2. Hüsrev Kimdir?

0
Advertisement

2. Hüsrev kimdir ve ne yapmıştır? 2. Hüsrev hayatı, biyografisi, Sasani hükümdarlığı dönemi hakkında bilgi.

2. Hüsrev

2. Hüsrev; Hüsrev Perviz (Farsçada “Muzaffer Hüsrev”) olarak da bilinir (ö. 628), 590-628 arasında Sasani hükümdarıdır. Sasani İmparatorluğu’nu en geniş sınırlarına ulaştırmış, sonunda Bizanslılara yenilince bir saray darbesiyle tahttan indirilerek idam edilmiştir.

İmparatorluğun yayılması. IV. Hürmüz’ün oğlu olan II. Hüsrev, 590’da bir kargaşa döneminde tahta çıktı. IV. Hürmüz’ün komutanlarından Behram Çubin, Lazika’da Bizans ordusuna yenilince hükümdarın açık hakaretine uğramış, ardından Hürmüz, kayınbiraderleri Bostam ve Bindoe’nin önderlik ettiği saray ayaklanmasında öldürülmüştü. Ayaklanma sırasında Behram Çubin, ordusunun tahta bağlı kalmayacağını ilan etmiş, yeni tahta çıkan Hüsrev’i Mezopotamya’ya kaçmak zorunda bırakmıştı. Hüsrev’ in peşine düşenler bir süre Bindoe’nin askeri taktikleriyle oyalandı ve sonunda Bizans imparatoru Mavrikios’un sağladığı askerlerle alt edildi. Behram Çubin de idam edildi.

Hüsrev kendini güvencede hissetmiyor, halk arasında da sevilmiyordu. Durumunu sağlamlaştırmak için önce babasının ölümüne karışanları, bu arada desteğinden yararlandığı Bindoe’yi saf dışı bıraktı, Bizanslılardan oluşan bir muhafız birliği kurdu. Mavrikios’un öldürülmesi (602), yerine geçen Phokas’ın da Behram Çubin’e karşı kendisine yardım eden Bizans kuvvetlerinin komutanı Narkes tarafından tanınmaması üzerine Hüsrev’in orduları Ermenilerin yaşadığı bölgelere ve Mezopotamya’ya girdi.

Advertisement

Mezopotamya’daki Bizans kuvvetleri güçsüzdü; kısa zamanda Dara (Abivard), Ami-da (bugün Diyarbakır) ve Edessa (bugün Şanlıurfa) kentleri düştü (604). Fırat’ı geçen Hüsrev, Hierapolis ve Beroia’yı (Halep) aldı. İç çekişmeler Bizans’ın doğu eyaletlerinin kolayca ele geçirilmesine olanak verdiğinden Orta Anadolu Sasani işgaline uğradı. Buralarda sürekli bir Sasani yönetimi ya da yerleşimi oluşturulmamakla birlikte 610’da imparator olan Herakleios’un barış isteği bile bu ilerleyişi durduramadı.

Mezopotamya 613’te Hüsrev’in en yetenekli komutanı Şahrbaraz tarafından ikinci kez istila edildi. Aynı yıl Şam alındı; 614’te de Kudüs düştü. Kutsal Kabir (İsa’nın Kabri) yıkıldı. Gerçek Haç Ktesiphon’a (Medain) taşındı. Hüsrev Hıristiyanlığa karşı hoşgörülüydü, ama Şahrbaraz, emrindeki Yahudilerin binlerce Hıristiyan tutsağa işkence etmelerine göz yumdu. 616’da İskenderiye fethedildi. 617’de uzun süredir Hüsrev’in komutanlarından Şahin’in kuşatması altında bulunan Khalkedon (bugün Kadıköy) ele geçirildi.

Herakleios bu fetih dalgasını 622-627 arasındaki bir dizi başarılı seferle tersine döndürdü. Denizde üstünlüğü koruduğundan gemilerle İssos’a (bugün İskenderun’da) ulaşarak Sasani ordusunu bozguna uğrattı. Kafkaslar’ın kuzeyindeki Hazar Krallığı ile ittifak yaparak 623’te Canzaca yakınında Hüsrev’in ordusunu yendi ve kenti yıktı. Kentteki ateşgede, ayrıca Zerdüşt dininin merkezi sayılan Urmiye Gölü yakınındaki tapınak da yıkıldı. Herakleios’un 624 ve 625’teki Kuzey Suriye ve Mezopotamya seferleriyle de Şahrbaraz’ın komutasındaki kuvvetler Saras Irmağında geri püskürtüldü.

