Var Olmak – İlhan Tarus Kitap Özeti

0

İlhan Tarus’un Var Olmak adlı kitabı konusu, yorumlar, kısa özeti, tanıtımı. Var Olmak kitabı ile ilgili bilgi.

Kitabın Adı:Var Olmak
Kitabın Yazarı:İlhan Tarus

Kitabın Özeti:


Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu yenilmiş, Mütareke imzalanmıştır. İstanbul işgal edilmiştir. Hükümet işgalcilerle uzlaşma içindedir. Fakat memleketin şurasında burasında milliyetçi kıpırdanmalar olmaktadır, örneğin, Biga’da Reji müdürü Hamdi Bey, gizliden gizliye ilçeyi kurtuluş uğrunda savaşmaya hazırlamaktadır. Akıllı, cesur, yurtsever bir adamdır. Yalnız biraz hovarda yaradılışlıdır.

Onun karşısında çerkes soyundan gelme Anzavur Ahmet Paşa vardır. Koyu bir padişahçıdır. Damat Ferit hükümetine bağlıdır, İngilizleri tutar. Her Cuma Şadırvanlı Cami’ye gider. Elinde kamçıyla dolaşır. Çevresinde korkuyla karışık bir saygı uyandırır. Silahlı adamlar besler. Hamdi Bey’i sevmez.

Öte yandan, eşkiya Kara Hasan da Ahmet Paşa’nın çizgisine girmiştir. Yol kesmekte, halkı rahatsız etmektedir. Öyleyken, kaymakamın elinden bir şey gelmemektedir. Ahmet Paşa onunla ilişki kurmuştur. Gerçi Hamdi Bey onların birleşmesini önlemeye çalışır, ama başaramaz. Çünkü Paşa paralıdır, üstelik Padişah’tan da destek görmektedir.

Bir gün Paşa, Hamdi Bey’i evine çağırır. Amacı onu kendi safına çekmektir. Fakat Hamdi Bey buna yanaşmaz. Tartışarak Paşa’nın köşkünden ayrılır.

Kaymakam Halit Bey kasabanın ileri gelenlerini toplar. Damat Ferit’ten gelen bir gizli yazıyı okur. Yazıda hükümetle bağlılık istenmektedir. Asayişi bozucu, ayrılıkçı hareketlerin şiddetle cezalandırılacağı açıklanmaktadır. Kaymakam bu yolda hazırladığı bir mazbatayı orada bulunanlara imzalatır. Fakat Hamdi Bey ile birkaç arkadaşı çekimser kalırlar. Bu yüzden Paşa ile aralarında tartışma çıkar. Kara Hasan da Paşa’yı destekler. Hamdi Bey Hasan’ın adamlarının kolculardan birini vurduğunu, önce bu asayiş sorununun çözülmesi gerektiğini söyler. Hasan ayağa kalkar, Paşa onu yatıştırır. Hamdi Bey toplantıyı terkeder.


Hamdi Bey’in adamlarından kolcubaşı Rıza’nın kızı Seher Karabiga’ya gelin gidecektir. Hasan bunu duyar, yola pusu kurar. Hamdi Bey de kendi adamlarını yolun kenarında mevzilendirir. Düğün alayı hareket eder. Hamdi Bey atıyla alayın önündedir. Korkulu saatler geçirilir. Fakat kazasız belasız alay Karabiga’ya varır.

Birkaç gün sonra Seher kocasının evinden kaçar, Hamdi Beylere sığınır. Yalvarır, kendisini korumalarını diler. Artık kocasına gitmek istemediğini söyler. Hamdi Bey ötedenberi Seher’den hoşlanmaktadır. Seher ise çirkin ve kaba bir adam olan kocasından tiksinmektedir. Hamdi Bey’e hayrandır. Bunu sezen Hamdi Bey bir punduna getirerek onunla yatar. Daha önce de evlerinin işine bakan Saniye ve Agavni ile ilişkileri olmuştur. Karısı bu yüzden yataklara düşmüştür.

Paşa’nın güzel ve yetişkin kızı Leyla Hamdi Bey’i ziyarete gelir. Amacı babasıyla onu barıştırmaktır. Fakat amacına eremeden gider. Hamdi Bey arada dargınlık bulunmadığını söyleyerek onu savar. Bu arada Paşa İstanbul’un isteğiyle kuvva-yi inzibatiye kumandanlığına atanır. Hamdi Bey buna üzülür, ama öte yandan, Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçtiğini öğrenince de sevinir.

Bir süre sonra Yunanlılar İzmir’i işgal ederler. Bir bölük halk kaçar. Dağa çıkanlar olur. Ötede beride direnişler görülür. Ufak ufak çeteler kurulur. Ahmet Paşa onlara karşı harekete geçer. Hamdi Bey onun bir köyü basacağını haber alır. Gizlice örgütlediği ve silâhlandırdığı adamlarını (kolcuları) oraya gönderir. Kendisi dairesinde yalnız bekler.

Eşkiya Hasan bunu duyar. Sekiz atlıya Reji İdaresini basar. Hamdi Bey hemen tabancasını çeker. Hasan’ı yere serer. Fakat Hasan’ın adamları da onun üzerine atılırlar. Kamalarıyla iri vücudunu delik deşik ederler.

Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı


«Romanda en ufak bir dil sürçmesine rastlamıyorsunuz. Güzel ve temiz bir Türkçe, sayfalar boyunca, akıp gidiyor. Romanın en başarılı yanı da budur. Daha ilk hikayelerinde gördüğümüz bu tutum, sonraları gittikçe gelişmiş, bugünkü kıvamını bulmuştur. Bu güzel Türkçe, hareketli bir üslupla kol koladır. Sağlam bir cümle yapısı, açık ve duru bir üslup düzeni var. Üslup, olayların akışına ayak uydurmuştur. Tasvir yaparken, bir durumu anlatırken, konuşmaları naklederken tempo değişiktir. Değişmeyen şey, hepsinde de, üslup özelliğini meydana getiren dokunun aynı oluşudur. Kişiler tanıtılıyor sonra. Silik, müphem, yarı karanlık kimlikle karşımıza çıkan yok içlerinde. İkinci, üçüncü planda olanların bile, romanda bir rolleri, görevleri olduğu kanısına varıyorsunuz. Romancı, herbirine, paylarına düşen önemi vermekte gereken dikkati göstermiş.» (Hikmet Dizdaroğlu).



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?