Tarih Boyunca Ünlü Elektrik Deneyleri

0
Advertisement

Elektriğin gelişmesi. Tarih boyunca elektrik ile ilgili olarak yapılan ünlü deney ve çalışmalardan bir kaç örneğin yer aldığı sayfamız.


İnsanlar çok eski çağlardan beri elektrik olayları ie karşılaşmışlardır, ilk olarak Milât’tan 600 yıl önce Eski Yunan bilginlerinden Milâslı Thales kehribar gibi bazı cisimlerin kumaşlara sürtülünce değişik özellikler gösterdiklerini, hafif cisimleri çektiklerini keşfetmişti.

Aradan çok uzun zaman geçti. XVII. yüzyılda william Gilbert adında bir İngiliz doktoru mıknatıs taşı ve pusulalar üzerine bir kitap yazdı. Bu kitabında kumaşa sürülen kehlibar gibi cisimlerin kazandığı özelliğe, kehlibarın Yunanca adı olan «elektron» dan ötürü «elektrik» adını verdi.

Bundan sonra çeşitli bilim dallarında araştırmalar yapan bilginler elektrik üzerine birçok şey öğrendiler. Bunların içinde elektriğin iki cins olduğunu, ayrı cinsten elektriğin birbirini çektiğini ilk bulan Fransız bilgini Du Fay (1699-1739) bazı cisimlerin elektriği ilettiğini, bazılarının da iletmediğini gören İngiliz bilgini Stephen Gray (1696-1736) vardır.

Leyde Şişesi

Advertisement

Yıllar geçtikçe, insanlar elektrik denen bu gizli gücün sırlarını yavaş yavaş çözüyorlardı. Bu gücü bir yerde toplayıp gerektiği zaman kullanmayı düşünmeye başladılar. Araştırmalar sonunda «Leyde Şişesi» denen alet ortaya çıktı. Leyde Şişesi, dış ve iç yüzü, üst tarafında belli bir kısmı açık bırakılmak üzere, kalay yaprakla kaplanmış bir cam silindirdir. Genel olarak iki iletken cisim arasına bir iletken konarak yapılan bu gibi aletlere «kondansatör» denir. Kondansatörler elektrik yükünü saklar, «armatür» denen iletken levhaları bir telle birleştirilince de bu tel üzerinden akıtılırlar. Leyde Şişesi’yle çeşitli denemeler yapan bilginler bu şişenin boşalması ile barut ve ispirtoyu yakmayı başardılar.

Franklin’in Uçurtması

Daha sonraları Benjamin Franklin’e rastlıyoruz. Bu Amerikalı bilgin statik etektrikle «şimşek» adı verilen elektrik arkının aynı kurallara uyduğunu bulmuştur. Birçok araştırmaları arasında en ünlüsü uçurtma ile yaptığı denemedir.

Franklin 1752 yılının fırtınalı bir gününde yaptığı bu denemede bir uçurtma uçurdu. Bu uçurtmanın üstünde elektrik toplamaya yarayan bir de tel vardı. Çakan şimşeklerden uçurtmaya geçen elektrik uçurtma ipinden yere iniyordu. Franklin bu elektriği bir Leyde Şişesi’ne doldurdu. Böylece sürtmeyle elde edilen elektrikle şimşeğin aynı şey olduğunu göstermiş oluyordu.

Advertisement

Franklin, bundan sonra yıldırımı zararsız hale getirmek için paratoneri buldu. Evlerin damına yerleştirdiği maden bir çubukla yıldırımı çekiyor, iletken bir telle toprağa aktarıyordu. Bugün kullanılan paratonerlerin esası da buna dayanır.

Kurbağa Denemesi

İtalyan fizikçisi Luigi Galvani (1737-1798) hayvanlarda elektrik bulunduğunu iddia ederek Ölü bir kurbağa ile denemelere girişti. Bu arada bakır bir telle demir balkon parmaklıklarına astığı kurbağada titreşimler gördü.

Bu denemelerin ışığı altında gene bir İtalyan fizikçisi olan Alessandro Volta (1745-1827) ilk pili yaptı. Böylece, hem pil geliştirildi, çeşitli piller yapıldı, hem de elektroliz yolu ile madenlerin birbiri üstüne kaplanması mümkün oldu. Kimyasal birçok olaylar bu buluşla açıklandı, bazı cisimler çözümlenerek elemanlara ayrıldı.

