyük rakibi oldu. 13. yüzyılda Frankların eline geçen yarımada, 200 yıl sonra Bizans imparatorları tarafından geri alınana değin Frank egemenliği altında kaldı. 1460’ta Osmanlılar tarafından fethedildi. 14. yüzyılda önce kuzeybatıdaki bir dutçuluk bölgesi olan Elis, sonra da bütün yarımada Mora (Yunancada “dut”) adıyla anılmaya başladı. Mora Despotluğu’nun da merkezi olan yarımadanın günümüzdeki en önemli kenti, Yunanistan’ın bağımsızlığından bu yana ticari önemi sürekli artan, kuzeydeki Pâtrai’dir (Patras).

    • 493 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Bilim.

    Peltier etkisi, iki farklı iletkenden yapılmış bir malzemeye elektrik akımı uygulandığında, bağlantı noktasının bir yanı soğurken öteki yanının ısınması olayıdır.

    İki farklı yarıiletkenden yapılmış devrelerde bu etki daha da güçlüdür. Bir pilin kutuplarına bağlanan iki bakır telin boşta kalan uçları bizmuttan yapılmış bir telin uçlarına bağlanırsa, akımın bakırdan bizmuta doğru geçtiği bağlantı noktasında sıcaklık artışı, akımın bizmuttan bakıra doğru geçtiği bağlantı noktasında ise sıcaklık azalması ortaya çıkar. 1834’te Fransız fizikçi J.-C.-A. Peltier’nin bulduğu bu etkiden, 1960’larda termoelektrik soğutucuların yapımında yararlanılmıştır.

    • 519 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Tarih.

    Pelusium, Nil Irmağının en doğudaki ağzında kurulu Eski Mısır kentidir.

    Kaynaklara göre Eski Mısırlılarca Sainu ve Per-Amon (Amon’un Evi) adlarıyla anılıyordu. Port Said’in 32 km kadar güneydoğusundaki Tel Ferama kentinin adını Per-Amon’dan aldığı sanılır. Kitabı Mukaddes’te “Mısır’ın kalesi” olarak geçen (Hezekiel 30:15) Pelusium, 26. ve sonraki sülaleler döneminde Filistin’e karşı başlıca sınır kalesi ve Asya’dan gelen mallar için bir gümrük noktasıydı (İÖ 525). II. Kambyses komutasındaki Pers kuvvetleri, Sais firavunlarından III. Psamtik’i (Psammetikos) burada yendiler. Pers egemenliğinin yıkılmasından sonra önemli bir savunma noktası olan kent, Roma yönetimi altında Kızıldeniz’e giden yolda bir ticaret merkezi olarak kullanıldı. Kentte Roma dönemi kalıntıları vardır.

    • 486 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Coğrafya.

    Pemba Adası, Arapça Cezîretul-hudre, Hint Okyanusunda Tanzanya’ya bağlı adadır.

    Doğu Afrika kıyılarının 56 km açığında, Tanzanya’nın Tanga limanının karşısında yer alır. Yüzölçümü 984 km2, uzunluğu 67 km, genişliği ise 22,5 km’dir. Arapça adı “yeşil ada” anlamına gelen Pemba dünyanın başlıca karanfil üreticisidir. Zengibar gibi, Pemba’nın nüfusu ve kültürü de büyük ölçüde Afrika anakarasından, Ortadoğu’dan ve Hindistan Yarımadasından gelen göçmenlerden etkilenmiştir. Adanın yönetim merkezi batıdaki Wete’dir.

    • 519 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Genel.

    Pembe Kuvars;  silis minerali kuvarsın yarı saydam, çoğunlukla bulanık görünümlü ve iri taneli türüdür. Soluk ile parlak pembe arasında değişen rengiyle ayırt edilen ve değerlendirilen taşın renginin içerdiği manganezden geldiği sanılır. Tıraşlanarak parlatılan pembe kuvarstan çok eskilerden beri değerli taş olarak yararlanılagelmiştir. Sütsü görünümü, çok ince iğne benzeri rutil kalıntılarına (enklüzyon) bağlanır. Bulunduğu başlıca yerler Brezilya, isveç, Namibia ve ABD’de California ile Utah’tır. Özellikleri kuvarsınkiler gibidir.

