Yavuz Sultan Selim Dönemi

0

Yavuz Sultan Selim Kimdir? Yavuz Sultan Selim hayatı, biyografisi, padişahlık dönemi, katıldığı savaşlar ve yaptığı yenilikler.

Yavuz Sultan Selim; Osmanlı padişahıdır (Amasya 1466-Çorlu 1502). Babası II. Bayezit, annesi Dulkadirli Alaüddevle Bozkurt Bey’in kızı Ayşe Hatun’dur. Babasının Amasya sancakbeyliği sırasında doğdu. Sancakbeyliğini Trabzon’ da geçirdi Ağabeyleri Ahmet ile Korkut herkes tarafından daha çok seviliyordu. Kardeşler arasındaki taht çekişmesi daha babalarının sağlığında başladı. Korkut, kendisine saltanat sözü verilen Ahmet’e karşı giriştiği mücadeleyi yitirip Mısır’a gittiyse de bir süre sonra geri döndü. İstanbul’da yeniçerilerden destek bulamayınca Manisa’ya çekildi. Ahmet ise Şahkulu Ayaklanması’ndaki gevşekliği ve başarısızlığı yüzünden yeniçeriler üzerindeki etkinliği yitirince el altından devlet ileri gelenlerini kendi yanına çekmeye çalıştı. Bu gelişmeleri izleyen Şehzade Selim, yaşlılık yüzünden babasının tahttan çekileceğini öğrenince, tahtta çıkış yollarını aramaya başladı. Oğlu Süleyman için, Bolu Sancakbeyliği’ni istedi. Şehzade Ahmet’in işe karışması üzerine Süleyman, Kefe’ye (Kırım) gönderildi. Selim Kırım’da oğlu Süleyman’dan sağladığı askerlerle güçlenince İstanbul’a yakın bir yerde sancakbeyliği istedi, önerilen Menteşe Sancakbeyliği’ni de kabul etmedi. 1511’de kayınpederi Mengli Giray’dan asker alarak Rumeli’ye doğru ilerledi. Edirne yakınındaki Kuruçayır’da babasıyla görüşmek istediyse de, Ahmet’in yanında yer alan devlet adamları bunu engellediler. Babasının, sağlığında kimseyi tahta geçirmeyeceğine ve veliaht atamayacağına ilişkin sözü tutmadığını, bir süre sonra Ahmet’in tahtta geçirilmesi için girişimlerde bulunulduğunu öğrenince, 40 bin kişilik bir kuvvetle Çorlu yakınlarında Uğraş Köyü’nde, babasının ordusuyla savaşa girdiyse de yenilerek Kefe’ye çekilmek zorunda kaldı. Bu sonuç, Ahmet’e saltanat yollarının açıldığı inancını verdi. Bu arada Korkut, babasınm tahta çıkmak için Amasya’dan İstanbul’a gelmesi sırasındaki 12 günlük saltanat naipliği döneminde yeniçerilere verdiği terakki bahşişini öne sürerek onlardan destek istediyse de öneri kabul görmedi. Ahmet de, devlet adamlarından bulduğu desteği, yeniçerilerden göremedi. Ağabeylerinin ordu tarafından desteklenmemesinden cesaretlenen Selim yeniçerileri kendi lehine kışkırttı (Ocak 1512), yeniçeriler, “Selim’i isteriz” diye ayaklandılar. Ahmet tahttan umudunu kesince, Konya’yı ele geçirmişti. Yeniçerilerin yanı sıra bazı devlet adamlarının da Selim’den yana ağırlık koymaları sonucu, Selim İstanbul’a çağrıldı. Babasının saltanattan çekilmesinden sonra, 24 Nisan 1512’de Osmanlı tahtına oturdu. II. Bayezit Dimetoka’ya doğru yola çıktı. Çorlu’da Mayıs 1512’de öldü.

