İçinde Egg (Yumurta) geçen ingilizce örnek cümleler. Egg kelimesinin ingilizce cümle içinde kullanımı. Egg ile ilgili ingilizce cümleler

İngilizcede “egg” kelimesi “yumurta” anlamına gelir. Günlük konuşmalarda, yemek tariflerinde, alışveriş ifadelerinde ve çeşitli deyimlerde sıkça kullanılan temel İngilizce kelimelerden biridir.
Aşağıda egg kelimesinin farklı kullanım biçimlerini gösteren İngilizce cümleleri ve Türkçe anlamlarını bulabilirsiniz. Örnekler; günlük konuşma, kahvaltı, yemek yapma, alışveriş, deyimler ve genel bilgiler gibi farklı konulardan seçilmiştir.
Günlük Hayatta Egg Kullanımı
1. Fry an egg for me.
Benim için bir yumurta kızart.
2. Would you like an egg with your toast?
Tostunun yanında bir yumurta ister misin?
3. There is only one egg left in the refrigerator.
Buzdolabında sadece bir yumurta kaldı.
4. Tom took two eggs out of the refrigerator.
Tom buzdolabından iki yumurta çıkardı.
5. We have plenty of fresh eggs in the kitchen.
Mutfakta bol miktarda taze yumurtamız var.
6. I ate a boiled egg and some bread for lunch.
Öğle yemeğinde haşlanmış yumurta ve biraz ekmek yedim.
7. I usually have a boiled egg for breakfast.
Genellikle kahvaltıda haşlanmış yumurta yerim.
8. He always eats his eggs without salt or pepper.
O, yumurtalarını her zaman tuz ve karabiber olmadan yer.
9. Would you please boil the eggs for me?
Yumurtaları benim için haşlar mısın lütfen?
10. Could you go to the store and buy some eggs?
Markete gidip biraz yumurta alabilir misin?
Yemek Yapmak ve Yumurta ile İlgili İngilizce Cümleler
11. Beat the egg before adding it to the soup.
Yumurtayı çorbaya eklemeden önce çırp.
12. You need to beat the egg yolks thoroughly for the cake.
Kek için yumurta sarılarını iyice çırpman gerekiyor.
13. Mix the beaten eggs into the mixture.
Çırpılmış yumurtaları karışıma ekleyip karıştır.
14. Do you want fried eggs and bacon for breakfast?
Kahvaltıda kızarmış yumurta ve pastırma ister misin?
15. This cake is made with flour, milk, eggs and sugar.
Bu kek un, süt, yumurta ve şekerle yapılır.
16. To make this tart, you need eggs, butter and sugar.
Bu tartı yapmak için yumurta, tereyağı ve şekere ihtiyacın var.
17. We need flour, sugar and eggs to make the cake.
Keki yapmak için un, şeker ve yumurtaya ihtiyacımız var.
18. How many eggs should I use for an omelet for five people?
Beş kişilik omlet için kaç yumurta kullanmalıyım?
19. How many different ways do you know to cook an egg?
Bir yumurtayı kaç farklı şekilde pişirmeyi biliyorsun?
20. I can’t eat raw eggs; they have to be cooked.
Çiğ yumurta yiyemem; pişirilmiş olmaları gerekiyor.
21. The eggs should be boiled for at least five minutes.
Yumurtalar en az beş dakika haşlanmalıdır.
22. Tom salted his eggs before eating them.
Tom yumurtalarını yemeden önce tuzladı.
23. You can make a cake with flour, milk and an egg.
Un, süt ve bir yumurta kullanarak kek yapabilirsin.
24. Whenever I cook spaghetti, I use an egg timer.
Ne zaman spagetti pişirsem yumurta zamanlayıcısı kullanırım.
Alışveriş ve Yumurta ile İlgili Cümleler
25. Get a dozen eggs from the market.
Marketten bir düzine yumurta al.
26. Ken went to the supermarket to buy some eggs.
Ken biraz yumurta almak için süpermarkete gitti.
27. If we need bread and eggs, I’ll buy them on my way home.
Ekmek ve yumurtaya ihtiyacımız varsa, eve giderken onları alırım.
28. In America, eggs are commonly sold by the dozen.
Amerika’da yumurtalar genellikle düzine olarak satılır.
29. The eggs were sorted according to their weight and size.
Yumurtalar ağırlıklarına ve boyutlarına göre sınıflandırıldı.
30. Tom carefully took the eggs out of the carton one by one.
Tom yumurtaları kartondan dikkatlice teker teker çıkardı.
31. They sell apples, oranges, eggs and other fresh products.
Elma, portakal, yumurta ve diğer taze ürünleri satıyorlar.
Egg Kelimesinin Bilimsel ve Genel Kullanımı
“Egg” kelimesi yalnızca mutfak ve günlük konuşmalarda kullanılmaz. Biyoloji ve bilimsel metinlerde de önemli bir terimdir.
32. Bird eggs are among the most versatile ingredients used in cooking.
Kuş yumurtaları yemek pişirmede kullanılan en çok yönlü malzemeler arasındadır.
33. Chicken eggs are used in many sweet and savory dishes.
Tavuk yumurtaları hem tatlı hem de tuzlu birçok yemekte kullanılır.
34. Egg yolks contain significant amounts of protein and choline.
Yumurta sarıları önemli miktarda protein ve kolin içerir.
35. The egg is widely regarded as a symbol of life and rebirth.
Yumurta, yaygın olarak yaşamın ve yeniden doğuşun sembolü kabul edilir.
36. One of the most common food allergies among infants is an egg allergy.
Bebeklerde en yaygın gıda alerjilerinden biri yumurta alerjisidir.
