Victor Hugo Hayatı ve Eserleri

0

Victor Hugo Kimdir? Victor Hugo hayatı, biyografisi, kitapları, eserlerinin konuları, kısa özetleri hakkında bilgi.

Victor Hugo

Victor Hugo Kimdir?

Victor Marie Hugo; Fransız şair ve yazarıdır (Besancon 1802 – Paris 1885).


Babasının askerlik mesleği ve savaş cepheleri yüzünden çocukluğunun bir bölümü İtalya ve kendisini çok etkileyen İspanya yolculuklarıyla geçti. Küçük yaşta (12) Latince ve İspanyolca öğrendi. Duyarlı mizacı ve doğuştan yeteneğiyle 15 yaşında ödül kazanacak (Akademi) şiirsel bir yetkinliğe erişti (1817). 1819’da Toulouse Edebiyat Akademisi’nin Altın Zambak Ödülü’nü aldı. İlk şiir kitabı 20 yaşında basıldı: Odes et Poesies Diverses (Od’lar ve Değişik Şiirler) 1822. Bu başarılar, onu izlediği matematik öğreniminden koparak iyice edebiyata bağladı:

Tamamen Eebiyata Adanma

Ardarda basılan (1823, 1824, 1825, 1828 üç cilt, kesin bas. 1828) şiir kitabının geliriyle sıkıntılarını giderdi, 1825’te aldığı Legion d’Honneur nişanı yanı sıra XVIII. Louis’in bağladığı 1.000 Franklık gelire kavuştu. Bu arada şu şiir kitaplarını çıkardı: les Orientales (Doğulular) 1829, les Feuilles d’Automme (Sonbahar Yaprakları) 1831. Ayrıca önsözüyle ünlü koşukla Cromwell (1827) ile sahnelenişi sarayca yasaklanan Marion de Lorme (1829) ve oynayışı Klasikçilerle Romantikler arasında gerçek bir kavgaya dönüşen koşukla Hernani (1830) oyunları. Böylece önceden yalnızca edebiyat çevrelerince değerlendirilen kişiliği, “edebiyatta liberalizm” tutumuyla, onu romantizm akımının öncüsü durumuna getirdi; tartışmasız bir sanat yetkiliğinin verimli çabasıyla ürünleri gittikçe çoğaldı: le Roi S’Amuse (Kral Eğleniyor) koşukla oyun 1832, Lucrece Borgia (oyun 1833), Marie Tudor (oyun, 1833). Anlatı türü ustalığı ise ilk büyük başarısını 1831’de kazandı: Notre Dame’in Kamburu (Notre Dame de Paris, pek çok kez filme alındı).

Bu dönemin oyunları: Angelo, Tyrane de Padove (Padova Tiranı Angelo) 1835, Ruy Bias (koşukla 1839), koşukla üçleme Burgraves (1843). Fransız Akademisi’ne seçildi (7 Ocak 1841), saray yaşamına daha çok yaklaştı, 1845’te Louis Philippe tarafından yüce meclis üyeliğine getirildi. 1848 olayları sonunda Kurucu Meclis ile Yasama Meclisi’nde görev aldı, l’Evenement-gazetesini kurdu (1848). Cumhuriyetçiler arasında yer aldı, devrime yakın tutum ve eylemlerinden ötürü sürgünler listesine alınınca bir işçi kimliğiyle yurtdışına çıktı. Brüksel (1851) ve Jersey’de (1852) yaşarken, III. Napolyon‘ a duyduğu hınç ve öfkeyi açığa vuran şiirlerini derledi: les Chatiments (Cezalar) 1853.

Guernesey Adası

1855’te gitmek zorunda kaldığı Guernesey Adası’nda şiirlerini bir araya getirdi: les Contemplations (Dalıp Gitmeler) 1856, la Leğende des Siecles (Yüzyılların Söylencesi) 1859, les Chansons des Rues et des Bois (Sokaklarla Ormanların Şarkıları) 1865. Yaşamı anlatan, değerlendirip yönlendiren, insana dönük aydınlık romanı Sefiller (les Miserables) 1862 (pek çok kez filme alındı), les Travailleurs de la Mer (Deniz Emekçileri) roman, 1866, l’Homme qui Rit (Gülen Adam) roman 1869. Cumhuriyet yeniden kurulunca 18 yıllık sürgünden sonra Paris’e döndü (5 Eylül 1870).

