yakarimdolarlari's Profile
Yardımsever
161
points

Sorular
57

Cevaplar
69

  • Yardımsever Soruldu on 22 Temmuz 2020 Kategori : Edebiyat / Dil Bilgisi.

    Hoca Ahmet Yesevi bir Türk’tür. O dönemde Türkler baskı altındaydı ve Türklere erişimin yegane yolu Türkçe’yi etkin bir şekilde kullanmaktır. Aksi takdirde toplumun çok önemli bir kesimine ulaşmak imkansız olacaktı.

    • 214 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 26 Mayıs 2020 Kategori : Coğrafya.

    Kuopio, Finlandiya’nın orta güney kesi­minde il (lääni) ve il merkezi kent. Kuopio kenti Kalla Gölünün kıyısında yer alır. 1653’te kuruldu. Kral III. Gustaf’ın yeni kent planlarının hazırlanmasını emrettiği 1776’ya değin büyükçe bir köy olarak kaldı.

    1782’de belediye yapıldı. Günümüzde Fin­landiya Ortodoks Kilisesi’nin ve bir pisko­posluğun merkezi olan kentte bir ilahiyat okulu bulunur. Önemli su ve demir yolları­nın geçtiği kentin ülkenin öteki bölgeleriyle havayolu bağlantısı da vardır. Aynca Kuo­pio ilinin kültürel ve ekonomik merkezi durumundadır. Sanayisi orman ürünleri, un ve alkollü içki üretimine dayanır. Yakınlardaki Savo Gölü ve ormanlar çok sayıda turist çeker. Gene yakınlarda yer alan Puijo Tepesi ise Finlandiya’nın en ünlü kayak merkezlerinden biridir.

    Kuopio ilinin 16.719 km2‘lik yüzölçümü­nün yaklaşık beşte biri göllerle kaplıdır. Büyük Savo Ormanının kuzey kesimleri de il sınırları içinde kalır. Kuopio dışındaki başlıca kentler Iisalmi ve Varkaus’tur. Finlandiya liginde yer alan Kups Kuopio takımı da bu kentin takımıdır.

    • 184 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 21 Şubat 2020 Kategori : Sözlük.

    “İrat” : 1. Gelir
    “Şenlik pansiyonerleri de ekseriyetle iratları düzgün kimseler değildir.” – H. R. Gürpınar
    2. Gelir getiren mülk
    “Zavallının iratlarında oturan kiracılarla uğraşarak kırmadığı koz, çevirmediği dolap kalmıyordu.” – Ö. Seyfettin
    3. Söyleme

    “irat etmek ” : söylemek

    “iradımesel ” : Bir düşünceyi atasözleri, özdeyiş vb. ile güçlendirme

    • 292 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 23 Ocak 2019 Kategori : Mitoloji.

    En çok yıldırım çeken meşenin kutsallığı ondan gelir. Gökyüzü tanrısı olarak sık sık Dievs’le karıştırılır. İşlevleri ve görünümü bakımından Slav tanrısı Perun’a, Germen’tanrısı Thor’a ve Yunan tanrısı Zeus’a benzer. Baltık tanrılarının en gözdesi olduğu sanılan Perkûnas, Litvanca dievas’ın (tanrı) arkaik kü-çültmeli biçimi olan dievaitis adıyla da anılır.

    • 371 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Ekim 2018 Kategori : Sözlük.

    Ayatana (Sanskrit dilinde “alan, taban”), Budacı felsefede, bilgi alanı.

    İnsanın fiziksel varlığı, altı bilme yetisi (beş duyu organı ve zihin) ile bunların karşılığı olan altı nesne kategorisini içeren 12 ayatana’dan oluşur. Dünyanın unsurlarına ilişkin bu sınıflandırma, insan deneyimine dayalıdır ve Budacı filozoflarca, bu dünyadaki her şeyin geçici, acı dolu ve önemsiz olduğunu açıklamakta kullanılır.

