Close Menu
    Facebook X (Twitter) Instagram
    Son Yazılar :
    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır
    • PHP2Shell Son Durum: Kritik PHP Açıkları Aktif Saldırılarda Kullanılıyor
    • Atatürk’ün Kültür, Eğitim ve Sanata İlişkin Görüşleri
    • Mustafa Kemal Atatürk’ün Sosyal Bilimlere Katkısı
    NKFUCOM
    • Ana Sayfa
    • Fizik
    • Kimya
    • Biyoloji
    • Mat.
    • Bilim
    • Coğ.
    • Tarih
    • BGVH
    • Rüya Tabirleri
    • Künye
    NKFUCOM
    Ana sayfa » Dil ve Edebiyat » Deyimler » Z Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları
    Deyimler

    Z Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    Uğur SAĞLAMBy Uğur SAĞLAM4 Eylül 2025Updated:28 Mayıs 2026Yorum yapılmamış7 Mins Read

    Z Harfiyle Başlayan Deyimlerin anlamları, açıklamaları, Deyimler sözlüğü Z Harfi. Deyimlerin anlamı. Z Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    Z Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    Z Harfi İle Başlayan Deyimler ve Anlamları

    ANLAMINA GÖRE:

    Zaman İle İlgili Deyimler ve Anlamları
    Zenginlik İle İlgili Atasözleri Deyimler ve Anlamları
    Zil İle İlgili Deyimler ve Anlamları

    HARF SIRASINA GÖRE

    Zahmet çekmek : Sıkıntıya, zorluğa katlanmak, Zahmete girmek: Biri için yorgunluğa, sıkıntıya girmek

    Zahmele sokmak (birini) : Ona kendisi, işi için yorgunluk vermek, masraf ettirmek,

    Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.”Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.”

    Zahmete sokmak: Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.”Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz.”

    Zam gelmek (bir şeye) : -1. Bir malın satış fiyatı artmak. -2. Bir mad denin satış fiyatı artmak

    Zam görmek: -1. Ücreti, maaşı artmak. -2. Bir maddenin satış fiyatı artmak

    Zaman kazanmak: Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak.

    Zaman kollamak: 1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını beklemek.”Zamanını kolla öyle gir işe, zamansız girip de rezil olma.”

    Zaman öldürmek: Kimi şeylerle uğraşarak belli bir zamanın geçmesini sağlamak, boş şeylerle vakit geçirmek.”Burda beklemekle zaman öldürüyoruz beyler.”

    Zaman vermek: Bir iş için belli bir süre ayırmak.”Bana biraz zaman verirseniz gidip onu çağırabilirim.”

    Zaman zaman : Belli olmayan zamanlarda, ara sıra, kimi zaman.

    Zaman zaman: Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.”Zaman zaman o da aramıza katılırdı.”

    Zamana bırakmak (bir şeyi): Bir şeyin daha iyi olabilmesi için uy-

    Zamana uymak: Genel olarak yaşayışını içinde bulunulan zamanın gereklerine uydurmak;

    Zamane çocuğu: Eski nesile göre hayli yadırganacak davranışlarda bulunup sözler sarf eden kimse.”Zamane çocuğu ne olacak.”

    Zamane çocuğu: Yaşanılan zamanın gereklerine uygun davranan genç, çocuk

    Zapturapta (zapturapt altına) almak fbir şeyi): Düzenli olmasını “sağlamak.

    Zar tutmak: Tavla oyununda istediği sayıyı getirmek için, atmadan önce, zarlara parmaklar arasında belli bir biçim verip öyle atmak.

    Zar zor, (zor zar): -1. Güçlükle, zorla, kıt kanaat. -2. İstemeyerek

    Zar zor: 1. Güçlükle, zorla. 2. “Ucu ucuna, kıt kanaat, istenilen ölçüye ancak yaklaşabildi.” anlamında kullanılır.”Zar zor getirdik adamı.”

    Zarar görmek: Kötü bir durumla karşılaşmak

    Zarara sokmak (birini): Onun zarar görmesine yol açmak

    Zararı dokunmak (birine): Kötü duruma gelmesinde etkisi olmak.

    Zararı yok : “Önemli değil” anlamında rahatlama (rahatlatma) sözü.

    Zararlı çıkmak: Bir işin sonunda zarara uğradığı anlaşılmak

    Zart zurt etmek : Kaba kuvvet gösterisinde bulunmak (Kar. Yüksek ten atmak, ileri geri konuşmak.)

    Zart zurt etmek: Bağırıp çağırarak, yükseklerden atıp tutarak çıkışmak; kendini büyük göstererek kaba kuvvet gösterisinde bulunmak.

