Sevgi Şairi Yunus Emre’nin Edebi Kişiliği – Edebiyatımızdaki Yeri

0
Advertisement

Yunus Emre’nin edebi kişiliği, edebiyat özellikleri nelerdir? Yunus Emre neden sevgi şairidir,  eserleri ve edebiyatımızdaki yeri hakkında bilgi.

Sevgi Şairi Yunus Emre

Sevgi Şairi Yunus Emre

Yunus Emre aşıklık geleneği içinde yetişti. Aşıklık geleneği Türk halk edebiyatının özüdür. Türk halk edebiyatının çatısı şiirle ve sözlü geleneğe, aşık geleneğine bağlı olarak kuruldu. Şiir, yüzyıllar boyu süregelen bir aşıklık geleneğinin ürünü olarak yaratıldı. Aşıklar, halkın zevkte ve kültürde birer eğitimcisi oldular. Şairlerden bir öncekinin çırağı, kendilerinden sonrakilerin ustasıydılar. Saz eşliğindeki deyişleri hem haber, hem müzik, hem hikaye, hem masal, hem destan, hem bilmece, hem türküydü. Kendileri bir ustadan yetiştiler, bir usta da yetiştirdiler. Aşıktan aşığa, kitlelerden kitlelere sürüp gitti bu gelenek. Bu geleneği sürdürürken çeşidi sazlar çaldılar: saz, meydan sazı, divan sazı, kopuz, çöğür, karadüzen, bağlama. Ustalarından aldıklarıyla, halkın yaşayışlarını ve kendi yeteneklerini birleştirerek, ürünlerini yarattılar. Bunlar kulaktan kulağa söylene geldi. Bu nedenle söyleyen yeni bir şairin dilinde, sazında biraz onun kişiliğini alarak, küçük değişikliklere uğradı. Yunus Emre’de Türkçenin en güzel örnekleri ortaya çıktı.

İşte bir örnek:

Bir garip ölmüş diyeler
Üç günden sonra duyalar
Soğuk su ile yuyalar
Şöyle garip bencileyin
Hey Emre’m Yunus biçare
Bulunmaz derdine çare
Var imdi gez şardan şara
Şöyle garip bencileyin

Aşıklık geleneğinde, şiirlerde adı geçen kişiler hep şairdir. Ancak burada, kişilerden çok olaylar önemlidir. Zaten zamanla da yaratıcısı yani şairi ortadan kalkar ve anonimleşir. Ama güçlü şairlerinki unutulmaz. Üstelik de her güzel eser, ona mal edilir. Bu bize şairin halkla bütünleştiğini, aşıklık geleneğinin de güçlülüğünü, giderek de Yunus Emre’nin yetişme koşullarını gösterir.

Advertisement

Yunus Emre, 700 yılı aşkın bir süre Türkçe konuşulan bütün yerlerde okundu, tanındı ve sevildi. Onun şiirleriyle Türkçe, kolaylığı ve yalınlığı içinde olağanüstü bir seviyeye yükseldi. Yunus Emre, çağları etkileyen bir şair oldu. Bütün kalpleri, şiirinin sihriyle fethetti. Bütün gönüllerde kendine bir taht Kurdu. Divan’ı, kurulan bu tahtın boşuna olmadığını gösteren belgelerdir. Şiirlerinde genellikle hece ölçüsü kullandı. Zaman zaman da aruz ölçüsünü kullandığı görüldü. Aruzlu olanların sayısı Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre, 66 tanedir.

O sözün gücünü çok iyi kavramış bir ozandır. İyilik ve kötülüğün sözden geldiğini, anlatımı doğru olmayan sözün nelere yol açabileceğini iyi bilir. Bunun için de sözün insanları dost da düşman da yapabilecek bir araç olduğunu söyledi. İnsanlara önem verdi. Din, tarikat, görünüşte farklı olan yollardı.Ama hepsinin amacının iyi insan olmak ve insanlık hedefine ulaşmak olduğunu belirtti.

