Tekke Edebiyatı Nazım Şekilleri Hakkında Bilgi

0

Halk tasavvuf edebiyatı, tekke edebiyatı nazım tür ve şekilleri nelerdir, özellikleri, örnekler ve hakkında bilgi.

HALK TASAVVUF EDEBİYATI (TEKKE EDEBİYATI) NAZIM TÜR ve ŞEKİLLERİ :

1. HİKMET
2. İLAHİ
3. NUTUK
4. DEVRİYE
5. AYİN
6. ŞATHİYAT-İ SOFİYANE
7. BEZM-İ CEM

Tekke edebiyatı halk edebiyatının önemli bir koludur. Bu edebiyata bağlanan şairlerin çoğu medrese öğrenimi görmüş olup Arapça, Farsça ve aruz bilmektedirler. Bu tip şairlerin eserlerinin bir kısmı aruz ölçüsüyle yazılmıştır.

Bunların arasında medrese öğrenimi görmemiş olan halk şairleri de vardır. Hemen hemen hepsi şiirlerini hece ölçüsüyle yazmış ya da söylemişlerdir.

Medrese öğrenimi görmüş olan tekke şeyhlerinin Arapça, Farsça bilmeleri ve aruz ölçüsünü tanımaları karşısında şiirlerinin çoğunu hece vezniyle yazmalarının nedeni, geniş halk kitlelerine seslenmek istemeleridir. Çünkü medresenin ağır ve klasik baskısından kaçan ve onun vicdanlarda yarattığı dinî korkudan kurtulan büyük halk kitlesi, tekkenin kendine açılan kapısına doğru koşuyordu. Tekkeci şair de bunu görüyor, ona, kendi dili ve kendi hece ölçüsüyle sesleniyordu. Halk, medresecinin anlayışıyla ile tekkecinin anlayışını kendi sağduyusuna vuruyor, ona göre gideceği yolu seçiyordu. Birbirlerinden farklı olan bir iki anlayış şunlardır :

a) Medreseciler İslâmın Kikab-ı Mukaddes’i olan Kur’an-ı Kerim’in dış ya da üst anlamı üzerinde duruyorlar, Allah’ı korkunç bir varlık halinde vicdanlara oturtmaya çalışıyorlardı. Müslüman insanın dayanağı ve sığınağı olması gereken Allah, birtakım korkuların sembolü halinde kavratılmak isteniyordu.

b) Tekkeci dediğimiz mutasavvıflar bu görüşün tersine bir yol tutmuşlardır. Bunlara göre Kur’an-ı Kerim’in ve Hadis’lerin dış anlamlarının yanında bir iç, ya da alt anlamları vardır. Allah’ın ve Peygamber’in söylemek istediği gerçekler buradadır. Allah korkulacak değil, aksine âşık olunacak varlıktır. Çünkü o iyidir, güzeldir ve vücud-u mutlaktır.

İslâmiyetin sihrinin doğulu kavimlerin vicdanlarını fethetmesiyle birlikte Konfüçyüs, Buda, Mani gibi doğulu dinlerin ve neo-plâtonizm’e dayanan ve İskenderiye Mektebi denilen batılı felsefi kurumların mistizmiyle beslenen islâm tasavvufu, bütün insanları akın akın kendine çekiyor, medrese karşısında büyük bir güç kazanıyordu.

Bu nedenlerle birçok tarikat meydana geliyor, şeyhlerin ve dervişlerin sayısı durmadan artıyordu. Tekke yani tasavvuf edebiyatı da bu davranışlara paralel olarak hız alıyordu.

Tasavvuf edebiyatının iki önemli dayanağı vardır. Bunlardan birisi dini düşünce, öteki de fikri ve felsefi düşüncedir. Nazım türleri bu düşüncelerin etkisi altında meydana gelmektedir. Hikmet ve İlâhi dediğimiz nazım türleri daha çok dini düşünüşleri işlerler. Fikri ve felsefi alandaki düşünüşler ise daha çok Bektaşi ve Melâmilerin meydana getirdikleri nazım türlerine konu olurlar.

Tekke edebiyatı nazım türlerinden birçokları da saz şairlerinin koşma, semai, türkü, varsağıları gibi birbirlerinden özel farklarla ayrılan bestelerle söylenir. Yani tekke şairlerinden birçokları saz çalarlar. Bunların din dışı saz şairlerinden farkları, bütün manzumelerini tasavvufî düşünceye bağlamış olmalarıdır.


Leave A Reply