Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Orta Gelir Tuzağı Nedir? Ekonomik Büyümenin Önündeki Görünmez Engel
    • Araştırmalarda Hipotezlerin Önemi ve İşlevleri, Bilimsel Çalışmalarda Hipotez Nasıl Oluşturulur?
    • 6 Ekim 1923, İstanbul’un Kurtuluşu Hakkında Yazı
    • Egg (Yumurta) İle İlgili İngilizce Cümleler, Egg Cümle İçinde Kullanımı
    • Miyamoto Musashi’nin 7 Odaklanma İlkesi Nedir? Modern Başarı için Kadim Bilgelik
    • Ateşin İnsan Evrimindeki Rolü Nedir? Ateş ve İnsan Evrimi Arasında Nasıl Bir İlişki Var?
    • Cunta Nedir? Ne Demektir? Nasıl Ortaya Çıkar? Cunta Yönetimlerinin Özellikleri ve Tarihsel Süreci
    • Uçan Spagetti Canavarının Kutsal Kitabı Kitap Özeti, Konusu, Karakterler, Bobby Henderson
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Deyimler » Ağız İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları, İçinde Ağız Geçen Deyim
    Deyimler

    Ağız İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları, İçinde Ağız Geçen Deyim

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM17 Ocak 20269 yorum11 Mins Read

    Ağızla ilgili deyimler ve anlamları, konuşmak ile ilgili deyimler nelerdir? Bu deyimlerin açıklamaları ve anlamları. Deyimler ve anlamları sözlüğü.