    Zayıf düşmek : -1. Zayıflamak, cılızlaşmak -2. Gücünü yitirmek, güçsüzleşmek

    Zayiat vermek : Kayba uğramak, zarar ziyan görmek

    Zehaba kapılmak (zehabına kapılmak) : Sanmak, zannetmek, gibi düşünmek.

    Zehir etmek: Bir şeyin tadını kaçırmak, iyiyken kötü duruma sokmak.”Yediğim şu yemeği zehir ettiniz bana.”

    Zehir gibi: -1. Çok aa (yiyecek, içecek). -2, Çok soğuk (hava). -3. Us ta, becerikli (kimse). -4. Çak üstün.

    Zehir zemberek: İnsanın içine işleyen, onurunu zedeleyen çok acı söz.

    Zehir zemberek: Çok az (söz).

    Zembereği boşanmak: 1. Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek. 2. Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.

    Zemheri zürafası (gibi): Kışın ince elbise giyip gezenler için söylenir.

    Zemin hazırlamak: Bir işin gerçekleştirilmesi için uygun ortam hazırlamak, meydana getirmek.

    Zemzemle yıkanmış olmak: Biri, ötekine göre çok daha iyi nitelikte olmak.

    Zerre kadar: Hiç denecek kadar az.”Onu zerre kadar sevmiyorum.”

    Zevahiri kurtarmak: Bir işi gereği gibi değil de üstünkörü yapmak ve böylece söz gelmesini önlemek, görünüşü kurtarmak.”Bu girişimimizle zevahiri kurtardık, daha ne istiyorsun?”

    Zeval bulmak: Son bulmak, bozulup yok olmak, çökmek.

    Zeval vermemek: Zarar ziyan vermemek, korumak.”Allah kimseye zeval vermesin.”

    Zevkine varmak: Bir şeyin tadını alabilmek, çıkarmak ve duymak; inceliklerini görebilmek.”O sabah, manzaranın zevkine vardık.”

    Zevkini çıkarmak: Bir şeyin tadından, güzelliğinden olabildiğince yararlanabilmek.”Gelin şu gezinin zevkini çıkaralım.”

    Zevkten dört köşe olmak: Çok mutlu olduğu anlaşılmak, çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk duymak.”Takımı galip gelince zevkten dört köşe oldu.”

    Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Bir konuda haksız olduğunu kabullenmeyerek kurnazlıkla kendini haklı ya da suçsuz çıkarmaya çalışmak.

    Zeytinyağı gibi üste çıkmak: Kurnazlıkla, suçlu durumda bile olsa kendini haklı çıkarmak

    Zıddına gitmek (bir şey, birinin): O şey onun sinirini bozmak, onu sinirlendirmek

    Zıddına gitmek: Karşısındakini sinirlendirmek, sinirini bozmak; bir şeyin tersine hareket etmek.”Niçin devamlı benim zıddıma gidiyorsun.”

    Zılgıt çekmek (vermek) (birine): Onu paylamak, azarlamak Zılgıt yemek: Azar işitmek Zırıltı çıkarmak: Anlaşmazlık, kavga çıkarmak

    Zılgıt yemek: Azarlanmak, paylanmak.”Senin yüzünden öğretmenden zılgıt yedik.”

    Zınk diye durmak: Birdenbire, aniden durmak.”Önümdeki adam zınk diye durunca ne yapacağımı şaşırdım.”

    Zırnık (bile) vermemek (koklatmamak): En küçük, en kötü şeyi dahi vermemek esirgemek

    Zırnık (bile) vermemek: Az da olsa, en ufak bir şey de olsa vermemek.”Ona bu mirastan zırnık bile koklatmayacağım.”

    Zıt gitmek (biriyle): Ona karşı sürekli olarak ters davranmak

    Zıvanadan çıkmak: -1. Çok kızmak, sinirlenmek -2. Taşkın davranışlarda bulunmak. Zifir gibi: Çok karanlık

    Zıvanadan çıkmak: 1. Çok sinirlenip öfkelenmek, taşkınca hareketlerde bulunmak. 2. Delirmek, aklını oynatmak.”Biraz daha konuşup da beni zıvanadan çıkarmayın!”

    Zifiri karanlık: Çok karanlık.”Zifiri karanlıkta yola çıktık.”

    Zifiri karanlık: Göz gözü görmez biçimde (gece), çok karanlık

    Zift yesin (ziftin pekini yesin) : Sinirlenmiş birine, sinirlenmesinin ne deni olan kişi için ne yemek yiyeceği sorulduğunda hakaret sözü ola rak söylenir.

    Zihin açıklığı: İyi, sağlıklı düşünebilme gücü.”Sana Allah`tan zihin açıklığı dilerim.”

    Zihin açmak : Zihni daha iyi çalışır duruma getirmek

    Zihin karışıklığı (bulanıklığı): Düşünceler arasında ilişki kopukluğu.

