Türkçede Kullanılan Ünlemler ve Özellikleri (Tüm Ünlemlere Örnek Cümleler)

0

Türkçede kullanılan ünlemler nelerdir? Ünlem anlamı veren, ünlem olarak kullanılan kelimeler, örnek cümleler, özellikleri ve anlamları.

ünlemler

TÜRKÇEDE KULLANILAN ÜNLEMLER

a! (aa! aaa!)

En çok kullanılan ünlem olup, şaşma anımsama, sevinme, acıma, üzülme, kızma gibi duyguları güçlendirir. Tümcenin başında ya da sonunda çoğu kez yinelenmiş olarak kullanılır:

  • “A! Evladım, Şemsi’ciğim bunca zamandır neredeydin?”
  • “Aaa, o da ne! Aksak aksak, yan yan yürüyordu.”
  • “A… Aklıma geldi. Durun!”
  • “Aaa, çocuklar koşun, koşun!”
  • “Bu adam için de yolumu değiştiremem a!”
  • Aynı ünlem, dilek – koşul kipiyle kurulmuş tümcelerde kullanılır: Bana baksana! Şunu alsana! gibi.

e! (eee!)

Aşağı yukarı a! ünlemiyle aynı kullanılıştadır:

  • “Eee, arkasında yetişmiş böyle güzel bir bekâr genç kız bırakan anne…”
  • “Eee, merhaba bey, dedi.”
  • “Eee, olacak o kadar beyim!”
  • Bu ünlem çoğu kez sorulu ünlem tümcelerinde geçer: “Eee, ne oldu ?”
  • “Ee, anlat bakalım gemi aslanı ?”
  • Aynı ünlem yine a! ünlemi gibi dilek-koşul kipiyle kurulan tümcelerde geçer:
  • “…… ne bekliyorsun? Yüzbaşı Beye buyurunuz desene….”
  • Soru ekiyle birlikte soru ve buyrum bildiren bir tümce oluşturur: Gel e mi ? Bekle e mi ? gibi.

ha! (haaa!)

Bir şeyi birden anımsamada, sık sık kullanılır:

  • “Nice zaman sonra ha! bana selam veren filancaymış, nasıl oldu da hatırlayamadım.”
  • “Ha, o zaman başka! deyip…”
  • “Haaa…. unutmuşum ,dedim, haftaya yazarım.”
  • Aynı ünlem kimi zaman da söze, güç katma, bir istek uyandırma, korkutma, azarlama amacıyla kullanılır :
  • “… devleti kurtaracak adamın ha yiğitler! iş başına, işlik başına! demesine…”
  • “Sen de inandın ha! Beni tanımamışsın gibi.”
  • “Ha şöyle, en doğrusu o!”

ah! (aah!)

Bu ünlem derin bir özlem, istek, acıma ya da üzüntüyü belirtmede kullanılır:

  • “Ah ayan beyan hepsi hatırımdadır.”
  • “Ah, der, Azapkapısında, Sokullu Mehmet Paşa Camisi arkasındaki…”
  • “Ah bu kalp, bu kalp… hep başkaları için çarptı.”
  • “Ah, Necip, keşke sen kaçanlar arasında olsaydın.”
  • “Ah, şu insanlık! ..”
  • “Ah, oracıkta düşüp ölü verseydi.”
  • “Ah, tekrar evinin kilidine anahtarını soktuğu günü görebilse…”
  • “Ah, pardon, Müdür bey yok muydu ?”
  • “… başladı önüne gelene anlatmaya: Aaaah ah biz de adamı delirdi sanıyorduk…”

eh! (eeh! ehh!)

Genellikle onaylama anlamı taşıyan bir ünlemdir:

  • “Eh, ne diyeyim, kısmetime on iki tane düştü.!
  • “Eh, hayırlısı neyse o olsun!”
  • “Eh, ben de eve gideyim öyleyse dedi, kâhya.”
  • “Eh, mademki vaziyetleri iyi, ben yine işime bakayım.”
  • Bazı anlatımlarda da öfke ve kızma gösterir:
  • “Şevket Bey öfkelendi: Eh ama! diye bağırdı.”

ay! (ayy!)

