Tesla's Profile
Çaylak
95
points

Soru Sayısı
22

Cevaplar
45

  • Çaylak Soruldu on 14 Mart 2020 Kategori : Matematik.

    Hayır yanlış cevap 2520 olacak

    • 506 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 16 Şubat 2020 Kategori : Rüya Tabirleri.

    Rüyada kendinizi herhangi bir iş için aday mevkiinde görmek: Eğer hakikaten böyle bir işte adaylığınız varsa kazanacağınıza, eğer adaylığınız yoksa, hayatta muvaffakiyet kazanacağınıza işaret sayılır.

    • 72 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 17 Ocak 2020 Kategori : Sözlük.

    Zifaf : Gerdek

    zifafa girmek : gerdeğe girmek

    “Zifafa girdiği gece kaynatası ölüverdi.” – Ö. Seyfettin

    Zifaf Kelimesi Cümle İçinde Kullanımı

    *** 3 gün süren düğün sonrasında zifafa gireceği esnada oluşan deprem tüm planları alt üst etti.

    • 136 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 2 Ekim 2018 Kategori : Seyahat.

    Novi Sad, Sırbistan’daki Vojvodina özerk bölgesinin merkezi kenttir. Belgrad’ın kuzeybatısında, Belgrad-Budapeşte demiryolu üzerinde yer alır. Tuna kıyısında bir aktarma limanıdır. Backa kanal sistemi Tuna ile Novi Sad’da birleşir. Kent, Kuzey Vojvodina’nın ekonomik ve kültürel merkezidir. Bölge nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Macar azınlık da burada yoğunlaşmıştır.

    18. yüzyıla değin Novi Sad, Petrovaradins-ki sanac (Petrovaradin Hendeği) adlı küçük bir balıkçı köyüydü. Sırplann Tuna kıyısında inşa ettiği Petrovaradin Kalesi, Osmanlı topraklarının yöreye kadar uzanması üzerine Avusturyalılarca genişletilip güçlendirildi (1699). Novi Sad zamanla Sırp kültürünün merkezi haline geldi. 1826’da kurulan bir kültür derneği, bugün de Sırp-Hırvat dili dışındaki dillerde yayınlarını sürdürmektedir.

    Verimli bir tarım bölgesinde yer alan kentte her yıl uluslararası bir tarım fuarı düzenlenir. Sanayi ürünleri dokuma, porselen, yağ, sabun, gıda maddeleri, elektrikli aletler ve diş hekimliği araçlarıdır. Aynca bir petrol arıtma tesisi bulunur. Kentte bir üniversite, bir güzel sanatlar akademisi ve Sırp Ulusal Tiyatrosu (1861) yer alır.

    • 294 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 18 Eylül 2018 Kategori : Bilim.

    Ay’a dünyadan bakıldığında sadece aynı yüzü görülür. Bu görülen yüzü Ay’ın %59’luk alanını kaplar. Geriye kalan %41’lik alanı göremeyiz. Hatta bu görülmeyen yüzüne Ay’ın karanlık yüzü denilmiş, bu konuda hikayeler uydurulmuştur. İşin aslı bu yüzü karanlık değildir. Zaman zaman bu yüz de Güneş tarafından aydınlatılır. Ayın sadece bir yüzünü görebilmemizin sebebi Ay’ın kendi ekseni etrafında dönem süresi ile Dünya etrafında dönme süresinin hemen hemen aynı olmasıdır. Ay kendi ekseni etrafındaki dönüşünü yaklaşık 29 gün 8 saatte tamamlar.

    • 277 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 14 Temmuz 2018 Kategori : Kimya.

    Arsenyürler, bir ya da daha çok metalin arsenik (As) ile oluşturduğu bileşikleri içeren azrak mineraller grubudur. Metal atomlarının düzeni hemen her zaman düzgün sekizyüzlü ya da düzgün dörtyüzlü biçimindedir. Birinci durumda her metal iyonu, karşıt yüklü altı arsenik iyonundan oluşan bir sekizyüzlünün içinde yer alır. İkinci durumda ise her metal iyonu, dörtyüzlü düzendeki karşıt yüklü altı komşu iyonla çevrilidir. Yapısal olarak sülfürlere (örn. galen, sfalerit, arjiroz) benzeyen arsenyürler çoğu zaman bu grup içinde sınıflandırılır (bak. sülfür).

