Knut Hamsun Kimdir? Norveçli Yazarın Hayatı ve Eserleri Hakkında Bilgi

0

Knut Hamsun Kimdir? Knut Hamsun hayatı, biyografisi, eserleri, kitapları ile ilgili bilgilerin yer aldığı yazımız. Açlık ve Dünya Nimeti kitap özeti.

Knut Hamsun

Knut Hamsun

Knut Hamsun Kimdir?

Knut Hamsun (4 Ağustos 1859, Lom, Norveç – 19 Şubat 1952, Grimstad, Norveç)

Ünlü bir Norveçli yazardır. Fakir bir ailenin çocuğu idi. Küçük yaşta hayatını kazanmak için çalışmak zorunda kaldı. Ancak okuma-yazmayı öğrenecek kadar öğrenim yapabilmişti. On dokuz yaşında bir ayakkabıcının yanında çıraklık ederken yazı yazmaya başladı. On yıl çeşitli işleri geçimini sağlayıp bir yandan da kültürünü artırmaya çalıştı. Bir kere de Amerika’ya gidip orada çalışmayı denedi. Bu arada Chicago’da otobüs biletçiliği yapmaya başlamıştı. Fakat yolculara bilet verecek yerde roman okumaya dalıp işini unutunca kovuldu.

Yıllarca süren bu köksüz hayat Knut Hamsun’a pek çok şey öğretmişti. Fakir insanların nasıl yaşadıklarını, dertlerini, sevinçlerini iyi biliyordu. Doğaya ve insanlığa karşı sonsuz bir sevgi besliyordu. 1888’de «Açlık» adındaki romanı Danimarka’da yayınlanan dergilerden birinde tefrika edildi. Daha ilk sayılarda eser geniş ilgi toplamıştı. Knut Hamsun bu romanı sayesinde devrinin tanınmış yazarları arasına giriverdi.

Knut Hamsun’un eserlerinde Nietsche ile Strindberg’in etkileri açıkça görülür. Yazar ruh tahlillerine fazla önem verir. Eserlerinin hemen hepsinde kendisinden bahseder, göçebelik günlerinin maceralarını anlatır. «Açlık» tan sonra en çok beğenilen iki eseri «Toprağın Gelişmesi» ile «Kuyudaki Kadın» dır. Yazar 1920’de Nobel Edebiyat Ödülünü kazanmıştır.

Gençlik yıllarını gayet hareketli geçiren Knut Hamsun yaşlandıkça sessizlikten, yalnızlıktan hoşlanmaya başlamıştı. Noerhomen adında küçük bir balıkçı kasabasına yerleşti, yıllarca orada oturdu. Çalıştığı zamanlar hiç kimsenin yüzünü görmek istemezdi. Bu yüzden, yazı yazmaya başlayacağı vakitler evini bırakır, bir otel odasına kapanırdı. Yetmiş yaşına bastığı gün Norveç Edebiyatçılar Derneği kendisine bir gümüş kupa hediye etmek istedi. Fakat yazar böyle şeylerden hiç hoşlanmıyordu. Dernek üyelerine kupayı başkalarına vermelerini rica etti.

Norveç’in Alman işgali altında olduğu yıllarda Knut Hamsun’un Almanlar’dan yana konuşması yazarın itibarını biraz düşürmüştü, hatta vatana ihanet suçundan yargılanması bile istendiyse de artık yaşı çok ilerlemişti, kendi haline bırakılmasını isteyenler çoğunluktaydı. Yazarı yalnızca para cezasına mahkûm ettiler. 1947’deki bu olaydan sonra Knut Hamsun ancak beş yıl daha yaşadı.

1920 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı, uygarlığın getirdiği ters değerlere, bozulan yaşam düzenine karşı kırsal yaşamı yüceltirken kendisini Nazi anlayışına yakın buldu (1930). Norveç’e giren Almanlarla işbirliği yaptığı için savaştan sonra tutuklanıp suçlandıysa da yaşının geçkinliği onu para cezasıyla kurtardı.

knut hamsun

Kaynak: wikipedia.org

Başlıca eserleri:

Nysterier (Gizemler) 1892, Pan (1894), Victoria (1898), Sonbahar Yıldızları Altında (Under Hostsjeruen) 1907, Benoni (1908), Rosa (1908), Bernfav Tilden (Çağlarının Çocukları) 1913, Segelfoss by (S. Kasabası) 1915, Dünya Nimeti (Markens Grade) 1917, Koneme Vedvandpossen (Çeşme Başında Kadınlar) 1920, Göçebe (Landsrykerere) 1927, August (1930), Men Livet Lever (Ama Yaşam Sürüyor) 1933, Ringen Slutet (Çember Kapandı) 1936. Birkaç oyunu varsa da, öykü ve romanlarının yanında sönük kalmıştır. Şiirleri: Det Vilde Kor (Yabanıl Yürek) 1904.

Başlıca eserlerinin özetleri:
Açlık,

üne kavuşturan ilk romanıdır. Konu, Knut Hamsun‘un iş ve ekmek arayışıyla Amerika’ya iki kez yaptığı yolculuk öncelerindeki sıkıntılar dönemini yansıtır; kaçınılmaz bir biçimde öz-yaşam öğelerini taşır. Eser, yazılarından geçim bekleyen ve ummadığı bir darlığa düşen onurlu bir aydının yoksunluklarını, bekleyiş içindeyken düştüğü umarsız yalnızlığı, açlığın düşündürdüğü en olmaz olasılıkları, kişinin yavaş yavaş onurundan da özveride bulunarak içgüdüsel gereksinimlerini karşılamak için başvurduğu ahlak dışı yordamları dile getirir.

Eser, bir gemide iş bulan anlatıcının, kendisine acımakta geç kalan kadın arkadaşından gelen parayı bencil otelci kadına fırlatıp o kentten ayrılmasıyla sonuçlanır. Aslında önemli olan öyküyü anlatan kişinin başından geçen tekil olaylar değil, açlık olgusunu son derece etkili bir biçimde betimleyen yazarın gücüdür.

Dünya Nimeti,

Kuzey Norveç’in ıssız bölgelerinde emek karşılığı hükümetçe dağıtılan ham topraklara yerleşen İsak, çalışmayı ibadet değerinde sayan tutumuyla çevresini yeşertir, rastlantıyla tanıştığı İnger ile birleşerek verimli ve yeterli bir çiftliğe sahip olur (Sellenraa). Sağlıklı iki erkek çocuktan sonra doğurduğu dudağı yarık kızını, kendi kötü yazgısını çekmemesi için ortadan kaldıran İnger, cezasını hapishanede çekerken, kent yaşamının bütün kötü eğilimlerini edinirse de toprağına dönünce hepsinden kurtulur.

Büyük oğul başarısız bir ticaret girişiminden sonra Amerika’ya yollanır; babasının izinde giden küçük oğul Sivert, dünya nimeti olan topraklarının yönetimini üstlenirken yaşlı ana babasına dirlik sağlar. İsak ile İnger’in gittikçe yerleşime açılan-toprak komşularını da yan çizgide sergileyen roman, Voltaire‘in Candide’ini sonuçlandıran ilkeyi tez yapmış gibidir: “Il faut planter notre jardin: Bahçemizi ekip biçmeliyiz.”


Leave A Reply