Çanakkale Kara ve Deniz Savaşları, 18 Mart Zaferi, Kara Muharebeleri ve Mustafa Kemal’in Liderliği

0

Çanakkale Savaşları nasıl başladı, ne zaman ve nasıl sona erdi? 18 Mart 1915 Deniz Zaferi, Nusret’in kahramanlığı, kara muharebelerinin kanlı günleri, Mustafa Kemal’in tarihi rolü ve İtilaf Devletleri’nin geri çekilişi… Çanakkale kara ve deniz savaşlarının ayrıntılı hikâyesini okuyun.

20. yüzyılın başı… Dünya, büyük bir paylaşım kavgasına sahne oluyordu. Birinci Dünya Savaşı (1914-1918), milyonlarca insanın hayatına mal olan, devletlerin yıkıldığı, sınırların yeniden çizildiği küresel bir felaketti. Osmanlı Devleti de bu büyük savaşta Almanya’nın yanında yer aldı.

Osmanlı’nın savaşa girişiyle birlikte Çanakkale Boğazı’nın önemi birden arttı. İngiltere, Karadeniz’deki müttefiki Rusya’ya yardım göndermek istiyordu. Bunun tek yolu Çanakkale ve İstanbul Boğazları üzerinden geçmekti. Eğer Boğaz geçilirse, Osmanlı başkenti İstanbul düşecek, Osmanlı savaştan çekilmek zorunda kalacak, Rusya nefes alacaktı. İşte bu yüzden Çanakkale, bir anda Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik cephesi haline geldi.

Çanakkale Kara ve Deniz Savaşları, 18 Mart Zaferi, Kara Muharebeleri ve Mustafa Kemal’in Liderliği

Çanakkale’de İlk Çarpışmalar: Deniz Savaşları

İlk Bombardımanlar

Tarih 3 Kasım 1914. Henüz kara çıkarmaları başlamamıştı. İngiliz Donanması, Çanakkale Boğazı’nın girişindeki tabyaları bombardıman etti. İlk hedef Seddülbahir oldu. Osmanlı tabyaları büyük zarar gördü. İngiliz ve Fransız gemileri, sık sık boğaza girerek top atışları yapıyor, Osmanlı’nın savunma hatlarını yok etmeye çalışıyordu.

Bu sırada denizaltılar da Marmara’ya girmeyi başardı. İstanbul’dan Çanakkale’ye asker ve mühimmat sevkiyatını engellemek için sürekli saldırılar düzenlediler. 13 Aralık 1914’te Osmanlı’nın önemli savaş gemilerinden Mesudiye Zırhlısı, bir İngiliz denizaltısı tarafından batırıldı.

Nusret’in Kahramanlığı

Şubat 1915’te İtilaf Devletleri daha büyük bir saldırı başlattı. Çanakkale Boğazı’nın dış tabyaları günlerce bombalandı. Seddülbahir ve Kumkale ateş altında kaldı. Osmanlı topları yetersizdi, düşman ise dev zırhlılarla saldırıyordu. Ama Osmanlı’nın elinde güçlü bir silah vardı: mayınlar.

Nusret Mayın Gemisi, 7-8 Mart 1915 gecesi tarihe geçecek bir görev yaptı. Karanlık Liman’a gizlice girdi ve 26 mayın döşedi. Bu mayınların varlığından habersiz olan İtilaf donanması, birkaç gün sonra büyük kayıplar verecekti.

18 Mart 1915: Deniz Zaferi

18 Mart sabahı gökyüzü dumanlarla kaplıydı. 12 İngiliz ve 4 Fransız savaş gemisi, Amiral de Robeck komutasında Boğaz’a girdi. Amaç, Osmanlı tabyalarını susturmak ve Marmara’ya ulaşmaktı.

Öğlene kadar süren bombardıman, Çanakkale’yi adeta cehenneme çevirdi. Telefon hatları koptu, tabyalar yıkıldı. Tam Osmanlı savunması kırılmak üzereyken, bir mucize gerçekleşti: Fransız Bouvet Zırhlısı, Nusret’in mayınlarından birine çarptı. Cephanesi infilak etti ve birkaç dakika içinde battı.

