Soyut İşlemler Dönemi Özellikleri

0

Jean Piaget’in bilişsel gelişim dönemlerinden Soyut, formel İşlemler Dönemi , 11 yaş ve üzeri özellikleri, hakkında bilgi.

Jean Piaget

Jean Piaget

SOYUT (FORMEL) İŞLEMLER DÖNEMİ (11 VE YAŞ ÜSTÜ)

Bilişsel gelişimin en üst aşamasıdır. Bu dönem 12 yaşlarından başlar ve yetişkinlik yıllarına kadar sürer. Çocukluk dönemindeki somuta dayalı sınırlı düşünme biçiminden mantıklı, bilimsel, soyut düşünen ve herhangi bir durumda değişik ihtimalleri göz önünde bulunduran bir düşünme biçimine geçilmiştir. Bilişsel gelişimdeki bu ilerleme ergenin adalet, eşitlik, hoşgörü, diyalog, sevgi, vatan, millet, ülke vb soyut kavramlar üzerinde düşünmesine olanak vermektedir.


1. Soyut düşünme (soyut problem çözme):

Soyut düşünme, ergenlik dönemindeki bireyin zihinsel gelişiminin en belirgin özelliğidir. Daha önceki aşamada çocuk gözle görülen, elle tutulan somut nesneleri anlayabilmekte ve onlarla işlem yapabilmekte iken, ergenlik döneminden itibaren soyut kavramları (hoşgörü, sevgi, demokrasi vb) kavrayabilmekte, özel inceleme yöntemleri ile incelenebilen nesneleri(atom, atom altı parçacıkları vb) anlayabilmektedir.

Ergenlik döneminde kazanılan soyut düşünme becerisi, kendisini en çok edebiyatta(yazın) alanında göstermektedir. Bu doğrultuda ergen, sembolik anlamları, benzetmeleri, deyimleri daha iyi anlamaktadır. Öte yandan sinema, tiyatro vb sanat etkinlikleri de ergenin soyut düşünme yeteneğinin gelişmesine katkı sağlar.

2. Akıl yürütme:

Genelleme, tümevarım ve tümdengelim gibi akıl yürütme yollarını kullanır. Söz konusu bilimsel yöntemlerden hareketle problemleri çözebilir.

3. İdeal, fikir, değer sahibi olma:

Bu dönemde çocuklar, çeşitli ideal fikirleri, değerleri, inançları, tutumları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, değerleriyle, siyasetiyle, ekonomisiyle, eğitimiyle ilgilenir ve bu doğrultuda kendilerine göre bir değerler sistemi oluşturmaya çalışırlar.


4. Dil gelişimi;

Bu dönem çocukları için kavramların, atasözlerin, deyimlerin anlaşılmasında bir problem yoktur. Ayrıca yazılı dili de bir yetişkin kadar etkili olarak kullanabilirler.

5. Hipotetik (varsayımsal) düşünme;

Hipotetik düşünme; Günlük hayatta veya eğitim öğretimde karşılaşılan bir sorunu çözmek için olası çözüm yolları geliştirip bunları belirli bir düzene göre yapmayı sağlayan düşünme sürecidir. Eğer…. ve …. olursa …. Olur, şeklinde genel bir cümle yapısıyla ifade edilir. Başka bir ifade İle ergenin problem karşısında görünenin ötesine geçip, çözümle ilgili olası yolları belirlemesi ve seçenekleri test etmesidir.

Örneğin; Dünya üzerinde yapılan bir deneyde, bir taş ve tahta parçasını aynı yükseklikten havasız bir ortamda serbest bıraktığımızda ikisi de aynı anda yere düşmektedir. Eğer bu deney ay yüzeyinde yapılmış olsaydı, sonuç nasıl olurdu? Neden?

Ergen, problem karşısında “olasılıktan” başlayıp “gerçek”e ulaşmaya çalışır.


6. Göreceli (izafi-relative) düşünme;

Kişiye, yere ve zamana göre kendine özgü ideal değer ve duyguları çerçevesinde düşünmesidir. Bir problemi farklı açılardan kendince değerlendirmesidir.

7. Birleştirici (kombinasyonel) düşünme:

Birkaç faktörün birlikte ele alınarak sorunların çözümlenmesi işlemidir. Örneğin yokuş aşağı giden bir aracın hızının hem yokuşun eğimine, hem aracın ağırlığına, hem aracın bazı teknik özelliklerine bağlı olduğunu düşünüp buna göre işlem yapması birleştirici düşünmedir.

Birleştirici düşünme, aynı zamanda bir duruma etki eden faktörlerin birbirinden soyutlanmasında da kullanılır; Bu bakımdan bilimsel düşünmeye de temel oluşturur. Örneğin, yokuş aşağı giden arabanın hızına eğimin etkisini araştırmak için hızı etkileyen diğer faktörleri sabit tutup sadece eğimi değiştirerek bunun etkisi bulmak bu türden bir düşünmeyi gerektirir.

8. Bilimsel düşünme

Bilimsel düşünce, her şeyi bilim ölçüsüne göre değerlendirmektir. Başka bir ifade İle problemlerin çözümü adına bilimsel yöntemlerin (gözlem, hipotez, deney, kuram, yasa) ve bilimsel akıl yürütme yollarının (tümevarım, tümdengelim, analoji) kullanılmasıdır. Bilimsel düşünce sorgulamayı, eleştirmeyi, bilimin açıklamalarına göre düşüncelerine ve eylemlerine yön vermeye çalışmayı, eleştirilere açık olmayı, nesnel olmayı, gerçekçi olmayı içerir.