Çoğu kez bu ünlem korku, acı, heyecan ya da sevinme gibi, ansızın beliren duyguların etkisiyle, söylenir:

  • “Ay, çok merak ettim, kimdir?”
  • “Hamit, ayy! dediğini duyuyor onun.”
  • “Bu kadar fırtına olduğunu bilseydim, dünyada binmezdim, İstanbul’da kalırdım… Ayyy!”
  • “Nasıl olur da oğlum en iyi arkadaşımı hâlâ tanımaz, ay. nasıl olur da….”
  • “Sarışın kadın inliyor sanki: Ay, ne yaparım ben şimdi?”
  • “Koğuşun öbür ucunda bir hastadan “ay” diye bir ses koptu.”

ey! (eyy! eey!)

Söyleyişe güç katmak, ilgi çekmek ve seslenmek için söylenir:

  • “Ey Türk Gençliği!”
  • “Türk cumhuriyetini korumak ve savunmak ilk görevimizdir, bu görevi senden aldık, başaracağız ey ölümsüz baba: Atatürk!”
  • “Ey! Bu topraklar için toprağa düşmüş asker!”
  • “Efendiler ve ey ulus! İyi biliniz ki…”
  • “Ey kendisini gören herkesin türlü türlü bulduğu, başka başka bildiği Fahim Bey!”

ya! (yaa!)

Öteki ünlemler gibi şaşma, acıma, beğenme duygularını gösterme yanında, sorulu tümcelerde anlamı güçlendirme görevi görür:

  • “Yaaa! Demek öyle?”
  • “Değiştik tabii… sen de değişmişsin ya!”
  • “Ya… vah vah! Bu kırılan bardak değil mi?”
  • “Yaa, etraf ne kadar güzel değil mi ?”
  • Kimi yerde, bir şeyi onaylamada evet anlamını verir: ”Yaa! Kahveyi pişirince öyle olur.”
  • “Selim kalkarken: Yaa Doktor dedi, nasıl da anlamadan geçiyor günler…”
  • “Kadın hiçbir şey anlamadığı halde: Yaa! dedi.”
  • “Ya! dedi tevekkeli değil.”
  • Aynı ünlem bazen tek başına bir tümce değeri taşır:
  • “Yarın İstanbul’a dönüyorum, erkenden, trenle! Ya!”
  • “Ya! Ve bir sır verir gibi yanındakini işaret ederek fısıldadı…”

hah!

Kullanıldığı ünlem tümcelerinde ansızın anımsanan bir şeyi, onaylamayı, bir sevinci, şaşmayı ya da bir şeyin istenildiği gibi olduğunu gösterir:

  • “Hah oldu… . şimdi ver kulağını dinle!”
  • “Öyle iğreti oturulmaz, bırak kendini yaslan, ayaklarını da uzat, hah, şimdi oldu.”
  • “Hah bildim! diye bağrışanlar gittikçe çoğalıyor…”
  • “Hah, dedi, tıpkı İngiltere’nin eski hariciye nazırı Anthony Eden!”

o! (oo! ooo!)

Sevinç, şaşma, beğenme, acıma gibi duyguları belirten ünlem tümcelerinde geçer: Oo!; İkiniz bambaşkasınız.”

  • “O! Nereye böyle? Çoktandır yüzünüzü…”
  • “Ooo! Hoş geldin Hasan’cığım, Gel! ..”
  • “Oo… maalesef menfaat hususunda pek korkaktır.”

vah! (vaah!)

Bu ünlem çoğu kez yinelenerek derin bir üzüntü, acıma gösterir:

  • “Vah biçare Rasim vah….”
  • “Nihat ilgilenir göründü: Vah vah, ben de gece fırtına ile uyandım.”
  • “Ya… vah vah! Bu kırılan bardak değil mi?”
  • “Vah vah! vah vah! Mazlum Sami böyle söylenerek…”
  • “Vah vah! Doktor gönderiniz ne lazımsa yapsınlar.”

oh! (oooh!)

Üzüntü, acıma bildirmek üzere vahi gibi, çoğu kez de sevinç, beğenme gösteren anlatımlarda geçer. Yinelenmiş biçimi de vardır.

  • “Vapurun salonuna girince ooh, çok yoruldum oturayım artık, dedi.”
  • “Oooh, yaşamak hakikaten doyulamayacak kadar tatlı bir şey.”
  • “Dünyayı kendine zehretme… şu havaya bak oooh…”
  • “Oh, yahu dedi, kötü bir haber çıkacak diye…”

oha! Bu sözcük de kaba bir ünlem olarak kullanılır.

hay!