    • 420 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 26 Eylül 2018 Kategori : Müzik.

    parafraz, müzikte, bir motif, melodi parçacığı ya da melodinin, hatta bütün bir parçanın başka bir kullanım için yeniden bestelenmesi ya da değişik bir bağlamda işlenip geliştirilmesi. Özellikle Rönesans missa ve motetlerinde çok kullanılmıştır. Ayrıca klavye yapıtlarına da uygulanmış, melodi sık sık bölünmüş, zaman zaman da yeni sesler eklenmiş ya da kısaltılmıştır. Parafraz uygulanan bir melodi yeni bir bestenin ses partilerinden birinde yer alabilir. Örneğin Guillaume Dufay’ın Alma redemptoris mater (Kurtarıcının Sevgili Annesi) motetinde böyledir. Ya da Josquin des Prez’in Missa pange lingua’sındaki (Şarkı Söyle Ey Dilim) gibi melodik taklit aracılığıyla bütün ses partilerinde ortaya çıkar.

    19. yüzyıl müziğinde terim biraz farklı anlamlar kazanmıştır. Piyano ve başka çalgı virtüözleri hem operaların, hem de birbirlerinin yapıtlarının çok ince işlenmiş parafrazlarını yapmışlardır.

    • 689 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 19 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Lester Bowles Pearson; (d. 23 Nisan 1897, Toronto – ö. 27 Aralık 1972, Ottawa, Kanada), 1963-68 arasında başbakanlık yapan Kanadalı siyaset adamı ve diplomattır. 1956’daki Süveyş Bunalımı’nın çözümüne ilişkin çabaları nedeniyle 1957’de Nobel Barış Ödülü’nü almıştır.

    Toronto Üniversitesi’nde ve Oxford’da öğrenim gördü. I. Dünya Savaşı’na katıldıktan sonra Toronto Üniversitesi’nde tarih dersleri verdi (1924-28). 1928’de Dışişleri Bakanlığı’na girerek birinci sekreter oldu. 1931’de iki kez kraliyet komisyonunda görev aldı. 1935’te danışman olarak Kanada Yüksek Komiserliği’nin Londra bürosuna atandı.

    1941’de Kanada’ya geri çağrılan Pearson, 1945-46 yıllarında Washington büyükelçiliğinde bulundu. 1946-48 arasında Birleşmiş Milletler’de (BM) Kanada’yı temsil etti. 1947’de BM Genel Kurulu Siyaset ve Güvenlik Komitesi’nin başkanlığını yürüttü. Bu görevi sırasında Filistin’in paylaşılması sorununun sonuçlandırılmasına katkıda bulundu. 1948’de Louis Saint Laurent başkanlığındaki Liberal hükümette dışişlerinden sorumlu devlet bakanlığına getirildi. 1951’de Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO) genel sekreteri oldu. 1958’de Kanada Liberal Partisi başkanı, 1963’te de başbakan oldu. 1968’de başbakanlıktan istifa ederek siyasal yaşamdan çekildi.

    • 489 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 19 Ağustos 2018 Kategori : Biyografi.

    Sam Peckinpah; asıl adı David Samuel Peckinpah (d. 21 Şubat 1925, Fresno, California – ö. 28 Aralık 1984, Inglewood, California, ABD), şiddet öğesine ağırlık veren filmleriyle ünlü ABD’li sinema yönetmeni ve senaryo yazarıdır.

    Önceleri western türü televizyon filmlerinin (“Gunsmoke”, “The Westerner”, “The Rifleman”) senaryo yazarlığını ve yönetmenliğini yapıyordu. The Deadly Companions (1961; Can Yoldaşları) filmiyle sinema yönetmenliğine geçti. Ride the High Country (1962) ve Major Dundee (1965; Kahraman Binbaşı) gibi filmlerinde Amerika’ nın değişmiş, eski değerlerini ve ahlak kurallarını yitirmiş Batı’sında sürüklenip giden insanları anlattı; görkemli manzaralara ve gerçeğe uygun düzenlenmiş, dehşet verici silahlı çatışmalara yer vererek kendine özgü sinemanın temel özelliklerini ortaya koydu. En iyi yapıtlarından sayılan The Wild Bunch (1969; Vahşi Belde) ve Pat Garret and Billy the Kid (1973) kanlı sahneleriyle dikkati çekti. Straw Dogi (1971; Köpekler), The Getaway (1972; Büyük Firar) ve Cross of Iron da (1977; ŞereJ Madalyası) Peckinpah’ın, western türü dışında ama gene şiddet öğesinin ağır bastığı filmleriydi.

