Kanun-i Esasi Nedir? Kanuni Esasi’nin Temel Özellikleri, Önemli Maddeleri

0

Kanun-i Esasi nedir, ne zaman ve neden yürürlüğe girmiştir? Kanun-i Esasi’nin özellikleri nelerdir? Kanuni Esasi önemli maddeleri ile bu maddelerin açıklamaları

Kanun-i Esasi

Kanun-i Esasi, Türk tarihinin ilk anayasasıdır. 1876 Anayasası, Kânûn-ı Esâsî çeviri olarak “temel kanun” ya da “anayasa” anlamına gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk ve son anayasasıdır. 23 Aralık 1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamid tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda yeniden yürürlüğe girmiştir. 1921 Anayasası’nın (Teşkîlât-ı Esâsîye Kanunu) kabul edildiği 20 Ocak 1921 tarihi ile 1924 Anayasası’nın yürürlüğe girdiği 24 Mayıs 1924 tarihi arasında ise kısmen yürürlükte kalmıştır. Bu anayasa, Prusya ve Belçika anayasaları incelenerek bir heyet tarafından düzenlenmiştir. Padişahın yetkilerinin Mebusan Meclisi’nden üstün tutulması, demokrasi kavramlarıyla bağdaşmamıştır.

Advertisement
Kanun-i_Esasi

Kaynak: commons.wikimedia.org

II. Abdülhamit, 1877 – 1878 yılları arasındaki Osmanlı – Rus Savaşı sonrasında Kanun-i Esasi’nin kendisine verdiği yetkiyi kullanarak meclisi kapatmıştır (1878). Bu kararın alınmasında, savaş sırasında Meclis’in etnik yapısının çalışmaları aksatması da etkili olmuştur.

I. Meşrutiyetin sona erdirilmesinden, 1908’de II. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen dönemde II. Abdülhamit, ülkeyi baskıcı bir yönetim anlayışıyla yönetmiştir.

Bunun yanında bu dönemde matbaalar çoğalmış, kitap basımı ve tercüme faaliyetleri hızlanmış, yeni okullar açılmıştır.

Yine aynı dönemde Bağdat ve Hicaz demiryolları işletmeye açılmıştır. Böylece ülkenin çok uzak bölgelerinde de merkezi yönetimin güçlendirilmesine çalışılmıştır.

Advertisement

Kanun-i Esasi’nin Bazı Maddeleri

  • Saltanat ve hilafet hakkı ve makamı Osmanoğulları soyunun en büyük erkek evladına aittir. Bu madde, Osmanlı hanedanının yönetim yetkisinin devam ettirildiğinin ve Meşrutiyet yönetiminin aslında monarşik karakter taşıdığının göstergesidir.
  • Devletin dini İslam’dır. Yasalar dini hükümlere aykırı olamaz. Bu madde Osmanlı anayasasının teokratik ağırlıklı bir yapıya sahip olduğunu gösterir.
  • Yasama görevi, Ayan Meclisi ve Mebusan Meclisi’ne verilmiştir.
  • Ayan Meclisi üyeleri padişah tarafından ölünceye kadar tayin edilebilecektir. Mebusan Meclisi’nin üyeleri ise dört yılda bir yapılan seçimle her elli bin Osmanlı erkeğinin seçeceği milletvekillerinden oluşacaktır.
  • Böylece hem Müslüman halk, hem de Gayrimüslim halk ilk kez seçme ve seçilme hakkına sahip olmuştur.
  • Böylece Osmanlı Devletinde parlamenter sisteme geçilmiştir.
  • Yürütme yetkisi; başında padişahın bulunduğu Bakanlar Kurulu’na (Heyet-i Vükela’ya) verilmiştir.
  • Kanun teklifini sadece hükümet yapabilecektir.
  • Bakanlar Kurulu’nun başkanını ve bakanlarını padişah seçer, atar ve gerektiğinde azleder. Bu maddeler, yönetimde Padişahın seçtiği Ayan Meclisi’nin üstün tutulmasını sağlamıştır. Bu durum, Mebuslar Meclisi’nin etkinliğini azaltmış ve bir danışma meclisi durumuna düşürmüştür. Böylece ülke yönetiminde Padişahın otoritesi devam ettirilmiştir.
  • Mebuslar Meclisi’nin başkanını ve iki yardımcısını meclisin gösterdiği adaylar arasından padişah seçer.
  • Mebusan Meclisi’ni açmak ve kapatmak yetkisi padişaha aittir.
  • Hükümet meclise karşı değil, padişaha karşı sorumlu olacaktır. Bu maddeler, padişahın yetkilerinin milli iradenin üstünde tutulduğunun göstergesidir.
  • Anayasa’da öğrenim özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve konut dokunulmazlığı, din ve basın özgürlüğü, vergi eşitliği, yasal eşitlik gibi temel haklar belirtilmiştir.
  • Padişah, devlet güvenliğini bozduğu gerekçesiyle polis araştırması yaptırma ve sonunda suçlu görülen kişileri sürgüne gönderme hakkına sahiptir. Böylece Padişahın yüksek otoritesi devam ettirilmiştir.


Leave A Reply