Süt Çocuğu Dönemi ve Özellikleri

0
Advertisement

Süt çocuğu dönemi nedir? Süt çocukluğu döneminin özellikleri, ruhsal ve psikolojik gelişimi hakkında bilgi.

SÜT ÇOCUKLUĞU DÖNEMİ (0-12. AYLAR)

Gözlemler doğumdan sonraki ilk yılda beslenme ve bakım yanında bebekle anne arasında çok yoğun bir duygusal ilişkinin varlığını kanıtlıyor. Artık bu yoğun duygusal ilişkiye baba da dahil olmakta. Bebek ilk günlerden itibaren dış dünyaya karşı ilgili ve duyarlıdır. Ağlama bebeğin tek anlatım aracıdır. Bebeğin gereksinimleri düzgün aralıklarla karşılandıkça, bebek bekle­meyi öğrenecektir. Acıkınca duyurulduğunu, sıkıntısı olunca annesinin yanına geldiğini deneyimleriyle bilmektedir. Her anne zamanla bebeğin ağlamasının niteliğinden altının ıslandığını, acıktığını ya da kucağa alınmak istediğini ayırt edebilmektedir.

Gereksinimlerin böyle düzenli karşılanması bebekte bir güven duygusu oluşturur. Bu güven duygusu anne baba ve diğer yakınların bebeğe gösterdikleri sevgi, ilgi, koruma ve destekle gelişmektedir. Buna temel güven duygusu denir. Bebeğin ihtiyaçlarının düzenli karşılanmaması, özellikle sevgi, ilgi, yakınlık, vücut temasının az olması veya olmaması be­bekte güvensizlik duygusunun gelişmesine yol açar.

Bu dönemde emme en baskın olaydır. Bebekler yanaklarına değdirilen her şeyi ağızlarına götürürler. Bebek için doyum tok­luktur. Dürtü ise almaktır. Bu döneme alıcılık dönemi de denebi­lir. Bu dönemde alıcılık en belirgin olay olarak ortaya çıkar. Ço­cuğun rahata kavuşması için dürtünün yerine getirilmesi gerek­mektedir. Çocuk ağladığında anne koşar, ya emzirir ya da bibe­ronu ile bebeğini doyurur. Bebek anneden yalnızca karnını doyurmasını değil, sevgi, yakınlık, şefkat ve ilgi beklemektedir. Bebek bu alışverişlerden aldığı doyumla temel güven duy­gusunu oluşturmaktadır. Temel güven duygusunun temelleri bu dönemde atılır. Bu dönem iyi geçmişse, bebeğin temel gü­ven duygusu güçlü olacaktır.

Advertisement

Doğumdan sonraki ilk haftalarda bebek anneyi ayrı bir varlık olarak değil, kendisinin bir uzantısı olarak algılar. Bebeğe göre, annenin memesi de ayrı bir organ değil, kendi bedeninin bir uzantısıdır.

İkinci aya doğru anneyi tanıma, başkalarından ayırt etme başlar. Bebek artık annesinin yüzünü yabancı yüzler arasından ayırabilmektedir. Anneye bakar, gülümser, sesler çıkarır, ona doğru gitmek için el-kol hareketleri yapar. Bebek daha sonra kendini ayrı bir varlık olarak görmeye başlayacaktır. İlk aylarda bebekler rahatlıkla herkesin kucağına giderler. Altıncı aydan itibaren yabancılar tarafından kucağa alındıklarında ağlarlar. İlk aylarda anne ayrılığı tüm bebekler için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

Sevgi yokluğu içinde büyümüş çocukları incelediğimizde, sevginin ne kadar yaşamsal olduğunu anlamaktayız. Sevginin sürekli olması çok önemlidir. Ancak, sevgi veren kişilerin dur­madan değişmesi bebek için güven verici olmaz.
Bir başka bilinmesi gereken şey de annenin yavrusuna yeterli sevgiyi verebilmesi için kendisinin sağlıklı, mutlu ve huzurlu olması gerektiğidir. Zor bir doğum, annenin sağlık du­rumunun bozukluğu, aileden birinin hastalığı, parasızlık, eşin işini kaybetmesi, eşler arası geçimsizlik iyi bir anneliği engelle­yen önemli etkenlerdir. Anneyi tedirgin eden sorunların başında bebeğin sakat veya sağlık sorunları ile doğmuş olması gelmek­tedir.

Bebeğe meme verirken, altını değiştirip, banyo yaptırırken veya uyuturken annenin bebekle konuşması, ilgisini çekici sesler çıkarması, gülücükler atması yararlı olur.

Advertisement

Leave A Reply