Bundan sonra elektrik alanı ile mıknatıs alanının arasındaki benzerlik bulundu; böylece, elektromagnetizma konusunda araştırmalar gelişmeye başladı Bu alanda önemli buluşları olanlardan biri de Fransız bilgini Ampere’dir. Ampere, çalışmaları sonunda elektrodinamik kanunlarını ortaya koydu, ilk defa atomla molekül arasında fark olduğunu ileri sürdü.

Advertisement

Faraday Kafesi

İngiliz bilgini Michael Faraday (1796-1867) kimya alanındaki çalışmaları yanında elektromagnetizma ve elektroliz üstünde uğraştı, bu kolların kanunlarını ortaya koydu, elektromagnetik alanın madenden yapılmış bir kafes içinde etki göstermediğini buldu. Bu kafese «Faraday Kafesi» denir.

Telgraf, Telsiz, Radyo

Bu arada Amerikalı fizikçilerden Josephe Henry (1799-1878) ile Samuel Morse telgrafı ortaya koydular. Böylece elektriğin önemli bir kullanma alanı daha doğmuş oldu.

Advertisement

İngiliz fizikçisi James Clerk Maxwell’in (1831-1879) elektromagnetik dalgaların varlığını açıklaması telsiz ve radyo alanında ilk adım oldu. Maxwell, elektriğin elektromagnetik dalgalar halinde yayıldığını bulmuştu. Aynı buluş üzerinde çalışmalar yapan Alman bilgin Rudolf Hertz (1857-1894) ise elektromagnetik dalga elde etmeyi başardı. Bunun yanında bu dalgaların ışık dalgaları gibi yansıdığını, kırıldığını da gösterdi.

Bu dalgaları kullanarak İtalyan bilgini Marconi (1874-1937) ilk telsiz telgrafı yaptı. Artık telsiz telefon ve radyo için yeterli bilgi kazanılmıştı. Günümüze kadar süregelen araştırmalar radyoyu, televizyonu ve bir çok elektronik aygıtı insanlığın hizmetine sundu.

Edison’un İcatları

Elektriğin bugünkü yaygın durumunu kazanmasında büyük ölçüde emeği olan bilginlerden biri de Amerikalı Thomas Alva Edison’dur. Çok çeşitli icatları olan Edison’un ilk buluşlarından biri alıcı-verici telgraf (duplexe sistemi) dir. Edison bundan sonra, Graham Bell’in bulduğu telefonu daha kullanışlı hale getirdi, mikro telefonu yaptı (1877). Bir yıl sonra ise ses kaydetmeye yarayan bugünkü gramofonların esasını teşkil eden fonografı buldu.

Advertisement

Elektrik Lâmbası

Edison’u en çok uğraştıran buluşu elektrik ampulü oldu. Elektrik akımının doğurduğu sıcaklığa dayanabilecek cismi bulmak için uzun ve masraflı araştırmalar yapmak zorunda kaldı. O güne kadar elektrikten ışık elde etmek için uçlarına gerilim tatbik edilen iki kömür çubuk kullanılıyordu. Kömürler arasında elektrik arkı doğuyor, bu ark ışık veriyordu. Fakat, ark lâmbalarından ancak meydanlarda yararlanılıyordu.

Edison çok uzun süren denemelerden sonra Afrika ormanlarından getirttiği ağaç liflerinden akım geçirerek ışık elde etti. Ampullerde kullanılan bu ince fitillere «flâman» denir. Sonraları ağaç, flâmanların yerini maden flamanlar aldı. Bugün «tungsten» denen bir maden kullanılıyor.

Günümüzde maden flâmanlı ampullerden başka ışık kaynakları da bulunmuştur. Elektronları çeşitli gazlar içinde akıtarak çeşitli özellik ve renklerde ışık elde ediliyor. Gündüz ışığına yakın bir ışık veren fluoresan lâmbalar, süslemelerde kullanılan renkli ışıklar bu esasa dayanır.

Advertisement

Leave A Reply