Johann Sebastian Bach Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Johann Sebastian Bach kimdir? Johann Sebastian Bach hayatının detaylı ve dönem dönem anlatıldığı ve eserleri hakkında bilgiler yer alan sayfamız.

Johann Sebastian Bach Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

Johann Sebastian Bach (d. 21 Mart 1685, Eisenach, Thüringen, Saksonya Düklüğü – ö. 28 Temmuz 1750, Leipzig), barok dönem Alman bestecisi, Kuzey Almanya’ daki büyük müzikçi ailesinin en ünlü üyesi. Yaşamı sırasında eski tarz bir besteci sayılmasına ve çağdaşlarınca daha çok seçkin bir klavsenci, orgcu ve org yapım ustası olarak beğenilmesine karşılık, günümüzde bütün çağların en büyük bestecilerinden biri kabul edilir.
Johann Sebastian Bach

Yaşamı.

Kent meclisi ve Eisenach düklük sarayında kemancı olarak çalışan Johann Ambrosius Bach (1645-95) ile Elisabeth’in en küçük çocuklarıdır. 1692-93’te okula başladı. Yaylı çalgılar konusundaki temel bilgileri babasından aldı. Ağabeyi Johann Christoph Bach’ın (1671-1721) 1703’e değin orgculuğunu yaptığı Georgenkirche’ye devam etti.

On yaşındayken yetim kalan Bach’a, o sıralarda Ohrdruf’ta orgculuk yapan Johann Christoph baktı. Bach, tuşlu çalgılar konusundaki ilk bilgileri ağabeyinden aldı. Öğrenciliğinde başarılı olan Bach, 1700’de Lüneburg’daki Michaelisschule’de yoksul çocuklardan oluşturulan koroda çalışmaya başladı. Bu okulun zengin bir kilise müziği koleksiyonunu içeren kitaplığından yararlandı. Bu sıralarda, Johanneskirche’nin orgcusu olan Georg Bohm’ü ve Hamburg’a giderek Katharinenkirche’nin orgculuğunu yapan besteci Johann Adam Reinken’i, Celle dükü hizmetindeki Fransız orkestrasını dinledi.

1702 yazı sonunda Thüringen’e döndü. 4 Mart 1703’te Weimar dükü Johann Ernst’in saray orkestrasında çalışmaya başladı. Aynı yıl Arnstadt’taki Neuekirche’de kurulmakta olan orgun yapımının denetlenmesi ve denenmesiyle görevlendirildi. Ağustos 1703’te de, daha 18’ini sürerken buranın orgculuğuna atandı.

Advertisement

Arnstadt dönemi.

Arnstadt’ta klavye, özellikle de org müziği üzerinde çalıştı. Ekim 1705’te işinden bir aylık izin aldı, Lübeck’e kadar 300 km’lik bir yolu yaya yürüyerek Kuzey Alman org okulunun en önemli temsilcisi olan besteci Dietrich Buxtehude’yi dinlemeye gitti. Ocak 1706’ya değin de oradan dönmedi. Bu dönemde patronları bir yandan onun işinin başında olmamasından, bir yandan da koralleri cemaatin söylemeyeceği kadar özgür armonize etmesinden, en çok da hiç kantat yazmamış olmasından yakınıyorlardı. Ayrıca onunla birlikte çalışmayan ve onun standartlarına erişememiş yerel şarkıcı ve çalgıcılarla da geçinemiyordu.

