Vittorio De Sica Filmleri – Sinema Kariyeri

0

Vittorio De Sica’nın hayat hikayesi, çevirdiği filmleri, sinema kariyeri, önemli eserleri hakkında bilgi.

Vittorio De SicaVittorio De Sica;(7.7.1902 – 13.11.1974)

Advertisement

Sora’da doğan De Sica oyunculuk yoluyla sinemaya geçti. Henüz 16 yaşındayken sinemada ilk rolünü alabildi. 1932-42 yılları arasında, çoğunlukla genç âşığı canlandırdığı 40’ı aşkın komedide rol aldı.

1939’dan Sonra İlk Filmleri De Sica’nın ilk yönettiği film Rose scarlette (Kızıl Güller, 1939) adlı yapıttı. Bunu izleyen Uç yıl içinde çocukları ve genç marjinal tipleri ele aldığı bir dizi sosyal eleştirel film çekti. Ebeveyni tarafından sokağa atılan ve sonunda katolik bir ıslahaneye yerleştirilen bir çocuğun öyküsü olan I bambini ci guardano (Çocuklar Bize Bakıyor, 1942) bu yapıtlarından biridir. Realistik yönüyle De Sica’nın sonraki yapıtları için bir başlangıç sayılan bu film, bundan böyle onun prodüksiyonlarının çoğunun senaryosunu yazacak olan Cesare Zavattini ile işbirliğinin de başlangıcı oldu.

1946’dan Sonra: Yeni-Gerçekçilik İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirdiği ve savaş sonrası İtalyası’nın yoksul kesimlerinin panoramasını çizdiği yapıtlarıyla De Sica dünya çapında ünlendi. 1946 ile 50’li yılların başı arasında çektiği filmlerle, Rossellini ve Visconti ile beraber Neorealizmin en önemli temsilcileri arasına girdi. Bu filmlerinde De Sica düşkünlerin günlük sefaletini çok ayrıntılı bir biçimde gözler önüne sererek onları çaresiz kahramanlar haline getirdi.

1946’da çevirdiği Sciusciâ (Kaldırım Çocukları) adlı filmde arkadaşlıktan yüzünden birinin öldüğü, iki Romalı ayakkabı boyacasının öyküsünü anlattı. De Sica iki yıl sonra Ladri di biciclette (Bisiklet Hırsızları) adlı filmiyle Yeni-Gerçekliğe örnek olacak yapıtı gerçekleştirmiş oldu. Bu filmin içeriksel çıkış noktası, kahramanı için hayati bir önem kazanacak olan gündelik basit bir olaydan ibarettir. Burada uzun süre işsiz kaldıktan sonra afiş yapıştırmak için yeniden işe alman bir adamın bisikleti çalınır. Bisikletini arar ama bulamaz. Sonunda o da bir bisiklet çalmaya karar verir. Bisikleti çalacağı anda yakalanır ve ancak oğlunun ağlayıp sızlaması sayesinde tutuklanmaktan kurtulur. Filmin sonunu seyircinin hayal gücüne açık bırakan ve amatör oyuncularla Roma’nın fakir mahallelerini çekim için kullanan De Sica, hayatı gerçekten olduğu gibi beyazperdeye yansıtmayı başardı. 1950’de Miracolo a Milano (Milano Mucizesi) adlı filmiyle stilini genişletmeyi denedi. Bu filmde masalsı alegorik öğeleri hıristiyan sembolizmiyle birleştirerek modern bir toplumsal masal yarattı.

Advertisement

1951’de çektiği Umberto D adlı film Bisiklet Hırsızlan ile yakından ilişkiliydi. Yapayalnız kalmış ve fakir düşmüş emekli bir adam evinden de atılınca, intihar etmeyi düşünür ama en sadık dostu olan köpeği tarafından kurtarılır. Bu yapıt seyirciyi yalnız toplumsal eleştirileriyle ikna etmekle kalmayıp, yeni bir film estetiğiyle de göz doyurdu. De Sica, sabahları kalkıp giyinmek gibi sıradan hareketleri de uzun sekanslar halinde gösterdi.

1953’ten Sonra: Yeni Denemeler ve Ticarete Yönelme 50’li yıllarda De Sica eski stiline dönemedi. Günlük gerçeği canlandırma çabalan kâh Stazione Termini (Termini İstasyonu, 1953) örneğinde olduğu gibi psikolojik, kâh L’oro di Napoli’de (Napoli Altını, 1954) görüldüğü gibi fazla popüler araştırmalara dönüşüyordu. Zaman zaman da, 11 letto (Yuvasızlar, 1955) adlı filminde olduğu gibi, De Sica görünürde hiç kesintisiz Yeni-Gerçekçiliğe dönüyordu. Kadrosunda amatör oyuncuların yer aldığı bu öyküde evsiz kalan bir karı-koca çok karmaşık kararnameleri kendi yararlarına kullanmaya çalışır.

50’li yılların ortasına kadar, filmlerde oyuncu olarak rol almakla bağımsızlığını koruyabilen De Sica, bundan böyle Amerikalı film yapımcıları için de sipariş üzerine film çevirmeye başladı. 60’lı yılların başında, bir kere daha iki filmiyle eleştirmenlerin takdirini kazandı. Bunlardan birincisi II guidizio universale (Mahşer Günü, 1961) dini bir taşlamaydı. ikincisi II sequestrati di Altona (Altona Mahkûmları, 1963) Jean Paul Sartre’ın bir dramından sinemaya uyarlanmıştı. Yönetmen bu iki filminden sonra ticari melodramlara ağırlık verdi. De Sica’nın 1973’te çektiği, başrollerde Sophia Loren ile Richard Burton’un yer aldığı II vag-gio (Yolculuk) adlı son filminde, yüzyılımızın başında ahlak kuralları yüzünden birleşemeyen aşıkların öyküsü anlatılmaktadır. De Sica bir yıl sonra 72 yaşında Paris’te hayata veda etti.


Leave A Reply