Yemek Yemeyen Çocuğa Ne Yapmalı? – Yemek İşkenceye Dönüşmesin

0

Çocuğunuz yemek yemek istemiyor, yemek seçiyorsa ne yapmanız gerekir? Çocuğa beslenme konusunda nasıl yaklaşılmalı? Yemek işkenceye dönüşmesin.

Advertisement

Yemek Yemeyen Çocuğa Ne Yapmalı?

Yemek saati geldiğinde “karalar bağlayan” bir çocuk, aile sofrasını bir savaş alanına çevirir. Yemek istemeyen küçüğün inadı, sonunda müthiş bir öfke nöbetine dönüşür: Çığlıklar atılır; yemekler sağa sola fırlatılır; sonunda da anne-baba birbirine girer.

Çocuğunuz üçüncü haftadır patates kızartması ile ketçaptan başka bir şey yemiyor öyle mi? Öyleyse her şeyden önce şunu bilin: Bu yalnızca sizin başınıza gelen bir şey değil. Yemek konusunda, en azından birkaç hafta huysuzluk etmeden büyüyen çocuk sayısı, parmakla sayılacak kadar azdır. Bazı çocuklardaysa, bu durum yıllarca sürebilir.

Anne-baba olarak, çocuğunuzun besin değeri yüksek yemekler yemesini istemeniz son derece doğaldır. Gerçekten de, tıpkı erişkinler gibi, çocuklar da enerji toplamak ve enfeksiyonlarla savaşmak için, besinlere “muhtaç”tırlar. Bunun yanı sıra, büyüklerden farklı olarak, bedenlerinde gerçekleşen dev boyutlu “büyüme işi”ne yakıt sağlamak için de, iyi, sağlıklı beslenmeleri gerekir. Çocuğunuz iki yaşına geldiğinde, beden ağırlığı doğduğu sıradakinin yaklaşık dört katına çıkmıştır. “Sebze de yemelisin, büyüyen bir kızsın sen” cümlesi, bu bakımdan son derece yerindedir. Çok çeşitli yiyecekler içeren bir beslenme rejimi, çocuğun gereksinme duyduğu besin maddelerini almasının aşağı yukarı tek yoludur.

TEK SEVDİĞİ PATATES KIZARTMASI!

Bu yüzden bir çocuğun seve seve yediği tek şey üstüne ketçap dökülmüş patates kızartması ile belki yanında bir bardak kadar da süt olursa, anne-babanın kaygıya kapılmaları son derece doğaldır. Böyle bir beslenme rejiminin iki-üç günlüğüne önemli bir zararı olmaz; ama bu süreyi artırmaya ya da sık sık yinelemeye kalkışması kaygılarınızı biriktirir ve inatçı çocuğunuza karşı bir kızgınlık ve öfke nöbetine dönüşmesini engellemeniz gerçekten de güçleşir.

Advertisement

BESİNİN GÜCÜ

Yemek isteksizliğinin küçük çocuklardaki en yaygın nedeni, dikkati çekme isteği ve ilk bağımsızlık gösterisidir. Üç yaşındaki bir çocuğun yemek yemeyerek ya da yemeğini sofrada değil de televizyon karşısında yiyerek özel bir ilgi merkezi olabileceğini anlaması, çok zaman almaz.

Bu tür bir yemek isteksizliğinin yalın tedavisinin, yiyeceklerle ya da aile sofrasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Çocuğunuzun neden özel ilgi çekme peşinde olduğunu anlamaya çalışın. Belki de yeni gelen bir kız kardeşten ya da erkek kardeşten tutun, yeni gelen bakıcıya kadar çok çeşitli nedenler yüzünden, sizin ya da eşinizin -ya da her ikinizin birden- kendisine daha çok vakit ayırmanızı istiyordur. Yeni bir bebek dünyaya geldiğinde, evde daha büyük bir çocuk varsa, anne-babanın bütün ilgisini eskiden olduğu gibi kendisinin çekmesi yerine, gösterilen ilgiyi yeni gelenle paylaşmak düşüncesine kendini alıştırmak zorunda olmanın sıkıntısını yaşıyor olabilir. Bu durumda yemek saatleri, özellikle büyük bir mutsuzluk kaynağı olabilir; çünkü bu saatler artık bebek olmadığı, bir erişkin gibi hareket etmesinin beklendiği olgusunu pekiştiren saatlerdir.