Yavuz Sultan Selim, saltanat için kendisiyle çekişen kardeşleriyle onların çocuklarını ortadan kaldırmakla uğraştı. Korkut’a dokunmayacağına söz verdi ve onu Manisa’ya geri gönderdi. Ahmet ise oğlu Alaettin’e verdiği kuvvetlerle Bursa’yı da ele geçirmeye uğraşırken, Şah İsmail’den de yardım isteyerek, Konya’da bağımsızlığını ilan etti. Alaattin Çelebi’nin yenilgisi üzerine Ahmet, Amasya’ya çekildi. Korkut’a devlet adamlarının ağzından tahta geçmesi için düzmece mektuplar yazdıran Selim, onun tahtı elde etmek için harekete geçmesi üzerine, Bursa’dan Bergama’ya yürüdü. Korkut, Antalya’ya kaçarken yakalandı ve öldürüldü (1512). Yavuz Ahmet’e de aynı türde mektuplar yazdırarak kendisini desteklediklerine inandırdı. Ahmet, ordusuyla Bursa’ya geldi. Yenişehir Ovası’nda yapılan savaşta, Ahmet’in kuvvetleri dağıldı ve kendisi de yakalandı. (Nisan 1513). Selim oğlu Süleyman’ın dışında tüm Osmanlı ailesinin üyelerini ortadan kaldırdı. Ahmet’in bir oğlu (Karun), Mısır’a kaçarak kurtulabildi.

Yavuz Sultan Selim, Osmanlı Devleti için o sıralarda ciddi bir sorun yaratan İran ile savaşa hazırlandı. Bunun için de, tahta çıkışını kutlamak için İstanbul’a gelmiş olan Venedik, Macaristan ve Memlûklu devletlerinin elçileriyle yeni antlaşmalar imzaladı. Böylece, İran dışında tüm komşu devletlerle iyi ilişkilerini sürdürmeyi amaçladığını ortaya koydu. Bundan sonra, daha şehzadeliği sırasında Anadolu’daki propaganda çalışmalarını yakından izlediği Safevi Hükümdarı Şah İsmail’e karşı sefer hazırlığına girişti. II. Bayezit’in gevşek yönetimi, Memluklülerle yapılan uzun savaşlar sonunda, Osmanlı Devleti’nin zayıflaması, bu arada timar düzeninin bozulması ve Anadolu’da reayanın çift ve çubuğunu bırakarak, bir bölümünün de bazı serkeşlerle birlikte köy ve kasabaları basması, devlet güvenliğini önemli ölçüde sarsmıştı. Bu ortam en çok Şah İsmail’in işine yarıyor, devlete olan güveni sarsılan kişiler ve köylüler, bazı kişilerin peşlerinden kolayca giderek Şii propagandasına kapılıyordu. Selim, Şiilik inancının tehlikeli gelişmesi üzerine zamanın din bilginlerinden aldığı fetva üzerine, Anadolu’da büyük bir temizliğe girişti. İran üzerine sefere çıkmadan önce, Şah İsmail’e bağlı olup Anadolu’da yaşayan 40.000 Şiiyi öldürttü. Şah İsmail üzerine açılması için fetva aldı. Yavuz Sultan Selim, Kayseri ve Erzurum üzerinden İran topraklarına girdi. Osmanlı Donanması Trabzon’a İstanbul’dan top ve cephane getirdi. Bu top ve cephaneler, Erzurum yoluyla Osmanlı Ordusuna ulaştırıldı. Yavuz Sultan Selim, 1514 Ağustos’unda Çaldıran Ovası’nda Şah İsmail ile karşılaştı. Osmanlı topçusunun açtığı ateş ve Osmanlı Ordusu’nun çevik manevrası karşısında Safeviler büyük bir yenilgiye uğradılar (23 Ağustos 1514). Şah ismail başta karısı Taçlı Hanım olmak üzere, tüm ağırlıklarını ve hazinesini savaş alanında bırakarak kaçtı. Yavuz Osmanlı Ordusu ile Safevi başkenti Tebriz’e girdi. Kışı Karabağ’da geçirip İran içlerine girmek niyetindeydi. Fakat bazı devlet adamları, İstanbul’a dönmesini sağladılar. Dönüş yolunda askerin ayaklanma belirtileri üzerine Hersekzade Ahmet Paşa ile Dukakin-zade Ahmet Paşa’yı görevlerinden aldı. Çaldıran Zaferi’yle Doğu Anadolu Bölgesi Osmanlı Devleti’ne bağlandı. Bölgede etkinlikleriyle tanınan birçok Kürt beyi, Osmanlıların yanında yer aldı. Diyarbakır, Rakka, Urfa, Mardin ve Cizre gibi önemli kentler Osmanlılara geçti. Yavuz Amasya’dan İstanbul’a hareket ettiğinde, Sadrazam Sinan Paşa’yı da, Dulkadiroğulları’nın üzerine gönderdi. Göksu Ovası’nda yapılan savaşta, Dulkadiroğlu Alaüddevle Bey yenilgiye uğrayarak tüm ailesiyle ortadan kaldırıldı, toprakları da Osmanlı Devleti’ne bağlandı.