9. İleriye-Geriye Doğru Düşünebilme:

Bu dönemde ergen, zaman perspektifi(bakış açısı) kazanır. Bu sayede ergen, geçmiş, bugün ve gelecek arasında bağlantı kurar. 15 yaşındaki bir ergene 5 yıl sonra nerede olabileceğini sorduğunuzda, geçmişteki başarı durumunu, şimdiki koşullarını ve gelecekteki olası gelişmeleri göz önünde bulundurarak, çocuklara göre daha gerçekçi olasılıklar ileri sürer. Bu durum, ergenin sahip olduğu zaman perspektifi ile ilgilidir. Düşünce yapısındaki bu İlerleme, “Eğer Türkler Çanakkale savaşını kazanmasaydı ne olurdu?” ya da “Avrupa Birliğine girmezsek ne olur? Tarzındaki olasılıkların geçmişe ve geleceğe dönük olarak gerçekçi olarak tartışabilmesine olanak verir.

10. Metabiliş (metacognition)

Ergen kendi düşüncesi ve başkalarının düşüncesi hakkında düşünebilme becerisidir. Bu durumda ergen, başkalarının ne bildiğini ve nasıl bildiğini araştırmakla, böylelikle başkalarının kullandığı stratejileri görme ve kullanma şansı elde etmektedir. Bu özellik ergene, kendini inceleme ve kendini düzenleme olanağı kazandırmaktadır. Ergen soyut gerçeklikle ilgili iç görü (farkındalık) kazanmaktadır. Bakış açısı alma (perspektif alma) metabilişle bağlantılı bir kavramdır. Ergen kendi düşünceleri ve başkalarının düşüncelerine yönelik farkındalık geliştirdikçe, başkalarının aynı konuda farklı düşüncelerinin olabildiğini ya da aynı durumun herkesçe farklı algılanabildiğini görmektedir. Başkalarının bakış açısını anlamakta zorlanan çocuk ben-merkezciliğine karşın ergenlikte, bakış açısı almadaki yetersizlikten daha farklı bir benmerkezcilik yaşanmaktadır.


11. Ergen benmerkezciliği (Ergen egosantrizmi):

Bu dönemdeki benmerkezci düşünmenin iki farklı görünümü vardır. (David Elkind’a göre) Bunlardan birincisi ergenin tüm insanların dikkatinin kendisinin üzerinde olduğunu ve her davranışının hayali seyirci (hipotetik seyirci) kitlesi tarafından izlendiğini düşünmesidir. Sahnede olma duygusu olarak da tanımlanan bu düşünce biçiminde ergen, kendi düşüncesiyle öylesine meşguldür ki, başkalarının farklı koşuşturmaları, ilgileri ve ihtiyaçları olduğunu ve kendisiyle, kendi ölçüsünde ilgilenemeyeceğini kavramakta zorlanır.

ikincisi ise kişisel efsane (kişisel söylence, kişisel mit) olarak adlandırılan durumdur. Ergen, mantıklı bir dayanağı olmaksızın, kendisine bir şey olmayacağı, kendisine zarar gelmeyeceği, kendisinin önemli ve değerli olduğunu düşünür. Elini kullanmadan hızlı bir şekilde bisiklet kullansa da ona bir şey olmaz ya da kanserden başkaları ölebilir ama böyle bir şey kendisinin başına gelemez. Kendisini Süpermen gibi bir film kahramanı olarak, ünlü bir futbolcu ya da ödüllü bir aktör olarak gibi hayal etmektedir. Kendine özgü dramatik senaryolar, hüzünlü hikâyeler geliştirir. (25 yaşında bir trafik kazasından sonra sakat kalmak gibi) Bu düşüncenin bir diğer görünümü ise yaşadığı her şeyin tek, biricik ve kendine özgü olduğuna dair inançtır. Bu nedenle şimdiye kadar hiç kimsenin bu kadar derin duygular yaşamamış olduğunu kabul ederler. Kendi düşüncesini salt gerçek olarak kabul etme, düşüncesinin gerçeğin yalnızca öznel bir yorumu olduğunu kavrayamama bu dönemin sınırlılıklarındandır.

Kişisel efsane kavramının üç boyutundan söz edilebilir;

1. Yıkılmazlık: Başkalarını etkileyen olumsuz şeylerin onu etkilemeyeceği anlayışıdır. (Yıkılmadım ayaktayım…) Örneğin, bulaşıcı hastalığa yakalanmış yakınlarından kendini korumaması-bana bir şey olmaz demesi.

2. Kudretlilik: Başkalarında olmayan özel güçlerin kendisinde var olduğuna inanması. Örneğin 5 kişinin 3 saatte boşalttığı bir kamyon ev eşyasını, kendisinin 2 saatte tek başına yapabileceğini söylemesi.

3. Özgünlük: Nev-i şahsına münhasır bir adam olduğunu düşünmesi. Başka bir deyişle eşi benzeri olmayan bir eşsizlikle kendini algılamasıdır.

12. Hızlı bedensel gelişim;

Bedende hızlı büyüme görülür. Bunun neticesinde asabilik, sakarlık ve uzun süre dikkati koruyamama gözlenir.

13. Birleştirmeci (Kombinasyonel) düşünme

Birkaç faktörün birlikte ele alınarak sorunun çözülmesi işlemidir. Örneğin Bir sarkacın salınımı neye bağlıdır diye sorulduğunda bu dönemdeki ergenin, ipin uzunluğunu ve ağırlığı sabit tutup, kuvveti değiştirerek kuvvetin etkili olup olmadığını anlamaya çalışması birleştirmeci düşünme yeteneği ile ilgilidir.


Ayrıca faktörler birbirlerinden bu dönemde soyutlanabilir ve bilimsel sorunlara çözümler aranabilir.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?