    Zihin yormak (bir şeye) : Bir konu üzerinde ayrıntılarına inerek dur mak.

    Zihni bulanmak (karışmak): Sağlıklı düşünemez olmak, olaylar arasındaki bağlantıyı kaybetmek, ne yapacağını şaşırmak.”Bir anda zihnim bulandı, saçmalamaktan korkup konuşmayı yarıda kestim.”

    Zihni karışmak : Ne yapacağını bilememek

    Zihni takılmak (bir şeye): Onu sık sık düşünmek, aklından bir türlü çıkaramamak; aklı takılmak, kafası takılmak.

    Zihnini bulandırmak: 1. Kuşkulandırmak. 2. Düşünemez hâle getirmek.

    Zihnini çelmek: 1. Bir kimseyi yanıltmak. 2. Kandırıp baştan çıkarmak.

    Zihnini dağıtmak (bir şey, biri) : O, gerektiği biçimde düşünmesini engelle m ak.

    Zihnini kurcalamak: Aklına takılan bir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.”Akşamki mesele zihnimi kurcalayıp duruyor.”

    Zihnini kurcalamak: Bir konu ya da sorun insanın kafasını meşgul et mek; aklını kurcalamak.

    Zihnini oynatmak: Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.”Sen zihnini mi oynattın?”

    Zil takıp oynamak: Çok sevinmek.

    Zilsiz oynamak (zil takıp oynamak) : Çok sevindiğini belli etmek.

    Zilzurna Sarhoş : İyice, çok sarhoş..

    Zimmetine geçirmek (bîr şeyi kendi) : Emanet edilen parayı, malı kendinin saymak, kendine mal etmek.

    Zimmetine geçirmek: 1. Kendine mal etmek. 2. Bir hesabı birinin borcuna eklemek.”Devletin onca malını zimmetine geçirmiş.”

    Zincire vurmak: Prangaya vurmak (mahkûmu).”Bütün esirleri zincire vurup zindana atmışlardı.”

    Zindan etmek (birine bir yeri) : Bir yeri yaşanması zor, zevk alınmaz duruma getirmek.

    Zindan kesilmek (bir yer): -1. Işıksız, çok karanlık duruma gelmek. -2. Sıkıa, yaşanmaz duruma gelmek.

    Zindan kesilmek: 1. Çok karanlık duruma gelmek. 2. Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.

    Ziyade olsun: -1. Yemek yemekte olanlara ya da yemeğe buyur edenlere söylenen bir nezaket sözü . -2. Ev sahibinin boş kahve fin canlarını alırken söylediği “afiyet olsun’ sözüne karşılık misafirin söylediği nezaket sözü.

    Ziyafet çekmek (vermek) (birine): -1. Konuklan yemek sunarak ağırlamak. -2. En iyi biçimde üstesinden gelmek, başarmak, sergilemek.

    Ziyafet çekmek: Konukları yemek vererek ağırlamak.”Düğünümde bir ziyafet bile çekemedim.”

    Ziyan etmek: Yersiz, boş yere harcamak.”O kadar ekmeği ziyan etmeye utanmıyor musun?”

    Ziyan zebil olmak: -1. Bir şey işe yaramaz duruma gelmek. -2. Bir kimse yaşamında pek başarılı olamamak, mutsuz, başarısız1 olmak.

    Ziyanı yok : “Önemli değil, önemi yok.” anlamında.

    Ziyanı yok: “Önemli değil, önemi yok!” anlamında kullanılır.

    Ziyaret etmek: Birini görmeye, biriyle görüşmeye, bir yeri görmeye gitmek.”Hastaları ziyaret etmek görevlerimiz arasındadır.”

    Zokayı yutmak: Aldatılıp zarara sokulmak.

    Zokayı yutmak: Aldatılmak.

    Zom olmak : Çok sarhoş olmak.

    Zor bela : Güçlükle. –

    Zora binmek: İş güçleşmek, ancak zor kullanarak halledilecek hâle gelmek.”Bir yolunu bulun, sakın işi zora bindirmeyin.”

    Zora gelmemek: Sıkıntıya ve baskıya katlanamamak, güçlüğe sabredememek.”Zora gelemem ben, lütfen ısrar etmeyin!”

    Zora koşmak : -1. Bir işin yapılmasında zorluk çıkarmak -2. Yapılması olanaksız bir şey istemek.

    Zorluk çıkarmak: Bir şeyin yapılmasına engel olmak için sorun yaratmak; güçlük çıkarmak, müşkülat çıkarmak.

    Zoru olmak: Bir derdi, sıkıntısı, kendisini zorlayan durumu olmak.