Bu yıllarında Bach Thüringen bölgesinin, Protestan din törenlerinin geleneksel biçimlerini ve ilahileri (koraller) kapsayan müzik kültürünü özümsedi ve ağabeyi Johann Christoph’un da etkisiyle klavye müziğinde Güney’in biçimci üslubunu benimsedi. 1708’de kendisinden önceki Alman bestecilerden öğrenebileceği her şeyi öğrenmiş, Kuzey ve Güney üsluplarının bir ilk bireşimine ulaşmıştı. Bu dönemdeki önemli sayılabilecek birkaç yapıtı arasında BWV 992, Capriccio sopra la lontananza del suo fratello dilettissimo (1704; En Sevgili Kardeşin Ayrılışı Üzerine Kapriçyo), Wie schön leuchtet (y. 1705; Ne de Güzel işiyor) üzerine koral prelüd, org için Sol Minör Prelüd ve Füg’ün ilk biçiminin parçalan (1707’den önce) vardır. (Burada verilen BWV sayıları, Alman müzikolog Wolfgang Schmieder’in hazırladığı Bach-Werke-Verzeichnis’e [Bach Yapıtları Dizini] alınan Bach yapıtlarının standart numaralandır.)

Mühlhausen dönemi.

Bach Haziran 1707’de, Thüringen’de Mühlhausen’deki Blasiuskirche’de orgcu olarak iş buldu. Hemen oraya taşınarak 17 Ekim’de Dojheim’da kuzeni Maria Barbara Bach’la evlendi. Bu dönemde birkaç kilise kantatı besteledi. Kuzey’in aşırı coşkulu üslubuyla bestelenmiş olan ünlü Re Minör Tokata ve Füg (BWV 565), Re Majör Prelüd ve Füg (BWV 532) ve org için Do Minör Passacaglia (BWV 582) bu dönemin yapıtlarıdır. 4 Şubat 1708 tarihli 71 No’lu kantatı Gott ist mein König (Tanrıdır Benim Kralım), kent meclisince bastırılmıştı ve Bach’ın ilk yayımlanan bestelerinden biriydi. Mühlhausen’de bulunduğu sırada koro repertuarını zenginleştirmek için müzik kopyaları çıkardı, çevre köylerde müziği geliştirmeye çaba gösterdi ve Şubat 1708’de buradaki orgun yeniden yapılmasına ön ayak oldu.

Müzik çalışmalannın engellendiğinden ve maaşının yetmediğinden yakındığı bu dönemde, yanında çalıştığı rahip Frohne ile Marienkirche başdiyakozu Eilmar arasında çıkan bir mezhep kavgasına adı karıştı. Pietist olduğundan, kilise müziğinin geliştirilmesine karşı çıkan Frohne’ye karşı iyi duygular beslemiyordu. Ama Eilmar yakın arkadaşı ve ilk çocuğunun vaftiz babasıydı; ayrıca ona librettolar da buluyordu. Öte yandan da Mühlhausen’deki müzik yaşamı sönüktü. Sonunda 25 Haziran 1708’de buradaki görevinden istifa etti, kısa bir süre sonra da Jena’nın birkaç km ötesinde, Ulm Irmağı kıyısındaki Weimar’a taşındı. Ama Mühlhausen’deki yöneticilerle ilişkilerini sürdürdü. 31 Ekim 1709’da açılış töreni yapılan orgun yapımını denetlemiş, ayrıca 4 Şubat 1709 günü için, o zaman basılan, ama şimdi kayıp olan bir kantat da bestelemişti.

Advertisement

Weimar dönemi.

Bach doğrudan doğruya Weimar sarayının orgculuğuna getirildi. Ayrıca orkestrada da yer aldı. Dük Wilhelm Ernst’in özendirmesiyle buradaki ilk beş yılında daha çok org üzerinde çalıştı. Ara sıra da Weissenfels’e gidiyordu. Şubat 1713’te ilk dindışı kantatı olan W as mir behagt ya da Av Kantatı’mn da (BWV 208) seslendirildiği bir saray törenine katıldı. 2 Mart 1714’te orkestra başkemancısı oldu. Kendisine her ay bir kantat besteleme görevi verildi. Bu yıllarda üslubu köklü bir değişiklik geçirdi. Antonio Vivaldi gibi İtalyan konçerto bestecilerinin getirdikleri yeniliklerin etkisi altında kaldı.

