Taksonomi Nedir? Taksonomik Sınıflandırma Nasıl Yapılır? Tarihçesi

0

Taksonomi Nedir? Biyolojide canlıları sistematik bir şekilde sınıflandırma olarak kısaca tanımlanabilecek taksonomi hakkında genel bilgiler.

Taksonomi Nedir?

Bugün yeryüzünde birkaç milyon tür canlının bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca bulunan yeni türler de bu sayıyı devamlı olarak artırmaktadır. Yine bir türe ait milyonlarca canlı bulunmaktadır. Bu nedenle sayıları milyarları aşan canlıları; gözlemlemek, incelemek ve ayrı ayrı tanımlamak imkansızdır.

Advertisement

Canlılar hakkında yeterli bilgi edinmek için, büyük grupları küçük gruplara ayırmak gerekir. Canlıları özelliklerine göre gruplara ayırma işine sınıflandırma denir. Biyologlar çok eskiden beri canlıların sınıflandırılmasında gözlem yolunu seçmişlerdir.

Taksonomi
Sınıflandırmanın (Taksonominin) Tarihçesi ve Çeşitleri

Bugün yeryüzünde birkaç milyon tür canlının bulunduğu bilinmektedir. Ayrıca bulunan yeni türler de bu sayıyı devamlı olarak artırmaktadır. Yine bir türe ait milyonlarca canlı bulunmaktadır. Bu nedenle sayıları milyarları aşan canlıları; gözlemlemek, incelemek ve ayrı ayrı tanımlamak imkansızdır.

Canlılar hakkında yeterli bilgi edinmek için, büyük grupları küçük gruplara ayırmak gerekir. Canlıları özelliklerine göre gruplara ayırma işine sınıflandırma denir. Biyologlar çok eskiden beri canlıların sınıflandırılmasında gözlem yolunu seçmişlerdir.

Analog organlar yüzeysel benzerlikleri olan embriyonik kökenleri farklı ancak hemen hemen aynı görevi yapan organlardır. Örneğin bir kelebeğin kanadı ile bir kuşun kanadı uçmayı, yine bir sineğin bacağı ile kedinin bacağı yürümeyi sağlar. Fakat bunların embriyolojik yapıları incelenirse, birbirinden tamamen farklı oldukları gözlenir.

Advertisement

18. yüzyılda modern sistematik kuruluncaya kadar, çeşitli kurallara göre yapılan sınıflandırmaların çoğu terkedilmiştir. Bu alanda ilk defa John Ray (1626-1705), hayvan ve bitkileri tek sistemde sınıflandırmaya çalışmış ve ilk defa tür kavramını ortaya koymuştur.

Belirli prensipleri olan, gerçek ve doğru sınıflandırma, sistematiğin babası sayılan İsveçli biyolog Carl von Linne tarafından başlatılmıştır.

Birbirleriyle ilgisiz gibi görünen bazı yapılar, yakından incelendiğinde, aralarında çok yakın benzerliklerin olduğu görülür. Örneğin bir yarasanın kanadı ile bir insanın kolu, dış görünüşleri itibariyle fazla benzemez. Çünkü yarasanın kanadı uçmaya, insanın kolu ise, yakalama veya tutmaya yarar.

Fakat bunların anatomisi ve embriyolojileri incelendiğinde benzerlik gösterdikleri anlaşılır. İşte, orjinleri aynı olup, benzer embriyolojik evreler sonucu gelişen, aynı veya değişik görevler yapan yapılara homolog organlar denir.

Bugün kullanılan filogenetik (doğal) sınıflandırma sistemi, Lin-ne’nin çalışmalarına dayanan ve temel ilkesi homoloji olan bir çalışmadır. Çünkü homolog organlar akrabalık derecesini belirler. Embriyolojik yönden aynı olan ve aynı homolog organlara sahip olan canlılar bir grubun ortak üyeleridir.

Modern sınıflandırmanın esası, birbiriyle benzer canlıları ortak gruplarda toplamaktır. Organizmaların sınıflandırılmaları; orjinlerine, benzerlik derecelerine ve gelişim basamaklarına göre yapılır. Linne’nin ileri sürdüğü hipotezin iki özelliği vardır:

Advertisement

*** Her tür içinde ideal bir tip bulunur. Bu ideal tip, standart bir örnek olarak her bireyle karşılaştırabilir.

*** Türlerin çeşitleri, sayıları sabittir ve değişmez.

İkili Adlandırma

Linne ikili adlandırma (binomial sistem), sistemini kurmuştur. Buna göre, canlıların isimlendirilmesinde tür esas kabul edilir. Tür; aynı soydan gelen, embriyolojik, morfolojik ve fizyolojik özellikleri aynı olan ve birbirleriyle doğal olarak çiftleştiklerinde verimli döller verebilen canlılardır.

Linne’nin sistematiğine göre bir tür, iki isimle tanımlanır.

*** İlk isim canlının ait olduğu cinsin ismidir; büyük harfle başlar. İkinci isim ise, türe ait bir özelliği gösterir; bu da küçük harfle başlar.

*** Her ikisi de italik yazılır ve latincedir. Bunun nedeni aynı organizmanın dünyada aynı isimle tanımlanması ve bilimsel çalışmalarda birlik sağlamaktır. Örneğin; Canis familiaris köpeğin ve Canis lupus kurdun bilimsel adıdır. Birinci isimlerden her ikisinin de Canis cinsine ait oldukları anlaşılmaktadır.

Sınıflandırmada (Taksonomide) Kullanılan Basamaklar

Linne canlıları sınıflandırırken; tür, cins, takım ve sınıf gibi grupları kullanmıştır. Daha sonra bu grupların yetersiz kalmasıyla, aile ve şube gruplarını eklemiştir.

Sınıflandırmada en küçük birim türdür. Belirli karakterleri birbirine benzeyen iki veya daha fazla tür, cinsi oluşturur.

Aynı karakterdeki cinsler “familya (aile)”; familyalar “takım”, takımlar “sınıf”, sınıflar da “şube”ler altında toplanır. Şubeler ise, alem’i meydana getirir.

Sistematik birimlerinden ortak özelliklerin en çok olduğu ve diğer birimlere göre sayının en az olduğu birim türdür. Türden aleme doğru gidildikçe, ortak özelikler azalırken, canlı sayısı artar. Yani en çok canlı sayısı ve en az ortak özellik alemde bulunur.

Günümüzde canlılar; arke, bakteri, protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar olmak üzere altı ana gruba ya da aleme ayrılarak incelenir.

Advertisement

Linnaeus canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak iki alemde toplamıştı. Günümüze uzanan süreçte canlıların çeşitliliği ile ilgili bilgilerin çoğalması ve elde edilen yeni kanıtlar, bilim insanlarını canlıları altı alemli bir sınıflandırma yapmaya yöneltmiştir.

NOT : Alemden türe doğru gidildikçe; benzer özellikler ve akrabalıklar artarken; çeşitlilik, karakter sayısı ve birey sayısı azalır.

Türden aleme doğru gidildikçe ise; çeşitlilik, tür sayısı ve karakter sayısında artış; benzerlik, ortak özellikler ve birey sayısında azalma görülür.


Leave A Reply