37. The sperm cell enters the egg during fertilization.
Döllenme sırasında sperm hücresi yumurtaya girer.
38. In some biological processes, the nucleus is removed from an egg cell.
Bazı biyolojik süreçlerde yumurta hücresinin çekirdeği çıkarılır.
39. This robot can hold an egg without breaking it.
Bu robot bir yumurtayı kırmadan tutabiliyor.
40. You can set the egg white by boiling the egg.
Yumurtanın akını kaynatarak katılaştırabilirsiniz.
Egg ile İlgili İngilizce Deyimler ve Atasözleri
“Egg” kelimesi İngilizcede bazı yaygın deyim ve atasözlerinde de kullanılır. Bu ifadeler kelime kelime çevrildiğinde farklı, mecaz anlamda kullanıldığında ise farklı bir anlam taşıyabilir.
41. Don’t put all your eggs in one basket.
Türkçesi: Bütün yumurtalarını aynı sepete koyma.
Anlamı: Bütün imkânlarını veya yatırımlarını tek bir seçeneğe bağlama. Riskleri dağıtmak daha güvenlidir.
42. Don’t kill the goose that lays the golden eggs.
Türkçesi: Altın yumurtlayan tavuğu öldürme.
Anlamı: Sana sürekli fayda sağlayan bir kaynağı kısa vadeli kazanç uğruna yok etme.
43. You can’t make an omelet without breaking eggs.
Türkçesi: Yumurta kırmadan omlet yapılamaz.
Anlamı: Bazı önemli sonuçlara ulaşmak için birtakım zorlukları, değişimleri veya kayıpları göze almak gerekir.
44. He who will steal an egg will steal an ox.
Türkçesi: Bir yumurta çalan, bir öküz de çalar.
Anlamı: Küçük bir hırsızlık veya yanlış davranışın zamanla daha büyük suçlara dönüşebileceğini anlatır.
45. A kiss without a mustache is like an egg without salt.
Türkçesi: Bıyıksız bir öpücük tuzsuz yumurta gibidir.
Anlamı: Eski ve mizahi bir ifade olup bir şeyin bazı tamamlayıcı unsurlardan yoksun olduğunda aynı tadı vermeyeceğini anlatır.
Egg Kelimesiyle İlgili Daha Fazla İngilizce Örnek
46. I ate three eggs and two slices of toast for breakfast.
Kahvaltıda üç yumurta ve iki dilim kızarmış ekmek yedim.
47. I had a simple breakfast of toast, coffee and an egg.
Kahvaltıda kızarmış ekmek, kahve ve bir yumurtadan oluşan sade bir öğün yedim.
48. This hen hasn’t laid any eggs recently.
Bu tavuk son zamanlarda hiç yumurtlamadı.
49. I think the eggs I ate were rotten.
Sanırım yediğim yumurtalar bozuktu.
50. There is an egg and a small cup on the table.
Masanın üzerinde bir yumurta ve küçük bir fincan var.
51. You cannot make an omelet without breaking eggs.
Yumurta kırmadan omlet yapamazsın.
52. Freshly baked egg tarts are a real delicacy.
Taze pişmiş yumurtalı tartlar gerçek bir lezzettir.
53. Do you know how many eggs are consumed around the world each year?
Her yıl dünya genelinde kaç yumurta tüketildiğini biliyor musun?
54. The children helped their mother prepare the eggs.
Çocuklar annelerine yumurtaları hazırlarken yardım ettiler.
55. She carefully separated the egg whites from the yolks.
Yumurta aklarını sarılarından dikkatlice ayırdı.
56. Add the eggs one at a time and mix well.
Yumurtaları teker teker ekleyin ve iyice karıştırın.
57. The recipe calls for two large eggs.
Tarif iki büyük yumurta gerektiriyor.
58. I prefer scrambled eggs to fried eggs.
Çırpılmış yumurtayı kızarmış yumurtaya tercih ederim.
59. The eggs need to be kept in the refrigerator.
Yumurtaların buzdolabında saklanması gerekiyor.
60. She cracked an egg into a bowl.
Bir yumurtayı bir kasenin içine kırdı.
Egg Kelimesiyle Sık Kullanılan İngilizce Kelimeler
“Egg” kelimesi İngilizcede birçok farklı kelimeyle birlikte kullanılır. Özellikle yemek tariflerinde aşağıdaki ifadelerle sık karşılaşılır:
- egg white: yumurta akı
- egg yolk: yumurta sarısı
- boiled egg: haşlanmış yumurta
- fried egg: kızarmış yumurta
- scrambled eggs: çırpılmış yumurta
- poached egg: suda pişirilmiş yumurta
- raw egg: çiğ yumurta
- hard-boiled egg: katı haşlanmış yumurta
- soft-boiled egg: rafadan yumurta
- egg carton: yumurta kartonu
- egg timer: yumurta zamanlayıcısı
- egg allergy: yumurta alerjisi
- egg cell: yumurta hücresi
- egg shell: yumurta kabuğu
- egg recipe: yumurta tarifi
Sonuç
İngilizcede “egg” kelimesi temel seviyede öğrenilmesi gereken günlük kelimelerden biridir. Kahvaltı ve yemek tariflerinden alışveriş konuşmalarına, biyoloji terimlerinden atasözleri ve deyimlere kadar oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir.
Özellikle “Don’t put all your eggs in one basket” ve “You can’t make an omelet without breaking eggs” gibi ifadeler, İngilizcede kelime bilgisinin yanında kültürel ve mecaz anlamları öğrenmek açısından da oldukça faydalıdır.