Komün’e katılmadıysa da savunusunu üstlendi, Paris milletvekili seçildi (18 Mart 1871), arada son romanı Quatrevingt-Treize (Doksan Üç) yayınlandı 1874, sonra senatör oldu (1876). 1878 Haziranında geçrdiği inme yüzünden gücünü yitirdi, yeni bir şeyler yaratma olanağı bulamadığı sdn yaşlılık yılları verimsiz geçti. 22 Mayıs 1855’te ölünce tabutu ulusal yas töreniyle Pantheon Kilisesi’ne kondu. Bütün Eserleri’nin ilk basımı 1880’de yapıldı: Ouvres Completes (48 cilt). Romantizmin öncülüğünden “insanlık için sanat”a yönelen en büyük Fransız şair ve yazarı sayılır. Victor Hugo, döneminin yazarları içinde, halkın en çok sevip tuttuğu kişi oldu; sözcüğün en soylu anlamıyla bir halk yazarı oldu.


Başlıca eserlerinin özetleri:

Hernani,

nazımla yazılmış, 5 perdelik oyunu: Klasik iyatrodan yana olanlarla Romantikler arasında sert bir kavgaya dönüşen çatışmaları su yüzüne çıkarmasıyla ünlüdür. Bazı tablolara konu olan (Albert Besnard) bu edebiyat çekişmesi, tiyatroda romantizmin eski ilkeleri kaldırmasıyla sonuçlandı. 16. yüzyıl İspanyası’nda soyluluğunu yitirmiş sürgündeki Hernani ile sevişen Dona Sol’un güzelliği ardından hem Ruy Gomez, hem ilerde kral olacak Don Carlos vardı. I. Karl olarak tahta çıkan Don Carlos bu gerçek aşkın değerini anlayarak sevişen gençleri evlendirirse de, vaktiyle verdiği şeref sözünü tutan Hernani, Ruy Gomez’in boru sesini duyunca canına kıymaktan çerinmez; Dona Sol onu izler: Gomez bu umutsuz bitiş karşısında yaşamına son verir. Eserin asıl gücü Hugo’nun şiirsel etkisinden gelir; “üç birlik” kuralı da bu arada tarihe karışmış olur.

Notre-Dame’ın Kamburu,

olaylar 1482’nin Paris’inde, daha çok Da Cite Adası’nda kurulmuş olan Notre-Dame de Paris adlı büyük gotik katedral (1163) çevresinde geçer (XI. Louis dönemi). Romantizmin ilkelerine uygun olarak eserde güzellikle (çingene kızı sanılan Esmeralda) çirkinlik (katedral zangoçu, çirkin kambur Quasimodo); saflıkla (şair ve yazar Gringoire) kötülük (Claude Frollo, başdiyakos) karşı karşıyadır. Temiz aşkla şehvetli tutkunun, içyükümlülüğüyle kinci öç duygusunun yan yana oluşu gibi. Frollo Esmeralda’ya öldürücü bir istekle yaklaşmak ister, Esmeralda bir Tanrı gibi gördüğü Phoebus’a tutulmuştur, yararsız bir istekle Esmeralda’ya yaklaşmak isteyen Gringoire gerçek aşk karşısında silinip uzaklaşmayı bilir. Bu sonsuz üçgenler karışıklığında olaylar hep katedralin içinde ve dışında oluşur; Quasimodo’nun işkencesi, Esmeralda’nın insanca yardımı, Frollo’nun cinayeti, suçlanan Esmeralda’dan masum bekleyişi, Quasimodo’nun onu kaçırıp savunmak istemi, Esmeralda’nın bir hiç uğruna ölümüyle Frollo’yu katedral tepesinden atan Quasimodo’nun Esmeralda’nın atıldığı çukurda ölüme gidişi… Canlı, etkili, inandırıcı olaylardır.

Sefiller,

eser 19. yüzyılın ilk otuz yılı boyunca serüvenlerini izlediğimiz Jean Valjean adlı eski bir kürek mahkûmunun yaşam ekseni çevresinde hemen bütün Fransa’yı canlandırır. Bir ekmek çaldığı için hapse giren, suçluları neğitilmeden cezalandırıldığı koşullarda başkaldırdığı için cezası gittikçe artan Jean Valjean, sonunda erdemli, çalışkan, özverili bir insan olduğu halde (M. Madeleine vb takma adları olacaktır), yasayı temsil eden polis Javet’in izlemesinden kurtulamaz. Ruhundaki kötülükleri yok etme amacıyla çaldığı eşyayı kendisine armağan eden, ayrıca iki değerli şamdan veren Piskopos Bienvenu Myriel’in etkisiyle doğru yola gelmiş, çevresine hep iyilikler yapan varlıklı bir kişiliğe kavuşmuştur. Kurtardığı küçük kız Cosette’in babalığını yüklenir, onun Marius ile sevişmesine destek olur, nice olaydan sonra -Javert’ in boşa çıkan memurluk gururunu, canına kıymasıyla cezalandırmasından sonra- onların mutluluğunu, şamdanlarını hediye ettiği bir evlilikle sonuçlanmasını görüp dirlik duyarak, ölüm yatağından izler.



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?