Buğday ve Buğdayın Yapısı Hakkında Bilgiler

0
Advertisement

Buğday bitkisi hakkında genel bilgiler. Yurdumuzda buğday ve buğdayın yapısı ile ilgili bilgiler

Buğday, tarihin en eski çağlarından beri insanların başlıca yiyeceğini meydana getiren ekmeğin yapıldığı bitkidir. Yabani buğdayı, ilk defa, bir tarım bitkisi olarak Orta Asya’da yetiştiren Türkler olmuştur. Göçlerle Asya’nın dört bir köşesine dağılan Türkler, buğday tarımını da her gittikleri yere götürmüşler, oralardaki kavimlere de öğretmişlerdir.

Birçenekli kapalıtohumluların buğdaygiller familyasından olan buğday kutuplardan başka hemen her yerde yetişir.

Buğday daha çok orta yağışlı, bol güneşli iklimlerde, killi, kumlu, killi-kireçli topraklarda iyi yetişir, fazla kumlu ve çakıllı topraklardan pek hoşlanmaz.

Yurdumuzda Buğday

Advertisement

Yurdumuzda, kışlık ve yazlık olmak üzere iki çeşit buğday yetiştirilir. Kışlık buğdaylar sonbaharda ekilir, kış soğuğunun —10 derecesine kadar dayanabilir. Kar altında — 25 dereceye kadar canlılığını muhafaza eder. Buğday genel olarak şiddetli sıcaklar ve soğuklardan çok, ısının birden değişmesinden zarar görür. Buğday tarlaları toprağın dinlenmesi için iki yılda bir ekilir. Ertesi yıl baklagiller ekilirse toprak kuvvetlenmiş olur; yoksa, her yıl gübrelemek gerekir. Tarlaların bir yıl boş bırakılması, bir yıllık yağışın ekime kafi gelmediği kurak bölgelerde, iki yıllık yağışı toprakta biriktirerek ekimi mümkün kılar. Buna «nadas» denir. Nadasa bırakılan topraklar yağmurlar başlamadan önce sürülür, sonra tırmıklarla düzlenir. Ekim ya elle serpme şeklinde, veya makinelerle yapılır. Kışlık buğday eylül – kasım ayları arasında, yazlıklar da şubat – nisan arası ekilir. Kışlık buğdaylar aşağı-yukarı 273 günde, yazlık buğdaylar da 134 günde olgunlaşıp biçilebilecek hale gelir.

Biçme işi orak, tırpan gibi el aletleri veya biçerdöver makineleriyle yapılır. Biçilen buğdaylar bîr hafta kadar tarlada bırakıldıktan sonra harman yerine götürülür. Burada dövenlerle veya harman makineleriyle dövülür. Samanlar rüzgârda savrularak tanelerinden ayrılır.

Buğdayın Yapısı

Her çiçekli bitki gibi buğday da kök, gövde, yaprak olarak üç kısımdan meydana gelmiştir. Buğdayın kökü saçak köktür. Bu kök ancak toprağın yüzey kısımlarında ki besinleri sömürür. Onun için, buğday kalktıktan sonra tarlaya pancar, patates gibi kökleri toprakta nispeten daha derinlere giden bitkiler ekilebilir.

Advertisement

Buğdayın sapının içi oyuktur, üzerinde boğumlar vardır. Boğumlar toprağa değerse bunlardan yeniden kökler, saplar çıkabilir. Bu duruma «kardeşleşme» denir. Bunu sağlamak için köylüler tarladan hızla bir koyun sürüsü geçirirler, sapların kırılıp toprağa dokunmasını sağlarlar. Böylece, bir taneden birkaç sap ve başak elde edilmiş olur.

Buğdayın sapları ince ve içleri boş olmalarına rağmen, üzerlerinde toplanan silis sayesinde dayanıklıdırlar. Fazla kuvvetli besin maddeleri bulunan topraklarda bazen buğdaylar fazla yükselir, saplar yere yatar. Bu gibi durumda biçme işi çok zorlaşır. İyi cins buğdaylarda sapların düzgün ve dik olması gerekmektedir.

Gövdedeki her boğumdan bir yaprak çıkar. Yaprakların uzun kınları vardır. Buğdayın çiçekleri başak halindedir. Bir başak aslında küçük küçük birçok başakların bir araya toplanmasından meydana gelmiştir. Tozlaşma ayrı ayrı iki buğday bitkisi arasında olur. Hava çok nemli veya soğuk olursa döllenme olmaz. Çiçekler tane vermeden dökülürler.

Memleketimizde kavuzlu ve çıplak taneli olmak üzere başlıca iki cins buğday yetiştirilir. Kavuzlulardan «kaplıca buğdayı» ve «kızılca buğday» vardır. Çıplak tanelilerden de yumuşak ve sert buğdaylarla Polonya buğdayı meşhurdur. Bizde en çok sert buğday, sonra yumuşak buğday, en az da Polonya buğdayı yetiştirilir. Sert buğday Orta Anadolu ikliminde yetişir. Gluteni çok olduğundan makarna ve bulgur yapmaya elverişlidir. Yumuşak buğday daha çok Çukurova, Ege Bölgesi deniz iklimi olan yerlerde yetişir, unu ekmek yapmaya çok elverişlidir.

Advertisement

Buğdayın Beşiği Neresidir?

İnsanlık tarihinde buğdayın çok eski, eski olduğu kadar da çok geniş bir yeri vardır. Yapılan araştırmalar sonucunda Avrupa’da Cilalıtaş Çağı’nda buğday ve arpa tarımına başlandığı anlaşılmıştır. Türkistan’da Anav’da yapılan kazılarda bulunan buğday taneciklerinin M.Ö. 8.000 veya 3.000 yıl öncesine ait olduğu tahmin ediliyor. M.Ö. IV. yüzyılda Büyük İskender tarafından İran Sarayında bulunan bir kağıtta ordunun ihtiyacı için sarf ediien buğday unu; irmik ve arpadan bahsedilmekteydi. 1935-1936 yıllarında Alacahöyük’te yapılan kazılarda da buğdaya rastlanmıştır. Mısır mezarlarında da kaplıca buğdayı ile az miktarda da buğday bulunmuştur.

Bir kısım tarihçiler buğdayın menşei olarak eski Mezopotamya’yı gösterirler. Bunlar ilk medeniyetin doğduğu yer olarak da Mezopotamya’yı kabul ederler. Mezopotamya’da yerleşmiş ilk insanlar olan Sümerliler’in Orta Asya’dan geldikleri göz önünde bulundurulursa buğdayın beşiği olarak Ön ve Orta Asya gösterilebilir.

Advertisement

Leave A Reply