Bu etkiler, 1714’te yazdığı 182,199 ve 61 No’lu, 1715’te bestelediği 161 ve 1716’da bestelediği 147 No’lu kantatlarda görülür. Benimsediği nakarat (ritornello) ve da capo kalıplarına uyan formlar, Bach’a o zamana değin yarattığından çok daha büyük ölçekli müzik formları yaratma olanağını verdi. Özellikle org için yazdığı füglerde bunları kullandı. Weimar’da bestelediği yapıtlar arasında Orgelbüchlein’ın (Küçük Org Kitabı) büyük bölümü, 18 “Büyük” koral prelüd, en erken org üçlüleri ve org prelüd ve füglerinin çoğu vardır. Bach org için “Büyük” Sol Minör Prelüd ve Füg’ü 1715’te yeniden gözden geçirdi.

Aralık 1716’da Weimar sarayının müzik yöneticisi olan Johann Samuel Drese öldü, yerine iyi bir müzikçi olmayan oğlu geçti. Bu nedenle Weimar dükü, tam o sırada Köthen prensi Leopold’ün müzik yöneticiliği görevine geçmek üzere Weimar’dan ayrılmak isteyen Bach’ın bu isteğini kabul etmedi. Eylül 1717’de Dresden’de Bach ile Fransız orgcu Louis Marchand arasında bir yarışma düzenlendi. Yarışmanın başlamasına birkaç saat kala Marchand, Dresden’den ayrılarak yarışmadan çekilince Bach galip sayıldı. Bundan cesaret alarak Weimar’dan ayrılmak için yeniden izin isteyince, dük Bach’ı bir ay süreyle hapse attı. Salıverilmesinden birkaç gün sonra Weimar’dan ayrılan Bach, Köthen’e gitti.

Köthen dönemi.

Anhalt-Köthen prensi Leopold’ün müzik yönetmeni olan Bach, oda ve orkestra müziği konusuna ağırlık verdi. Sonradan gözden geçirdiği birçok keman-piyano, viyola da gamba-piyano sonatları ile eşliksiz piyano ve viyolonsel yapıtlarını burada besteledi. 24 Mart 1721’de Brandenburg Konçertoları’nı da Köthen’de tamamladı.

Advertisement

Armoninin tam ortasında olmak istiyorum” diyen Bach, oda orkestralarında viyola çalmayı yeğledi. Bestelediği birkaç kantatın dışında, bu dönemde pedagojik yapıtlarını yazdı. Bunlar, oğlu W. F. Bach için 22 Ocak 1720’de başladığı Klavierbüchlein (Küçük Piyano Kitabı), Fransız Süitleri’nin birkaçı, Envansiyonlar (1720) ve her birinde 24 tonun kullanıldığı 24 prelüd ile 24 fügden oluşan ve Kırk Sekiz adıyla bilinen iki kitaptan oluşan Das Wohltemperierte Klavier’in (Eşit Düzenlenmiş Klavye) birinci kitabıdır. Bu olağanüstü derleme, hem klavyeli çalgıların tarihinde ilk kez bütün tonlara olanak veren yeni akort sisteminin, hem de bir önceki kuşak İtalyan konçerto bestecilerinin müziğinde pekişmiş olan “işlevsel tonalite” sisteminin, bestecilik alanındaki olanaklarını kapsamlı bir biçimde araştırır. Ayrıca bu yapıt dans tipleri, aryalar, motet-ler, konçertolar vb gibi en popüler formların, son derece mantıklı ve saygın bir biçime getirilmiş füg gibi tek bir besteleme tekniğinin birleştirici bağlamı içinde sunulan bir özetidir.