Yavuz bu kez Memluklûler üzerine sefer hazırlığına girişti. Gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra, Sadrazam Hadım Sinan Paşa 40 bin kişilik bir orduyla Dulkadir başkenti Maraş’a gönderdi. Sinan Paşa, Fırat’ı geçip İran üzerine gitmek için, Memlûk sultanından izin istedi. Böylece seferin İran üzerine yapılacağına ilişkin kanıtlarortaya konulmak istenildi. Memlûkluler, Sinan Paşa’nın bu isteğini geri çevirdiler. Kansu Gavri Halep’e geldi ve savunma hazırlıklarına girişti. Yavuz, Kansu Gavri’ye gönderilen elçilere iyi davranılmaması üzerine Mısır Seferi’ne çıktı. Kayseri’de toplanan ordu, 24 Ağustos 1516’da Halep yakınlarındaki Mercidabık Ovası’nda, Kansu Gavri komutasındaki Mısır Ordusu’nu ağır bir yenilgiye uğrattı. Kış boyunca Şam’da sefer hazırlıklarını sürdüren Yavuz, ertesi yıl Mısır’a doğru yola çıktı. Filistin’de Osmanlıları durdurmak isteyen Canberd-i Gazali, yenilgiye uğradı. Yavuz çölü geçerek Kahire yakınlarında Ridaniye’de Tomanbay ile karşılaştı. Mukattam Dağı’nın çevresini dolaşarak, Memluk Ordusu’nu şaşırtan Yavuz, 1517 başlarında Tomanbay’ı da yenilgiye uğrattı. Tomanbay ele geçirilip öldürüldükten sonra, Mısır ülkesi Osmanlı Devleti’ne bağlandı. Yavuz bir ay kadar kaldığı Mısır’da, Mekke şerifinin gönderdiği Mekke ve Medine kentlerinin anahtarlarını kabul etti. Buradaki kutsal emanetleri de aldı. Şam’a geldiğinde, Mekke’ye değerli armağanlar gönderdi. Mısır’ın Osmanlı Devleti’ne bağlanması sonucu Kıbrıs’ın vergileri, Venedikliler tarafından Osmanlı Devleti’ne verilmeye başlandı. Yavuz, Mısır’ın yönetimini Hayır Bey’e bıraktı. Orada bulunan Abbasi Halifesi el-Müttevvekil Alallah’ı da İstanbul’a getirdi. Daha sonra Ayasofya Camisi’nde yapılan bir törende halifelik unvanı Osmanlı padişahına devrelidi.

Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi’nden sonra, ticari konulara ağırlık verdiği gibi, donanmanın da güçlendirilmesiyle uğraştı. Yeni bir sefer hazırlığı içine girdi. Rodos, Kıbrıs ya da Venedik üzerine bir sefere çıkacağından söz ediliyordu. Edirne’ye hareket ettiğinde yolda hastalandı ve 21 Eylül 1520’de, Çorlu’da öldü. Yerine oğlu Süleyman, Kefe’den gelerek tahta oturdu.


Yavuz Sultan Selim, sert yaratılışlı, cesur ve bilgili bir padişahtı. Şiirlerini Farsça yazdı. Sekiz yıl süren saltanatı sırasında, iki büyük sefer ve geniş topraklan Osmanlı ülkesine katmış bir padişah olarak, hayır işleriyle yeterince uğraşamadı.




Bir Yorum Yazmak İster misiniz?