Tasavvuf Felsefesi Hakkında Bilgi

0

Tasavvuf nedir? Tasavvuf felsefesinin özellikleri, tarihçesi hakkında bilgi. Tasavvuf edebiyatının önderleri kimlerdir?

tasavvufTasavvuf; evrenin tümünü Tanrının görünümü (tecelli) sayan din felsefesi; vahdet-i vücud (varlık birliği), pantheisme: panteizm: heptanrıcılık, kamutanrıcılıktır.

Advertisement

Dinsel düşünce Allah’ın yaratan (halik), insanın yaratık (mahluk) oluşuna, kulluğun Tanrı buyruklarına inanıp boyun eğişine bağlıdır; yani Tanrı başka bir güç kaynağıdır (müessir), evren onun yarattığı bir üründür (eser). Çeşitli gereksinimlere cevap veren tasavvuf felsefesi ise yaratanla yaratılanın ayrılığına değil, Tanrı ile evrenin birliğine dayanır. Evrenin tümünü Tanrı’nın görünümü (tecelli) sayarak Ehl-i Sünnet’ten temelde ayrılır. Uzun tartışmalara yol açan bu ayrılık-evren ve doğa dışında bir Tanrı’nın bulunamayacağı düşüncesi, maddeci: Tanrıtanımaz bir sonuca ulaştırılabileceği için-tasavvuf felsefesi içinde de çeşitli bölünmeler yaratmıştır. Tarik, tarikat Arapçadır ve yol anlamına gelir. Sufilere (mutasavvıflara, tasavvufa inananlara) göre insanın (eşref-i mahlukat: Yaratılanların en şereflisi), başlıca görevi, ülküsel katlara ulaşmaya çalışmaktır. Bu konuda tarikatlar pek çoktur… Ama hepsinde müride manevi yolculukta önderlik eden şeyhe mürşid (irşad eden) denir… Aslı tekye olan ve Farsçada dayanmak, dayanılacak yer anlamlarına gelen söz, tekyegâh diye de kullanılır. Derviş (Farsça yoksul anlamında: tasavvuf ehli, varlıktan geçmeyi şiar edindiklerinden bu adla anılırlar) denen tasavvuf ehlinin toplandıkları, zikrettikleri, kendilerince kararlaşmış töreyi yerine getirdikleri yapı ve müştemilatına bunun için tekke denir. Dergah, hanikah, zaviye can ve mal güvenliğinin kalmadığı, Anadolu halkının umarsızlıktan ne yapacağını şaşırdığı 13. yüzyılda dinsel inançların yanı sıra tasavvuf felsefesini yayan düşünürler halka sığınacak yerler sağlamış olurlar. Böylece bir eylem, yaşama ve bilgelik değeri taşıyan tasavvuf; daha iyi insan olmanın yollarını, ruh dirliğini sağlamanın gereğini, daha yüksek bir insanlık düzeyine eriştikten sonra dünyaya dönüşü aşılayan ilkeleriyle toplumun gereksinimlerine cevap verir.

Ortaçağ karanlığı içinde tasavvuf felsefesinin yarattığı ışığın, Avrupa’da Rönesansla başlayıp gelişecek olan insancılık (hümanizm) görüşüne vakitli bir başlangıç olduğu ortadadır. Türkçe yazmadığı için yerindiğimiz Mevlâna’ nın yanı sıra Anadolu halkının sevgi, eşitlik, haksayar bir düzen, insan değerliliği, mutluluk, kardeşlik gereksinimlerine cevap veren Yunus Emre, bu yüzden bir hümanizm müjdecisi olarak anılmakta, tasavvuf ürünlerine de aynı değerle yeniden bakılmaktadır. Böylece tasavvuf, gerek Divan gerekse Halk edebiyatımıza yansıyan güçlü bir felsefe sistemi olmuş, edebiyatımıza etkili bir çığır açmıştır. Bu görüşe bağlananlar için ilk akla gelenler: Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Hacı Bayram-ı Veli, Sultan Veled, Ahmet Yesevi, Aşık Paşa, Nesimi, Kaygusuz Abdal, Eşrefoğlu Rumi, Fuzuli, Hayati, Usulî, Niyaz-i Mısri, Pir Sultan Abdal, Şeyyad Hamza Şeyh Galip, Esrar Dede…


Leave A Reply