İyi dilek, azarlama, şaşma ve sevinç bildirmede kullanılır. Kimi sözcüklerle, örneğin “Allah” sözcüğüyle “hay Allah’ biçiminde çoğu kez kalıplaşmış gibidir:

  • “Hay Allah, sana akıllar versin! diye gülmekten…”
  • “Hay Allah! Ne diyeceğimi bilemiyorum…”
  • “Hay Aziz hay!.. Nasipte yine görüşmek varmış ha!”
  • “Hay çok yaşayasınız siz…”

hay hay!

Bu ünlem, bir şeyi onaylama ve evet anlamında kullanılır: Hay hay, gelirim! Hay hay, dediğinizi alırım! Hay hay, buyurun! gibi anlatımlarda geçer.

hey! (heyy!)

Acıma, anımsama, üzüntü gibi birçok ünlemlerde ortak olan duygular yanında ey gibi seslenme ünlemi olarak da kullanılır.

  • “Hey sana söylüyorum… Türkçe anlamaz mısın? dedi.”
  • “Hey zavallı çocuğum, dedi, sen koyduğum yerde otluyorsun.”
  • “Hey gidi günler!… gidi günler!.. İki at beslemiştim çok eskiden.”)
  • “Buna can mı dayanır ? Hey canım hey!”

vay! (vayy! vaay!)

Bu ünlem şaşma, sevinme, üzüntü, acıma, kızma, azarlama gibi duyguları belirten anlatımlarda kullanılır ve kimi zaman yinelenir:

  • “Vay Hilmi’ciğim sabah sefası mı ?”
  • “Vay abla! Abla gelmiş yahu!…”
  • “Vay iki gözüm, diye iltifat etti, sizi hangi rüzgâr attı ?”
  • “Buyurun!… Vay! Efendim, Sultanım.”
  • “Vay beyim vay! Ya ne yaparsınız ?”
  • “Vay! Ali Bey görünmeden bu meseleyi halletmeliyim.”
  • “Vay sen ha! Aman ne iyi tesadüf!”
  • “Vay efendim, bu ne saadet!”
  • “Vay koca Osman vay!”

of! (oof!, ooff!, öf!, ööf!)

Çoğu kez usanma, sıkılma, üzülme, bir şeyden hoşlanmama gibi durumlarda kullanılır:

  • “Off, sabahtan beri patladım sıkıntıdan!”
  • “Bir sürü plastik kaplı, resimli romanlar, magazinler arasında arandı durdu: Öff… Aman bulamadım işte!”

uf! (üf!)

Bu ünlemler “of!” gibi aynı biçimde kullanılır: Üff ne kötü koku! Uf canım yandı! gibi.

pöh!

Bu ünlem beğenilmeyen bir davranış karşısında söylenir (puf!, püf! ünlemleri de aynı biçimde kullanılır).

  • “Haminnem, aman yavrum kendinize mukayyet olun diyor. Pöh… onun demesine ne lüzum var?”
  • “Pöh, dedi, mehtap…. mehtap gezintileri… bayağılık!”

tu! (tuu!)

Bu ünlem “yazık” gibi acıma üzüntü, kızma bildirir:

  • “Avukat: Tuu! dedi çıktı.”
  • “Ben de yiyordum, giyiyordum, caka satıyordum… Tul Tul”

tuh! (tüh!)

Bu ünlem “vah!” gibi üzüntü gösterir, “tüh!” biçimi de aynı kullanılıştadır:

  • “Bunca adam bekletilir mi be… Tuhl”
  • “Tuh be dedi, tuh be yahu. Hiç mi kanun kalmadı memlekette ?”
  • “Tüh tüh, yazık oldu, senin de ikiye bölündü uykun.”

aman!

Bu sözcük dilimizde diğer ünlemler gibi şaşma, sevinme, yardım dileme, bıkma gibi durumlarda (kimi kez amçımn biçiminde de) kullanılır. Aynı sözcüğün yinelendiği ya da “Allah, Yarabbi” gibi sözcüklerle birlikte söylendiği de olur:

  • “Aman, ne âlâ tesadüf dedi, ben de sizi aramak için…”
  • “Yerde baygın yatan, arasıra, aman Allah! diye bağıran…”
  • “Aman Yarabbi, birden ayağa kalkmasın mı o emekleyen çocuk.”
  • “Aman Allah… İmdat! diye bağıran herif şimdi keyif çatıyor.”
  • “Dur! Bir yanlışlık yapmayalım, aman!”

eyvah!