Ardından İngilizlerin Irresistible ve Inflexible zırhlıları da mayınlara çarptı. Suffren ve Gaulois ağır hasar aldı. Saatler süren çarpışmanın sonunda İtilaf donanması büyük kayıplarla geri çekilmek zorunda kaldı.

18 Mart 1915, Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıydı. Düşman denizden geçememişti. Ama bu onların vazgeçtiği anlamına gelmiyordu. Artık sırada kara savaşları vardı.

Kara Savaşları Başlıyor

25 Nisan 1915 Çıkarmaları

İtilaf Devletleri, denizden sonuç alamayınca bu kez kara çıkarmasına karar verdi. 25 Nisan 1915 sabahı, İngiliz ve Fransız birlikleriyle birlikte Avustralya ve Yeni Zelanda askerlerinden oluşan ANZAK kuvvetleri, Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yaptı.

Seddülbahir, Arıburnu ve Kabatepe kıyıları kan gölüne döndü. Osmanlı askerleri az sayıdaydı ama toprağını canı pahasına savunuyordu. İşte bu noktada genç bir Osmanlı subayı sahneye çıktı: Mustafa Kemal.

Mustafa Kemal’in Tarihi Emri

Mustafa Kemal, 19. Tümen Komutanı olarak yedekteydi. Fakat inisiyatif aldı. Anzak askerleri Conkbayırı’na doğru ilerliyordu. Mustafa Kemal askerlerine şu emri verdi:
“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve komutanlar gelebilir.”

Bu sözler, Çanakkale destanının en unutulmaz anıdır. Osmanlı askerleri göğüs göğüse çarpışarak Anzakları durdurdu.

Kanlı Muharebeler: Kirte, Kerevizdere ve Arıburnu

Çanakkale kara savaşları aylarca sürdü. İngilizler Kirte köyünü ele geçirmek istediler ama başarılı olamadılar. Fransız birlikleri Kerevizdere’de ağır kayıplar vererek durduruldu.

19 Mayıs 1915’te, Osmanlı birlikleri Anzaklara büyük bir taarruz yaptı. Ancak bu taarruzda 10 bin Türk askeri şehit oldu. Düşman kayıpları da çok büyüktü. Savaş, her iki taraf için de kanlı ve yıpratıcıydı.

Anafartalar ve Conkbayırı

Savaşın en kritik dönüm noktası Ağustos 1915’te Anafartalar’da yaşandı. İngilizler, yeni bir çıkarma ile savaşı bitirmek istediler. 6-10 Ağustos arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Conkbayırı’nı ele geçirdiler.

Ancak Mustafa Kemal yeniden sahneye çıktı. Komutayı devraldı. 9 Ağustos sabahı verdiği karşı taarruz emriyle Conkbayırı ve Kocaçimen düşmandan temizlendi. Bu zafer, savaşın seyrini değiştirdi.

Çarpışmalar sırasında Mustafa Kemal’in göğsüne isabet eden bir şarapnel parçası, cebindeki saate çarparak hayatını kurtardı. O saat, bugün Çanakkale destanının bir sembolüdür.

Savaşın Sonu: İtilaf Devletleri Çekiliyor

Aylarca süren kanlı çarpışmalar sonunda, İngiliz ve Fransızlar ilerleyemediler. Savaş uzadıkça moraller bozuldu. Yeni askerler getirilmesine rağmen sonuç değişmedi.

Sonunda İtilaf Devletleri, 19-20 Aralık 1915 gecesi Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 8-9 Ocak 1916’da ise Seddülbahir’den çekilmek zorunda kaldı. Çanakkale Cephesi kapanmıştı.

Çanakkale Zaferinin Önemi

Çanakkale Savaşları, Osmanlı tarihinin en büyük savunma destanlarından biridir. İtilaf Devletleri 152 bin kayıp vermiş, Osmanlı ise 252 bin şehit ve yaralıyla ağır bedel ödemiştir.

Ama bu zafer, Türk milletinin bağımsızlık ruhunu ateşlemiştir. Mustafa Kemal’in yıldızı Çanakkale’de parlamış, ileride Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olmasının yolunu açmıştır.

Çanakkale, sadece bir savaş değil, “Çanakkale Geçilmez!” sözünün ete kemiğe büründüğü, milletin destan yazdığı bir yerdir.


Leave A Reply