Türk Masal Dünyasının En Sevilen Karakteri Keloğlan Boyama Sayfaları

2

Okul öncesi etkinlik için çocukların masallarını çok sevdiği Keloğlan’a ait boyama sayfaları. Keloğlan boyama, etkinlikleri.

Keloğlan Boyama Sayfaları

Advertisement

Kuyruklu Yalan Keloğlan Masalı

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer tellal iken, horoz berber iken, ben anamın-babamın beşiğini tıngır-mıngır sallar iken… Bir varmış, bir yokmuş, Tanrı’nın kulu çokmuş, bu kullardan bir de bir Keloğlan varmış. Keloğlan’la annesi çok yoksullarmış.

Bir gün Keloğlan, komşuların verdiği unu değirmende öğütürken, çok acıkmış, unun birazıyla poğaça yapmış. Değirmenci bundan pay istemiş. Verirsindi, vermemdi derken, bir karara varmışlar:

— “Kim daha güzel yalan söylerse poğaça onun olsun!»

Keloğlan Boyama Sayfaları

Advertisement

Önce değirmenci başlamış:

— «Geçen yıl değirmenimin bahçesine kavun, karpuz ektimdi. Karpuzlar yetişti. Aralarında bir tanesi tam fındık kadardı. Sinek kanadı kadar bir bıçağım vardı. Karpuzu kesmeye çalışırken bıçak içinde kayboldu. Elimi soktum, bulamadım; kolumu soktum, bulamadım. «Hele bir de ben bakayım!» deyip içine girdim.

«Ben bıçağımı ararken karşıma bir kervan çıktı. Kervancıbaşı bana: «Ne arıyorsun?» diye sordu.

— «Sinek kanadı kadar bir bıçağım vardı, kaybettim, onu arıyorum.» dedim.

Keloğlan Boyama Sayfaları

— «Aman arkadaş, burada benim de bir kervanım kayboldu; bulamıyorum, sen bu kadar küçük bir bıçağı buralarda nasıl bulursun!» İşte benim hikâyem bu. Eh, şimdi de sen anlat bakalım!»

Advertisement

Keloğlan başlamış anlatmaya:

— «Benim bir arım vardı. Bir gün kayboldu. Onu aramak için yollara düştüm. Dolaşırken bir de ne göreyim! Bir çiftçi benim zavallı arıyı öküzüne eş yapmış, çift sürüyor. Tepem attı; hemen gittim, arıyı çiftten çözdüm.

«Gelgelelim, benim arının ensesi çiftin boyunduruğundan yara olmuştu. Yakındaki bir kahvede köylüler oturuyorlardı. Onlara gittim, sordum:

— «Bu yaraya ne versem acaba?»

— «Ceviz yağı iyi gelir, bir dene.» dediler.

Keloğlan Boyama Sayfaları

«Eve geldim, dediklerini yaptım. Olur şey değil! Bir süre sonra arının ensesinde bir ceviz ağacı çıkmasın mı! Çaresiz, ağacı sulayıp, budayıp büyüttüm. Birkaç yıl sonra ağaç yemiş vermeye başladı. Gel gör ki mahallenin çocuklarından rahat yok! Gelip gidip taşlamaya başladılar. Zavallı arının ensesi atılan taşlarla doldu. Birazı ufalanıp toprak haline gelince burası taşlık bir tarla oldu çıktı. Ben de bu tarlayı sürüp ektim.

Keloğlan Boyama Sayfaları

«Yaz ortalarında ekini biçmek için tarlaya gitmiştim. Öğle sıcağında, yorgun-argın, orak biçerken, ansızın bir karga geldi, orağı kaptı elimden. Oraya uçtu, buraya uçtu, ekinleri bir güzelce biçti. Sonra havalanıp gitti. Giderken de kanatları arasından bir kâğıt düştü. Kâğıtta «Değirmenci haksızlık etmesin; poğaça yoksul Keloğlan’la annesinindir!» yazıyordu…»

Keloğlan Boyama Sayfası

Değirmenci şaşa dursun, Keloğlan onu alt etmiş, poğaçayı alıp evine götürmüş. Annesiyle birlikte kocaman poğaçayı bölüşünce içinden dünya güzeli bir kız çıkmış. Meğer bu, bir peri kızıymış, kısmetini arıyormuş. Keloğlan’a elini dokundurunca, o da çok yakışıklı bir delikanlı olmuş. Evlenmişler. Yıllarca mutlu bir hayat sürmüşler. Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine…

Advertisement

Keloğlan Boyama Sayfası


2 yorum

Leave A Reply