    Ağız İle İlgili Deyimler

    Ağız İle İlgili Deyimler ve Anlamları

    • * (birine) ağzının payını (ölçüsünü) vermek
      verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek: “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.” -A. Ümit.
    • * (birini) ağzına baktırmak
      kendini zevkle dinletmek.
    • * (birinin) ağzına bakakalmak
      sözlerine hayran olmak.
    • * (birinin) ağzına bir parmak bal çalmak
      birini tatlı sözlerle veya çeşitli hediyelerle bir süre için kandırmak, oyalamak: “Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar.” -H. R. Gürpınar.
    • * (birinin) ağzına sakız olmak
      dedikodusuna konu olmak.
    • * (birinin) ağzına tükürmek
      hakaret ederek uyarmak.
    • * (birinin) ağzından
      1) birisinden dinleyerek: Bu şiiri Âşık Veysel’in ağzından yazdım. 2) adına.
    • * (birinin) ağzından kapmak
      1) birinin bildiği şeyleri, ustalıklı konuşmalarla ona sezdirmeden öğrenmek: “Bütün bu lafları harfi harfine Fatma Hanım’ın ağzından kapmış, bana kendi sözleri imiş gibi tekrar ediyor.” -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) birinin konuşmasını keserek kendisi söze başlamak.
    • * (birinin) ağzından lokmasını almak
      birinin hakkı olan şeyi ondan almak.
    • * (birinin) ağzını bağlamak
      bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak: “Ortağım burada kocama basmış büyüyü, basmış büyüyü. Dilini, ağzını bağlamış adamcağızın.” -R. N. Güntekin.
    • * (birinin) ağzını bıçak açmamak
      üzüntüsünden söz söyleyecek durumda olmamak: “O gittiği günden beri Zeynep kadının ağzını bıçak açmıyor.” -Y. K. Karaosmanoğlu.
    • * (birinin) ağzını dilini bağlamak
      birini konuşamaz duruma getirmek: “O şıllık basmış büyüyü, adamcağızın ağzını dilini bağlamıştı.” -R. N. Güntekin.
    • * (birinin) ağzını kapamak
      kendisine çıkar sağlaması için bir kimseyi susturmak.
    • * (birinin) ağzını kullanmak (satmak)
      birinin söylediklerinin aynısını söylemek.
    • * (birinin) ağzını tıkamak
      sözünü kesmek, susturmak.
    • * (birinin) ağzının içine bakmak
      1) ne söyleyeceğini beklemek; 2) onun sözüne göre davranmak.
    • * (birinin) ağzının içine girmek
      1) çok yanaşmak, iyice sokulmak; 2) hayranlıkla, büyük bir zevkle seyredip dinlemek.
    • * (birinin) ağzının kokusunu çekmek
      birinin her türlü isteğine, kaprisine boyun eğmek: “Onca yıl gurbetin kahrını, gâvurun ağzının kokusunu çekmiştik.” -M. İzgü.
    • * (birinin, birilerinin) ağzına düşmek
      dile düşmek: “Doğrusu ben ne güzelliğimin ne de ilmimin kimsenin ağzına düşmesine razı değilim.” -E. İ. Benice.
    • * ağzını mühürlemek
      konuşmamak, susmak: “Yine o değişmeyen ızdırap ile ağzını mühürler.” -Y. Z. Ortaç.
    * ağzını sıkı (pek) tutmak
    sır vermemek.
    • * ağzını toplamak
      söylemekte olduğu kötü söz veya küfürleri kesmek: “Evvela ağzını topla! Ağzını bozarsan ben de senden aşağı kalmam.” -S. F. Abasıyanık.
    • * ağzını tutmak
      1) boşboğazlık etmemek; 2) kötü söz söylememek; 3) bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.
    • * ağzının içi yangın yerine dönmek
      ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek: “Ağzımın içi yangın yerine dönüp yine de ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı bir vaziyete düştüm.” -R. N. Güntekin.
    • * ağzının içine baktırmak
      sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek.
    • * ağzının kâhyası olmak
      birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak.
    • * ağzının mührü ile
      oruçlu olarak.
    • * ağzının payını (ölçüsünü) almak
      verilen karşılıkla bir kimseye söylediğine veya yaptığına pişman olmak.
    • * ağzının perhizi yok
      “ağzına geleni söyler” anlamında kullanılan bir söz.
    • * ağzının suyu akmak
      çok beğenip istemek, imrenmek: “Bu ziyafete elimiz erişmiyor, uzaktan ağzımın suyu akıyor.” -R. N. Güntekin.
    • * ağzının tadını bilmek
      1) güzel yemeklerden anlamak; 2) her şeyin güzelini, iyisini bilmek, anlamak: “Demek sen artık ağzının tadını bilmiyorsun! Demek senin hiçbir zevkin kalmamış!” -A. Ş. Hisar.
    • * ağzıyla içmesini bilmek
      sözünü, sohbetini karşıdaki kişiyi incitmeyecek bir biçimde ayarlamak.
    • * ağzıyla kuş tutsa…
      “ne yapsa, ne kadar çaba ve ustalık gösterse” anlamında kullanılan bir söz: “Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz.” -S. F. Abasıyanık.
    • * (bir söz, birilerinin) ağzında çalkalanmak
      üzerinde çok konuşulmak: “Fakat bütün memleketin ağzında çalkalanan bu evlerin anha minha 5000 liradan fazlaya çıkmayacağı.” -S. F. Abasıyanık.
    • * (bir şey, birinin) ağzının kaşığı (kalıbı, lokması) olmamak
      1) bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak; 2) bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak.
    • * (bir şeyi) ağzına sürmemek
      herhangi bir yiyeceği veya içeceği hiç yememek veya içmemek.
    • * (bir şeyi) ağzında gevelemek
      açıkça söylememek.
    • * (bir yiyecek) ağzında büyümek
      sevmediğinden veya içi almadığından yutamamak.
    • * (birinden, bir şeyden) ağzı yanmak
      bir şeyden veya kişiden büyük zarar görmek: “Ağzım yanmıştı bir kez şişman kadından, biz etine buduna aldanmıştık.” -M. İzgü.
    • * ağzından çıt çıkmamak
      hiçbir şey söylememek.
    • * ağzından dökülmek
      açıkça söylemekten çekindiği şey, konuşmasından belli olmak.
    • * ağzından düşmemek (düşürmemek)