Yunus Emre

Yunus Emre: Sevgi

Sevgi deyince ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Yunus Emre (1241/1239. 1320/21), XIII. yüzyılda yaşamış bir Türkmen dervişidir. Yaklaşık 80 yaşında ölen Yunus Emre’ye ait olduğu söylenen farklı yerlerde mezarlar bulunmaktadır. Moğol istilası nedeniyle Anadolu’da devlet otoritesinin bozulduğu, insanların umutsuzluğa kapıldığı bir dönemde, dünyaya gelen Yunus Emre, şiirleriyle bir sevgi seli oluşturmuş, o günkü umutsuzluktan ve kargaşadan, İslâm’ın özü olan manevî huzur, sevgi ve hoşgörü gibi değerleriyle kurtulmanın mümkün olduğunu anlatmıştır.

Advertisement

Sevgi, Allah’ı, bütün insanlığı ve varlığı sevmektir. Sevgi, başkalarına saygılı olmayı gerektirir. Sevginin doğal bir sonucu olarak, toplumda içten bir bağlılık ve güçlü bir dostluk zinciri oluşur. Sevgi bir gönül işidir. Bunun değerini ancak gönlünde sevgi olanlar anlar. Sevgide karşılık yoktur. Sevgi karşılıksız, sevgi nesnesinden bir.yarar beklemeden oluşur. Bütün varlık türlerini birbirlerine bağlayan, sevgidir.

Sevgi eksikliği insanlarda olumsuz duyguların oluşmasına neden olur. Öfke, kırgınlık, anlaşmazlık, kardeşlik bağlarının zayıflaması sevgisizlikten kaynaklanır. Yunus Emre’nin şiirlerinde en sık kullandığı kelimeler sevgi ve aşktır; Sevgi, Allah ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilimdir. Sevgi insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygudur.

Yunus Emre düşüncesinde her şey sevgi üzerine kurulmuştur. Bu duygu sayesinde insanlar arasında kardeşlik bağları, birlik ve beraberlik pekişir. Sevginin öncelikli hedefi Allah sevgisidir. Allah’a ancak sevgi ile ulaşılır. İnsanlar ve diğer varlıklar, Allah’ın yeryüzündeki yaratıkları olmaları nedeniyle sevgiye layıktırlar.

Yunusun dünyası sevgidir. Ona göre hayatın gayesi, hikmeti de sevgidir. İnsan bu sevgiyi kainatta her varlıkta müşahade edebilir. Onun için Yunus’un dünyasında varlıklar önemli bir yer tutar. Bilhassa bitkiler içinde çiçek, mevsimler içinde baharın apayrı bir yeri vardır.

Advertisement

Hz. Adem’den beri insanı içten içe saran “SEVGİ”, günümüze dek ilahi tesiriyle dertlere şifa, hastalara deva, aşıklara vefa kaynağı oldu. Kıyamete kadar da yatın dinamizmi sevgi oldukça toplumlarda acılar, dertler, savaşlar, kargaşalar olmayacak, mutlu, huzurlu bireylerden oluşan sosyal barışın hakim olduğu toplumlar olacaktır.

Yunus Emre Türbesi

Yunus Emre Türbesi Eskişehir

Edebiyatımızdaki yeri

Türk şiiri Yunus Emre’yle başladı. O, Anadolu Türkçesinin büyük bir ustasıdır. Şiirlerinde yer alan yalınlık, anlatım derinliği, yoğunluk hemen kendini belli eder. O, Türk halk edebiyatının da temeline ilk harcı koyan ustadır. Üzerinde yapılan incelemelere, şiirlerinin ortaya koyduğu bulgu ve bilgilere göre, Yunus Emre, bir Türkmen köylüsüdür. Beldenin şeyhi (hocası) Taptuk Emre’ye kırk yıl derviş olarak hizmet eder. İşte Taptuk Emre’nin hizmetinde geçen kırk yıl, “tasavvufa ve şiire adanan kırk yıl+dır. Konya, Şam, Azerbaycan’ı dolaşan Yunus Emre, Mevlana ile görüştü. Ona Mesnevi’si için,

“Uzun yazmışsın, ben olsam;
Ete, kemiğe büründüm,
Yunus diye göründüm.
derdim, olur biterdi” dedi.