Annesinin “yeni gelen”i emzirirken sallayışını, gözlerinin içine bakışını ve genellikle kendisiyle ilgilenmeyişini gören bir çocuğun, kıskançlık hissetmesi çok şaşırtıcı bir şey değildir. Çocuğunuzun yemek saati huysuzluğunun bundan kaynaklandığını düşünüyorsanız, yemek saatinde ona çok yakın bir ilgi göstermeye çalışın. “Hoop tren tünele giriyor… hamm yap bakim” gibisinden oyunlarla ağzına kaşık kaşık yemek vermekten, daha büyükçeyse sofrayı hazırladığınız sırada ondan küçük yardımlar İstemeye kadar, pek çok şeyi deneyebilirsiniz. Unutmayın, “büyük” yiyeceklerine geçmiş olsa da, henüz “büyük” değildir.

DERİNDE YATANI ARAMAK

Çocuğunuzun yemek saatindeki isteksizliğinin nedenini bulup çıkarmak, son derece zor olabilir; neden bazen, yalnızca tıpkı sizin de sıkılınca iştahınızın kaçması gibi, iştahının kaçması olabilir; ama bazen, daha derinlerde yatan bir şeyler vardır. Durum böyleyse, çocuğunuzun doğru dürüst yemek yerse her şeyin yeniden yoluna gireceğini umarak, yemek saatlerini sonu gelmeyen otorite çekişmelerinin ve huysuzluk, öfke nöbetlerinin kaynağı haline getirmektense, sorunun ne olduğunu bulup çıkarmaya çalışmanız daha iyi olur. İstediği tek şey, sofradan uzakta, sözgelimi televizyonun karşısında yemekse, bir ya da birkaç günlüğüne buna izin vermeniz -ama alışkanlık haline getirmesine izin vermeyin- sorunu çözebilir.

Çoğunlukla uğraşılması çok daha güç bir durum, üç ya da dört yaşındaki küçüğünüzün kendisini bağımsız hissetmeye başlaması ve bunu sizin bilmenizi istemesidir. Bu durumda gerçek bir “iradeler savaşı” patlak verir: Siz onun et ve sebzeden oluşan doğru dürüst bir yemek yemesinde direnirsiniz; o da çelik gibi bir iradeyle (!), yalnızca patates kızartması ya da dondurma -ya da herhangi bir başka şey-diye tutturur.

YERLERİ DEĞİŞMEK

Durumun gündelik bir çarpışma durumuna dönüşmesine fırsat vermeden, kendinizi çocuğunuzun yerine koyun. Bir yetişkin olarak hiç kimse sizi istemediğiniz bir şeyi yemeye zorlamaz ve belki de siz başkalarınının sizin için iyi olduğunu düşündüklerinden çok farklı şeyler de yiyor olabilirsiniz. Her akşam önünüze en az sevdiğiniz bir yemeğin konduğu ve bitirinceye kadar tabağın başından kalkmamanızın söylendiği bir durumda, acaba siz ne yapardınız? Bir düşünün.

Advertisement

Küçük bir çocuk, duygularını yeterince çözümleyemez ve içinde bulunduğu durumu değiştirme gücü pek fazla yoktur. Herhalde sizin edinmiş olduğunuz karmaşık toplumsal gereklerin ve genel olarak kabul edilmiş davranış biçimlerinin hiçbirini de henüz öğrenmemiştir. Üstelik, üç yaşındaki bir küçüğün, dikkatini bir şey üstünde toplayabilme süresi çok da uzun değildir; ortalık ona heyecan veren çok çeşitli şeylerle -televizyondan, kurmalı oyuncaklara- dolup taşarken, sofra başında öylece oturması çok güçtür. Çocuğunuz, yemekte sizin gibi kıpırdamadan oturup kibar kibar yiyemez; o gün iş yerinde ya da komşunuzun gününde olup bitenler konusunda küçük küçük dedikodulara, söyleşilere girişemez.

DİKKAT

Çocuğunuzun iştahsızlığının ya da yalnızca bazı yemekleri yemek istemesinin bir hastalığa bağlı olabileceğini unutmayın. İştahsızlığa yol açan en yaygın rahatsızlıklardan bazıları şunlardır:
•Yutmayı güçleştiren bademcik şişmeleri;
•genellikle iştahı azaltan, çoğunlukla da yemekten tat almayı önleyen nezle;
•çok ender, ama ciddi bir sorun olan, çocuğun yalnızca sulu yiyecekler istemesine yol açan çene kemiği kusuru;
•bir hastalığın ilk belirtileri olabilecek enerji yoksunluğu ya da hareketliliğin azalması.
Yukardakilerin herhangi birinden kaygı duyuyorsanız, bir çocuk doktoruna başvurun. Herhangi bir gerçek sorun varsa, doktoru teşhisi koyacaktır.