Kuvvetlerini toplayan Hüsrev 626’da, o sırada Bizans’la arası bozuk olan Avarlarla ittifak yaptı. Aynı yıl bir orduyu Konstantinopolis’i (İstanbul) kuşatmaya, bir başkasını da Herakleios’la savaşmaya gönderdi. Konstantinopolis kuşatmaya dayandı ve Hüsrev’in komutanı Şahin yenildi. İkinci Sasani kuvveti de Herakleios’un 628’de, Hüsrev’in Ktesiphon’un 113 km kuzeyindeki konutu Destegırd’e saldırısı sonucunda saf dışı kaldı. Ninive yakınındaki önemli, ama sonuçsuz çarpışmadan sonra Bizans ordusu yeniden Destegird’e doğru ilerlemeye başlayınca Hüsrev kaçtı. Ama Şahrbaraz’ı yardıma çağıran mektuplarının ele geçirilmesine ve kuvvetlerini büyük ölçüde yitirmiş olmasına karşın barış koşullarını reddetti.

Advertisement

Hüsrev saygınlığını yitirmiş, üstelik hastalanmıştı. Şahrbaraz’ın idam, Şahin’in cesedinin de tahkir edilmesinin ardından sarayda çıkan ayaklanmada Hüsrev ölüme mahkûm edildi. İdamından önce vârisi ve en küçük oğlu Merdanşah gözlerinin önünde öldürüldü (628). En büyük oğlu Şiruye (II. Kavad) barışı kabul etti.

Kültürel ve ekonomik etkisi. II. Hüsrev gerçek bir sanat koruyucusuydu; gümüş işlemeciliği ve halı dokumacılığı onun hükümdarlığı döneminde doruğuna ulaştı. Kaynaklara Hüsrev Halısı “Hüsrev’in İlkbaharı” adıyla geçen bahçe desenli dev boyutlu bir halı bu döneme ait olmalıdır. Paris’te Ulusal Kütüphane’deki ince işçilikli gümüş tabağın da geleneksel av sırasında Hüsrev’i betimlediği sanılmaktadır. Pek çok uzman Tak-i Bostan’daki (Kirmanşah) mağaraları Hüsrev’in yaptırdığı, bunun da, o dönemde kayalarda kabartma heykel sanatının gelişmişliğini kanıtladığı kanısındadır. Kabartmalarda Hüsrev av sahnelerinde ve sarayının ünlü müzikçileri Barbad ile Sarkaş’ı anımsatan bir grup arpçıyı ayakta hareketsiz dinlerken görülmektedir. Dönemin mimarlığı konusunda bilinenler ise temelde Kasr-ı Şirin (Hanakin yakınları) ile yakındaki Havsk-Kuri’de bulunan İmirat-i Hüsrev adlı dev sarayın kalıntılarından kaynaklanır. Ürdün’de de, Amman’ın 20 km kadar güneyinde Hüsrev’e ait Meşetta Sarayı’nın kalıntıları vardır.

Savaş ganimetleri ve vergilerle büyük bir servet edinen Hüsrev’e binlerce fil, deve, at ve kadın verilmişti. 9. yüzyıl Arap tarihçisi Taberi’nin yazdığına göre yakut bacaklı altın bir tahtı, ayrıca yumuşak altından ve başka değişik madenlerden yapılmış ilginç eşyaları vardı. Hüsrev döneminde ticaretin yaygınlığına ve kişisel servetlerin büyüklüğüne karşın, ekonomi gelişmemişti. Tüccar da yüksek vergiler ve savaşların yol açtığı belirsizlik ortamından zarar görüyordu. Hüsrev, askeri bir aristokrasi yaratmakla hükümdarın otoritesini zayıflatmıştı. İdari reformları ve merkezi bürokrasisi de yerel hanedanları ve bunların ordularını güçsüzleştirerek ölümünden 12 yıl sonraki Arap istilasına direnme olasılığını ortadan kaldırdı. Daha 611’de Araplar Sasani ordusunu Zikar’da yenmişti. II. Hüsrev’in Suriye ve Kuzey Irak’taki Hıristiyan Arap devletlerini (Lahmiler ve Gassaniler) ortadan kaldırması da İran’ı Arap saldırısıyla karşı karşıya bırakan bir başka etmendi.

Hüsrev’in Ermeni olan karısı Şirin’e duyduğu aşk şairlere, özellikle de Nizami’nin Hüsrev ü Şirin’ine (1949) konu olmuştur.

Advertisement

Leave A Reply