Vaki’a Suresi Hakkında Bilgi

0

Vaki’a Suresi nedir? Vaki’a Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Vaki’a suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Vaki'a Suresi

Vaki’a Suresi Hakkında Bilgi

Vaki’a Suresi; Kuran-ı Kerim’in 56. sûresidir. 96 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Arapça vakıa sözcüğü “olay” anlamını taşır. Birinci ayet: “O olay olduğu zaman” diye başladığından sûre bu adla bilinir. Burada sözü edilen olay kıyamettir. Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ilk yıllarında inen sûrelerden biridir. 81. ve 82. ayetlerin Medine’de indiği de söylenir. Sûre kimi yörelerde 99, kimi yerlerde de 97 ayet olarak kabul edilir. Sûrenin başlangıcında kıyametin nasıl olacağı, daha sonra cennetin bir betimlemesi yer alır. İnanmayanların girecekleri cehennemden de söz edilir.

Vaki’a Suresi Anlamı

Rahmân, Rahîm Allah’ın adıyla.

1. Kıyamet koptuğu zaman,

2. Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;

3. O, alçaltıcı, yükselticidir.

4. Yer şiddetle sarsıldığı,

5. Dağlar parçalandığı,

6. Dağılıp toz duman haline geldiği,

7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,

8. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

9. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!

10. Önde olanlar, öndedirler.

11. İşte bunlar, en yakın olanlardır,

12. Naîm cennetlerinde .

13. Çoğu önceki ümmetlerden,

14. Birazı da sonrakilerdendir.

15. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler,

16. Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.

17. Çevrelerinde, ölümsüz gençler dolaşır;

18. Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

19. Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

20. Beğendikleri meyveler,

21. Canlarının çektiği kuş etleri,

22. İri gözlü hûriler,

23. Saklı inciler gibi.

24. Yaptıklarına karşılık olarak.

25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

26. Söylenen, yalnızca “selâm, selâm” dır.

27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!

28. Düzgün kiraz ağacı

29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları

30. Uzamış gölgeler,

31. Çağlayarak akan sular,

32. Sayısız meyveler içindedirler;

33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan.

“Sidr” Arabistan kirazı diye bilinen dikenli bir meyve ağacıdır. Kur’an, cennetteki sidrin dikenli olmadığını açıklamaktadır.

34. Ve kabartılmış döşekler üstündedirler.

35. Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.

36. Onları, bâkireler kıldık.

37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.

38. Bütün bunlar sağdakiler içindir..

39. Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir.

40. Birçoğu da sonrakilerdendir.

41. Soldakiler; ne yazık o soldakilere!

42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

43. Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar;

44. Serin ve hoş olmayan.

45. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.

46. Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.

47. Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?

48. Önceki atalarımız da mı?

49. De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,

50. Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!

51. Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!

52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.

53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.

54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.

55. Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.

56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!

57. Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?

58. Söyleyin öyleyse, döktüğünüz meni nedir?

59. Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?

60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.

61. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye.

62. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

63. Şimdi bana, ektiğinizi haber verin.

64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.

66. “Doğrusu borç altına girdik.

67. Daha doğrusu, biz yoksul kaldık”.

68. Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?

69. Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?

71. Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,

72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

73. Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.

74. Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.

75. Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,

76. Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.

77. Bu, onurlu bir Kur’an’dır.

78. Korunmuş bir kitaptır.

79. Ona, arındırılmışlardan başkası dokunamaz.

80. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.

81. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

82. Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?

83. Hele can boğaza dayandığı zaman,

84. O vakit siz bakar durursunuz.

85. Biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.

86. Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,

87. Onu geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!

88. Fakat yakın olanlardan ise,

89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.

90. Eğer o sağdakilerden ise,

91. “Ey sağdaki! Sana selam olsun!”

92. Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,

93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır!

94. Ve cehenneme atılmaktır.

95. Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.

96. Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?