Yönetim Biliminin Doğuşu ve Tarihi Gelişimi

0

Yönetim bilimi ne zaman ve nasıl doğmuştur? Yönetim biliminin doğuşu, tarihsel açıdan gelişimi, gelişimine katkıda bulunan durumlar.

Yönetim Biliminin Doğuşu ve Tarihi Gelişimi

Tarihsel Açıdan Yönetim Biliminin Gelişimi:

***Yapıya ağırlık veren geleneksel (klasik) yaklaşımlar (1887-1927),

Advertisement

***İnsana ağırlık veren davranışçı (neoklasik) yaklaşımlar (1909-1945)

***Örgütü bir sistem olarak ele alan sistem yaklaşımları (1946’dan günümüze kadar)

20. yüzyılın başından İkinci Dünya Savaşına kadar olan dönemde, Taylor’un “bilimsel yönetim” yaklaşımı çerçevesinde, işletmelerde içe dönük rasyonellik arayışları söz konusu olmuştur. Bu rasyonellik arayışı, ikinci aşamada insan ilişkileri yaklaşımı ile daha beşeri bir nitelik kazanmıştır. Ancak, bu dönemde örgütlerin çevreleri, fazla bir dikkat ve araştırma konusu olmamıştır. 1950’li ve 1960’lı yıllar, yönetim biliminin gelişiminde önemli bir hareketlenmenin yaşanmaya başladığı dönem olmuştur.

Advertisement

Rekabetin tehdit edici şekilde artmaya başlaması, Batılı şirketleri, arz ekonomisinden, müşterinin belirleyici olmaya başladığı bir talep ekonomisine geçiş ile karşı karşıya getirmiştir. Dikkatler süratle rekabet edebilirliğin ve dolayısıyla da dışa dönük duyarlı örgüt yapılarının önemine çevrilmiştir. İşletmeler, farklılaşan pazar taleplerine göre ürünlerini çeşitlendirmek ve tüketici ihtiyacına göre kişiselleştirmek zorunda kalmışlardır. Böylece, yönetim düşüncesine, açık sistem anlayışı ve en iyinin durumdan duruma göre değiştiğini kabul eden durumsallık yaklaşımı hakim olmaya başlamıştır.

1960’lı yıllar tüketim toplumu ve pazarlama anlayışının geliştiği ve yönetsel yaklaşımlarda radikal değişiklerin yaşandığı bir dönüm noktası olmuştur. Bu yıllarda, işletmeler, özellikle ticari fonksiyonlarını geliştirmeye yönelik büyük yenilikleri yaygınlaştırma çabası içine girmişlerdir. Bu yeniliklerin başlıcaları, anket ve kamuoyu yoklamaları ile pazar araştırmaları yapmak ve satış yöntemlerinde çeşitlendirmelerdir. Bu dönemde ilk bilgisayarların kullanılmaya başlanması da, pazarlama fonksiyonuna destek verici nitelikte olmuştur. Aynı yıllarda, hizmet sektöründe de belirgin bir gelişme yaşanmaya başlamıştır. Tamamen müşteriye yönelik olan hizmet faaliyetleri, pazarlama anlayışına gelişiminde önemli rol oynamıştır.

1970’li yıllarda, işletme yönetiminde strateji kavramı ön plana çıkmıştır. Pazarlardaki gelişmeler rekabeti yoğunlaştırmaya başlamıştır. Rekabetin giderek artan baskısı, işletmelere yatırım ve pazarlama konularında stratejik hedefler belirlemeye yöneltmiştir.

1980’li yıllar, işletme yönetimlerinin 1970’lerde baş gösteren ve giderek pekişen üç önemli faktörü artık veri olarak kabul etmeye başladıkları dönemdir.

1. Enerji ve hammadde konusundaki kısıtlılık ve artan baskılar,

2. Para ve finans piyasalarındaki sürekli istikrarsızlıklar,

3. Yeni ekonomik dünya düzenine geçiştir. Bu çerçevede 1980’li yıllardaki gelişmeler, işletmeleri, insan kaynaklarını daha

Advertisement

etkin kullanımına yönlendirmiş ve bu amaçla, Japon yönetimleri de örnek alınacak şekilde yönetimde katılımcı anlayışının yaygınlaştırılması çabaları yoğunluk kazanmıştır.


Leave A Reply