Türk Mitolojisi İle İlgili Bilgi

0

Türk mitolojisi nedir? Türk mitolojisinin özellikleri, mitolojinin tarihçesi ve dönemleri. Türk mitolojisi hakkında detaylı bilgi.

Türk Mitolojisi

Advertisement

TÜRK MİTOLOJİSİ

Bazı milletlerin edebiyatlarında Destan Dönemi yoktur. Bir milletin edebiyatında Destan Dönemi’nin olabilmesi için o milletin destan oluşturabilecek kadar köklü bir geçmişinin olması gerekir. Çünkü destanlar -manzum olarak söylenişleri ve yazıya geçirilişleri sonraki zamanlarda gerçekleşse de- kavmî özelliklerin zihniyet üzerinde belirgin etkisinin olduğu zaman dilimlerinde gerçekleşen olaylara dayanan ve mitolojik öğelerle beslenen edebî metinlerdir. Tarih ve edebiyat incelemeleri, Türk milletinin destan oluşturabilecek köklü bir geçmişe ve mitlere sahip olduğunun ortaya koymaktadır. Türk destanlarını incelemeden önce bu destanların oluşmaya başladığı dönemin zihniyeti üzerinde duralım.

Şamanizm

Türk destanlarının oluşma dönemlerinde toplumsal hayatı belirleyen en önemli unsur Şamanizm ve Şamanlardır. Şamanizm, Kuzey ve Orta Asya’da Türkler, diğer kıtalarda da başka topluluklar arasında günümüze kadar süregelen doğaya tapma, doğaüstü ruhlara inanma temeline dayalı bir dindir. Eski Türklerde Uygurların Maniheizm’i kabul etmesine kadar toplumu derinden etkileyen ve biçimlendiren bir inanç sistemi olan Şamanizm, gökteki nûr âlemi, yeryüzü âlemi ve yer altındaki karanlıklar âlemi olmak üzere üç âlem esasına dayanır.

Gök âlemi, on yedi kat hâlinde, sonsuz bir nûr âlemidir. Burada iyilikler, güzellikler ve iyi ruhlar bulunur. Bu âlemin hâkimi, bütün varlıkların yaratıcısı olan Tengri Kayrakhan (Ülgen, Kuday)dır. Ülgen, tek tanrı inanışlarındaki gibi sonsuz bir güce sahiptir. Yeryüzü âleminde insanlar, diğer canlılar ve yirsup melekleri vardır. Bu melekler, Tanrı-‘nın yeryüzüne yolladığı iyilik melekleridir. Yeryüzünde, ayrıca yer altı âleminden gönderilmiş kötü ruhlar ve cinler de vardır. Yer altı âlemi, yedi ya da on dört kat hâlinde bir karanlıklar âlemidir. Bu âlemin hâkimi “Erlik” adlı bir şeytandır.

şamanizm

Advertisement

Şamanizm’e göre, ölen iyi ruhlar, bir kuş kılığına girerek iyilik derecelerine göre, gökteki nûr âlemine yani bir ışık ve sıcaklık âlemi olarak betimlenen Uçmak’a (Cennet’e) yükselir. Uçmak’ın sıcak bir yer olarak düşünülmesinde Türklerin yaşadıkları coğrafyanın çok soğuk bir iklime sahip olmasının önemli etkisi vardır. İyi ruhlar Uçmak’a yükselirken kötü ruhlar, yer altında yaşayan akrep, çıyan gibi hayvanların biçimine girerek kötülüklerinin derecesine göre Erlik’in karanlıklar âlemine gider.

Şamanlar

İslamiyet öncesi Türk toplumunda “kam, oyun, bakşı” gibi adlarla anılan Şamanlar, toplumun manevi lideri konumundaydı. Şamanlar, Orta Asya bozkırlarında göçebe yaşam tarzının şekillendirdiği Türk toplumunun dinsel ihtiyaçlarını karşılamak yanında çeşitli törenlerin düzenleyicisi, mitlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan sanatçısı, büyüleriyle toplumdaki olumsuzlukları giderdiğine, hastaları iyileştirdiğine inanılan kutsal kişisi olarak da karşımıza çıkar.

