Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi

1

Fes nedir? Fes, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve Türkiye’de uzun yıllar resmi başlık olarak kullanılan geleneksel bir giysi unsurudur. Peki fesin tarihi nedir, hangi çeşitleri vardır ve nasıl süslenirdi? İşte fesin Osmanlı’dan günümüze uzanan detaylı hikâyesi.

Fes, Osmanlı İmparatorluğu’nda ve daha sonra Türkiye’de uzun yıllar boyunca erkeklerin kullandığı geleneksel bir başlıktır. Nar çiçeği renginden vişne çürüğüne kadar farklı tonlarda kırmızı çuhadan yapılan fes, genellikle silindir biçimindeydi. Tepesinde bulunan “ibik” adı verilen çıkıntının ucuna, püskül denilen siyah veya mavi ipek iplikler takılırdı.

Fesin adını Afrika’daki Fas şehrinden aldığı söylenir. İlk kez orada üretilip giyildiğine dair rivayetler vardır, fakat bu bilginin ne kadar doğru olduğu kesin değildir. Buna rağmen fes, Osmanlı coğrafyasında 19. yüzyılın başlarından itibaren resmi başlık haline gelmiştir.

fes çeşitleri

Osmanlı’da Fesin Resmi Başlık Haline Gelişi

Türklerde fesin resmi başlık olarak kullanılması, II. Mahmut dönemine rastlar. Daha öncesinde İstanbul’da bazı Türkler ve Yunan adalarındaki Rumlar da fes giyiyordu. Ancak Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra, II. Mahmut kıyafet düzenlemeleri yaptı. Bu süreçte Serasker Koca Hüsrev Paşa’nın etkisiyle fes, askerler için resmi başlık olarak kabul edildi.

1828’de kavuk giyme adeti kaldırıldı ve fes, şapka kanununun ilan edildiği 1925 yılına kadar tam 97 yıl boyunca Osmanlı ve Türkiye topraklarında kullanılan başlık oldu.

Feshanenin Kuruluşu ve Üretim

Fesin yaygınlaşmasıyla birlikte Osmanlı’da üretim ihtiyacı doğdu. 1833 yılında İzmit’te ilk fes imalathanesi açıldı, 1835’te ise İstanbul’da ünlü “Feshane” kuruldu. Buna rağmen yerli üretim her zaman yeterli olmadı, bu yüzden Avusturya’dan fes ithalatı yapıldı.

Fes, sadece bir erkek başlığı olarak değil, aynı zamanda kadınların da süs eşyası olarak hayatında yer aldı. Özellikle İstanbul’da yaşlı kadınlar, Anadolu’da ise köylü ve kasabalı kadınlar fes giyerdi. Kadın fesleri genellikle yemenilerle sarılır, sarı püsküller, pullar ve süslerle donatılırdı. Günümüzde bile Anadolu’da bazı Yörük ve Afşar kadınları, süs amaçlı fes kullanmaya devam etmektedir.

Fesin Kullanımında Dinî ve Sosyal Ayrımlar

Başlangıçta Müslümanlar ile Hristiyanlar fes giyerken herhangi bir ayrım yapılmadı. Ancak 1835’ten itibaren Hristiyanlar, üzerinde özel işaretler bulunan fesler giymeye başladılar. Böylece dini ve sosyal gruplar arasında farklılıklar fes aracılığıyla da görünür hale geldi.

Fesin Çeşitleri

Fesler, kalıplarına ve şekillerine göre farklı isimlerle anılıyordu. Başlıca fes çeşitleri şunlardı:

  • Mahmudiye

  • Mecidiye

  • Aziziye

  • Hamidiye

  • Zuhaf

  • Sıfır Numara

  • Dar Beyoğlu

  • Hasırlı

  • Şılk

Bu çeşitlerin her biri farklı kesimlere hitap eder, püskül biçimleri de değişiklik gösterirdi. Hocalar genellikle fesin üzerine sarık sarar, esnaf ise yemeni veya arakiye kullanarak fesini farklılaştırırdı.

Feslerde Püskül ve Süsleme Geleneği

Püskül, fesin en ayırt edici özelliklerinden biriydi. Püsküller farklı şekillerde hazırlanır ve kullanılırdı.

  • Askerî feslerde püskül burma şeklinde olurdu, ortasında bir tahta düğme bulunurdu.

  • Zeybeklerin feslerinde püsküller daha uzun ve serbest bırakılmış şekildeydi.

  • “Yaygın püskül” adı verilen modelde ise püskül, ferahi adı verilen özel bir metal parça ile ibik kısmına sabitlenirdi.

En iyi püsküller İrlanda’nın Dublin şehrinden ithal edilirdi. Bunun yanı sıra Tunus fesleri üzerindeki mavi püsküller de oldukça meşhurdu. Tunus feslerinde ayrıca “ay damga kâğıt” denilen özel süsler bulunurdu.

Çocuk feslerine ise süs olarak nazarlık, muska ve küçük ziynet eşyaları takılırdı. Böylece fes, yalnızca bir başlık değil, aynı zamanda kimlik, süs ve inançla ilgili sembol haline gelmişti.

Günümüzde Fesin Kullanımı

Cumhuriyet döneminde çıkarılan Şapka Kanunu (1925) ile fesin resmi kullanımı sona erdi. Ancak bugün hâlâ bazı Müslüman ülkelerde, Yunanistan’daki efzon askerlerinde, ayrıca bazı Fransız ve İspanyol sömürge askerlerinin kıyafetlerinde fes kullanılmaktadır. Anadolu’da da özellikle Yörükler ve bazı yöre kadınları tarafından süs unsuru olarak varlığını sürdürmektedir


1 Yorum

  1. Ali Mehmet Türkoğlu on

    فص ‘FESS’ kelimesinin sonunda iki tane ‘S’ (ص ‘Sad’) harfi vardır. Kalın olduğu için ses uyumundan dolayı FASS şeklinde okunması daha uygundur.En nizâmî okunuşu ise,‘FE’kısmı ince, ‘SS’ kısmı da ağızdan kalınca çıkartılır. Tabi üç türlü de okunabilir. Hepsinin sonundaki S harfleri de çifttir. Çünkü anlamı da ona göre katmerlidir. FESS / FASS kelimesinin Sami dilindeki tam karşılığı ‘BİR ŞEYİ BAŞKA BİR ŞEYDEN ÇEKİP AYIRMAK, SIYIRMAK’ veya ‘BİR BÜTÜNÜN BİR YERİNDEN ÇEKEREK UÇ ÇIKARTMAK’ veyahut da o bütüne bir PÜS-KÜL takmak’ anlamlarına geldiği gibi ‘İçeride hapsolan akıcı bir şeyi dar bir delikten çıkartarak FIŞKIRTMAK’ anlamına da gelir. Hatta bu iki anlam birlikte kullanılır. Tıpkı bir tüpten veya şişirilmiş bir şambrelden (şamrelden) tazyikli bir şekilde çıkan gaz veya hava gibi yani… Tabi, bu anlam o şeyin cinsine göre değişir.

Leave A Reply