Abdal Nedir, Ne Demektir? Tarihteki Abdallar Hakkında Bilgi

1

Abdal nedir, ne anlama gelir? Abdal kelimesinin anlamı, açıklaması, Tarihteki abdallar ve özellikleri nelerdir, hakkında bilgi.

abdal

Advertisement

Abdal nedir?

Abdal; en geniş kullanımıyla derviş anlamına gelen Arapça sözcüktür. Bedel ve bedil’in çoğulu kabul edilen abdal, zamanla tekilleşmiş, cezbe ve coşku durumundaki meczup, divane, deli dervişlerin durumlarını niteleyen ahmak, şaşkın, akılsız anlamındaki aptal’a dönmüştür. Sözcüğün tarihsel kökü ve bilimsel anlamları konusundaki tüm araştırmalar sonuçsuz kalmış, çeşitli zümreler arasındaki kullanım anlamları kişisel yorumlarla değerlendirmeye çalışmıştır. 9. yüzyıldan başlayarak tasavvuf tarihi içinde yer alan abdal, önceleri Hz. Ali’nin bir sözüne dayalı olarak kırk din ulusunun adı olarak anılmış, sonra daha çok Kalenderiye zümresinin gezici dervişleri olarak anlam genişlemesine uğramıştır. Bu aşamada sözcük, bazı adların başına ve sonuna eklenerek ermişlik düzeyini dile getirmiştir: Abdal Musa, Pir Sultan Abdal gibi.

Genellikle dünya işleriyle ilgilerini kesen, bedenlerini ruhlarını nefislerini manevi varlıklarının buyruğuna veren, alışılmış toplum değerlerini hiçe sayan bu gezici dervişler zamanla bazı simgesel görüntüler kazanmış, özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yayılış döneminde görev alan Abdalan-ı Rum (Anadolu Abdalları) Alevi inancına yakın tutumlarıyla dikkati çekmiştir. Yalınayak, başı açık gezen, bir tennureyle yetinen, nacak, kaşık, keşkül taşıyan, saçlarını ve sakallarını kesen Rum abdallarının bir bölümü Bektaşi tarikatı içinde erimiş, esrara düşkün bir bölümü de Kanuni döneminde Seyitgazi Dergahı’nda temizlenmişlerdir.

*********

Tasavvufta manevi mertebelere ermiş kimselere abdal denir. Abdallar evliya mertebeleri silsilesinde’5. dereceyi işgal ederler. Ancak, bu mertebenin özelliği hakkında tasavvufla ilgili eserlerde fikir birliği yoktur.

Advertisement

Sonraları abdal sıfatını benimseyen dervişler, işi iyice derbederliğe dökmüş, yalınayak, başı açık gezmeye, yoksul görünerek dilencilik etmeye başlamışlardır. Bunlara felaketleri önlemek, yağmur yağdırmak gibi insanüstü kudretler atfedilmesi uzun müddet Anadoluda halkı sömürmelerine sebep olmuştur.

Yaygın bir inanışa göre abdalların sayısı asla kırkı geçmez, ancak içlerinden biri ölünce aralarına başkası karışırmış. «Kırklara karışacak» adamı bilmek de ancak Allah’a mahsusmuş. Dilimizdeki «kırklara , karışmak» deyiminin bu inanıştan geldiği sanılmaktadır.


Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal

Pir Sultan Abdal; 16. yüzyıl tasavvuf şairidir.

Taranıp derlenerek adına bağlanan şiirlerden yaşamı üzerine ipuçları çıkarılabilmekte, şiirlerinde geçen yer adlarından nerede, nasıl yaşadığı konusunda bilgi edinilmektedir. Buna göre gerçek adının Haydar olduğunda, Sivas’ın Yıldızeli İlçesi’nin Banaz Köyü’nde doğduğunda, bir ayaklanmaya katıldığı için Hızır Paşa tarafından yakalanıp, Sivas’ta asılarak öldürüldüğünde birleşilir. Yaşamını ve serüvenlerini düşsel öğelerle besleyip yücelten, dilden dile geçiren menkıbeler bugün bile Orta Anadolu köylüklerinde inanılarak yaşatılır. Tasavvuf felsefesine dayalı bir dünya görüşüyle Hz. Ali sevgisini dile getiren; Tanrı, evren, insan, ölüm, ruh, sonsuzluk, erdem gibi konuları işleyen şiirlerinde, coşkunlu bir lirizm, dil güzelliği buluş özgünlükleri, inandırıcı bir etki, çok uyumlu bir ses yapısı göze çarpar. Duru bir halk diliyle söylediği şiirler, Şii-Batini inançlara dayanır, daha çok bu çevrelerdeki Alevi sanatçıların ürünleri gibi dilden dile geçirilerek yaşatılır. Anadolu-Azerbaycan-Rumeli’de yayılır. Şiirleri ve menkıbeleri çeşitli yazılarla bir araya getirilmiştir.

Advertisement


1 Yorum

Leave A Reply