Yerleşim Alanı Nedir? Yerleşim Alanları Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Yerleşim alanı nedir, yerleşim alanları nelerdir? Yerleşim alanlarının özellikleri, tarihçesi, köyler, kasabalar, kentler hakkında bilgi.

Yerleşim Alanı

Yerleşim alanları insanların yaşadıkları bölgelerdir. Büyüklükleri 100’den az nüfuslu köylerden, 20 milyon yerleşimcisi olan geniş kentsel bölgelere kadar değişmektedir.

Köyler çoğunlukla, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının yaşadığı kırsal bölgelerde bulunur. Diğer yarısı kasaba ve kentlerde yaşamaktadır.

Köyler, kasabalar ve kentler

Köyler, çiftçilerin çalıştıkları topraklara yakın olmak için yaşadıkları geleneksel yerlerdir. Bazılarında inek, öküz, domuz, tavuk ve ördek gibi çiftlik hayvanları yetiştirilir. Bazı ülkelerde tahıl ve diğer yiyecekler, evlerde ya da evlerin yakınında depolanmaktadır. Köyde yaşayan herkes çiftçi değildir. Diğer yerleşimcilere hizmet vermek için dükkân sahibi tüccarlar ve öğretmenler de bulunur.

Advertisement

Köy

Daha az nüfusun çiftçilikle uğraştığı gelişmiş ülkelerde köyler değişmiştir. Buralarda yaşayan insanlar genellikle çalışmak üzere her gün yakınlardaki şehirlere giderler, işleriyle evleri arasında yolculuk eden
bu insanlar (sayfiye evleri şehirler kadar gürültülü ve kirli olmadığından) bu yolculuğun yolda harcanan bu zamana değdiğini düşünürler.

Kasabalar, şehirlerden küçüktür. Şehirler pek çok insanın yaşadığı ve çalıştığı önemli kasabalardır, insanlar çoğunlukla dükkânlarda, fabrikalarda ve iş yerlerinde çalışır. Örneğin katedraller ve üniversiteler çoğunlukla sadece şehirlerde bulunur.

Şehirlerin genişleyip birleşmesi de mümkündür. Bu tip birleşmeler geniş bir bölgeyi kapladığında buna megalopolis denir. ABD’deki Boston ve Washington DC arasındaki bölge 600 km’den fazla uzunlukta bir megalopolistir.

Advertisement

Her ülkenin, genellikle hükümetinin bulunduğu bir başkenti vardır. Başkent çoğunlukla en geniş nüfuslu ve diğer şehirlerden daha fazla işyeri, mağaza ve fabrikaya sahip olan en önemli şehirdir. Avustralya’daki Canberra ve Brezilya’daki Brazil gibi bazı başkentler özel olarak kurulmuştur. Bu başkentler genellikle ülkenin diğer yerlerindeki şehirlerinden küçüktür.

Yerleşim örnekleri

Yerleşim yerleri çeşitli mevkilerde kurulur. Örneğin Avrupa’da bazı köyler yol veya nehir kenarları boyunca uzanır. Diğerleri aslında savunma amacıyla yüksek tepeler üzerinde kurulan evlerden oluşur. Engebeli arazilerde köyler, genellikle düz alanlar tanma açıldıklarından eğimli alanlara kurulur.

Şehirler küçük yerleşim yerleri olarak kurulup, elverişli konumlan nedeniyle daha sonra genişler. Paris gibi bazı şehirler, geniş nehirlerin geçişi kolay olan yerlerinde gelişmeye başlar. Diğerleri, Sydney de dâhil, uygun doğal limanlara sahiptir. Pek çok büyük endüstriyel şehir demir, kömür ve diğer doğal kaynakların bulunduğu bölgelere yakın yerlerde gelişir. Bu kaynaklar taşınamayacak kadar hacimli olduğundan yerinde işlenmek durumundadır.

Ülkenin yerleşim alanları bir piramit gibi düzenlenebilir. Kasabalardan fazla köy, şehirlerden fazla kasaba ve büyüklerinden fazla küçük şehir vardır. Bu düzenlemeye yerleşim hiyerarşisi denir.

Advertisement

Beyin Göçü

Göç

insanlar köy ve kasabalardan şehirlere göç ettiğinden şehirler gittikçe büyümektedir. Makineler ve daha etkin çiftçilik . yöntemleri keşfedildikten sonra, tarımda insan gücü gereksinimi azalmıştır. Bu sefer, şehirlerdeki fabrikalarda işçilere ihtiyaç doğmuştur. Bu değişim 19. yy.da Avrupa ve Kuzey Amerika’da, bugünlerde de gelişmekte olan ülkelerde gözlenmektedir.

Bir şehirde herkes için yeterli iş imkânı olmasa da, insanlar şehirlere taşınmaya devam etmektedir. Kırsal bölgelerle karşılaştırıldığında şehirlerde iş bulma şansı daha yüksektir. Bunun yanı sıra şehirlerde su şebekesi ve hastaneler gibi daha iyi hizmet sunulmaktadır ve spor faaliyetleri, parklar gibi eğlence olanakları da vardır.

Şehir problemleri

Şehirler büyüdükçe, olumsuzlukları da çoğalmaktadır. Çok hızlı gelişmeleri durumunda, herkese yetecek kadar yaşam alanı bulunamayabilir. Dünyanın büyük bir kısmında yoksul insanlar bulabildikleri her türlü malzemeden sığmak yapmak zorunda kalmaktadır. Tahta ve oluklu sacdan yapılan kulübelerle dolu bu yerleşim yerleri gecekondu bölgesi olarak adlandırmaktadır. Yoksul halk, evlerini kendine ait olmayan topraklarda kurduklarında gecekondu bölgesi yaratır. Yeterince para kazandıklarında kulübelerini yenileyebilirler. Bazen de hükümetler bölgeye malzeme, elektrik ve su şebekesi getirerek onlara yardımcı olur.

Advertisement

şehir

Şehirler büyüyüp geliştikçe, fabrika ve otomobil sayısına bağlı olarak kirlilik ve trafik sıkışıklığı da artar. Hava ve su kalitesi kötüleştikçe, yaşayanların sağlığı da kötüleşir. Kirli hava sülfür gibi zararlı kimyasallar taşıdığından, binalara da zarar verir. Şehir merkezinin çok yakınında eski tarihi binaların bulunduğu Atina ve Roma gibi şehirler için bu büyük bir problemdir. Bu sorunla baş edebilmek için İtalya’nın Floransa şehri gibi bazı şehirlerde otomobillerin trafiğe çıkması yasaklanmıştır.

Tarihçe

ilk şehirler bol miktarda yiyecek üretilebilmesi mümkün olan yerlerde gelişmiştir. Bu yerler çoğunlukla verimli topraklar ve nehir kenarlan olmuştur. Bu yerleşim yerleri dünyanın çeşitli bölgelerinde gelişmiştir: Orta Doğu, Çin’in doğusu, şimdiki Pakistan ve Hindistan’ın bulunduğu İndus Vadisi, Orta Amerika ve Peru gibi.

Arkeologlar da en eski kentin hangisi olduğu konusunda karar verememişlerdir. Bu kent, Türkiye’deki Çatalhöyük olabilir. Bu antik kent, şimdi bir harabeye dönmüştür. Ürdün Nehri’nin batı kıyısındaki Jericho da diğer en eski kent adayıdır ve bu kent büyük ihtimalle en uzun yaşayan şehirdir (MÖ 9000’den beri). Lübnan’da bulunan Babil de Jericho kadar eski bir yerleşim yeridir.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?