Söylentiye göre, Mevlana da “Tanrısal mertebelerin hangisine yükseldimse bu Türkmen kocasını izim üzerinde buldum ve onu geçemedim” diye konuştu. Yunus Emre’nin halk arasındaki yaygın sevgisi, kendisinin Erzurum, Karaman, Bursa gibi dokuz yerde mezartaşını, rivayetlerini ortaya çıkardı. Halen de bu tartışmalar sürmektedir.

Advertisement

İşte Yunus Emre denince, VIII. yüzyılda ilk örneklerini veren Türk edebiyatının XI. yüzyılda Türkler’in Anadolu’ya geçmesiyle Türkiyelileştiği ve Türkiyelileşen Türk edebiyatının ilk örneğini yaratan bir büyük ustası aklımıza gelir. Şiirleriyle içindeki barış ve sevgi özlemini, coşkusunu dile getirdi. Hoşgörüsüyle bütün dünyaya örnek oldu. Bu nedenle Unesco, 1991 yılını tüm dünyada “Yunus Emre Yılı” olarak kutladı.

Yunus Emre, şiirlerinin çoğunu hece ölçüsüyle, halkın anlayacağı bir dille yazdı. Divan edebiyatının nazım şekilleriyle yazdıkları da var. Bunların sayısının 66 tane olduğu biliniyor. Kendisine ana konu olarak tasavvufu seçti.

Eserleri

Yunus Emre’nin Risilatü’n Nushiyye (1307-1308, Öğüt /Nasihat Kitabı) ve Yunus Emre Divanı-adlı iki eseri bulunuyor. ilki öğretici bir kitaptır. Klasik edebiyata uygun olarak bölümlere ayrılmıştır. Başta giriş sonrası onüç beyit “failatün failatün failatün” vezninde, bundan sonrası da “mefailün mefailün feulün” vezniyle ve mesnevi tarzındadır ve toplam 600 beyittir. Altı ana konu işlenmektedir. Bunları Dr. Mustafa Tatçı baştaki giriş manzumesinde ‘Adem’in yaratılışı’ ve ‘Anasır-ı Erbaa’nın açıklanmasından sonra ‘ruh ve akıl’, ‘kibir ve kanaat’, ‘buşu ve gazab’, ‘sabır’, ‘buhl ve hased’, ‘gaybet ve bühtan’ olarak saptar. En eski beş nüshası beş ayrı kütüphanede ve değişik yüzyıllardan kalan el yazmalarıdır.

Bunlar: 1. Süleymaniye Kütüphanesi (XV. yy), 2. Karaman Nüshası (XIV. yy), 3. Yahya Efendi Nüshası (XVI. yy), 4. Nuruosmaniye Nüshası (XVI. yy), 5. Bursa İl Halk Kütüphanesi (XV. yy). İkincisinde Yunus Emre’nin büyük ozan oluşunu haykıran şiirler vardır. Buradaki kırkbir şiir aruzla, 262 şiir de heceyledir. Yeni harflerle birçok defa basılmıştır.

Advertisement
Bunlardan bazıları:

Divan (Eski harflerle, 1885. Yeni harflerle: Burhan Toprak, Yunus Emre Divanı, üç cilt, 1933-34/ S. Tevfik Özzorluoğlu, Yunus Emre Divanı, 1937 / Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus Emre Divanı, iki cilt, 1943-48/ İsmail N. Ergenel, Yunus Emre Divanı, 1942), Risalit al Nushiyya (Hazırlayan: Abdülbaki Gölpınarlı, Risalat al-Nushiyya ve Divan), Yunus Emre, Bütün Şiirleri (Cahit Öztelli, 1971), Yunus Emre Divanı, Risiletü’n- Nushiyye /Tenkitli Metin Dr. Mustafa Tatçı, 1991 (3 cilt)).


Yorum yapılmamış

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?