Sosyalizmin Gelişimi – Nasıl Meydana Çıkmıştır? Felsefesi Nedir? Tarihi

0
Advertisement

Sosyalizm nedir, nasıl meydana çıkmıştır? Sosyalizmin felsefesi nedir, tarih boyunca nasıl bir gelişim göstermiştir, hakkında bilgi.

Sosyalizm İle İlgili Bir Afiş

Sosyalizm İle İlgili Bir Afiş

Sosyalizm;Üretim ve değişim (mübadele) araçlarıyla ilgili olarak özel mülkiyetin yerine kolektif mülkiyeti koyan ve böylece toplumsal sınıfları ortadan kaldırmayı, toplumun örgütlenmesinde köklü bir reform yapmayı amaçlayan öğretidir.

Bu görüş açısından sosyalizm, kapitalizme ya da liberalizme karşı çıkar. Marx‘la birlikte sosyalizmin en üst aşaması kabul edilen komünizmin kurucusu Engels, sosyalizm konusunda iki biçimi birbirinden ayırır: Ütopyacı sosyalizm; bilimsel sosyalizmdir.

ÜTOPYACI SOSYALİZM

Ütopyacı diye adlandırılan sosyalizmde toplumun bütün felsefi, toplumsal ya da iktisadi örgütlenmesi, eşitçi temeller üstünde bir girişimi kapsar.

Ütopyacı sosyalizmin kaynağında genellikle şu düşünürlerin yer aldığı ileri sürülür: Eflatun (Devlet)-, Thomas More (Ütopya)-, Morelly; Jean-Jacques Rousseau; Diderot; Mably; Fichte; Owen; Saint-Simon; Fourier; Babeuf; Cabet;Blanqui.

Advertisement

Gerçekten de birçok düşünür, Eskiçağ’dan beri kendi dönemlerindeki toplumların eleştirisinden yola çıkarak, kendilerine göre daha değişik bir dünyanın temellerini kurmaya çalışmışlardı. Engels, bunların hepsinin, aşırı iyi niyetle yanılgıya düşen, çözümlemelerinde yetersiz, önerilerindeyse kararsız kalan “ütopyacı sosyalistler” ya da “reformcular” olduğunu söyledi.

Karl Marx

Karl Marx

BİLİMSEL SOSYALİZM

Marx ve Engels tarafından hazırlanan, Lenin, Rosa Luxemburg, Gramsci, Troçki, Mao Dzı-dung, vb. tarafından tamamlanan bilimsel sosyalizmin, uluslararası kapitalizmin kesin bir incelenmesinden kalkılarak oluşturulduğu ileri sürülür. Marx ve Engels, kapitalist toplumun nesnel çelişkileri olarak gördükleri olguların incelenmesinden kalkarak, bir süre sonra “yeni insan toplumu”nun ortaya çıkacağını belirtmişlerdir.

SOSYALİST TOPLUM VE KOMÜNİST TOPLUM

Sosyalist toplum ile komünist toplum arasındaki ayrım, bazı düşünürler tarafından daha Marx‘tan önce belirlenmişti: Buna göre, yurttaşlar sosyalist toplumda işlerinin toplumsal yararına göre, komünist toplumdaysa gereksinimlerine göre saptanmış bir karşılık alıyorlardı. XX. yy’da bazıları komünist olarak (S.S.C.B., Doğu bloku ülkeleri, Küba, Çin), bazıları da sosyalist olarak nitelenen (İskandinav ülkeleri ve bazı Üçüncü Dünya ülkeleri) farklı “modeller”in ortaya çıkması da bu ayrımı ortaya koymaktadır. Bazı araştırmacılara göre, komünist diye nitelenen ülkeler, komünist değillerdir, komünist toplum (sınıfsız, devletsiz bir toplum) evresinden uzaktadırlar; bunlar, söz konusu araştırmacılara göre, üretim araçlarının toplumsallaştırılması evresindedirler. İskandinav ülkelerinde birçok toplumsal reform yapılmıştır ama üretim araçları büyük oranda özel mülkiyetin elindedir.

Kendilerini sosyalist ilan eden Üçüncü Dünya devletleriyse Sovyet sisteminden, genellikle tek parti sistemini almışlardır yalnızca. Aynı biçimde kapitalist ülkelerdeki farklı komünist ve sosyalist partiler, varılacak amaç açısından değil, bu amaca giden yol bakımından derin ayrılıklar gösterirler. Sosyalist ideoloji, sosyalistler ve komünistler için ortak bir düşünme biçimi ve bir ideal olma niteliğini koruyorsa da, sosyalizmi uygulamak için bir bölümü tarafından kullanılan yöntemlerin, öbürlerinin yöntemlerinden önemli ölçüde farklı olduğu söylenebilir. Burada ayrıca, komünist partisi adlandırmasını, ilk olarak, 1917 Rus Devrimi’nden sonra, sosyalist partilerin devrimci hiziplerinin, kendilerini sosyalist partilerden ayırmak için kullandıklarını belirtmek gerekir.

Advertisement

SOSYALİST HAREKETİN DOĞUŞU

Sosyalist hareket,büyük sanayinin gelişmesiyle birlikte, XIX. yy’ın ikinci yarısında, kent proletaryasının içinde doğdu. Temelleri, Batılı ülkelerde, işçi örgütleri, çeşitli siyasal gruplar ve aydın çevreleri tarafından oluşturuldu. Birinci Dünya savaşına kadar, sosyalist düşüncelerin etkisi, kurumların demokratikleştirilmesi, oy verme hakkının yaygınlaştırılması gibi olgularla birlikte ortaya çıktı. Ama daha çok I. Enternasyonal (1864) ile II. Enternasyonal’de (1889) ağırlıklarını duyuran sosyalizm ile ilgili görüşler, geliştikleri ülkelerin toplumsal ve iktisadi yapısına göre çeşitlilik gösterdiler.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?