Şamanizm’e göre Ülgen’in katında bulunan iyi ruhlar, kamlara yardım eder ve insanları korur. Ayısıt (Umay), bu iyi ruhlardan biridir.

Eski Türk inanışlarında totemler (İlkel toplumlarda topluluğun ondan türediği sanılan ve kutsal sayılan hayvan, ağaç, rüzgâr vb. herhangi bir doğal nesne, ongun.) de önemli bir işleve sahipti. Bu inanç sisteminde yeryüzü âlemini oluşturduğuna inanılan dağ, nehir, pınar; Ay, Güneş, yıldızlar; at, ayı, tavşan, kurt gibi nice varlığa kutsallık atfedilmişti.

Bugün islamiyet öncesi Türk destanları dediğimiz ürünlerin birçoğu, edebiyat bilimi açısından değerlendirildiğinde destan olmaktan çok aslında birer efsanedir yani mittir. Çünkü Türk destanları, daha önce gördüğümüz ilyada ve Şehname destanlarından farklı olarak doğal destanlarıPı (epopelerin) oluşum aşamalarını geçip uzun manzumelerden oluşan edebî metinler şeklinde günümüze ulaşmamıştır.

Doğal destanların oluşum aşamalarını hatırlayalım: Destanda anlatılanlara konu olan çekirdek olay yaşanıyor, bu olay kuşaktan kuşağa aktarılıyor, daha sonra kimliği belli bir şair bu mitleri toplayarak uzun manzum hikâyeler şeklinde birer edebî metne dönüştürüyordu. Türk destanları bu aşamalardan geçerek oluşmuş metinlere sahip değildir. Destan (epope) sonuçta bir edebî metin ise Türk destanlarında bu özelliğin olmadığını söyleyebiliriz. Ama bu durum Türk milletinin destan oluşturmadığını göstermez.

Advertisement

Destanlar

Milletin hafızasında derin izler bırakan büyük savaşlar, göçler, doğal âfetler gibi önemli olaylarla karşılaşmış, yüzyıllar boyunca birçok devlet kurmuş Türk milletinin, mitolojik öğelerle beslenmiş, destanlara konu olabilecek birçok efsanesi vardır. Günümüze kadar ulaşan bu efsaneler, aslında Türk milletinin birçok destan oluşturduğunun da kanıtıdır. Ama efsanelerin bir şair tarafından manzum olarak söylenmemesi ve yazıya geçirilmemesi, birer edebî metin sayılan bu destanların asıl şekillerine ulaşmamızı imkansızlaştırmıştır.

Türklerin İlyada, Şehnâme, Kalevala gibi bir bütün halinde yazılmış ve derlenmiş, tam bir destanının bulunmamasının en önemli nedeni budur. Bir edebî metne destan denmesi için o metinlerde anlatılan olayların yaşanmasıyla o metinlerin yazılmasının aynı ya da yakın zaman dilimlerinde olması gerekmez. Örneğin bir Fin destanı olan Kalevala, o milletin Destan Devri’ni yaşamasından yüzyıllar sonra halk dilindeki efsanelerin ve manzum parçaların birleştirilmesi suretiyle oluşturulmuştur.

Nasıl ki İranlıların, Finlerin ve Yunanların destanlara konu olabilecek tarih ve mitolojileri varsa Türklerin de destanların oluşma dönemlerine kadar uzanan bir geçmişleri ve zengin bir mitolojileri vardır. Ama bu mitlerin ve tarihsel serüvenin uzun edebî metinler halinde derlenmemesi Türk destanlarının asıl şekillerini öğrenmemizi engellemiştir. Biz bundan sonraki bölümlerde sayısı iki yüzü bulan bu efsanelerin en önemlilerini birer destan olarak adlandıracak ve her birinin günümüze nasıl ulaştığıyla ilgili bilgi vereceğiz. Bunların birçoğuna destan dememiz, bunların edebiyat incelemeleri açısından gerçek anlamda “destan” (epope) olduklarını göstermez.


Leave A Reply