    En sık rastlanan arsenyür mineralleri nikolit (NiAs) ve skuterudittir (C0AS3). Hekşagonal bakışımlı, düşük ısılı bir hidrotermal mineral olan nikolit, çoğunlukla nikel, kobalt ve gümüş sülfürler ile birleşmiş halde bulunur. Buna karşılık skuterudit, kübik bakışımlı, normal ve yüksek ısılı bir hidrotermal mineraldir ve arsenopirit, doğal gümüş ve bizmut ile birleşmiş halde görülür.

    Bütün arsenyürler metal parlaklığındadır ve ışık geçirmezler. Özgül ağırlıkları büyük, sertlikleri ise normal ve daha azdır. Arsenyür minerallerinin moşerit, nikolit, ramelsbergit, smaltit, skuterudit, saflorit ve lölingit biçiminde sıralanışı, indirgenme ortamından yükseltgenme ortamına geçiş sırasını yansıtır.

    • 340 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 14 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Arsenios Autoreianos (d. y. 1200, Konstantinopolis – ö. 1273, Prokonnesos Adası, Marmara Denizi), görevden alınışı Bizans Kilisesi’nde önemli bir bölünmeye yol açan Konstantinopolis (İstanbul) patriğidir. Bizans imparatoru II. Theodoras Laskaris tarafından 1255’te Nikaia (İznik) patrikliğine atanması üzerine Arsenios adını aldı. 1259’da, Theodoros’un oğlu ve meşru veliahtı IV. İoannes’e ve tahtı onunla paylaşan VIII. Mikhail Palaiologos’a taç giydirdi. İoannes’in Mikhail tarafından saf dışı edilmesi üzerine bir manastıra çekildiyse de, Konstantinopolis’ in 1261’de Latinlerden geri alınması üzerine görevi yeniden kabul etmeye razı oldu. Mikhail, İoannes’i kör ettirip sürgüne gönderince, Arsenios imparatoru aforoz etti ve bu nedenle 1265’te görevden alındı. Sürgüne gönderildiği Prokonnesos’ta yazdığı vasiyetname, çağının tarihine ilişkin önemli bir kaynaktır.

    Arsenios’un patriklikten alınmasından sonra imparatorluk, Arseniosçular ve İosephosçular (Arsenios’tan sonraki ikinci patrik İosephos’un yandaşları) arasında ikiye bölündü. 1274’te toplanan II. Lyon Konsili’nde Mikhail’in temsilcileri papanın Rum Ortodoks Kilisesi üzerindeki üstünlüğünü kabul edince, Arseniosçular, Mikhail’ in bu olayla doruğuna varan Latin yanlısı politikasına kesin olarak karşı çıktılar. Mikhail’in ölümünden sonra Bizans’ın, bu konsile ve konsil kararlarına imparatorluk politikası olarak sahip çıkmaktan vazgeçmesine karşın, 1310’a değin Arseniosçuluk varlığını sürdürdü. Bu tarihte Patrik Niphon, Arsenios’un naaşım Konstantinopolis’teki Ayasofya Kilisesi’ne gömdürdü.

    • 305 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 14 Temmuz 2018 Kategori : Jeoloji.

    Arsenopirit, mispikel olarak da bilinir, demir arseniyosülfür (FeAsS) mineralidir. En önemli arsenik cevheridir. Yüksek sıcaklıklarda oluşmuş cevher damarlarında bulunur. Yaygın görüldüğü yerler Meksika’da Mapimi, ABD’de Montana’da Butte ve İsveç’te Tunaberg’dir. Arsenopirit, monoklinik ya da triklinik sistemde, ortorombik biçimde kristalleşir. Ama bu kristallerin fiziksel görünümü, simetrilerinin belirlenmesi açısından çoğu kez yanıltıcı olabilir. Demirin yerini kısmen kobaltın aldığı mineral dizisine kobaltlı arsenopiritler; Co:Fe oranı 1:2 ile 6:1 arasında değişen minerallere ise glaukodot adı verilir. Ufalanma, bu sülfürlerin arsenatlara dönüşmesine yol açar. Böylece, arsenopirit skorodite, glaukodot da eritrite dönüşür.