    Çağdaş Batı’ya hüzünle bakan The Ballad of Cable Hogue (1970; Çöl Şeytanı) ve Junior Bonner (1972; Vahşi Sürücü/Bitmeyen Yarış) filmleriyle Peckinpah bir başka yanını ortaya koydu. Öteki filmleri arasında Bring Me the Head of Alfredo Garcia (1974; Bana Onun Kellesini Getirin), Convoy (1978; Konvoy) ve The Osterman Weekend (1983; Güçlü ve Sert) sayılabilir.

    • 475 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 16 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Burhan Arpad; (d. 1910, Mudanya – ö. 3 Aralık 1994, İstanbul), yazar, çevirmen ve tiyatro eleştirmenidir.

    Tiyatro yazınına eleştirileri, öyküleştirilmiş yaşamöyküleri ve incelemeleri ile katkıda bulundu. 1956’dan başlayarak altı yıl boyunca röportaj, fıkra, tiyatro ve sinema eleştirileri yazdı. 1959’da yayımlanan Perde Arkası’nda 1924-27 arasındaki İstanbul tiyatrolarını konu aldı. Ünlü halk komiği Naşit’in yaşamını anlatan Son Perde 1961’de yayımlandı. Vatan gazetesinde çıkan tiyatro eleştirilerini İlk Gece (1962) adlı kitapta topladı. Tiyatroyla ilgili öteki yapıtları, 1964’te yayımlanan Operet 8 Tablo ile 1966’da yayımlanan Oyun 6 Tablo’dur. Öbür yapıtları arasında Tuna’dan Şimale Avrupa (1953), Uçuş Günlüğü (1959), Gezi Günlüğü (1962; 1963 TDK Deneme-Eleştiri-Gezi Ödülü), Avusturya Günlüğü (1963) adlı gezi kitapları ve anılarını derlediği Hesaplaşma (1976) sayılabilir.

    • 516 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Temmuz 2018 Kategori : Biyografi.

    Burhan Arpad; (d. 1910, Mudanya – ö. 3 Aralık 1994, İstanbul), yazar, çevirmen ve tiyatro eleştirmenidir.

    Tiyatro yazınına eleştirileri, öyküleştirilmiş yaşamöyküleri ve incelemeleri ile katkıda bulundu. 1956’dan başlayarak altı yıl boyunca röportaj, fıkra, tiyatro ve sinema eleştirileri yazdı. 1959’da yayımlanan Perde Arkası’nda 1924-27 arasındaki İstanbul tiyatrolarını konu aldı. Ünlü halk komiği Naşit’in yaşamını anlatan Son Perde 1961’de yayımlandı. Vatan gazetesinde çıkan tiyatro eleştirilerini İlk Gece (1962) adlı kitapta topladı. Tiyatroyla ilgili öteki yapıtları, 1964’te yayımlanan Operet 8 Tablo ile 1966’da yayımlanan Oyun 6 Tablo’dur. Öbür yapıtları arasında Tuna’dan Şimale Avrupa (1953), Uçuş Günlüğü (1959), Gezi Günlüğü (1962; 1963 TDK Deneme-Eleştiri-Gezi Ödülü), Avusturya Günlüğü (1963) adlı gezi kitapları ve anılarını derlediği Hesaplaşma (1976) sayılabilir.

    • 516 görüldü
    • 2 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Temmuz 2018 Kategori : Coğrafya.

    Arpaçay, Doğu Anadolu Bölgesi’nde akarsudur. Aras Irmağının en büyük kollarından biridir. Türkiye ile Ermenistan arasındaki
    sınırın bir bölümünü Arpaçay çizer. Uzunluğu 174 km’dir.

