T Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler, Anlamları – Eş Anlamlılar Sözlüğü

0

T harfi, Türkçede bulunan T harfi ile başlayan eş anlamlı sözcükler, kelimeler listesi ve anlamları. T Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

T Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

Kaynak: pngegg.com

T Harfi İle Başlayan Eş Anlamlı Kelimeler

  • taahhüt: üstlenme,
  • taahhütlü: alındılı, bağıtlı,
  • taammüden: bile bile, tasarlayarak,
  • taarruz: saldırı,
  • taassup: bağnazlık,
  • tabaka: kat, katman,
  • tabansız: korkak,
  • tabetmek: basmak,
  • tâbi: bağlı,
  • tabiat: doğa.
  • tabiatıyle: kendiliğinden,
  • tabii: 1. doğal. 2. şüphesiz,
  • tabiiyet: 1. bağlılık. 2. uyrukluk,
  • tabip: hekim,
  • tabir: 1. deyim. 2. yorma,
  • tacil: hızlandırma,
  • tacir: tüccar,
  • tacizlik: tedirginlik,
  • tadilât: değişiklik,
  • tafsilat: ayrıntı,
  • tahakkuk: gerçekleşme,
  • tahakküm: zorbalık.
  • tahammül: 1. dayanmak. 2. kaldırmak. 3. katlanmak. 4. sabır,
  • taharet: temizlenme, temizlik.
  • tahassüs: duygulanma,
  • tahayyül: düşleme, imgeleme.
  • tahdidat: sınırlamalar, kısıntılar.
  • tahıl: hububat, zahire,
  • tahkikat: soruşturma,
  • tahlil: çözümleme,
  • tahliye: boşaltma,
  • tahmin: oranlama,
  • tahminen: aşağı yukarı,
  • tahrif: değiştirme,
  • tahrik: kışkırtma,
  • tahrip: yıkma.
  • tahsil: 1. alma, toplama. 2.öğrenim,
  • tahsilât: toplama,
  • tahsisat: ödenek, karşılık,
  • tahta: ahşap,
  • takat: güç.
  • takatsiz: dermansız,
  • takdim: 1. sunma. 2. tanıtma.
  • takdimci: sunucu, tanıtıcı,
  • takdim etmek: 1. sunmak. 2.tanıtmak,
  • takdir: beğenme,
  • takdis: kutsama,
  • takılgan: muzip,
  • takibat: kovuşturma, izleme,
  • takip etmek: izlemek,
  • takriben: aşağı yukarı,
  • takribi: yaklaşık,
  • takrir: önerge,
  • taksim: bölüştürme,
  • taksimat: bölüntüler,
  • taksirat: 1. kusurlar, suçlar. 2. alın yazısı,
  • takunya: nalın,
  • takviye: sağlamlaştırma, pekiştirme, kuvvetlendirme,
  • talan: yağma,
  • talebe: öğrenci,
  • talep: istek.
  • talih: 1. şans, baht. 2. kader, yazgı, alın yazısı,
  • talihli: şanlı, kaderli.
  • talihsizlik: şanssızlık.
  • talim: 1. öğretim. 2. yetiştirme. 3. alıştın,
  • talimat: yönerge, direktif,
  • talimatname: yönetmelik,
  • talip: istekli,
  • tam: eksiksiz,
  • tamah: aç gözlülük, hırs.
  • tamahkâr: aç gözlü, hırslı,
  • tamam: bütün, eksiksiz, tüm.
  • tamamen: büsbütün,
  • tamamlama: bütünleme, bitirme,
  • tamim: genelge,
  • tamir: onarım.
  • tamlayan: belirten,
  • tan: şafak, fecir,
  • tanı: teşhis,
  • tanıdık: bildik, dost.
  • tanık: şahit,
  • tanıklık: şahitlik,
  • tanım: tarif,
  • tanınmış: ünlü.
  • tanıtma: takdim.
  • Tanrı: Allah, Hak, Rab.
  • tanrısal: ilahi.
  • tanrısız: dinsiz, imansız, putperest,
  • tantana: görkem,
  • tanzim: düzeltme, düzenleme.
  • tapınak: mabet,
  • tapınmak: ibadet etmek,
  • taraça: seki.
  • taraf: 1. yön. 2. bölge. 3. kat, yan.
  • taraftar: yandaş, yanlı,
  • tarh: çıkarma,
  • tarım: ziraat,
  • tarımsal: zirai,
  • tarif: tanım,
