Atatürk ve Din

0

Atatürk ve din konu başlığı altında ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dine bakış açısı ve Atatürk’ün İslamiyet ile ilgili sözleri ve düşünceleri.

Atatürk ve Din

Advertisement
Atatürk’e Göre Din Vazgeçilmez Bir Kurumdur.

Atatürk, Din hakkında açık ve kesin olan düşüncelerini her fırsatta açıklamıştır. Onun sözlerinden bir kaçını aşağıda olduğu gibi aktaralım:

Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur. Yalnız şurası var ki, din Allah ile kul arasında bir bağlılıktır.

Büyük dinimiz çalışmayanın, insanlıkla ilgisinin olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı, inançsız olmak sanıyorlar. Asıl inançsızlık onların bu inanışlarıdır.

Milletimiz dil ve din gibi kuvvetli iki fazilete sahiptir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin kalp ve vicdanından çekip alamamıştır, alamaz.

Advertisement

Atatürk; Türk Milletinin huzurunu, toplumun düzenli olarak hayatiyetini sürdürmesinde dinin gerekliliğine dikkatleri çekmiştir. Çünkü Atatürk, dini temel ihtiyaçlardan biri görmüş ve en doğru şekilde, en samimi bir halde olmasını istemiştir. Yine başka bir sözünde

Türk Milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam, ona da öyle inanıyorum…

ifadelerini kullanmıştır.

Atatürk Dinin Yozlaştırılmasına Karşıdır

Her şey yozlaşınca, beklenen tesiri göstermez. Atatürk, din yozlaştırılırsa, o durumdaki din anlayışının zararlı hale dönüşebileceğini ifade etmiştir. Bu durumdan sakınmak için ” …İnsanlıkta; dinî ihtisas ve derin dinî bilgilere sahip olup, her türlü boş inanışlardan sıyrılarak gerçek ilim ve fennin nurları ile temiz ve mükemmel oluncaya kadar…” diye söylemiştir.

Atatürk taassub ve hurafeye, üfürükçülüğe, sihir ve büyü faaliyetlerine şiddetle karşı idi. Taassup; bir konudaki düşüncesini tek geçerli doğru olarak görüp, bütün veri, belge ve doğrulara gözünü ve kulağını, zihnin insanın kapalı tutmasıdır. Başka ifade ile körü körüne bir şeyi doğru mu yanlış mı diye araştırmadan ona inanmak ya da bağlanmaktır. Bu durum cahillerin halidir. Nitekim Yüce Allah(c.c) “inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah, Resulüne ve inananlara huzur indirdi. Çünkü onlar takvaya en çok layık olanlardı. Allah her şeyi bilendir.” (Fetih: 26) diye buyurmaktadır.

Atatürk’ün İslamiyet ve Hz. Peygamberle İlgili Sözleri

Atatürk, devrinin din kültürüne oldukça üst derecede bir bilgi ile yetiştirilmiştir. Allah ve Peygamberimiz hakkında aşağıdaki ifadeleri söylemiştir;

Advertisement

-“Ey Millet! Allah birdir, şânı yücedir, Allah’ın selâmeti, âtıfeti(sevgisi) ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz Hazretleri, Cenab-ı Hak tarafından insanlara dini hakikatleri tebliğe memur ve resul olmuştur. Koyduğu esas kanunlar cümlemizce malumdur ki, Kur’an-ı Azimuşşandaki nusustur (Nas-lar=deliller). insanlara feyz ve ruh vermiş olan dinimiz son dindir, ekmel(en mükemmeholgun) dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa ve hakikate tamamen uyar. Eğer akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi ve tabii kanunlar arasında tezat olması icab ederdi. Çünkü bütün evren kanunların (âlemin maddi ve manevi ilkelerini) yapan Cenab-ı Haktır…”

– “Hz. Muhammed’i bana, cezbeye tutulmuş sönük bir derviş gibi tanıttırmak gayretine kapılan bu gibi cahil adamlar, onun yüksek şahsiyetini ve başarılarını asla kavrayamamışlardır…”


Leave A Reply