    Akbaba Dağının Ermenistan sınırları içinde kalan doğu yamaçlarından doğar; bir süre doğuya doğru aktıktan sonra keskin bir dirsek çizerek güneye yönelir. Leninakan (eskiden Aleksandropol, Osmanlı yönetiminde Gümrü) kentinin hemen batısından geçerek kuzey-güney doğrultusunda Türkiye ile sınır oluşturmaya başlar. Arpaçay’a Türkiye toprakları içinden iki önemli kol katılır. Bunlardan ilki kuzeybatıda, Çıldır Gölünden çıkan Cana Deresi (Telek Suyu), ikincisi de batıdan, Allahuekber Dağının doğu yamaçlarından doğan Kars Çayıdır. Bu iki akarsu Akyaka (eskiden Kızılçakçak, Osmanlı döneminde Şuregel) kasabası yakınlarında birleşerek büyük bir kol oluşturur ve batıdan Arpaçay’a katılır. Derin bir vadi içinde Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturarak akan Arpaçay, Tuzluca’nın kuzeyinde Aras Irmağına karışır.

    Arpaçay karma rejimli bir akarsudur. Taşkın dönemi, karların eridiği ve yağışların en üst noktasına eriştiği ilkbahar sonu ile yaz başına rastlar. Sonbahar ve kış mevsimlerinde suyunun azalmasına karşın, gene de oldukça fazla su taşır.

    Arpaçay Barajı, 1975 ile 1983 arasında eski SSCB’nin işbirliğiyle yapılmıştır. Sulama amaçlı barajın gölü yaklaşık 42 km’dir. Arpaçay, bütününe yakın bir bölümü Türkiye sınırları içinde bulunan ünlü Ani kalıntıları içinden de geçer. Ani kenti kalıntıları yakınında derin bir vadi oyan Arpaçay’ın özellikle Türkiye tarafındaki yüksek kıyısında çok değerli tarihsel yapılar vardır. Akarsuyun büyük bir büklüm oluşturduğu bu kesimde, bazı kalıntılar da çayın ortasındaki adada yer almaktadır.

    • 544 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 15 Temmuz 2018 Kategori : Sağlık.

    Arpacık, gözkapağındaki yağ bezlerinde genellikle stafilokok türü mikroorganizmalardan ileri gelen iltihaplanmadır. Gözkapağının kenarlarındaki yağ bezlerinde gelişen dış arpacıkta gözün ışığa duyarlılığı ve gözyaşı akıntısı artar, gözde yabancı bir cisim varmışçasına rahatsızlık ve batma hissedilir. Enfeksiyon bölgesi önce kızarır, sonra şişer ve ortasındaki sarı iltihap noktasıyla bir sivilceyi ya da küçük bir çıbanı andırır. Göze ılık kompres uygulayarak arpacığın bir an önce patlaması ve içindeki cerahatin boşalması sağlanabilir.

    Gözkapağı kenarlarının hemen altında bulunan ve Meibom bezleri olarak adlandırılan yağ bezlerine yerleşmiş stafilokoklardan ileri gelen iç arpacık ise, gözkapağı içindeki bağdokusu katmanı ile gözküresi arasında sıkıştığından, dış arpacığa oranla daha çok ağrı verir. Şişerek patladığında da, içindeki cerahat gözkapağının dışına değil, iç yüzeyine boşalır. Daha çok Meibom bezlerinin ağrısız şişmesi anlamında kullanılan şalazyon terimi, bazen iç arpacık için de kullanılır. Bu ağrısız şişlik, yeni gelişmekte olan nedbe dokusunun oluşturduğu, sıvı ya da yarı sıvı maddeyle dolu bir kisttir. Şalazyon, belirli bir nedeni olmaksızın ya da bir iç arpacağın ardından ortaya çıkabilir.

    • 524 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 13 Haziran 2018 Kategori : Biyografi.

    Ömer Muhtar (d. 1862, Bingazi – ö. 16 Eylül 1931, Suluk, Libya), Libya’da İtalyanlara karşı yürütülen direniş hareketinin önderidir.

