Hz. Ali Hayatı

0

Dört halifeden biri, Peygamber efendimizin amcaoğlu ve damadı olan Hz. Ali’nin hayatı, biyografisi, halifelik dönemi hakkında bilgi.

Hz. Ali; 4. halifedir (Mekke 598-KÛfe 661).
Asıl adı Ali bin Ebu Talip.
Halifelik dönemi: 656-661.

Advertisement

Mekkeli Kureyş kabilesinin Haşimoğulları (Haşimi) ailesinden kısaca Ebu Talip diye anılan ve Hz. Muhammed‘in amcası olan Abdülmuttalip bin Abdülmenaf ile Eset kızı Fatma’nın oğlu, Hz. Muhammed‘in amcasıoğlu ve damadıdır. Doğduğunda babası iş nedeniyle Mekke dışında olduğundan annesi ona Eset ya da Haydar adını koydu, fakat babası dönünce Ali adı verildi. O dönem Araplarında kendi adından başka bir kimlik (künye) adı taşımak gelenekti. Bu gelenek gereğince babasınınki Ebu Talip olduğu gibi Ali’nin kimliği (künyesi) de Ebu Hasan idi. Ayrıca Hz. Muhammed‘in verdiği Ebu Turab, annesinin koyduğu adlardan ötürü Alevilerce Haydar, Esedullah (Tanrının Aslanı), Murtaza (Razı olan), Kuran’da geçen Seyfullah (Tanrının Kılıcı), yaygın biçimde kullanılan Emirül Müminin (İnananların Emiri) gibi takma adlarla anılır.

Ailesinin yeterince varlıklı olmaması nedeniyle Ali’yi Hz. Muhammed yanına alıp büyüttü. Hz. Ali, Hz. Muhammed‘in Peygamberliğini kabul edip Müslüman olanlardan, Peygamberin eşi Hatice ile birlikte ya da ondan sonraki üç kişiden biridir. Bir söylentiye göre kendisi. “Peygambere peygamberlik pazartesi günü geldi, ben salı günü Müslüman oldum” demiştir. Aşere-i Mübeşşere (Cennete gidecekleri yaşarken müjdelenen on kişi) arasındadır. Hz. Muhammed‘in amcasıoğlu ve damadı olmasından başka mektupçusu ve Vahiy Kâtibi idi (inen ayetleri yazan).

Hz. Muhammed Mekke’den Medine’ye göç ederken, ayrıldığını gizlemek ve üzerindeki birtakım emanetleri sahiplerine iletmesi için Hz. Ali’yi seçti. Mekkeli karşıtları Hz. Muhammed‘i öldürmeye geldiklerinde onun yatağında Ali’yi buldular. Hz. Ali Hicret’in birinci yılının (622) Muharrem ayında Hz. Muhammed‘in kızı Fatma ile evlendi. Medine’de Müslümanların Mekkeliler-le ilk savaşında (623) Peygamberin sancağını o taşıdı. Tebük dışında Peygamberin bütün savaşlarına katıldı ve en yakınında bulundu. Bedir ve Uhut savaşlarında yürekliliği, kılıç gücü, yararlılıkları ve özverisiyle öne çıktı, Müslüman güçleri birleştirdi ve kazanılan zaferlerin baş öğesi oldu. Fadek Bölgesi’ndeki Beni Sa’d adlı Yahudi kabilesi üzerine düzenlenen akında (627), Mekke’nin alınışında (628), Tay kabilesiyle yapılan savaşta, Medine yöresinin alınmasında vb görevli, komutan ve savaşçı olarak üstün kahramanlıklar gösterdi. Katılmadığı Tebük Seferi’nde Medine’de Hz. Muhammed‘ in yerine vekil kaldı (630). Mekkelilerle yapılan Hudeybiye Barışı’nda anlaşma belgesini Hz. Ali yazdı, Kâbe’yi putlardan temizlerken de Hz. Muhammed’in yanındaydı. Son Hac’da da Yemen çevresindeki görevini bırakıp yanında bulunması için Peygamber Hz. Ali’yi çağırdı, son günlerinde yanından ayırmadı.

