Yumuşama Dönemi Nedir?

0
Advertisement

Soğuk savaş yumuşama dönemi nedir? Yumuşama dönemi anlamı, kökeni ve ortaya çıkışı, etkileri nelerdir, hakkında bilgi.

Soğuk Savaş

1962’de yapılan bu karikatür, Sovyetler Birliği’nden Nikita Khrushchev (solda) ve Amerika Başkanı John F. Kennedy’yi, her ikisinin de parmağı nükleer bombada gösteriyor.

Yumuşama Dönemi

• Yumuşama, soğuk savaş döneminde Doğu-Batı ilişkilerinde çatışma ve gerginliğin azaldığı tarihsel bir dönemi tanımlamak için de kullanılmaktadır.

• 1962 Küba Bunalımı’ndan sonra ABD ile SSCB’nin nükleer bir savaşın eşiğinden dönmesi iki devleti birbirlerine karşı gerginliği azaltıcı ve daha yumuşak bir siyaset izlemeye yöneltmiştir.

• Yumuşama son olarak, “görüşmeler çağı” denilen günümüzün temel özelliği ve çağdaş gelişmelerin doğal bir sonucu olarak da değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, “globalleşen bir dünyada uluslararası sistemin parçalarını oluşturan birimlerin, yeryüzünün neresinde olursa olsun çıkabilecek çatışmalar ve uzun süren anlaşmazlıkların küresel bir savaşa yol açabileceğinin bilincinde olarak daha tedbirli ve belli kurallara uygun hareket etmeleri” biçiminde tanımlanmaktadır.

• Yumuşama terimi ilk olarak Soğuk Savaş döneminde kullanılmıştır ve bloklar arasında karşılıklı “söz düellosu” vasıtasıyla savaş tehlikesinin azalmasını ve komünist ile komünist olmayan devletlerarasında siyasal, ekonomik, kültürel ve teknolojik anlaşmaların sayılarındaki artışı ifade etmek için kullanılmıştır.

Advertisement

a) Yumuşama’nın Etkileri

• Yumuşama Dönemiyle beraber Doğu ve Batı Avrupa devletleri arasında AGİK Görüşmeleri başlamış ve ilişkiler güçlenmiştir.

• ABD, SSCB’ye karşı denge unsuru sağlamak amacıyla Çin’le ilişkilerini güçlendirmiştir.

• ABD ile SSCB arasında nükleer savaş tehlikesini azaltmak amacıyla SALT ( Nükleer Silahları Sınırlandırın! Görüşmeleri) Görüşmeleri başlamıştır.

• Doğu ve Batı blokları dışında” Üçünçü Dünya Ülkeleri” denilen ülkelerin katılımıyla ” Bağlantısızlar Hareketi” ortaya çıkmıştır.Soğuk Savaş

Advertisement

b) ABD’nin Pekin Ziyareti

• Çin’in dış politikası hem SSCB hem de “ABD emperyalizmine” karşı çıkmak ve Üçüncü Dünya ülkeleri ile işbirliği yapmak çizgisini izliyordu.

• Aynı zamanda Çin, güneyinde ABD, kuzey ve kuzeybatısında ise SSCB’nin tehdidi altındaydı. SSCB’nin artan tehditlerine karşı ABD, güvenlik strateji dengesini kurmak için, Sovyet Rusya’ya karşı Çin’i kullanmak istemiştir.