    Dinsel öğrenim gördü ve el-Kasr’daki Senusi tarikatının şeyhi oldu. İtalyanların 1911’de Libya’ya çıkarma yapması üzerine Senusi şeyhi Ahmed Şerif es-Senusi önderliğinde başlayan direniş hareketine katıldı. Uşi Antlaşması’yla (1912) Osmanlı Devleti’ nin Libya üzerindeki egemenliği resmen sona erdi. İtalyan yönetiminin antlaşmadan sonra Trablusgarp’taki milliyetçi kuvvetler ve Berka’daki Senusilerle yaptığı uzlaşma görüşmeleri sonuçsuz kaldı. Ömer Muhtar 1922’de İtalya’da iktidarı ele geçiren Faşistlerin Libya’yı sömürgeleştirme politikasına karşı 1923’te Berka’da yeni bir Senusi direnişi başlattı. Cebelü’l-Ahdar’da yaşayan aşiretlerden topladığı gerilla güçleriyle başarılı baskınlar gerçekleştirerek İtalyan kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. 1925’ten sonra Mısır ve Sudan’dan aldığı yardımın kesilmesine karşın, Bedevi köylülerin yardımıyla direnişini 1931’e değin sürdürdü. 11 Eylül 1931’de bir çarpışmada yaralanarak İtalyanlara tutsak düştü. Trablusgarp’a gelen General Graziani’nin başkanlığındaki bir savaş mahkemesince ölüme mahkûm edildi ve Suluk’ta asıldı.

    • 605 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 13 Haziran 2018 Kategori : Biyografi.

    Ömer Halveti, tam adı ebu abdullah SİRACEDDİN ÖMER BİN EKMELEDDİN EL-lahcî el-halvetİ (d. Lahcan – ö. 1397, Herat), Halvetiye(*) tarikatının kurucusu mutasavvıftır. Halveti olarak anılmasının nedeni bir çınar ağacının kovuğunda halvet etmesi, kırk gün çile (erbain) çıkarması ve sürekli yalnız başına zikretmesidir.

    Öğrenimini Lahcan’da tamamladıktan sonra Harzem’e gitti ve amcası Şeyh Ahi Kerimeddin Muhammed bin Nur el-Halveti’ye bağlanarak tasavvufi yaşama girdi. Tasavvuf eğitimini tamamlayarak amcasından hilafet aldı; onun ölümünden (1317) sonra yerine geçti. Bir süre Hoy’da ve Mısır’da kaldı, oradan Hicaz’a giderek hac görevini yerine getirdi. Daha sonra Celayirli I. Üveys’in (hd 1356-74) çağrısı üzerine Herat’a gitti ve orada öldü.

    Halvetiye tarikatı, Ömer Halveti’den sonra ikinci kurucu sayılan Seyyid Yahya Şirvani ve onun halifelerinden Ruşeni Ömer Dede tarafından geliştirilerek yayılmıştır.

    • 509 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma
  • Yardımsever Soruldu on 13 Haziran 2018 Kategori : Biyografi.

    Ömer Adil (d. 1868, İstanbul – ö. 1928, İstanbul), Sanayi-i Nefise Mektebi’nin ilk Türk resim öğretmenlerindendir. Sanat eğitimini İtalya’da tamamladıktan sonra 1902’de Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ders vermeye başladı. Bu okulda yabancı öğretmenlerle birlikte çalışan ilk Türk ressam oldu. 1919’da İnas (Kız) Sanayi-i Nefise Mektebi müdürlüğüne getirildi.

    İzlenimci anlayışa yakın bir tarzda çalışan Ömer Adil daha çok iç mekân resimleriyle manzaralar yapmıştır. “Deniz Kenarında Eski Binalar” (1897) ve “Kızlar Atölyesi” (1919-22) gibi günümüze ulaşan birkaç önemli yapıtı bugün İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi’ndedir.

    • 548 görüldü
    • 1 cevap
    • 0 oylanma