    Daha Detaylı Bilgi İçin

    • 360 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 30 Haziran 2018 Kategori : Biyografi.

    Atilla Alpöge (d. 29 Mayıs 1935, İstanbul), oyun yazarı ve şehircilik uzmanıdır. Yazdığı Çürük Elma (1962) oyunuyla ünlendi. Teknik Üniversite Tiyatrosu ve Genç Oyuncular topluluğunun kurucuları arasında yer aldı.

    Ortaöğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’ni bitirdi (1961). 1957’de kurulan Genç Oyuncular adlı amatör tiyatronun en etkin üyelerinden biri olan Alpöge burada oyun yazarlığına yöneldi. Tavtati Kütüpati (1959) ve Vatandaş Oyunu (1962) adlı oyunların toplu yazımına katıldı. Çürük Elma adlı oyunu, sahnelenmesindeki sadelik, oyun kişilerinin azlığı ve konunun ilginçliği nedeniyle birçok amatör tiyatro topluluğu tarafından oynandı. Bir süre kaldığı ABD’den döndükten sonra kuruluşuna katıldığı Dostlar Tiyatrosu’nda sahnelenmek üzere Ha Me Ka Ha Ha Pe adlı oyunu yazdı. Bir süre İstanbul belediyesinde danışmanlık yaptı. Halen (1992) Paris’te, OECD Teknik İşbirliği Servisi’nde görev almıştır.

    • 367 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 30 Haziran 2018 Kategori : Genel.

    Alphorn, alpenhorn ya da alp boynuzu olarak da bilinir, Alpli çoban ve köylülerin, birbirleriyle haberleşirken ya da gündelik törenler ve mevsimlik şenlikler sırasında çaldıkları uzun borudur. İçi oyulan ya da yer yer delinen ahşap, huşağacı kabuğu ile kaplanır. Düz olanların uzunlukları 4 m’yi bulur. 19. yüzyıl ortalarından beri, özellikle İsviçre’de yapılanların çan biçimindeki uç bölümleri yukarıya doğru kıvrıktır. Ötekiler, özellikle Doğu Alpler’de yapılanlar ise trompet biçimindedir. S biçiminde olanlarına da rastlanır. Ses alanı bakımından genellikle doğal (pistonsuz) F-kornoya (bas portesinin altına yazılan fa’dan yaklaşık üç oktav yukarı) benzer.

    Romalı tarihçi Tacitus (İS y. 56-120), yazılarında alphorndan söz eder. İskandinavya, Litvanya, Karpatlar ve Pireneler’de de benzer müzik aletleri kullanılır.

    • 447 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 29 Haziran 2018 Kategori : Kimya.

    Allopurinol; gut (damla) hastalığının tedavisinde kullanılan organik bileşiktir. Allopurinol, gut hastalarının kanında normalden çok fazla miktarda bulunan ve eklemlerde, böbreklerde, başka dokularda katı birikintiler oluşturan ürik asitin yapımını engelleyici bir maddedir.

    Kronik gut hastalığının Allopurinolle tedavisi genellikle çok uzun zaman alır. Kan serumundaki ürik asit miktarı ilacı kullanmaya başladıktan hemen sonra düşerse de, katı birikintilerin vücuttan atılması 6-12 aylık bir tedaviyi gerektirir. Probenesit ya da sülfinpirazon kullanımının alerji tepkilerine yol açtığı kişilerde, böbrek işlevlerinin hastalık nedeniyle ya da başka ilaçların yan etkileriyle zarar gördüğü durumlarda Allopurinol tercih edilir.

    • 781 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 29 Haziran 2018 Kategori : Biyografi.

