Vücudumuz Makine Değildir

0

İnsan vücudu makine değildir. İnsan vücudu ile makinenin arasındaki farklar nelerdir, vücudumuz makine olsaydı ne olurdu ile ilgili yazı.

insan-vucuduVücudumuz Makine Değildir

Advertisement

Düşünme ve mânevi değerler insanı yalnız makinadan değil, bütün başka canlılardan ayıran eşsiz bir özelliktir.

Vücudumuz yapısı asla bir makinaya benzemez. Bir makina, aslında birbirinden ayrı parçaların bir araya getirilmesiyle yapılır. Makina ancak bütün parçaları tamam olunca, bütünüyle, işe yarar bir hale gelir. Parçaların tek tek hiçbir anlamı yoktur, hiçbir harekette bulunamazlar. İnsan vücudu böyle değildir.

Vücudumuz hücre topluluklarından meydana gelmiştir. Bu hücreler bir tek hücrenin bölünmesiyle çoğalır, sonra deri, kemik… gibi cinslere ayrılırlar. Deri hücrelerini vücut dışında, uygun bir ortamda yetiştirirsek, birkaç ay sonra onların, mozaik gibi yan yana gelerek, bir düzeyi kaplayacak biçim almaya başladıklarını görürüz. Özel bir ortamda yaşatılan akyuvarlar, tıpkı vücudumuzu koruyormuş gibi, mikroplarla savaşırlar. Sıvı plâzma içine bir damla kan damlatacak olursak, bazı alyuvarların ağırlığın da etkisiyle, küçük bir dere gibi aktığını görürüz, çok geçmeden bu derenin yanlarında kıyılar belirmeye başlar, kanın bileşiminde bulunan «fibrin» maddesi bu kıyıları kaplar. Böylece, minik dere, içinden alyuvarların geçtiği bir damar halini alır.

Öte yandan, akyuvarlar bu borunun yüzünü kaplamaya başlar, ona bir kılcal damar özelliği verirler. Bu olay, ortada dolaşım, solunum ve bir organ olmadığı halde, kandaki yuvarların dolaşım sisteminin bir parçasını meydana getirdiğini gösterir.

Advertisement

Hücreler geometrik şekiller meydana getiren arılara benzer. Sanki hepsi de kimya, geometri, biyoloji, matematik biliyormuş gibi çalışırlar. Bu çalışma bütün toplumun faydasınadır. Hücrelerin bu yeni organlar meydana getirme özelliğini bugünkü bilgilerimizle açıklamamıza imkân yoktur, bu hal canlının meydana gelmesinde hücrelerin ne büyük payı olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir Organlarımız aklımızın alamayacağı kadar büyük, ince bir çalışma sonunda meydana gelir. Bu yapılışta, hücrelerin payı bu evin yapılışında tuğlanın payından çok farklıdır. İlk bakışta ev nasıl tuğlalardan yapılıyorsa vücudumuzun da aynı şekilde hücrelerden yapılmış olduğu söylenebilir ama, ev ayrı ayrı tuğlalardan yapılmıştır, vücudumuzu meydana getiren hücreler ise bir tek hücreden doğar. Bir tek hücre başka hücreleri meydana getirir. Sonra bu hücreler, hiçbir mühendise, ustaya ihtiyaç duymadan, duvarları örmeye başlarlar. Yeri gelince pencere camı işi görmek için saydamlaşır, yeri gelince kiremit, ısıtmak için kullanılacak kömür, mutfakta kullanılacak su haini alırlar. Bu bakımdan, vücudumuzun meydana gelişi ancak çocuklara anlatılan peri masallarındaki bir harikuladelikle olur.

Bütün bu akıl almaz çalışma, insan vücudu ile makina arasındaki farkı açıkça ortaya koymaktadır. Şu anda, bilim vücudun yapısının, çalışmasının sırlarını öğrenmiş değildir. Mekanik, fizik, kimya kanunları tamamen madde dünyasına aittir. Bunlar insana ancak kısmen uygulanabilir. Bu bakımdan, XIX. yüzyılın insan vücudunu makina gibi gören inanışını artık tamamen bırakmak gerekir.

İnsan vücudu bütün bu inceliğine, hassaslığına rağmen, çok sağlamdır. Her çeşit iklime dayanır. Sıcaklık, soğukluk, kuraklık vücut faaliyetlerini kolayca önleyemez. Vücudumuz besin azlığına, aşırı üzüntülere, yorgunluklara karşı da dayanıklıdır. Hiç şüphe yok ki, insan bütün hayvanların en dayanıklısıdır.

Vücudumuzun bütün olarak dayanıklılığına karşılık organlarımız tek tek çok zayıftır. Hafif bir dolaşım durması onları yıpratmaya yeter. Beyin, parmakla bastırınca eziliverecek kadar naziktir. Vücudumuzun hem sağlamlığını, hem zayıflığını gösteren bu durum da gene bizim hayalimizden doğmadır. Bu hayal, gene vücudumuzu makinaya benzetmemizden ilergelir. Bir makinanın sağlamlığı, kendisini meydana getiren parçaların sağlamlığına bağlıdır; bir canlı için ise durum o kadar basit değildir. Bu hal, daha çok dokuların esnekliği, dayanıklılığı, eskiyenin yerine yenilerinin yapılması ile ilgilidir. Eskiyen dokuların yenilenmesi de, insanı makinadan ayıran en büyük özelliklerdendir.

Şunu da unutmamak gerekir ki, vücudumuz bir bütün olarak canlı olduğu gibi, en küçük hücrelerine varıncaya kadar da ayrı ayrı canlıdır; makina ise ancak bir bütün olarak çalışırken belirli bir iş yapabilir, durduğu zaman, ya da parçalar halindeyken mânâsız bir yığından ibarettir. Düşünme, mânevi değerler ise, insanı yalnız makinadan değil, bütün öteki canlılardan ayıran eşsiz bir özelliktir.

Advertisement


Leave A Reply