    • 514 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Pelopidas (ö. İÖ 364, Kynoskephalai, Tesalya), Thebaili devlet adamı ve komutandır. Epaminondas’la birlikte Yunan anakarasında Thebai egemenliğini (İÖ 371-362) kurmuştur.

    Spartalıları desteklemek üzere İÖ 385’te Mantineia’ya gönderilen Thebai askerleri arasında yer aldı. Ağır bir yara aldıysa da Epaminondas tarafından kurtarıldı. Thebai Kalesi’nin İÖ 382’de Spartalıların eline geçmesi üzerine Atina’ya kaçtı ve Thebai’yi kurtarmayı amaçlayan bir hareketin başına geçti. Yandaşlarının İÖ 379’da halkı ayaklandırarak Sparta kuvvetlerini teslim almasından sonra boiotarkh seçildi. İÖ 375’te Tegyra’da (Orkhomenos yakınları, Boiotia), İÖ 371’de Leuktra’da Spartalıları yenen 300 kişilik seçkin piyade birliğine komuta etti. Tesalya kentlerinin çağrısı üzerine, İÖ 369’da Pherai tiranı Aleksandros’un bölgeye egemen olma girişimini önledi ve Makedonya kralının kuvvetlerini Tesalya dışına sürdü. Daha sonra Aleksandros’a tutsak düştü; Thebaililerin iki seferinin ardından serbest bırakıldı. Sonunda Aleksandros’u İÖ 364’te Kynoskephalai’de yendi, ama bu çarpışmada öldürüldü.

    • 602 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 17 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Samuel Arnold; (d. 10 Ağustos 1740, Londra – ö. 22 Ekim 1802, Londra), 36 cilt tutan Handel derlemesi ile, bir bestecinin tüm yapıtlarını yayımlamaya girişen ilk bestecidir. Daha sonraki araştırmalarla bu derlemenin eksik olduğu saptanmıştır.

    Kraliyet Şapeli’nde eğitim gören Arnold, Covent Garden Tiyatrosu’na besteci olarak girdi. İlk prodüksiyonu The Maid of the Mill (1765; Değirmenci Kız) oldu. Bunun arkasından Haymarket’teki Kraliyet Tiyatrosu müzik direktörlüğü (1777), Kraliyet Şapeli orgculuğu ve besteciliği (1783) ve Westminster Abbey orgculuğu (1793) görevlerinde bulundu. Besteleri arasında baladlar, operalar, farslar, pantomim müzikleri, sonatlar, senfoniler ve oratoryolar bulunmaktadır. Bir ayin müziği derlemesi olan Cathedral Music (1790; Katedral Müziği) adlı çalışması, William Boyce’un Cathedral Music’ ine önemli bir ek oluşturur.

    • 518 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 17 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Henry Harley Arnold; (d. 25 Haziran 1886, Gladwyne, Pennsylvania, ABD – ö. 15 Ocak 1950, Sonoma, California), hava strateji uzmanı ve II. Dünya Savaşı’nda ABD Kara Kuvvetleri Hava Birliği komutanıdır.

    Uzun süre Kara ve Deniz Kuvvetleri’ne eşit statüde ayn bir hava kuvveti kurulmasını savunarak sonunda amacına ulaşmıştır. New York’a bağlı West Point’teki ABD Askeri Akademisi’nden 1907’de mezun olan Arnold, 1911’de Orville Wright’tan uçuş eğitimi aldı. Hava Birliği saflarında yükselerek 1938’de komutan oldu. O sıralar ABD’de hüküm süren tecrit siyasetine karşın, havacılık kuruluşlarına daha çok ödenek ayrılması ve Müttefiklere askeri yardımın artırılması için diretti. Savaş sırasında ABD Kara Kuvvetleri Hava Birliği’nin dünyanın her yanındaki harekâtlarına komuta etti. ABD Genel Kurmay Heyeti’nde ve Müttefikler Ortak Genel Kurmayı’nda havacı temsilcisi olarak yer aldı; burada stratejik hava bombardımanları konusunda büyük etkisi oldu. Aralık 1944’te Kara Kuvvetleri’nde generalliğe yükseltildi. Beş yıldızlı general olan Arnold daha sonra da Hava Kuvvetleri’nde generalliğe getirilerek bu rütbeye yükselen ilk kişi oldu. 1947’de kabul edilen Ulusal Savunma Yasası’yla, uğrunda çaba gösterdiği bağımsız ABD Hava Kuvvetleri kuruldu.