      her zaman sözünü etmek, söylemek: “Bu ne cehennemdir lafı ağzından düşmüyordu.” -N. Cumalı.
    • * ağzından girip burnundan çıkmak
      1) türlü yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek, kandırmak: “O, köylülerin ağzından girip burnundan çıkmayı mükemmel becerir.” -S. Ertem. 2) iyice dövmek: “Ulan, ağzını topla! Şimdi ağzından girer, burnundan çıkarım!” -M. Rona.
    • * ağzından inci saçmak
      birbirinden güzel sözler söylemek.
    • * ağzından kaçırmak
      istemediği hâlde boş bulunup söyleyivermek: “Sen onun için en fena tabirleri kullanıyorsun, asabisin, ağzından çirkin şeyler kaçırıyorsun.” -P. Safa.
    • * ağzından lakırtı (laf) almak (çekmek)
      karşısındakini konuşturarak birtakım şeyleri öğrenmek: “Ağzımdan lakırtı almak istiyorsun ama demeyeceğim.” -B. Felek.
    • * ağzından söz (laf, lakırtı) eksik etmemek
      o sözü sürekli söylemek.
    • * ağzından (söz, lakırtı) dirhemle çıkmak
      çok az veya zorla konuşmak.
    • * ağzını açıp gözünü yummak
      öfke ile, sonunu düşünmeden ağzına gelen bütün ağır sözleri söylemek: “Fakat bu inat, Emine’nin çenesini açmış; kızın ne kadar kusuru varsa babasından geldiğini söylerken, Tevfik’e ağzını açmış, gözünü yummuştu.” -H. E. Adıvar.
    • * ağzını aramak (yoklamak)
      konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak: “Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?” -A. Kutlu.
    • * ağzını bırakıp kıçıyla (bir tarafıyla) gülmek
      alay ederek karşısındakine gülmek.
    • * ağzını bozmak
      kaba sözler söylemek, küfretmek: “Bütün yapma inceliğine karşın kabaydı karısına karşı. Dövdüğü de oluyordu, ağzını bozduğu da.” -O. Rifat.
    • * ağzını burnunu çarşamba pazarına (çanağına) çevirmek
      aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.
    • * ağzını burnunu dağıtmak (kırmak, parçalamak)
      aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek.
    • * ağzını havaya (poyraza) açmak
      alay umduğunu elde edememek.
    • * ağzını hayra aç!
      kötü ihtimaller söz konusu edildiğinde “Tanrı korusun” anlamında kullanılan bir söz.
    • * ağzını kapamak (kilitlemek)
      susmak, bir şey söylemek istememek: “Kendini tutamıyorsun, bari ağzını kapa, sus, küçülme.” -P. Safa.
    • * ağzını kiraya vermek
      kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek.
    • * ağzını koklamak
      niyetini ve durumunu öğrenmek istemek.
    • * ağzına geleni söylemek
      1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek; 2) gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.
    * ağzına gem vurmak
    susturmak, söyletmemek.
    • * ağzına kadar
      boş yeri kalmayacak bir biçimde: “Bir bardağı bu yeşil şerbetle ağzına kadar doldurdu.” -İ. O. Anar.
    • * ağzına kilit takmak (vurmak)
      1) susmak; 2) susturmak.
    • * ağzına kira istemek
      söylemesi beklenen şeyi söylemekte nazlı davranmak.
    • * ağzına sağlık
      1) bir sözü yerinde söyleyen kişilere söylenen bir beğenme sözü; 2) yapılan konuşmanın beğenildiğini belirtmek için söylenen söz.
    • * ağzına sıçmak
      1) birini çok kötü duruma sokmak; 2) bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak.
    • * ağzına takılmak
      bir sözü konuşması sırasında bilinçsiz bir biçimde sürekli söylemek.
    • * ağzına taş almak
      söze karışmayıp susmak.
    • * ağzına tıkmak
      susturmak, konuşmasına engel olmak: “Aleyhinde kim ne söylerse hemen ağızlarına tıkarlardı.” -O. C. Kaygılı.
    • * ağzına verilmesini beklemek (istemek)
      çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek.
    • * ağzına yakışmamak
      söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak.
    • * ağzına yüzüne bulaştırmak
      bir işi kötü yapmak, becerememek: “Yapılacak şey ehemmiyetsizce bir pansuman ama ağızlarına yüzlerine bulaştırmalarından korkuyorum.” -R. N. Güntekin.
    • * ağzında bakla ıslanmamak
      sır saklamamak.
    • * ağzında yaş kalmamak
      bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak.
    • * ağzından baklayı çıkarmak
      baklayı ağzından çıkarmak.
    • * ağzından bal damlamak (akmak)
      çok tatlı konuşmak: “Öyle zekiler vardır, konuştular mı ağızlarından bal akıyor sanırsın.” -A. İlhan.
    • * ağzından burnundan getirmek
      1) huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak: “Siz buraya bizi eğlendirmeye mi geldiniz yoksa ağzımızdan burnumuzdan getirmeye mi?” -O. C. Kaygılı. 2) pişman etmek için uğraşmak.
    • * ağzından çıkanı (çıkan sözü) kulağı duymamak (işitmemek)
      sözlerini tartmadan söylemek.
    • * ağzından çıkmak
      bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak: Bir kez ağzımdan çıktı, o fiyata vereceğim.
    • * ağzı dili (ağzı) kurumak
      1) susuz kalmak; 2) konuşamaz duruma gelmek: “Ağzım dilim kurudu, kız yalvara yalvara” -Halk türküsü.
    • * ağzı dili bağlanmak
      herhangi bir sebeple konuşamaz olmak.
    • * ağzı dili tutulmak
      1) konuşamamak; 2) beklenmedik bir durum karşısında heyecanlanmak, hayranlık duymak: “Kızları gördün, ağzın dilin tutuldu gayri.” -N. Cumalı.
    • * ağzı dolu dolu konuşmak
      heyecanlı söz söylemek: “Birkaç kişiyle, garip bir lisanla ağzı dolu dolu konuşmaya başladı.” -S. F. Abasıyanık.
    • * ağzı kilitlenmek
      konuşamaz duruma gelmek: “Fakat yalnız kaldıkları vakit ağzı kilitlendi ve tek gözü de Gülizar’ı görmez oldu.” -N. Hikmet.
    • * ağzı köpürmek
      çok öfkelenmek: “Âdeta saldırdı üstüme ağzı köpürmüş, çirkin bayan.” -N. Hikmet.
    • * ağzı kulaklarına varmak