Temmuz 1720’de, hiç umulmadık bir zamanda Maria Barbara Bach öldü. Karısının ölümünden çok sarsılan Bach, Jacobikir-che’de iş aramak üzere Hamburg’a gitti. Katharinenkirche’de Reinken’in önünde çaldı. Bach’ın bir koral ezgisi üzerine do-ğaçlamalı çeşitlemelerini dinledikten sonra yaşlı Reinken “Bu sanatın ölmüş olduğunu sanırdım; oysa hâlâ yaşadığını gösterdiniz” dedi.

Bach 3 Aralık 1721’de Weissenfelsli bir trompetçinin kızı olan Anna Magdalena Wülken ile evlendi. Aynı dönemde Prens Leopold de evlenmiş, bundan sonra müziğe ilgisi azalmaya başlamıştı. Böylece yaşam koşullan kötüleşen Bach, Köthen’den ayrılmaya karar verdi. 5 Haziran 1722’de Johann Kuhnau’un ölümüyle boşalan Leipzig’deki Thomaskirche’nin koro yöneticiliği için başvurdu. Kısa bir süre önce aynı işi Bach’ın arkadaşı besteci Georg Telemann kabul etmemişti. O günlerin ileri gelen bir başka müzikçisi olan Christoph Graupner de kendine yapılan öneriyi geri çevirince iş Bach’a verildi. Köthen’den ayrılan Bach, 13 Mayıs 1723’te Leipzig’de işe başladı.

Leipzig dönemi.

Thomaskirche’nin koro yöneticisi (kantor) olarak Bach, dört kilise için koro icracıları yetiştirmekle yükümlüydü. Peterskirche’deki koro, yalnızca ilahilerde cemaate yol gösterirdi. Neuekirche, Nikolaikirche ve Thomaskirche’de ise koronun bazen kendi başına söylemesi gerekiyordu. Bach yalnızca son iki kilisede koroyu kendisi yönetiyor ve kendi müziğini seslendiriyordu.

Advertisement

Bu dönem yapıtları arasında birçok kantat, bunların arasında 75 No’lu kantat, Die Elenden sollen essen ve ilk biçimiyle Magnificat sayılabilir. 1724’ün ilk yarısında Johannes Passion (Aziz Yuhanna Pasyonu) seslendirildi. Bir yıl içinde seslendirilen 62 kadar yapıttan 39’u yeni bestelerdi. Bach bazen haftada bir kantat yazıyordu. Leipzig’deki ilk üç yılı sırasında bu yoğun çalışmasının sonunda geniş bir kilise müziği repertuvarı oluşturdu. 1726’dan sonra çalışmalarını başka tasarılara yöneltti. 1729’da Matthâus Passion n (Aziz Matta Pasyonu) yarattı. Bu yapıt, 1730 ortalarında kantattan daha büyük vokal yapıtlara ilgi uyanmasına yol açtı. Bunu bugün kayıp olari Marcus Passion (1731; Aziz Markos Pasyonu), BWV 248 Noel Oratoryosu (1734) ve Göğe Çıkış Oratoryosu (Kantat No. 11, Lobet Gott in seinen Reichen, 1735) izledi.

Müzik dışı görevleri.

Bach’ın müzik yöneticisi olarak sorumluluklarının yanı sıra Tho-maskirche’deki okulun koro yöneticiliği görevinin gerektirdiği birçok müzik dışı görevi de vardı. Bu zorunluluklardan sıkılan Bach sık sık izin almadan çıkıp gidiyor, org çalıyor ya da orgları inceliyor, oğlu Friedmann’ı Dresden’deki operaya “hoş ezgiler” dinlemeye götürüyor, bir yandan da onursal saray görevlerini yerine getiriyordu. Bu yükümlülükleri biraz da paraya duyduğu gereksinimden kabul etmişti. 1730’da, gelirinin tahmin ettiğinden de düşük olduğundan (ve yeterince cenaze töreni yapılmadığından) yakınıyordu. Bütün bunların sonucunda işleri aksayınca, patronlarıyla arası bozuldu. Tam bu sırada, Kasım 1736’da Saksonya elektörü III. August’un saray bestecisi oldu.