    Zoru olmak: Kendisini zorlayan bir sıkıntısı, derdi olmak.”Adamın bir zoru olduğu yüzünden belliydi.”

    Zoru zoruna: Zorlukla, büyük zorluk ve sıkıntı çekerek.

    Zorun ne? : “Niçin kendini bir şeyi yapmaya zorluyorsun ya da birini bir şeyi yapması için niçin sürekli olarak sıkıştırıyorsunuz?” anlamın da.

    Zorun ne?: “Ne istiyorsun, amacın ne?” anlamında kullanılır.

    Zoruna.gitmek: Bir davranış onuruna dokunmak. (Kars. Ağırına gitmek, gücüne gitmek.)

    Zula etmek: Aşırmak, çatmak.

    Zulaya atmak (bir şeyi): Onu gizlemek, saklamak. ‘

    Zurna gibi olmak: Çok sarhoş olmak.

    Zurna gibi: Dapdaracık, boru gibi (pantolon).

    Zurnacının karşısında Limon yemek: Bir kimsenin dikkatini dağıtacak, işine engel olacak davranışlarda bulunmak.’

    Zurnanın son deliği: Saygınlığı olmayan, önemsiz bir mevkide bulu nan kimse için söylenir.

    Zurnanın zırt dediği yer: Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.

    Zurnanın zırt dediği yer: Yapılagelen bir işin en can aha, en duyarlı noktası.

    Züğürt tesellisi: Kötü bir işte en önemli şeyi kaybettiği zaman bazı önemsiz, iyi olmayan bir yan bularak sevinmek ve kendini avutma.

    Züğürt tesellisi: Pek fazla başarılı olmayan, elde etmek istediklerine kavuşamayan bir kimsenin azla yetinmekten mutluluk duyduğunu ifa de ederek kendini avutması.

    Zülfüyâra dokunmak: İşle ilgili olanı, hatırlı ve güçlü kimseyi veya yüksek bir makamı kimi söz ve davranışlarla gücendirmek, darılmasına yol açmak.”Hayır geri duramam, zülfüyâra dokunsa da söyleyeceğim.”

    Uğur SAĞLAM

    Uğur SAĞLAM, 1979 yılında İzmir'de doğmuştur. Makine Mühendisi olan Sağlam, 2008 yılından bu yana internet yayıncılığı ve dijital içerik üretimi alanında çalışmalar yürütmektedir. Kurucusu olduğu nkfu.com'da bilim, teknoloji, tarih, eğitim, ekonomi, sağlık ve güncel gelişmeler başta olmak üzere birçok farklı konuda araştırmaya dayalı içeriklerin hazırlanması ve editoryal süreçlerini yönetmektedir. Yıllar içerisinde binlerce özgün makale ve bilgi içeriğinin oluşturulmasına katkı sağlamış, kullanıcıların doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını temel ilke olarak benimsemiştir. Dijital yayıncılık, SEO, içerik stratejileri ve web teknolojileri konularındaki deneyimini, sürekli gelişen internet ekosistemine uyum sağlayarak sürdürmektedir.

    Leave A Reply Cancel Reply

    NKFU İçerisinde Arama Yapın

    Son Yazılar

    • Bandırma Vapurunda Atatürk İle Birlikte Olanlar, Vapura Kimler Bindi
    • Atatürkçülüğün Amaç ve Nitelikleri Nelerdir?
    • Cumhuriyet Dönemi Toplumsal Alanda Yapılan İnkılaplar
    • Atatürk’ün “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir” Sözü ve İlimin Önemi
    • Atatürk’ün Devlet Adamlığı: Stalin’in Sözlerine Karşı Gösterdiği Tarihî Tavır

    Son yorumlar

    1. Image to 3D - Toryum Nedir? Toryum Elementinin Özellikleri ve Kullanım Alanları
    2. Ali Mehmet Türkoğlu - Fes Nedir? Fesin Tarihi ve Fes Çeşitleri Hakkında Bilgi
    3. Sevda Cetin - Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim Kompozisyon, Anlamı
    4. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    5. İbrahim Sevindik - Anadolu İle İlgili Şiirler, Şiirlerle Anadolu’nun Güzellikleri, Anadolu Şiirleri
    Copyright © 2007 - 2026 NKFU - Atatürk'ün Yolunda, Bilimin İzinde Yayın Yapar!
    • Ana Sayfa
    • Künye
    • Gizlilik Politikası

    Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

    Ad Blocker YASAK!
    Ad Blocker YASAK!
    Web sitemiz, ziyaretçilerimize çevrimiçi reklamlar göstererek varlığını sürdürmektedir. Reklam görmek istemiyorsanız lütfen internet servis sağlayıcınızı arayarak internetinizi iptal ettiriniz. BEDAVA hizmet maalesef hiç bir yerde yok.