      çok sevinmek: “Çocuklarıma beni misal gösterdiğini, ağzım kulaklarıma vararak öteden beriden işitiyordum.” -R. N. Güntekin.
    • * ağzı laf (lakırtı) yapmak
      1) kolay konuşma yeteneği olmak; 2) inandırıcı söz söyleme yeteneği olmak: “Çok şükür, ağzı laf yapandan çok, eli işe yatkın aydınlara muhtaç olduğumuzu, anlar gibiyiz.” -A. İlhan.
    • * ağzı olan konuşuyor
      “konuyla ilgisi olmayan, bilir bilmez herkesin söyleyecek sözü var” anlamında kullanılan bir söz.
    • * ağzı oynamak
      1) bir şeyler yemek; 2) konuşmak.
    • * ağzı sulanmak
      1) imrenmek; 2) yeme, içme isteği artmak.
    • * ağzı süt kokmak
      çok genç ve toy olmak: “Yazmaya başladığım günden bu yana ağzı süt kokan bir yazar olmaktan korkmuşumdur.” -T. Uyar.
    • * ağzı teneke kaplı
      şaka çok sıcak veya çok acı şeyleri kolaylıkla içebilen, yiyebilen (kimse).
    • * ağzı var dili yok
      1) “pek sessiz, kendi hâlinde” anlamında kullanılan bir söz: “Benim gibi ağzı var dili yok bir kadınla ne zevkleniyorsunuz?” -B. Felek. 2) “konuşamayan, derdini anlatamayan” anlamında kullanılan bir söz: “Hey zavallı balık, diyor, ağzın var dilin yok.” -S. F. Abasıyanık.
    * ağzı varmamak
    söylemeye, açıklamaya gönlü elvermemek.
    • * ağzına almak
      1) yemek, içmek; 2) söylemek: “Bir daha millet kelimesini ağzına alırsan dilini koparırım, anladın mı?” -R. H. Karay.
    • * ağzına bir kemik atmak
      birini küçük bir çıkarla susturmak.
    • * ağzına burnuna bulaştırmak
      bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.
    • * ağzına etmek
      argo haddini bildirmek.
    • * ağzına geldiği gibi
      önünü sonunu düşünmeden.
    • * ağızdan ağıza dolaşmak (geçmek)
      bir söz herkes arasında söylenilmek: “Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir.” -Halikarnas Balıkçısı.
    • * ağızda dağılmak
      genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.
    • * ağızda sakız gibi çiğnemek
      bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.
    • * ağza (ağızlara) düşmek
      dedikodu konusu olmak.
    • * ağza alınmaz (alınmayacak)
      söylenmesi ayıp, çirkin (söz, küfür): “Bu ağza alınmaz söz üzerine karşıdakiler birden alevlendiler.” -O. C. Kaygılı.
    • * ağza almamak
      anmamak, sözünü etmemek: “Tövbekâr olduktan sonra eskiden işlediğimiz günahlar ağza alınmaz.” -H. E. Adıvar.
    • * ağza tat, boğaza feryat
      “miktarı çok az olan yiyecek” anlamında kullanılan bir söz.
    • * ağzı açık kalmak
      şaşırmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.
    • * ağzı burnu yerinde
      oldukça güzel, yakışıklı.
    • * ağzı çiriş çanağına dönmek
      ağzı kuruyup acılaşmak.
    • * ağzının tadı bozulmak (kaçmak)
      bir kimsenin kurulu düzeni, dirliği bozulmak.
    • * ağzının tadını kaçırmak
      1) neşesini, keyfini bozmak: “Ben o kadınlardan değilim ki, evin büyüğü ben olacağım diye tutturup akılsızlıklarla ağzımın tadını kaçırayım.” -M. Ş. Esendal. 2) bir kimsenin kurulu düzenini bozmak.
    • * bayramlık ağzını açmak
      kaba konuşmak, küfretmek.
    • * (birinin) ağzının kokusunu çekmek
      bir kimsenin çekilmez davranışlarına katlanmak.
    • * dil ağız vermemek
      ağız dil vermemek: “Çocuk, hâlâ dil ağız vermeden yatıyordu.” -R. N. Güntekin.
    *hep bir ağız olmak
    söz birliği etmek, anlaşarak bir konuda aynı şeyleri söylemek.
    • * ağız açtırmamak
      çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak: Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu.
    • * ağız ağıza vermek (konuşmak)
      iki kişi birbirine pek yakın durarak başkaları işitmeyecek bir biçimde konuşmak: “Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı.” -R. N. Güntekin.
    • * ağız (ağzını) açmak
      1) konuşmaya başlamak; 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek; 3) ağır sözler söylemeye başlamak; 4) azarlamak, paylamak: “Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım.” -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.
    • * ağız aramak (yoklamak)
      öğrenmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.
    • * ağız birliği etmek
      bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak, söz birliği etmek.
    • * ağız burun birbirine karışmak
      1) dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak; 2) yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.
    • * ağız değiştirmek
      önce söylediğini başka türlü anlatmak: “Gelgelelim Akif, Berlin’e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır.” -S. Birsel.
    • * ağız dil vermemek
      konuşmamak, susmak.
    • * ağız etmek
      yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak: “Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu.” -L. Tekin.
    • * ağız kalabalığına getirmek
      1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak; 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.
    • * ağız kullanmak
      duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.
    • * ağız satmak
      yüksekten atarak kendini övmek.
    • * ağız tamburası çalmak
      1) sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak; 2) soğuktan dişleri birbirine çarpmak, çenesi titremek.
    • * ağız yapmak
      birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak: “Kaçacağım, tövbeler olsun, bir fırsatını bulayım diye ağız yaptı.” -M. Ş. Esendal.
    • * ağız yaymak
      açık ve dürüst konuşmaktan kaçınmak.
    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    9 yorum