    • 452 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 17 Temmuz 2018 Kategori : Sağlık.

    Arnold-Chiari malformasyonu, merkez sinir sistemi yapılarında görülen doğumsal bozukluktur. Beyincik yarımyuvarları ile beyinsapının, artkafa kemiğinin büyük deliğinden çıkarak, ikinci boyun omurunun bulunduğu noktaya kadar inmesinden kaynaklanır. Bazı omurga ve omurilik bozukluklarıyla birlikte görülen hastalığın belirtileri, kafa içinde sıvı toplanmasına bağlıdır. Gözler arasındaki açıklığın fazla olduğu bir yüz kusuru ve zekâ geriliği gösteren hastalara genellikle tedavi uygulanmamakla birlikte, ilerleyici özellikteki olgularda cerrahi girişime başvurulabilir.

    • 469 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 17 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Klas Pontus Arnoldson; (d. 27 Ekim 1844, Göteborg – ö. 20 Şubat 1916, Stockholm, İsveç), 1908 Nobel Barış Ödülü’nü Fredrik Bajer ile paylaşan siyaset adamıdır. Norveç-İsveç Birliği’nde doğan sorunların çözümünde ağırlıklı rol oynamıştır.

    Demiryolu kâtipliğinden istasyon şefliğine kadar yükseldi (1871-81). Daha sonra demiryollarındaki işini bırakarak kendini tümüyle siyasete ve barış mücadelesine adadı. 1881’de İsveç Parlamentosu’na (Riksdâg) seçildi. Tutkulu bir barış yanlısı olan Arnoldson, Kuzey ülkelerinin tarafsızlığını destekledi, 1883’te İsveç Barış ve Uzlaştırma Derneği’ni kurdu.

    Arnoldson, Norveç ile İsveç arasındaki anlaşmazlığın tehlikeli boyutlar kazandığı 1890’dan sonra her iki ülkede de barışçı çözümden yana bir kamuoyu oluşması için tüm gücünü kullandı. Bunun için, etkileyici hitabet yeteneğinden de yararlandı. Çabaları, 1905’te her iki ülkenin de onayıyla birliğin dağıtılmasıyla olumlu sonuca ulaştı.

    • 450 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 2 Mart 2018 Kategori : Genel.
    • 1114 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 28 Şubat 2018 Kategori : Kimya.

    Para Aminosalisilik Asit  (pas), aminosalisilik asit olarak da bilinir, verem tedavisinde, izoniyazit ya da streptomisinle birlikte kullanılan ilaç. Ağızdan alınan PAS tek başına kullanıldığında çok hafif etki gösterir. İlk kez 1946’da kullanılan para-aminosalisilik asit öbür verem ilaçlarıyla birlikte alındığında verem basilinin direnç kazanmasını önler ya da geciktirir.

    • 890 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Şubat 2018 Kategori : Psikoloji.

    Sosyal öğrenmeyi etkileyen faktörler

    a) Gözlemcinin Özellikleri
    -Karşılıklı belirleyicilik
    -Sembolleştirme kapasitesi
    -Öngörü kapasitesi
    -Dolaylı öğrenme kapasitesi
    -Öz-düzenleme kapasitesi
    -Öz-yargılama kapasitesi

    b)Modelin Özellikleri
    -Modelin benzerliği
    -Modelin yaşı
    -Modelin cinsiyeti
    -Modelin statüsü
    -Modelin prestiji
    -Modelin uzmanlığı

    c) Davranışın Özellikleri
    -Modelin sonucu olumlu olan davranışları
    -Gözlemcinin ilgisini çeken davranışlar
    -Gözlemcinin ihtiyacını karşılayan davranışlar
    -Gözlemciyi amacına ulaştıran davranışlar
    -Modelin anlamlı ve basit davranışları.

    • 771 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma