Tekirdağ Tarihçesi – Tarihi Yerleri

0
Advertisement

Tekirdağ ilinin tarihi, tarihçesi. Tekirdağ ilinde bulunan tarihi mekanlar, yerler ile ilgili bilgi.

tekirdag-tarihiTekirdağ Tarihi; İÖ 7. yüzyılda Marmara Denizinin kıyılarına koloni kentleri kurmak isteyen Yunanlılar, Bisanthe adıyla bugünkü Tekirdağ’ı kurdular. Pers egemenliğine kadar kent yaşamını özgür bir biçimde sürdürdükten sonra, Pers egemenliği sırasında Bisanthe adı Rhaidestos’a dönüştürüldü. Büyük İskender Asya Seferi’ne çıkmadan önce, 10 335’te Trakya’yı egemenliği altına aldı. Onun ölümünden sonra imparatorluğu komutanları arasında paylaşınca, Trakya Lysimakhos’un elinde kaldı. Daha sonra Makedonya Krallığı’ nın toprakları arasında kalan bölge, İÖ 168’de Roma’ya bağlandı. Roma döneminde kentin adı Rhaedetus, Resisthon ve Resisto olarak değişti. Roma İmparatorluğu’nun 395’te ikiye ayrılmasından sonra da Bizans İmparatorluğu’nun topraklan arasında kaldı. Bizans döneminde adı Rodosto olarak değişti. Bizans İmparatoru İustinianos (527-565) kentin etrafını surlarla çevirdi. 813’te bir Bizans Ordusu Bulgarlara yenilince Bulgarlar tüm Trakya kentleri gibi Tekirdağ’ı da yakıp yıktılar. 1204’teki Dördüncü Haçlı Seferi sonunda İstanbul Haçlıların eline geçip Latin İmparatorluğu (1204-1361) kurulunca, Tekirdağ da bu devletin sınırlan içinde kaldı. 1206’da kent ikinci kez Bulgarlar tarafından yakılıp yıkıldı. 1261’de Bizans İmparatoru VIII. Mikhael Palaiologos (1259-1282) tarafından Latin İmparatorluğu’nun yıkılmasının ardından 1275’te Tekirdağ yeniden Bizans sınırları içine girdi.

Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa, 1354’te Tekirdağ’ı ele geçirdi. Osmanlılar kente Rodosçuk ya da Tekfurdağı admı verdilerse de zaman içinde bu ad Tekirdağ biçimine dönüştü. Osmanlı yönetiminde Tekirdağ, Gelibolu Sancağı’na bağlı işlek bir liman olarak önem kazandı. Avusturya İmparatorluğu’na karşı ayaklanan Macarlar, yenilgiye uğrayınca, bağımsızlık hareketinin önderi olan Rakoczi Ferenç, yanındakilerle birlikte 1717’de Osmanlı topraklarına sığındı ve Tekirdağ’a yerleştirildi. Rakoczi ölümüne kadar (8 Nisan 1735) Tekirdağ’da yaşadı. Rakoczi’nin o günlerde oturduğu ev, günümüzde müze haline dönüştürüldü. 1878’de Ruslar kenti ele geçirdiler. İşgal kısa sürdüyse de halkının bir bölümü Anadolu’ya göç etti. Bakan Savaşı sırasında bu kez de Bulgarlar kenti aldılar (9 Kasım 1912). Tekirdağ bu işgalden ancak 15 Temmuz 1915’te kurtuldu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlarında Tekirdağ, Çanakkale Savaşı’nı destekleyen bir üs görevi yaptı. Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918) sonra Müttefik Devletler tarafından işgal edildi. 20 Haziran 1920’de de bir Yunanlılar kente girdiler. Kurtuluş Savaşı’nın ardında imzalanan Mudanya Mütarekesi’ne göre kent, 13 Kasım 1922’de Türklere teslim edildi. Cumhuriyetin ilanından sonra il konumuna getirildi.

Tarihsel Eserler; Tarihsel eserler açısından Tekirdağ fazla zengin değildir. Osmanlı dönemi öncesinden günümüze ulaşmış eser yoktur. Osmanlı dönemi eserlerinin en önemlisi ve en eski tarihlisi, Kanuni Sultan Süleyman’ ın damadı ve Sadrazamı Rüstem Paşa’ nın yaptırdığı ve kendi adıyla anılan Rüstem Paşa Camisi ve Külliyesi’dir. Külliye, cami, medrese, çifte hamam, kitaplık, imaret, bedesten ve fırından oluşur. Mimar Sinan’ın eseri olan külliye, 1553’te tamamlandı. Tekirdağ’ın öteki önemli dinsel yapısı Eski Cami dir. Günümüzde en çok kullanılan camidir. 1831’de Zahire Nazın Tekirdağ-lı Ahmet Ağa tarafından yaptırıldı. 1912’deki depremde yıkılan minaresi Cumhuriyet döneminde yeniden yapıldı. Eski Cami ile Rüstem Paşa Camisi arasında yer alan Orta Cami, Kürkçü Sinan Bey tarafından yaptırıldı. bu caminin yıkılması üzerine 1855’te halkın bağışlarıyla bugünkü cami yeniden yaptırıldı, bugün müze olarak kullanılan Prens Rakoczi Evi, üç katlı bir yapıdır. 1932’de onarılarak günümüz görünümünü aldı. Tekirdağ’da sözü edilmeye değer öteki tarihsel eserler: Yusuf Ağa Camisi, Canpaşa ya da Gümrük Camisi, Hasan Efendi Camisi, Sahteoğlu Camisi.

Advertisement

Yorum yapılmamış

Leave A Reply