DÜŞÜNCEYE DEĞER YİYECEKLER

İki çocuk nasıl tıpatıp birbirine benzemezse, yemek saati huysuzluklarıyla uğraşmanın da genel geçer hiçbir kesin kuralı yoktur. Psikologların çoğu, “yemek saati huysuzluğunun büyümenin kaçınılmaz bir aşaması olduğunu, anne-babanın bununla uğraşırken soğukkanlılıklarını korumaları gerektiğini ileri sürmektedir. Ayrıca, yemesi ya da yememesi konusunda bir savaşın patlak vermesine fırsat verirseniz, çocuğunuzun bu savaşta size enikonu kesinlikle pes dedirteceğinden kuşkunuz olmasın.

Ne bulursa yiyen çocuklar gibi, doğal olarak yemekleri seçen iştahsız çocuklar da vardır ve büyüdükçe de pek değişmezler.

Çocuğunuzun beslenme rejiminin sağlıklı olmamasından ne kadar kaygılansanız da, gerçek anlamda sağlık sorunlarıyla karşılaşmanız olasılığı pek yoktur. Çocuğunuz, sağlığına zarar verecek bir durum ortaya çıkmadan, kendiliğinden bu kısıtlı beslenme düzeninden vazgeçecektir. Unutmayın ki, sabahın ilk saatlerinden, gecenin ortasına kadar hareket halinde olan, giysileri durmadan daralan bir çocuk, hasta değildir. Ayrıca, size “abur cubur” gibi görünen şeyler, besleyici maddeler bakımından, korktuğunuz kadar yoksul olmayabilirler.

Gün geçtikçe çocuklar için bir tutku haline gelen hamburger ve patates kızartması, oldukça iyi besin maddeleri karışımları içerirler. Hamburger, protein ve yağ kaynağıdır; patates kızartması, karbonhidrat ve protein sağlar; hamburgeri süsleyen yeşil salata yapraklarında, az da olsa C ve A vitaminleri vardır. Hamburger sandviçi de protein, B vitaminleri ve mineraller içerir.

Çocuğunuzu çeşitli besinler yemeye alıştırmanın, biraz ustalık istese de kolay sayılabilecek bir yolu, arkadaşlarının anneleriyle gizli bir örgütlenme çalışması içine girmenizdir. Çocuklar arkadaşları gibi olmak isterler; bu da, arkadaşlarında gördükleri şeyleri hemen kopya etmelerine yol açar. Dolayısıyla, çocuğunuzun, birkaç gün, bir arkadaşınızın “iyi yiyen” çocuğuyla birlikte sofraya oturması çok yararlı olur.

Çoğunlukla, böylece “yemek kopya eden” bir çocuğun, anne-babasının haftalarca başansız bir biçimde ona yedirmeye çalıştıkları yiyeceklere, farkına varmaksızın alışıverdiği görülür.

DONDURMA SAVAŞI

Zaman zaman, çocuğunuzun sağlıklı beslenmesi için kurduğunuz düzeni, bazen başka büyükler, altüst edebilir. Özellikle büyükanneler ve büyükbabalar, torunlarını tatlılar, çikolatalar ya da bir külah karışık dondurmayla şımartmaya pek meraklıdır.

Bu durumun bir soruna dönüşmeye başladığını farkederseniz “tatlı-taşıyıcıya”, neden yapmaması gerektiğini anlatıp, bu tür armağanları iyice azaltmasını isteyin. Bu, çocuğunuzdan baştan çıkarıcı bir “armağanı” geri çevirmesini istemekten daha doğrudur.

Yemek zamanlarında çocuğunuzun istek-sizliğiyle, hattâ “yemem” diye diretmesiyle karşılaştığınızda, kendinizi kontrol etmeniz ne kadar güç olursa olsun, yapabileceğiniz en kötü şey, öfkeye kapılmaktır. Yemeğini bitirmediği halde doyduğunu söyleyip, sofradan kalkmak istediğinde, yemeğini bitirmesi için karşılıklı bir “haykırışına maçf’na girişecek yerde, önce bir yutkunun. Bu konuda gerçekçi olabilirseniz, çocuğunuzun -sizin de- üstündeki baskı kalkar ve çocuğunuzla durmadan çekişmekten kaçınırsınız.