Beklenmedik bir olay, üzücü bir durum karşısında kullanılır:

  • “Eyvah! Ne yapacağız şimdi?”
  • “Kaşlarımı yukarı kaldırdım: Eyvah! diye bağırdım, çantamı düşürmüşüm…”
  • “Necip’in arkadaşlarından biri: Eyvah! dedi, yine silah arıyorlar.”

haydi! (hadi!, haydin!, haydindi!, hadisene!)

Çoğu kez çağrı, seslenme ünlemi olarak bildiğimiz bu ünlem, kimi kez de bir şeyi benimseme, alay etme, bir istek uyandırma gibi durumlarda kullanılır. Halk dilinde değişik biçimleri vardır:

  • “Şimdi yerinizden kalkın, şu yerdeki kırıkları toplayın: Hadi dinleyin sözümü!”
  • “Az kaldı, kapış hadi! deyip elindeki sopayı inderecekti Salih’in üstüne.”
  • “Hadi, unut artık.”
  • “Haydi marş! dedi.”

Çoğu kez dualarda, iyi dileklerde deyimleşmiş olarak kullanılır: Haydi Allah kolaylık versin! Haydi Allah rahatlık versin! Hadi iyi geceler! Hadi geçmiş olsun! gibi.

bravo!

Bu ünlem övgü, beğeni amacıyla kullanılan yabancı bir sözcüktür.

  • “Ağaçlar üstüne ne güzel konuştu. Bravo!”
  • “Bravo! O genç öğrenci de Olacak mı yemekte ?”
  • “Gördüm, artık yardıma hacet kalmadan binebiliyorsunuz. Bravo!”

hişt!

Çoğu kez çağırmaya ya da seslenmeye yarar: Hişt bana bak! Hişt buraya gel! gibi.

  • “Hişt, hişt! dedi. Hişşşşt! Ne işin var burada.”

yazık!

Bu sözcük ünlem olarak kullanıldığında acıma, üzüntü bildirir. Çoğu kez “ne yazık” biçiminde kullanılır:

  • “Ama hastalandıktan sonra hiç gelmedi. Ne yazık!”
  • “Kitabesinin son mısraını teşkil eden tarih ebced hesabıyla ,1145’i gösteriyor, yani 1732. Ne yazık! Ne yazık!”

yahu!

Bu ünlem dilimizde daha çok senlibenli konuşmalarda geçer. Kızma, şaşma, azarlama belirtir. “Gel yahul Hoş geldin.”

  • “Ağzımı açamaz oldum yahu!.”
  • “Neden Balıkesirliyim diyorsun? Vanlısın yahu!”
  • “Yahu, bana deli diyorlar amma sen benden daha zır delisin, dedi.”

hu! (huu!)

Bu ünlem çoğunlukla seslenmede geçer: “Hu! Cafer Efendi, bak kim geldi!”

be!

Çoğunlukla kaba ve senlibenli konuşmalarda kızma, şaşma ve azarlama için kullanılır: Gelsene be! Haydi be! gibi

  • “Bir de oldu bir kere diyor… Ayıp be!”
  • “Tuh be dedi, tuh be yahu!”
  • “Bunca adam bekletilir mi be…”
  • “Abla gelmiş yahu…. Hoş geldin be!”
  • “Şeker değilim be, şeker değilim be…”

sakın!

Bu sözcük, olmaması istenilen bir şeyi belirtmede kimi kez de dilek bildiren anlatıcılarda’ geçer. Sakın h’a! biçimi de vardır:

  • “Şehvar’a oğlanlara, kıza sakın gösterme ha!”

yaşa! (yaşşa!)

Büyük bir sevinç, çoşkunluk belirten ünlemdir:

  • “Merhaba Mustafa Kemal Paşa; Çok yaşa! Çok yaşa! Çok yaşa!”
  • “Yaşa Selim! Ben de az önce onu söylüyordum Doktora,”

ÜNLEM OLARAK KULLANILAN ÖTEKİ SÖZCÜKLER

Allah!

ünlem olarak kullanılan Arapça bir sözcüktür. Yinelenerek kullanıldığında can sıkıntısı, üzüntü, şaşma gösterir:

  • “Allah Allah!… Ağzımı açamaz oldum yahu!”
  • Aynı sözcüğün söyleyişe güç katmak için ünlem gibi kullanıldığı olur:
  • “Türk topçuları karşı tepeleri inletirler ki… ardından Allah! Allah! Anadolu askeri tepelere yürür “
  • Bu sözcük, yine ünlem olarak kimi sözcüklerle birlikte üzüntü, dua, iyi dilek, yardım dilemek için kullanılır:
  • “Aman Allah… imdat! diye bağıran herif şimdi keyif çatıyor.”
  • “Yerde yatan arasıra aman Allah diye bağıran sakallı amelenin yanma kimse yaklaşamıyordu.”
  • “Allah korusun! Şaka bir yana, bugün kimseye söz etmeye gelmiyor.”