• 1971’de Başkan Nixon’un ulusal güvenlik danışmanı Henry Kissinger’in Çin’e yaptığı tarihi ziyaret, iki ülke ilişkilerinin normalleşmesinin ilk adımını oluşturdu. Başkan Nixon’un 21-28 Şubat 1972’de yaptığı ziyaret ise iki ülkenin diplomatik ilişkileri olmadığı bir ortamda gerçekleşti.

c) Stratejik Silahlan Sınırlandırma Anlaşmaları ( SALT Görüşmeleri) (1963-1979)

• Küba Bunalımı’nda ortaya çıkan nükleer problemin tehlikesinin anlaşılması üzerine, bir daha böyle bir problemle karşılaşmamak için ABD ve Rusya Stratejik Silahlan Sınırlandırma Görüşmeleri 17 Kasım 1969’da
Helsinki’de. ( SALT-I) 26 Mayıs 1972 tarihli Moskova Anlaşması’nın yapılmasından altı ay sonra, 21 Kasım 1972’de Cenevre’de (SALT-II) olmak üzere iki ayrı görüşme yapılmış ve antlaşmalar imzalanmıştır.

Advertisement

• Daha sonra 1972 yılında Helsinki’de 35 devletin katılımıyla gerçekleşen Zirve Konferansı’nda aynı konuda görüşmeler yapılmış ve liderler; 1 Ağustos 1975 günü, uluslararası ilişkilerde temel barış ve işbirliğini kapsayan “Sonuç Belgesi”ni imzalamışlardır. Helsinki Konferansı’na katılan 35 devletin Dışişleri Bakanları, bu sonuç belgesi kararlarının sürekliliğini sağlamak amacıyla 6-9 Eylül 1983 tarihleri arasında Madrid’de toplandılar. Bakanlar, hazırlanan “Sonuç Belgesi” üzerinde görüşmeler yaptılar ve belgeyi imzaladılar.

d) Helsinki Nihai Senedi (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı) ( 1975)

• Batı Almanya’nın Doğu Almanya’yı tanıyan SSCB dışındaki Doğu Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini kesmesi

ve II. Dünya Savaşı sonrasında Polonya ve Çekoslovakya ile arasında ortaya çıkan sınırları tanımaması, Avrupa’daki istikrarsızlığın iki önemli unsurunu teşkil ediyordu.

• Batı Avrupa devletleri Avrupa güvenliği konusunda görüşmelere girişmeyi kabul etmiş, ancak buna paralel olarak “Karşılıklı ve Dengeli Kuvvet indirimleri” müzakerelerine de başlanması önerisinde bulunmuştur. Doğu Bloku’nun da bu öneriyi kabul etmesi üzerine, Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konferansı, 15 Ocak 1973 tarihinde Helsinki’de çalışmalarına başlamıştır. 1 Ağustos 1975’de Helsinki Nihai Senedi’nin (Sonuç Belgesi olarak da anılmaktadır) 33 Avrupa ülkesi (Arnavutluk hariç tüm Avrupa ülkeleri) ile ABD ve Kanada tarafından Devlet veya Hükümet Başkanları düzeyinde imzalanmasıyla hayata geçmiştir.

Advertisement

• Helsinki Nihai Senedi, II. Dünya Savaşı sonunda Avrupa’da oluşan sınırların ihlal edilmezliğini, dolayısıyla meşruluğunu tanımış, Batı Almanya’nın ısrarıyla, sınırların barışçı yoldan yer alması ilke itibariyle kabul edilmiştir.

• Helsinki Nihai Senedi’nin en dikkat çekici yönü, 35 imzacı devlet arasındaki ilişkilere rehberlik edecek 10 temel ilkenin ortaya konmasıdır. AGİK’in anayasası sayılan 10 ilke şunlardır:

– Egemen eşitlik ve egemenliğe saygı,

– Kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tehdidinden kaçınma,

Advertisement

– Sınırların ihlal edilmezliği,

– Devletlerin toprak bütünlüğünün korunması,

– Anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü,

– İçişlerine karışmama,

Advertisement

– insan hakları ve temel özgürlüklere saygı,

– Halkların eşit haklardan ve kendi kaderlerini tayin hakkından yararlanması,

– Devletler arasında işbirliği,

– Uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin iyi niyetle yerine getirilmesi.

Advertisement

Not: Nihai Senet, uluslararası hukuk açısından bağlayıcı bir belge olmayıp siyasi bağlayıcılığa sahip bulunmaktadır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?