Falaka Nedir? Falaka Hakkında Hikaye

0
Advertisement

Falaka nedir? Falaka hakkında kısa bilgi ve falaka hakkında iki kısa hikaye

FalakaEskiden, dayağın bir eğitim yolu sayıldığı günlerde, ayak tabanlarına dayak atarken kullanılan bir alettir. Bununla atılan dayağa da “falaka” denir.
Falakanın iki parçası vardır. Bir parçası, hafifçe eğri kalınca bir sopadır, iki ucu gevşekçe bir kayış, ip veya fitille bağlıdır. Bu kayış veya fitil, ya da ip, cezaya çarptırılacak olan kimsenin ayaklarına geçirilir, falaka bir kere kendi etrafında çevrilerek ipin ayak bileklerini sımsıkı çemberlemesi sağlanır. Sonra iki kişi falakanın iki ucunu tutar. Üçüncü şahıs, yerde yatan adamın havaya kaldırılan çıplak tabanlarına değnekle vurmaya başlar.

Falaka, Osmanlılarda çok yaygın bir ceza aletiydi. Çok eski zamanlardan beri ctoplum hayatına girmiş önce belediye başkanları ve subaşılar (polis müdürleri) tarafından haksızlık eden esnafa, kadılarca da ceza hükmedilen sanıklara uygulanmıştır. Sonra mahalle okullarına girdi, çalışmayan çocukların cezalandırılmasında kullanıldı. Falaka, öğretmenin minderinin arkasında, duvarda asılı durur, bir tehdit aracı olurdu.

Ömer Seyfettin “Falaka” adlı hikaye kitabı ile, Ahmet Rasim “Falaka” adlı eseriyle, Reşat Nuri ve daha başka yazarlar çeşitli eserlerinde bu ceza aletinin çocuk ruhu üzerindeki yıkıcı etkisini anlatmışlardır. Falaka Cumhuriyet devriyle başlayan modern ve insanca yaşam hakkı ile birlikte tarihe karışmıştır.

Falaka Hakkında Hikayeler

Birinci Hikaye

Advertisement

Falakayla ilgili birçok hikayeler anlatılır. İşte bunların en tanınmışlarından ikisi:

IV. Murat, şiddet göstermekle meşhur bir padişahtı. Bir gün en yakın adamlarından birine kızmıştı :

— “Yıkın falakaya, vurun beş yüz değnek!…” diye emretti.

Bunun üzerine gözleri dehşetle büyüyen kabahatli: “Padişahım” dedi, “sen ya sayı bilmiyorsun, ya da hiç dayak yememişsin.

Advertisement

İkinci Hikaye

Padişaha, yakn paça bir adam getirdiler, Adam, bir dikiş iğnesini yere dikiyor, iki adım uzaktan bir başka iğneyi atarak öbürünün gözünden geçiriyordu, Padişah haznedarını çağırdı:

— “Verin şu hünerli adama beş yüz altın” dedi Sonra bostancıbaşıya emretti “Yıkın şunu yere, beş yüz değnek vurun!

Adamcağız şaşkına dönmüştü:

Advertisement

— “Padişahım” diyerek yere yüz sürdü, “beş yüz altını anladık ama, beş yüz değnek ne oluyor?

Padişah cevap verdi:

Beş yüz altın, kimsenin beceremiyeceği bir hüner elde ettiğin için… Beş yüz değnek de zekanı ve zamanını böyle saçma bir işe bağladığın için.

Advertisement

Yorum yapılmamış

Leave A Reply