Tanrım!

Ünlem olarak kullanılan, yakarış, şaşma anlamı veren Türkçe bir sözcüktür:

  • “Tanrım, neler söylüyor, çıldıracağım!”
  • “Ne hayal kırıklığı, Tanrım!’

Yarabbî!

Bu da yukarıdaki sözcükler gibi yardım dilemek ve yakarış için kullanılır:

  • “Yarabbi, sen bilirsin! Ben şimdi ne yapayım ?”
  • “Aman Yarabbi, birden ayağa kalkmasın mı o emekleyen çocuk.”
  • “Bir küçücük, sizin dikkatinizi bile çekmeyen haberden neler de neler çıkarılır, Yarabbi!”
  • “Ne inanıştı o, Yarabbi! dedi.”

yo! (yoo!)

Bu ünlem bir şeyin onaylanmadığını belirtmek için kullanılır:

  • “Yoo, ben siz bir şey söyleyeceksiniz sandım!”
  • “Yo, unutmuş olamazsınız!”
  • “Yoooo, adını söylemem dedikodu olur.”
  • “Yo! Ben arabacı Ahmet ustanın oğluyum.”

hoppala!

Bu sözcük, ünlem olarak kullanıldığında şaşma, alay bildirir:

  • “Hoş geldiniz şövalye! Hoppalaa!”

hop! (hoop!)

Ansızın yapılan bir şeyi anlatmak için ünlem gibi kullanılır:

  • “Adam, vapurun düşüşüne uygun bir sesle, yine yalandan gülerek: Hoop! deyince…”
  • “Ay başında maaş bordrosunun şeridinde baktım ki monşer, bizim elli liralık, hoop, üç yüz elli olmuş!”

ayol!

İlgi çekme ve seslenme için, çoğunlukla senlibenli konuşmalarda kullanılan bir ünlemdir:

  • “Aşkolsun ayol! Baban nasıl diye sorsanıza!”
  • “Vay efendim Kudret Bey çiğim… şükür görüştürene ayol…”
  • “Ayol, o yamaçlarda yarısı…”
  • “Ayol, haberin yok; biz Çankaya’ya gittik…”

ulan!

Bu sözcük kaba ve senlibenli konuşmalarda kullanılır: “Şeker değilim be, şeker değilim be, şeker değilim ulan!”

  • “Ulan, bu ne uyku! diye bağırdı.”
  • “Ulan nüfus kâtibi değil miydin ?”

yuh!, yuha! (yuf!)

Bu iki ünlem de kaba, senlibenli konuşmalarda öfke, kızma, beğnememe gösterirler:

  • “Vay anam yuf…”

Yansıma sözcüklerinin hemen hepsi ünlem gibi kullanılabilir. Hayvanlar için kullanılan kışt, ost, pist, deh, pisi pisi, bili bili, kuçu kuçu gibi141 yansımalar çoğunlukla çağırmaya, kovmaya yarayan ünlem sözcükleridir. Bunlardan başka şu yansıma sözcüklerini de ünlem olarak kullanabiliriz: tak, tuk, tırk, çat, zırt, pırt… gibi.

  • “Müthiş bir seda, bütün bu sakin ufku dolduruyor: zurt! diye.”
  • “Ve tırk! diye hemen şişenin kapağını açıp…”
  • “Ceza mahkemesinin mübaşiri güldü: Buuu! Nasıldı Nihat Bey ?”
  • “Tak tak tak …. kapı vurulur.”
  • “Hele birine bir şey söyleyecek olursam, hemen birbirlerine şişşşt, biliyorsunuz adam…”
  • “Bu kelle, bu kulak, bu alım çalım, hele hele yürürken zat zııt zııt … eden büyük…”
  • “Oooşt köpeek! Altmışın üstündesin altmışın üstünde.”

Dilimizde çoğunluğu Arapça ve Farsçadan olmak üzere batı dillerinden de gelen yabancı ünlemler vardır. Bunlar bugün artık yerlerini Türkçe olanlarına bırakmaktadırlar: maşallah, haşa, heyhat, âlâ, aferin, destur, âmin, inşallah, -pardon … gibi. Bu ünlemlerin kullanılışları da öteki ünlemler gibidir.


Leave A Reply