Yara, Yaralanmak İle İlgili Atasözleri Deyimler, Anlamları ve Açıklamaları

0

İçinde ve anlamında yara, yaralanmak geçen atasözleri ve deyimler nelerdir? Yara ile ilgili atasözü, deyimlerin anlamları ve açıklamaları.

yara atasozleri

Arka resim kaynak: pixabay.com

Yara İle İlgili Atasözleri

  • açık yaraya tuz ekilmez
    acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.
  • al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunur (gocunsun)
    bir yolsuzluğun suçluları aranırken o işte kusuru olan kişi telaşlanır.
  • bıçak yarası geçer (onulur), dil yarası geçmez (onulmaz)
    hakaret, ağır söz vb. gönül kırıcı davranışların hiçbir zaman unutulmayacağını anlatan bir söz.
  • deliye taş atma, başını yarar
    davranışlarında çılgınlık bulunan kimseye dokunma yoksa sana öyle çılgınca saldırır ki yaptığına pişman olursun.
  • el yarası onulur, dil yarası onulmaz
    silahla açılan el yarası çabukça iyi olur ama kötü sözle açılan gönül yarası kolay kolay kapanmaz.
  • eldeki yara, yarasıza duvar deliği
    bir kimsenin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez.
  • kaynana pamuk ipliği olup raftan düşse gelinin başını yarar
    kaynana ne kadar yumuşak huylu, ne kadar iyi davranışlı olursa olsun, her hâli gelini rahatsız eder.
  • kedi götünü görmüş, ‘yaram var’ demiş
    bazı insanlar hiç olmayacak bir şeyi kendisine dert edinir.
  • kedi kıçına bakar da ‘yaram var’ dermiş
    bazı insanlar hiç olmayacak bir şeyi kendisine dert edinir.
  • ummadığın taş baş yarar
    küçük veya önemsiz şeyler de çoğu kez büyük etkiler yapabilir.
  • yara sıcakken sarılır
    bir acıyı dindirmek için gereken yardım hemen yapılmalıdır.
  • yaralı kuşa kurşun sıkılmaz
    birinin düşkünlüğünden yararlanarak ondan öç almak doğru değildir.
  • yarası olan gocunur (gocunsun)
    bir işte sorumlu aranırken kusuru olan kimse telaşa düşer.
  • yiğit yarasına yiğit katlanır
    yiğitten gelen ağır saldırıyı ancak yiğit olan kaldırabilir.
Yara Sıcakken Sarılır:

ANAFİKİR ve açıklaması : Yapılacak yardım zamanında yapılmalıdır. Bir toplumda, çevrede, yakın kişiler arasında yardımlaşmak bir zorunluluktur. Yardım, kişinin gücünün yetmediği bir konuda ona güç katmaktır. Bu yardım maddi olabileceği gibi manevi de olabilir. Hangi türden olursa olsun bizden beklenen bir yardımın olduğunu gördüğümüzde, gerçekten yardım etmek istiyorsak, bunu zamanında yapmalıyız. Zamanında yapılan bir yardım ancak işe yarar. Öyle yardım konuları olur ki yardım bekleyen kişinin ölümünü bile söz konusu edebilir. Gecikecek bir yardım, kişinin ölümüne veya ölüme eş değerde bir duruma düşmesine yol açabilir. Geç kaldığımızda büyük pişmanlıklara kapılmamak için yardımın geçerli olacağı zamanı bilmeli, ona göre davranmalıyız.

Advertisement

Açık Yaraya Tuz Basılmaz

“Açık Yaraya Tuz Basılmaz” Atasözünün Anlamı

ANAFİKİR : Acısı olanların acısını artıracak söz ve davranışlardan kaçınmalıyız. Acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.

İnsanlar arasında yardımlaşmak büyük bir fazilettir. Acısı olanlara saygı göstermek, onların dertlerine ortak olmaya çalışmak bir insanlık görevidir. Bir yara iyileşene kadar acı verir. Zaten acı vermekte olan yaraya tuz ekilirse bu acı iyice artar. Yaraların iyileşmesi gibi, çekilen acıların bitmesi de zamana bağlıdır. Bu zaman içinde, acı çekenleri, daha da üzecek, acılarını arttıracak, dertlerini tazeleyecek tavırlardan uzak durmalıyız.

Ummadığın Taş Baş Yarar:

ANAFİKİR : Bazıları kendilerinden umulmayan büyük işler yapabilirler. Kişiler hakkında peşin hükümlü olmamak gerekir. Dış görünüşler, bizim tanık olduğumuz bir olay, kişilerin genel yapıları hakkında yeterli bilgi sahibi olmamıza yetmez. Böyle yapılacak değerlendirmeler çoğu kez bizi yanıltır. Kişileri gerçek olarak değerlendirebilmek için, onları bütün özellikleriyle tanımaya çalışmak, sağlıklı kararlar vermek için izlenebilecek en sağlıklı yoldur.

Advertisement

Deyimler

  • ağır yara almak
    1) kavgada veya savaşta önemli ölçüde zarar görmek; 2) bir olayda beklenmeyen sıkıntılı ve olumsuz bir duruma düşmek.
  • gönlünü yaralamak
    incitmek, kırmak, üzmek: ‘Onun gönlünü yaralayarak bir latife ederlerse hemen kaçıyor, sokulmuyor.’ -M. Ş. Esendal.
  • kanayan yara olmak
    sürekli sıkıntı, üzüntü ve zarar veren bir durumda olmak.
  • parmağını yaranın üzerine basmak
    asıl derdi veya bir derdin asıl sebebini göstermek.
  • yara açmak
    1) vücutta veya bir şeyin yüzünde yara oluşmasına sebep olmak; 2) mec. büyük üzüntü vermek.
  • yara almak
    1) yaralanmak: ‘Beyzade sağ salim kurtulacak ama İbiş ağır bir yara alacaktı.’ -T. Buğra. 2) mec. itibar kaybetmek.
  • yara bere içinde olmak
    vücudunda çokça yara, ezik, sıyrık, çürük bulunmak: ‘Üstü başı parça parça, vücudu yara bere içinde.’ -Y. K. Karaosmanoğlu.
  • yara işlemek
    1) yara kapanmayıp akıntı sürmek; 2) mec. üzücü bir olayın etkisi bitmemek.
  • yara kapanmak
    yara iyi olup geçmek.
  • yaralı parmağa işememek
    tkz. en küçük bir yardımı bile esirgemek.
  • yarasını deşmek
    acıyı, üzüntüyü hatırlatmak, tazelemek.
  • yaraya merhem olmak
    zorunlu ihtiyacı karşılamak.
  • yaraya tuz biber ekmek
    bir derdin acısını çoğaltmak.
  • yarayı tazelemek
    üzüntüyü, sıkıntıyı, acıyı hatırlatmak, yeniden ortaya çıkarmak.


Leave A Reply