Atatürk’ün Ölümü ve Sonrası

0

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Kasım 1938 tarihinde ölümünden sonra yaşananlar ile ilgili olarak detaylı bilgi veren sayfamız.

Atatürk'ün Ölümü ve Sonrası


Atatürk’ün Ölümü ve Sonrası

Anadolu’ya ayak bastığı günden itibaren Türk milletinin başında, onu şan ve şeref yollarında yürüten, yaptığı sayısız devrimlerle Türk milletini, Türkiye Cumhuriyetini uygar bir devlet İmaline getiren Cumhurbaşkanı Kemal Atatürk, 1938 yılında hastalandı.

O yaz İstanbul’da idi. Doktorlar kendisini devamlı bir surette tedavi ediyorlardı. Fakat Atatürk tutulduğu müthiş bir karaciğer hastalığının etkisiyle günden güne zayıflıyordu. Onun bu hali kendisini tedaviye çalışan doktorları korkutuyordu.

O yıl Cumhuriyetin 15. yıl dönümü büyük bir törenle kutlanacaktı. Atatürk hasta halinde bile bu büyük törenin en ince işlerine varıncaya kadar ilgileniyor, buyruklar ve direktifler veriyordu. O bayram onun hastalığı yüzünden pek neşesiz geçti. Türk milleti, Atatürk’ün hastalığını duymuş, fakat derecesini anlayamamıştı. Hükümet, milleti heyecana düşürmemek için halka bu konuda esaslı bir bilgi veremiyordu.

Atatürk’ün hastalığı Haberleri

Atatürk’ün hastalığı hakkında ilk resmi haberler 8 kasım salı gününden itibaren verilmeye başlandı. Bu kötü haberler, bütün milleti ve dünyayı onunla çok yakından ilgilendirmeye başladı. Ayın dokuzuncu günü verilen haberler daha ümitsizdi.


İstanbul halkı, kendilerinin misafiri olan bu büyük adamın içlerinde hasta yatmasından dolayı büyük bir neşesizlik içindeydi.

Atatürk'ün Cenazesi

Nihayet aylardan beri Dolmabahçe sarayının, üstünde dalgalanan Cumhurbaşkanlığı arması 10 kasım perşembe günü saat 9,05’te birdenbire yarıya indi. Bu o büyük adamın artık hayata gözlerini yumduğuna işaretti.

Atatürk’ün ölümü haberi İstanbul’da büyük bir şaşkınlık ve durgunluk yarattı. Kimse onun bu kadar çabuk ve herkes gibi öleceğine inanmıyordu. Bir süre sonra bütün halk ve öğrenciler sokaklara fırladılar. Herkes ağlıyordu. Bütün sinemalar, tiyatrolar, eğlence yerleri derhal kapandı. Halk derin bir üzüntü içindeydi, İstanbul’un semasını acı bir yas havası kaplamıştı. O gün öğle üzeri Ankara radyosu Atatürk’ün acı ölüm haberini bütün memlekete ve dünyaya yaydıktan sonra sustu.


Hükümet, Atatürk’ün ölümü üzerine Türk milletine resmi bir bildiri yayınladı. Teşkilât-ı Esasiye (Anayasa) Kanununa göre TBMM Başkanı Cumhurbaşkanı vekili oldu. Cumhurbaşkanı vekili o gün yayınladığı bir bildiriyle TBMM üyelerini 11 kasım günü Ankara’da olağanüstü bir toplantıya çağırdı.

Atatürk'ün Cenazesi

11 Kasım 1938

11 Kasım cuma günü toplanan Büyük Millet Meclisi, Malatya milletvekili İsmet İnönü’yü tam oyla ikinci cumhurbaşkanlığına seçti. Yeni hükümet kuruldu. Bundan sonra Atatürk’ün cenaze töreni için geniş bir hazırlık başladı.

Atatürk’ün cenazesi tahnit edilerek Dolmabahçe sarayının tören salonuna kondu. Başucuna CHP’nin altı okunu gösterir altı meşale yakıldı. Başlarında bir general bulunan askeri bir heyet cenazenin başında saygı nöbeti bekledi. Bütün İstanbul halkı, genç, ihtiyar, çocuk ve kadın herkes, günlerce onun önünde göz yaşları ve hıçkırıklar içinde ağladı. Büyük bir huşu içinde saygı geçişi yaptı.

Atatürk’ün Cenazesi

Atatürk’ün cenazesi kasımın 19. gününe kadar İstanbul’da kaldı. O gün İstanbul’un daha bir örneğini görmediği büyük bir cenaze töreni yapıldı. Sokaklar daha gece yarısından insanlarla dolmuştu. Herkes O’nu son bir defa daha görmek, arkasından doya doya ağlamak istiyordu.

Türk bayrağına sarılı tabutu, Dolmabahçe sarayının büyük salonunda generallerin elleri üzerinde çıkarıldı. Üç çift yağız atın çektiği bir top arabasına konarak etrafına generaller geçti. Tabutun arkasından Başbakan Celal Bayar, Atatürk’ü candan sevenlerden eski Afgan kralı Amanullah Han yürüyorlardı, bunların arkasından da büyük devlet memurları, öğrenciler ve yüz binlerce halk geliyordu.


Atatürk'ün Cenazesi

Cenaze, Gülhane parkı rıhtımında Zafer torpidosuna yükletildi. Zafer, büyük emanetini biraz ileride duran Yavuz zırhlısına teslim etti. Cenaze Yavuz’la İzmit’e kadar götürüldü. Orada özel bir trene konarak Ankara’ya taşındı. Tren yolu üzerindeki bütün şehirler ve köyler yollara dökülerek Ata’larını selamladılar.

Cenazeyi taşıyan tren, Ankara garında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bakanlar, mebuslar, Mareşal Fevzi Çakmak ve çok kalabalık bir halk tarafından büyük bir törenle karşılandı. Tabut TBMM önünde hazırlanan katafalka kondu, İstanbul’da olduğu gibi Ankara’da da halk Atatürk’ün cenazesi önünde büyük bir saygı geçidi yaptı.

21 Kasım 1938

Atatürk’ün ölümü bütün dünyada büyük bir keder uyandırmıştı. Bütün devletler Türk milletine bu büyük kaybından ötürü baş sağlığı dilediler. Yasımıza candan ortak oldular. Radyolarında, gazetelerinde Atatürk’ten bahsettiler. O’nun insanlık ve uygarlık yolundaki büyük hizmetlerini anlattılar. Üstelik O’nun 21 kasım 1938’de Ankara’da yapılacak olan büyük cenaze törenine katılmak üzere askerî ve sivil heyetler gönderdiler.

21 kasım pazartesi günü sabahleyin büyük cenaze töreni başladı. Ankara’ya gelen yabancı devletlere ait saygı kıtaları Atatürk’ün tabutu önünden geçerken ona karşı olan saygılarını pek soylu bir surette gösterdiler. Geçit resminden sonra tabut gene bir top arabasına konarak arkasında Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, bakanlar, elçiler, yabancı heyetler olduğu halde Etnografya müzesine götürüldü. Oradaki geçici kabrine kondu. 10 Kasim 1945 tarihinde, onun için yapılan Anıtkabir’e yerleştirildi.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?