  • tarihi: tarihsel,
  • tartaklamak: hırpalamak,
  • tartışma: 1. münakaşa. 2. münazara.
  • tarumar: darmadağın,
  • tarz: biçim, usul.
  • tasa: gam, kaygı, kuşku, endişe.
  • tasalanmak: hüzünlenmek, gamlanmak,
  • tasarı: proje,
  • tasarım: tasavvur,
  • tasarlamak: tasavvur etmek, zihinde kurmak,
  • tasarruf: biriktirim, tutum,
  • tasavvur: 1. tasarım. 2. göz önüne getirme,
  • tasdik: onaylama, doğrulama.
  • tasdik ettirmek: onaylatmak,
  • tasfiye: arıtma,
  • tashih: düzeltme,
  • taslak: kroki, şema, müsvedde.
  • tasnif: sınıflama,
  • tastamam: upuygun,
  • tasvip: onama,
  • tasvir: betimleme,
  • taşımacı: nakliyeci,
  • taşınır: menkul,
  • taşınmak: göçmek, nakledilmek,
  • taşıyıcı: hamal,
  • taşkın: aşın.
  • taş kömürü: maden kömürü,
  • taş yürekli: acımasız,
  • tat: lezzet, zevk, çeşni, haz.
  • tatbik: 1. ameliye. 2. pratik,
  • tatbikat: uygulama,
  • tatil: dinlence, ara.
  • tatlı: leziz, şirin,
  • tatmin: doygunluk,
  • tatminkâr: doyurucu,
  • tatsızlık: kavga,
  • tav: 1. uygun durum. 2. (hayvanlarda) semizlik. 3. kıvam,
  • tavassut: aracılık.
  • taviz: ödün.
  • tavsiye: öğütleme,
  • tayin: atama,
  • tayyare: uçak.
  • taze: körpe, dinç.
  • taziyet: baş sağlığı,
  • tazyik: basınç, baskı,
  • tebarüz: belirme,
  • tebdil: değiştirme,
  • teberru: bağışlama,
  • tebessüm: gülümseme,
  • tebligat: bildiri, bildirme,
  • tebrik: kutlama,
  • tecavüz: 1. saldırı. 2. sataşma.
  • tecil: erteleme, geciktirme,
  • tecrit: yalıtım, izolasyon,
  • tecrübe: deneyim, deneme, sınama,
  • teçhizat: donatım,
  • tedarik: bulma, sağlama,
  • tedarikli: gerekeni önceden sağlamış,
  • tedavi: iyileştirme,
  • tedbir: önlem, ihtiyat, temkin.
  • tedhiş: yıldırma, terör,
  • tedirgin: huzursuz, bezmiş,
  • tediye: ödeme.
  • tedrisat: öğretim,
  • teessüf: acınma, üzülme,
  • teessür: üzülme, üzüntü,
  • teferruat: ayrıntı,
  • tefsir: yorum,
  • teftiş: denetim, denetleme,
  • tehdit: gözdağı, korkutma,
  • tehir: erteleme, geciktirme,
tehlike: çekince,
  • tehzip: düzeltme, temizleme,
  • tek: biricik, yalnız, eşsiz,
  • tekâmül: 1. evrim, gelişim. 2.olgunluk,
  • tekdir: azarlama,
  • tekdüze: yeknesak, monoton,
  • tekerlek: teker,
  • tekerlenmek: yuvarlanmak,
  • tekerrür: tekrarlanma, yinelenme,
  • teklif: öneri, önerme,
  • tekniker: teknikçi.
  • tek parça: yekpare,
  • tekrar: yeniden, gene.
  • tekrarlamak: yinelemek,
  • tekrarlı: mükerrer,
  • teksir: çoğaltma,
  • tekstil: 1. dokuma. 2. dokumacılık,
  • tekzip: yalanlama.
  • telaffuz: söyleyiş,
  • telafi: karşılama, giderme,
  • telâş: kaygı, tasa.
  • telkin: aşılama,
  • tema: ana duygu,
  • temas: değinim, dokunma, ilişki.
  • temaşa: 1. seyir. 2. piyes,
  • temayül: eğilim,
  • temayüz: sivrilme,
  • tembih: uyan, uyarma,
  • temel: esas.
  • temelli: devamlı, daimi, temenni: dilek.
  • temin: sağlama,
  • teminat: güvence,
  • temiz: 1. lekesiz, kirsiz. 2. özenli.
  • temkinli: ağırbaşlı, ölçülü,
  • temsil: oyun.
  • temsilci: mümessil,
  • temyiz: ayırt etme.
  • tenakus: azalma,
  • tenakuz: çelişki,