Advertisement

Olumlu tutum, çoğunlukla güç, ama sonuç almak için en etkili yöntemlerden biridir. Çocuklar, olumsuz olanlardan çok, olumlu sözlere yanıt verirler. “Yemeğini yemezsen, tatlı yok!” demektense, “Biraz yemek yedikten sonra tatlı yiyebilirsin,” demeniz, biraz daha çok yemesini sağlayabilir.

SİLAHI ELDEN BIRAKMAYIN

Günde yalnızca bir kez tatlı, ya da yemeği sofrada oturup yemek gibi bazı temel kurallar belirlediğinizde, bunları çocuğunuza açıkça anlatın ve kendiniz de sıkı sıkıya uymaya dikkat edin. Ayrıca ailenizin öbür üyelerine de anlatıp işbirliği yapmalarını isteyin. Bir kuralı uygulanır duruma sokmanın çok bilinen bir örneği de, öğle yemeğini yemezse, ikindi kahvaltısına kadar istese de hiçbir şey verilmeyeceğini söylemek ve bunu yapmaktır.

Yalnız, kuralları çocuğunuza anlatmadan önce, üstlerinde iyice düşünün. Uygulamaya vaktinizin ya da sabrınızın yetmeyeceği kurallar koymaya kalkmayın. Sizin ve eşinizin uygulamayı sağlamak için gerekli boş zamanınız olmadığı halde, çocuğunuza bir şeyler yiyinceye kadar sofradan kalkamayacağını söylemenizin hiçbir yararı olmaz.

Çocuğunuz hiçbir şey yememekte kararlıysa, gene de, ailenin bütün üyeleriyle birlikte sofradaki yerini almasını sağlayın.

“Abur cubur” saydığınız şeyler için katı bir yasak koymaya kalkmadan önce, çocuğunuzun hareketlilik derecesini değerlendirin: Karınlarını çok iyi doyuran çocuklar bile, yemekler arasında acıkabilir ve enerji sağlama gereksinmesi duyabilirler. Bununla birlikte, küçük midelerin tıka basa dolması için çok fazla şey gerekmediğini, bu yüzden de tam yemek saatinden önce atıştırılacak bir çerezin çocuğunuzun iştahını berbat edebileceğini unutmayın.

Yemek aralarında bir şeyler atıştırmasına izin veriyorsanız, bunların çocuğunuzun yemeklerden gerektiğince almayabileceği besin maddelerini içeren, elden geldiğince sağlıklı şeyler olmalarına dikkat edin.

Sözgelimi elma dilimleri, uzunlamasına dilinmiş havuçlar, taze meyve ve sebzeler çok çekici, eğlendirici ve çocuğun gözünü sofradaki yemekten daha az korkutan (!) şeylerdir. Bir avuç kuru üzüm, bir dilim eritme peyniri de, çocuğunuz için, bisküvi, cips, çikolata ya da şekerden daha yararlıdır.

Çocuğunuz çok sevdiği bir yiyeceği aşırı tüketir duruma geldiğinde, bunun ne kadar besleyici olduğunu, çok fazla yemesinin zararları olup olmadığını, araştırın.

YAPABİLECEKLERİNİZ

Küçük bir çocuğu sırf dondurmayla beslenerek büyümeye bırakamazsınız; ama ara sıra bir külah dondurma da, sizi bile baştan çıkaran bir şeydir. Ayrıca sütle yapılmış dondurma, iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Çocuğunuz dondurmayı çok seviyorsa, yoğurt, biraz şeker ve meyve parçalarını karıştırarak hazırlayıp, soğuyuncaya kadar buzlukta tuttuktan sonra vereceğiniz meyve salatası, pekâlâ dondurmanın yerini tutabilir.

Önemli olan, çocuğunuzu çok çeşitli yiyecekler yemeye teşvik etmek ve bunları elden geldiğince çekici, lezzetli kılmaktır. Sağlıklı büyüyen bedenler için gerekli besin maddelerini onlara vermenin en iyi yolu budur.

Çocuğunuzun neler yemesi gerektiğini iyice inceleyip, sonra kolları sıvayın. Yemeğin besleyici olması, büyük ölçüde pişirme yöntemine dayanır: Sebzeleri az miktarda suda, biraz yumuşayacak kadar kaynatın; yapışmayan tavalar, tencereler kullanarak yağı azaltın; tavada kızartılmış olanlar yerine, fırında pişirilmiş patates kızartmaları hazırlayın; etleri, sosisleri, balıkları kızartmak yerine, ızgara edin; kabuklarındaki besin maddelerini korumaları için, patates, vb. sebzeleri soymak yerine iyice ovuşturarak yıkadıktan sonra soymadan haşlayın.

Advertisement


Leave A Reply