Bach, yaklaşık 1729’dan 1736’ya değin Weissenfels’in onursal müzik yöneticiliğini yaptı. 1729-37 arasında ve gene 1739’dan başlayarak iki yıl süreyle Leipzig’de Telemann’ın kurduğu ünlü müzik kurumu Collegium Musicum’un yöneticiliğini yaptı. Mayıs 1747’de Potsdam’daki oğlu C. P. Emanuel’i ziyaret etti ve Prusya kralı II. Friedrich’in (Büyük) önünde çaldı. Haziran 1747’de eski öğrencisi Lorenz Christoph Mizler’in kurduğu Müzik Bilimleri Derne-ği’ne (Sozietât der Musikalischen Wissens-chaften) katıldı.

Bu sırada gözleri hastalandı. Şarlatan bir gezginci hekim olan ve Handel’in de sağlığını mahveden İngiliz John Taylor’a iki kez ameliyat olduktan sonra görme yetisini tümüyle kaybetti. Ölümünden sonra Leipzig’deki Johanneskirche’ye gömüldü. Oğlu Emanuel Bach ile öğrencisi orgcu ve besteci Johann Friedrich Agricola onun ardından bir yazı hazırladılar. Mizler de bu yazıya bir sonsöz ekleyerek dernek gazetesinde yayımladı (1754).

Advertisement

Bach’ın iyi bir koca ve-iyi bir baba olduğu bilinir. İki karısından 1 l’i erkek, 9’u kız, 20 çocuğu oldu. Oğullarının beşi, kızlarının dördü yaşadı. Durumu hiçbir zaman orta halli olmaktan öteye geçmediğinden, ister istemez hep hesaplı yaşadı, ama her zaman konukseverdi. Müziğin, bir centilmene yaraşmayan bir uğraş sayılmaya başladığı bir dönemde yaşayan Bach, gerek insan, gerek müzikçi olarak zaman zaman hakkını korumak için hırçın davranmak zorunda kalırdı. Böyle durumlarda da çok inatçı olurdu. Kendisine iyi davranan patronlarının onunla bir sıkıntıları olmazdı; meslektaşlarıyla ilişkilerinde ise her zaman alçakgönüllü ve dost bir insandı. Bunların yanında iyi bir öğretmendi de. Mühlhausen günlerinden başlayarak hiçbir zaman öğrencisiz kalmadı.

Ünü ve etkisi.

Ölümünün üstünden daha 50 yıl geçmeden Bach’ın müziği unutulmaya başladı. Bu da çok doğaldı. Daha kendi yaşadığı dönemde bile eski tarz sayılmış bir besteciye, hele müziği de her zaman el altında değilse ve büyük bir bölümü de din anlayışında ortaya çıkan değişmeler yüzünden kullanılmaz hale gelmişse, üstelik Haydn ile Mozart’ın var olduğu bir dönemde çok ilgi gösterilmesi beklenemezdi. Ama 18. yüzyıl müzikçileri Bach’ın müziğinden o kadar habersiz ve çağımızdaki bazı yazarların ileri sürdüğü gibi bu müziğin etkisine o kadar duyarsız değildiler. C. P. Emanuel Bach, babasına çok şey borçluydu. Haydn, Mozart ve Beethoven de ondan etkilenmişlerdi.