    Hüseyin Alp; (d. 1935, Kangal, Sivas – ö. 9 Ocak 1983, İstanbul), Türk basketbolcudur. Spora çok geç yaşta başlamasına karşın 2.14’lük boyu ve dev cüssesiyle Türkiye’nin en başarılı pivotları arasına girmiştir.

    Basketbola Sivas 4 Eylül Gençlik Spor Kulübü yöneticilerinin çabalarıyla, 26 yaşında İstanbul’da başladı ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) transfer oldu. 1961-65 arasında İTÜ’nün başarılarına katkıda bulundu. Daha sonra İzmir’in Altınordu Kulübü’ne geçti. Basketbol Milli Takımı’nda 73 kez yer aldı. Sporu 1974’te bıraktı. Anılarını Potaların Altında 13 Yıl adlı kitabında topladı. Bu arada bazı filmlerde de rol aldı.

    • 386 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 27 Eylül 2017 Kategori : Sağlık.

    onkogen, kanserleşmeye ya da ur oluşmasına yol açan süreçleri başlatarak etki gösteren dezoksiribonükleik asit (DNA) parçasıdır. Önceleri bu tür kalıtsal bilginin yalnız onkojenik virüslerde bulunduğu ve konak hücrenin DNA’sına eklenerek konağı kötü huylu hücreye dönüştürdüğü düşünülüyordu. 1980’lerin başında onkogenlerin insan da içinde olmak üzere çok sayıda memeli türünün normal hücrelerindeki kalıtım maddesiyle bütünleşmiş olduğu gösterildi. Normal hücrelerde onkogenlerin “sessiz” olduğu, etki göstermediği düşünülmektedir. Etkinin herhangi bir nedenle ortaya çıkmasıyla hücrelerin kötü huy kazandığına ilişkin kanıtlar vardır. Bu alandaki araştırmalar, sessiz onkogenleri etkin duruma getiren nedenlerin ortaya çıkarılması üzerinde yoğunlaşmıştır.

    • 675 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 27 Eylül 2017 Kategori : Hayvanlar Alemi.

    Oniscus, Crustacea (kabuklular) sınıfının Isopoda (eşayaklılar) takımından kara omurgasızları cinsidir. Geniş bir coğrafi dağılım gösteren O. asellus 18 mm’lik bir uzunluğa erişebilir. Vücudu oval biçimli, boz renkli, oldukça yassılaşmış ve kemerlidir. Vücudunu üstten kitinli geniş levhalar örter. Yedi çift bacağı vardır. Birinci duyarga çifti körelmiş, ikinci duyarga çifti vücudunun yarısından uzun ve dirseklidir. Taşların altında, yaprak döküntülerinin arasında ve bodrum, kiler gibi nemli yerlerde yaşar.

    • 797 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Çaylak Soruldu on 29 Ağustos 2017 Kategori : Biyografi.

    İbn Ebi Usaybia, asıl adı muvaffakeddin ebu’l-abbas ahmed bin el-kasım (d. 1198, Kahire – ö. 1270, Serhad, Mısır), İslam hekimlerinin biyografilerini de içeren tıp tarihine ilişkin yapıtıyla ünlü Arap hekim ve yazardır.

    Ünlü göz hekimi el-Kasım’m oğluydu. Kahire’de dönemin ünlü hekimlerinden tıp öğrenimi gördü. Daha sonra en-Nâsırî Hastanesinde göz hekimi olarak çalıştı. Burada Sadid bin Ebi’l-Beyan el-İsraili’nin derslerini izledi. Son yıllarında Serhad’da Emir İzzeddin Aydemir’in özel hekimliğini yaptı ve orada öldü. İbn Ebi Usaybi’a kitaplarını yazarken Yahudi hekim Ümran bin Sadaka’nın kitaplığından yararlandı. Tıp tarihi için önemli bir kaynak niteliğindeki Uyunu’l-Enbâ fi Taba-katü’l-Etibba (1882) adlı yapıtında 400 kadar tıp bilgini ile Hint ve Yunan tıbbı üzerine bilgiler verdi ve günümüze ulaşamayan bazı kitaplardan bölümler aktardı. Öteki kitapları günümüze ulaşmamıştır.

    • 909 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma