Ziya Paşa (Abdülhamid Ziyaeddin) Kimdir? (Türk Şair ve Yazar)

0

Ziya Paşa (Abdülhamid Ziyaeddin) kimdir? Ziya Paşa hayatı, biyografisi, eserleri, kitaplarının konuları hakkında bilgilerin yer aldığı sayfamız.

Ziya Paşa (Abdülhamid Ziyaeddin)

Advertisement

Ziya Paşa (Abdülhamid Ziyaeddin) şair ve yazardır (İstanbul 1825 – Adana 1880). Babasının özeniyle özel hocalardan dersler alarak yetişti. İlkokul-ortaokul öğrenimini Arapça-Farsça öğrenerek destekledi, zamanın tutumundan yararlanarak küçük yaşta memurluğa girdi (Sadaret Mektubi Kalemi).

Dönemin aydın kişilerinin hep aynı yerlerde kümelenmesinin kazandırdığı olanakla iş çevresinde de kendini yetiştirmenin yollarını buldu, yakın ilişki içinde yaşayacağı şair ve edebiyatçılara dostluklar kurdu (Leskofçalı Galip, Nevres, Kâzım Paşa) genç yetenekleri seçen Mustafa Reşit Paşa’nın öneri ve salık verişiyle, Sultan Abdülmecit’in sarayına dördüncü kâtip oldu (1855).

Fransızca öğrenerek değerlendirdiği artık zamanları daha çoğaldığı için saray sıkıntısı kendi yararına oldu, ağabeyinin ölümü üzerine tahta çıkan Abdülaziz’in dikkatini çekti, iltifatını kazandı (1861 sonrası). Zaptiye Nezareti müsteşarlığına atandı (1861). Üç ay sonra mutasarrıflıkla Kıbrıs’a gönderildi. Amasya mutasarrıflığına atanmadan önce Aralık 1863, kısa bir süre Neâvi Nazırlığı yaptı (Eylül 1863).

İkinci kez mutasarrıflıkla Kıbrıs’a atanınca gitmedi, Namık Kemal ile birlikte Paris’e kaçıp Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa’nın esirgemesine girmeyi yeğledi (17 Mayıs 1867).

Hıdiv olma hakkı “veraset usulündeki” değişiklikle kaldırılan Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa, amaçta birleşeceğini umduğu Yeni Osmanlıların bakım ve giderlerini üstlenerek hepsini Avrupa’da barındırdı, gazete çıkarmak için de gerekli para desteğini sağladı: Ziya Bey (sonra paşa). Namık Kemal, Ali Suavi, Menâpirzade Nuri, Agâh Efendi, Sağır Ahmet Beyzade Mehmet, Kayazade Reşat. Yayın organları: Ali Suavi yönetiminde Muhbir (31 Ağustos 1867), Ziya Bey-Namık Kemal sözcülüğünde Hürriyet (Londra, 29 Haziran 1868, haftalık).

Advertisement

Ziya Paşa, düşmanı saydığı Ali Paşa’ nın ölümü üzerine yurdu dönüp (Aralık 1871) çeşitli önemli memurluklara geçti. Kanun-i Esasi’nin (Anayasa) hazırlanmasında emek harcadı, vezirlik rütbesiyle Suriye valisi olunca (Ocak 1877), paşa diye anılar oldu. Konya (Mayıs, 1877), Adana (Haziran 1878) valiliklerinde de bulundu; Adana’da ölünce (17 Mayıs) oraya gömüldü.

Bütün Tanzimatçılar gibi eski kültür temeline bir Batı diliyle (genellikle Fransızca) yeni düşüneler eklemeye çalışan Ziya Paşa, güçlük bir koşuk (nazım) ustasıydı. Bu yüzden biçim ve dil bakımından eski edebiyatı sürdürdü, bazı yeni düşünce ve eleştiri özlerini içerik yaptı: Terci-i Bend, Terkib-i- Bend (Cenevre, 1870). Gazelleriyle öteki şiirleri Eş’ar-ı Ziya adıyla dama-dınca bir araya getirildi (1881), Süleyman Nazif bu birikimin daha düzenli bir basımını hazırladı- (Külliyat-ı Ziya Paşa, nazım kısmı, 1924). Üç ciltlik divan şairi antolojisi. Yeni düşüncelerden vazgeçip eskiye dönüş sayan Namık Kemal tarafından eleştirilmişti.

Harâcat (Arap, Fars Türk Divan Şiiri Antolojisi, 1874). Zafernâme adlı siyasal eleştiri eseri Sadrazam Ali Paşâ’ya karşı sert ve acımasız bir yergidir (1868 ?): Hürriyet gazetesinde yayımlanan makalesi Şiir ve İnşâ, halk diliyle edebiyatına öncelik ve ayrıcalık tanıdığı için yeni sayılmıştır (7 Eylül 1868, sayı 11). Siyasal yazılarından: Rüya (1869, Hürriyet’te yayımlandı, 68-69), Veraset Mektuplun diye anılan iki metin (1868-1910), Arzuhal (1911). Çevirilerinden Endülüs Tarihi (1863). Tartuffe çevirisi (1881), Engizisyon Tarihi (1882), Emil çevirisi (basılmadı), Defter-i A’mal (anıları, basılmadı).

Harabat,

şairin üç ciltlik divan şiiri antolojisi (Meyhaneler, 3 cilt, 1874-1875, Arapça, Farsça, Türkçe örnekler); Türk şiirinin tarihsel serüvenini sergileyen nazımla yazılmış önsözüyle ünlüdür; bu bölümü Ebuziyya Tevfik tarafından ayrıca bastırıldı (1891). Osmanlı şairlerini Kudemâ (Eskiler, Bakî’ye kadar) Evâsıt (Ortadakiler, Nabi’ye kadar), Evâhir (sondakiler, İzzet Molla’ya kadar) diye ayıran Ziya Paşa, Divan Şiiri’nin niteliklerini belirterek öven görüşleriyle Hürriyet gazetesinin 7 Eylül 1868 tarihli 11. sayısında yayımlanan Şiir ve inşâ makalesindeki düşünceleriyle çelişkiye düşer. İlkin Divan Edebiyatı’nın ulusal bir edebiyat olmadığını, asıl edebiyatımızın Halk Edebiyatı’nın sayılması gerektiğini savunurken antolojisinde eski beğeni ve alışkanlıklarına döner, Divan şiirini'”bütün edebi nevilerin en üstünü”, “dilin aynası” diye yüceltir. Bu değerlendirmeyi bir geriye dönüş sayan Namık Kemal, antolojideki tutumu iki ayrı eserleriyle eleştirdi; Takrib-i-Harâbat (1887), Takip (1887).


Leave A Reply