Tur Suresi Hakkında Bilgi

0

Tur Suresi nedir? Tur Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Tur suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Tur Suresi

Tur Suresi Hakkında Bilgi

Tur Suresi; Kuran-ı Kerim’in 52. sûresidir. Mekke’de inmiştir. 49 ayetten oluşur. Tur sözcüğü, Musa Peygamber’ in Allah’ın sesini duyduğu dağın adıdır. İlk ayet “O Tur hakkı için” diye başladığından sûre bu adla bilinir. Sûrede cennetin ayrıntılı bir anlatımı vardır.


Mekke’de indirildiğine inanılmakta olan sure 49 ayetten oluşur. Sure ismini ilk ayette geçen Sina yarımadasında ve Musa’ya Tevrat’ın 10 emrinin verildiğine inanılan Tur dağından alır. Tur Suresinde Allah’a inanmayanların cehennemde yanmalarından, Allah’a inananların cennete gideceklerinden, cennetin nimetlerinden bahsedilir.

Tur Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

Andolsun Tur’a

ve Satır haline getirilmiş kitaba

Yayılmış kağıt üzerinde


Ma’mur eve

Yükseltilmiş tavana

Kabartılmış denize

Şüphesiz senin Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.

Onu def edenlerden hiç kimse yoktur.

O gün gök, bir dönüş döner.


Ve dağlar bir yürüyüşle yürür.

İşte o gün, yalanlayanların vay haline,

Ki onlar havuzun içinde içinde oynayanlardır.

Cehennem ateşine, bir atılışla atıldıkları gün;

“İşte sizin yalanladığınız ateş budur.”

“Bu da bir büyü mü, yoksa siz mi görmüyorsunuz.”

“Girin ona; artık ister sabredin, ister sabretmeyin. Sizin için birdir. Siz ancak, yaptıklarınızla
cezalandırılıyorsunuz.”


Hiç şüphesiz muttakiler, cennetlerde ve nimet içindedirler;

Rablerinin verdikleriyle ‘sevinçli ve mutludurlar’. Rableri, kendilerini ‘çılgınca yanan cehennemin’ azabından korumuştur.

“Yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin ve için.”

Özenle dizilmiş tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Ve Biz onları iri-ceylan gözlü hurilerle evlendirmişiz.

İman edenler ve soyları kendilerini imanda izleyenler; Biz onların soylarını da kendilerine katıp-ekledik. Onların amellerinden hiç bir şeyi eksiltmedik. Her kişi kendi kazandığına karşılık bir rehindir.

Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik.

Orada bir kadeh kapışır-çekişirler ki, onda ne ‘boş ve saçma bir söz’, ne günaha sokma yoktur.


Oğlanları, kendileri için etraflarında dönüp dolaşırlar; sanki ‘sedefte saklı inci gibidirler.’

Kimi kimine dönüp sorarlar;

Dediler ki: “Biz doğrusu daha önce, ailemiz içindeyken endişe edip-korkardık.”

“Şimdi Allah, bize lütufta bulundu ve ‘hücrelere kadar işleyen kavurucu’ azabdan korudu.”

“Şüphesiz, biz bundan önce O’na dua ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisidir.”

Şu halde sen, öğüt verip-hatırlat; çünkü sen, Rabbinin nimetiyle ne kahinsin, ne mecnun.

Yoksa onlar: “Bir şairdir, biz ona zamanın (getireceği) felaketleri gözlüyoruz” mu diyorlar?

De ki: “Siz gözetleyedurun; çünkü ben de sizinle birlikte gözetleyenlerdenim.”


Yoksa bunu kendilerine saçma-akılları mı emrediyor? Yoksa onlar azgın bir kavim midir?

Yoksa: “Onu kendisi uydurup-söyledi” mi diyorlar? Hayır; onlar iman etmiyorlar.

Şu halde, eğer doğru sözlüler iseler, benzeri bir söz getirsinler.

Yoksa onlar, hiç bir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır; onlar, kesin bir bilgiyle inanmıyorlar.

Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Yoksa üstün güç sahipleri kendileri midir?

Yoksa onların bir merdivenleri mi var (ki) onunla dinliyorlar? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.

Yoksa kızlar O’nun da, erkek-çocuklar sizin mi?

Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altındalar?

Yoksa gayb onların katında mıdır, böylece yazıp-duruyorlar?

Yoksa hileli-bir düzen mi kurmak istiyorlar? Fakat ‘o inkâr edenler hileli-düzene düşecek olanlardır.

Yoksa onların, Allah’ın dışında başka bir ilahları mı var? Allah, onların şirk koştuklarından yücedir.

Eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile: “Üst üste yığılmış bir buluttur.” derler.

Öyleyse sen onları çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar bırak.

“Çarpılacakları gün” ifadesi ile ölecekleri gün veya birinci sûrun üfürüleceği gün kastedilmektedir.

O gün, ne hileli-düzenleri kendilerine herhangi bir şeyle yarar sağlayacak, ne yardım görecekler.


Şüphesiz zulmedenlere bundan önce de bir azab vardır; ancak onların çoğu bilmiyorlar.

Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et.

Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O’nu tesbih et.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?