Hz. Muhammed‘in ölümünden sonra her halife seçiminde Hz. Ali, halifeliğin kendi hakkı olduğu, ötekilerin halifeliğini tanımaması yolundaki önerileri geri çevirdi; Ebubekir, Ömer ve Osman’a biat ederek çıkabilecek kargaşayı önledi. Ömer döneminde kadılık görevini üstlendi, Medine’den ayrılışında Ömer’e vekillik etti, Hicret’in takvim başlangıcı olmasını önerdi. Osman döneminde kadılığın yanı sıra eğitim-öğretim işlerini de üzerine aldı, halifeyle şikâyetçiler ya da başkaldıranlar arasında aracılık etti. Hz. Ali halifeliği, Osman’ın öldürülmesinden bir hafta sonra kabul etti (24 Haziran 656). Biat töreni Hz. Muhammed’in mescidinde yapıldı. O sırada Basra’da bulunan Hz. Muhammed‘in eşi Ayşe, Osman’ı öldürenlerin bulunup öldürülmesi gerekçesiyle Ali’ye biat etmedi. Önce biat eden Talha ve Zübeyr de sonradan Ayşe’ye katıldılar. Bu arada Şam Valisi Muaviye de Hz. Ali’ye başkaldırdı. Hz. Ali kendine bağlı güçlerle önce Basra üzerine yürüyüp Ayşe, Talha ve Zübeyr’in yönettiği karşıt güçleri Hureybe’de yendi (Ayşe bir deve üzerinde savaşa katıldığından Cemel Olayı denen bu savaşta Ayşe yanlısı 14 bin kişi öldü). Ayşe ile yanındaki kadınlar Mekke’ye gönderildi. Hz. Ali hazinedeki parayı halka dağıttı. Bu önemli zaferden sonra Muaviye’nin üzerine yürüyen Hz. Ali, Küfe ve Medain’e gitti, Rakka’da Fırat’ ı geçip Sıffin Ovası’nda Muaviye’nin ordusu ile karşılaştı (657). Savaşı Hz. Ali’nin ordusu kazanmak üzereyken Amr ibn-ül As’ın önerisiyle Muaviye’ nin ordusu ünlü hileye başvurdu: Askerler mızraklarına Kuran sayfalarını takarak “Hakem Kuran’dır” diye bağrıştılar. Hz. Ali de, Muaviye’nin anlaşmazlığın iki taraftan seçilecek birer hakem arasında görüşülüp çözümlenmesi önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Muaviye hakem olarak Amr ibn-ül As’ı, Ali de çevresinin baskısıyla Ebu Musa El-Aşari’yi seçti. Sorunun çözümünü iki hakeme bırakarak kendisi Kûfe’ye çekildi. Amr ibn-ül As, Osman’ın öldürülmesinden Ali’yi sorumlu tuttu. Muaviye’nin haklı olduğu ve Ali’nin halifeliğinin geçerli olmadığı konusunda Ebu Musa’yı kandırdı. Damadı Abdullah bin Ömer’in halife olabileceğini sanan Ebu Musa, böylece Hz. Ali’nin halifelikten düşürülmesini kabul etti (658), Amr ibn-ül As da Muaviye’yi halife ilan etti. Bu olay Müslümanları üçe böldü: Ali ve Muaviye yanlılarıyla Hariciler. Böyle bir sorunun hakem kararıyla çözülemeyeceğini ve hakem seçmeye razı olan iki tarafın da kâfir olduğunu savunan Hariciler, Halifeliğe karşı ayaklandılar. Hz. Ali, Hariciler üzerine yürüyerek Nehrevan’da çoğunu kılıçtan geçirdiyse de Muaviye’nin Mısır yönetimini ele geçirmesini ve Kudüs’te kendini halife ilan etmesini önleyemedi. Muaviye’nin üzerine sefer hazırlığı içindeyken Kûfe’de camide Abdurrahman bin Mülcem adlı bir Harici gönüllüsünün saldırısına uğrayan Hz. Ali, başından aldığı zehirli kılıç yarasıyla 2-3 gün sonra öldü. Gömüldüğü yerde sonradan Necef Kenti kuruldu. Bugün o bölgeye Meşhed-i Ali denir.

Advertisement

Hz. Ali 4 yıl, 8 ay, 25 gün halifelik yaptı. Fatma’dan sonra evlendiği eşlerinden doğanlarla birlikte 15 oğlu, 17 kızı oldu. Kızlarından Ümmü Gülsüm Hz. Ömer ile evlendi. Oğullarından Hasan ve Hüseyin, Hz. Muhammed‘in torunlarıydılar. Muhammed Hanefi ise birçok halk öyküsünün kahramanı oldu. Günümüze kalan tanıklıklara göre Hz. Ali, koyu esmer benizli, şehla gözlü, iri göbekli, kısaca boylu, dökük saçlı, gür ve ak sakallı (bazen kına yakardı), gülümserken dişleri görünen, güzel yüzlü bir insandı. İyiliksever ve cömertti (öldüğünde bıraktığı varlık yalnızca 600 dirhemdi). Şakacıydı, nükteli konuşurdu. Güzel söz ve güzel yazının ustasıydı. İslâm hukukunun da kurucusu kabul edilir. Gerçek hadis kitaplarında yer alan Peygamber sözlerinden 586’sı ondan derlenmiştir. Şiirlerinden oluşan bir Hz. Ali Divanı vardır. Hutbe ve konuşmaları Nehcul Belegat kitabında toplanmıştır.


Leave A Reply