Bach’ın müziğinin yeniden canlandırılması. Bach’ın müziğini yeniden canlandırma çabaları 1800’den sonra hız kazandı. Alman yazar Nikolaus Forkel 1802’de Über Johann Sebastian Bachs Leben, Kunst und Kunstwerke (Johann Sebastian Bach’ın Yaşamı, Sanatı ve Yapıtları) adlı kitabını yayımladı. Forkel 1801’de Bach’ın yapıtlarının toplu bir baskısını yapmaya girişen, ama Napoleon’un etkinlikleri yüzünden bu tasarıları yarıda kalan Hoffmeister ve Küh-nel adlı yayımcılara danışmanlık etti. 1829’a gelindiğinde gene de klavye müziğinin temsil edici bir seçkisi oluşmuş durumdaydı. Buna karşılık Bach’ın vokal yapıtlarının çok azı yayımlandı. Bu alanda, aynı yıl Alman müzikçi Eduard Devrient ile Alman besteci Felix Mendelssohn Matthaus Passion’u, yazılışının 100. yılında saslendirmeye girişerek ikinci adımı attılar. 1830’da bu pasyon Johannes Passion ile birlikte yayımlandı; bunu Si Minör Missa izledi (1832-45). Leipzigli yayımcı Peters, 1837’de bir piyano ve çalgısal yapıtlar toplu baskısına girişti. 1844-52’de bunu org yapıtlarının basımı izledi.

Bach’ın ölümünün 100. yılı

Robert Schumann’ın çabasıyla Bach’ın ölümünün 100. yılına rastlayan 1850’de, yapıtlarının tümünü yayımlamak amacıyla Bach-Gesellschaft (BG) kuruldu; 1900’e gelindiğinde Bach’ın bilinen bütün yapıtları basılmıştı. Bugün de varlığını sürdüren, Bach şenliklerini düzenleyen, halk baskılan yayımlayan Neue Bach-Gesellschaft (NBG), bu kurumun yerini aldı. NBG’nin başlıca yayın organı, 1904’ten bu yana yayımlanan araştırma dergisi Bach-Jahrbuch’tur. 1950’lerde BG baskılarının çok ciddi yanlışlar içerdiği belirlendi. Seksen dört ciltten oluşan yeni bir standart baskı (Neue Bach-Ausgabe ya da NBA) hazırlamak üzere Göttingen ve Leipzig’de birer merkezi bulunan Bach Enstitüsü kuruldu.

Advertisement

Bach konusundaki yaşamöyküsü ve eleştiri yapıtlarının en önemlisi Alman müzikolog Philipp Spitta’nın incelemesi Johann Sebastian Bach’tır (1873-80, 2 cilt). Bu yapıt yalnızca Bach’ın yaşamını ve yapıtlarını değil, önemli ölçüde o dönemin tarihsel arka planını da ele alır. Aynntılannda birçok yanlış içerse de, Bach’ı inceleyenler için hâlâ vazgeçilmez bir yapıttır.

Bach’ın yapıtlarının baskıları.

Bach’ın yapıtlarının kendi elinden çıkmış nüshaları günümüze ulaşmamıştır. 1752 – y. 1840 arasında yayımlanan basımlar yanlışlarla doludur. Bunlar yalnızca yeniden canlandırma sürecinin gelişimi ile ilgili bilgi vermek bakımından önem taşır. Bach’ın yapıtlarının baskılarının arasında en güvenilir olanları NBA’nınkilerdir.

Bach’ın yapıtları barok dönemin doruğunu ve sona erişini temsil eder. Bach’ın dehası yeni biçimler ve yeni üsluplar getirmek yerine, daha önceki dönemlerin malzemesini (örn. Lutherci koral müzik, daha önceki barok org müziği, Fransız ve italyan orkestra müzik üslupları vb) alıp bu türlerin en güzel yapıtlarını yaratmasındadır. 17. yüzyıl sonlarında icat edilen eşit aralıklı düzenlemeyi geliştiren Bach, diyatonik dizi sistemini kromatik armoniye doğru genişleterek müzik düzenlemesine en büyük katkıyı yapmıştır. Bu da, 24’lük dizinin bütün notalarını kapsayan bu sistemle, 24 tonun tümünün de klavyeli ve başka çalgılarda çalınmasına olanak vermiştir. Bach‘ın müziğe getirdikleri, çoksesliliğin doruk noktasını oluşturur.

Advertisement

Leave A Reply