    1. ARAGON on 8 Nisan 2012 14:49

      yaa bu site muhterika birşey çok tşk

      Reply
    2. Merve Çelen on 24 Eylül 2013 20:10

      Çok güzel bayıldımmmmmmmm

      Reply
      • Anonim on 12 Ekim 2014 11:41

        bencede çok güzel ödev yaptımmmmmmmm 😀

        Reply
    3. Anonim on 20 Mart 2015 19:11

      ben her zaman ödevimi her zaman bu siteden yaparım bayıldım süper bir site…

      Reply
    4. Anonim on 3 Mart 2016 22:27

      🙂

      Reply
    5. Anonim on 3 Nisan 2018 21:06

      Bu site çok süperrrrrr

      Reply
    6. Canan on 15 Ekim 2018 16:42

      Çok güzzelllllllllllllll????????????

      Reply
    7. anonim on 11 Kasım 2021 11:36

      artııı aldımmmmmm+

      Reply
    8. Napim on 20 Mart 2022 22:38

      Cok iyi

      Reply
    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Orta Gelir Tuzağı Nedir? Ekonomik Büyümenin Önündeki Görünmez Engel
    • Araştırmalarda Hipotezlerin Önemi ve İşlevleri, Bilimsel Çalışmalarda Hipotez Nasıl Oluşturulur?
    • 6 Ekim 1923, İstanbul’un Kurtuluşu Hakkında Yazı
    • Egg (Yumurta) İle İlgili İngilizce Cümleler, Egg Cümle İçinde Kullanımı
    • Miyamoto Musashi’nin 7 Odaklanma İlkesi Nedir? Modern Başarı için Kadim Bilgelik

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.