  • tenasül: üreme,
  • tenasüp: orantı,
  • teneffüs: solunum,
  • tenezzül: alçalma,
  • tenha: ıssız, boş.
  • tenkit: eleştiri,
  • tentene: dantela.
  • tenzil: indirme,
  • tenzilât: indirim,
  • teori: kuram, nazariye,
  • tepki: reaksiyon,
  • terakki: ilerleme,
  • teras: taraça, seki.
  • terbiye: 1. eğitim. 2. görgü,
  • tercih: yeğleme,
  • tercüman: çevirmen,
  • tercüme: çeviri,
  • tereddüt: duraksama, kararsızlık,
  • terfi: yükselme,
  • terk: bırakma,
  • terör: tedhiş, yıldırma, yılgı,
  • tersine: aksine, bilâkis,
  • terslenmek: yüz bulamamak, azarlanmak,
  • terslik: aksilik,
  • tertibat: düzen,
  • tertiplemek: düzenlemek,
  • tertipsiz: düzensiz, savruk,
  • tesadüf: rastlama, rastlantı,
  • tesadüfen: rast gele.
  • teselli: avuntu,
  • teselli etmek: avutmak,
  • tesir: etki.
  • tesis: kurma,
  • tesis etmek: kurmak,
  • teskin: yatıştırma,
  • tespit: saptama,
  • tesviye: düzleme,
  • teşbih: benzetme,
  • teşebbüs: girişme,
  • teşekkül: oluşum,
  • teşerrüf: onurlanma,
  • teşhir: 1. gösterme. 2. sergileme.
  • teşhis: 1. kişileştirme. 2. tanı.
  • teşkil: oluşturma,
  • teşkilât: örgüt,
  • teşrif: şereflendirme,
  • tetkik: inceleme,
  • tevazu: alçak gönüllülük,
  • tevdiat: yatırım,
  • teveccüh: güler yüz, yakınlık gösterme,
  • tevekkeli: boşuna, nedensiz,
  • tevellüt: doğma, doğum,
tevhit: birleştirme,
  • tevkif: alıkoyma, tutuklama,
  • tevzi: dağıtma, üleştirme,
  • teyakkuz: uyanıklık,
  • teyit: 1. doğrulama. 2. gerçeklemek,
  • tezahür: belirme.
  • tezahürat: gösteri,
  • tezat: karşıtlık,
  • tezkere: pusula,
  • tezlik: çabukluk,
  • tıp: hekimlik,
  • tıpatıp: tastamam,
  • tıpkı: aynı.
  • tırtıklamak: aşırmak, çalmak,
  • tifo: karahumma.
  • tiksinme: nefret etme, iğrenme,
  • tinsel: ruhi.
  • titiz: müşkülpesent,
  • tiz: ince, keskin (ses),
  • tok: doymuş,
  • tok gözlü: gözü tok.
  • tolerans: hoşgörü,
  • tonton: güzel,
  • toparlak: kürevi.
  • toplam: yekûn,
  • toplum: topluluk, cemiyet,
  • toplumbilim: sosyoloji,
  • toprak: 1. arazi. 2. kara. 3.ülke. 4. zemin,
  • topyekün: toptan,
  • tor: 1. ağ. 2. acemi,
  • toraman: tombul (çocuk),
  • tosbağa: kaplumbağa,
  • toy: 1. acemi, tecrübesiz. 2. ziyafet.
  • töre: örf, görenek, gelenek, ahlâk,
  • tören: gösteri,
  • tövbekâr: tövbeli.
  • tuhaf: acayip, garip, değişik, antika.
  • tuhaflık: 1. tuhaf davranış. 2. garabet,
  • turfanda: yeni.
  • tutarlı: dengeli, çelişmesiz,
  • tutku: eğilim,
  • tutkun: bağlanmış,
  • tutsak: esir.
  • tutu: rehin, ipotek,
  • tutucu: muhafazakâr,
  • tutuk: durgun, çekingen,
  • tutuk evi: tevkifhane,
  • tutum: davranış.
  • tutumlu: idareli, eli sıkı.
  • tutumsuz: eli açık, idaresiz,
  • tuzak: hile.
  • tuzağa düşürmek: aldatmak,
  • tüh: yazıklar olsun,
  • tükenmek: bitmek,
  • tüketmek: bitirmek,
  • tüm: bütün, topu, tamam,
  • tümce: cümle,
  • tümör: ur.
  • tümsekli: dışbükey,
  • tür: cins, çeşit,
  • türemek: 1. ortaya çıkmak. 2. oluşmak.
  • Türkoloji: Türkbilim.
  • tütsü: buhur,
  • tüze: adalet,
  • tüzük: nizamname.

Advertisement

Leave A Reply