Nicolas de Staël Kimdir? Hayatı ve Eserleri

0

Nicolas de Staël kimdir? Nicolas de Staël hayatı, biyografisi, eserleri ve tabloları hakkında bilgi.

Nicolas de StaëlNicolas de Staël; Rus asıllı Fransız ressamıdır (Petersburg, 1914-Antibes, 1955).

Advertisement

Soylu ve yüksek rütbeli bir askerin oğlu olan Nicolas de Staël’in ailesi Ekim 1917 Devrimi sırasında Rusya’dan kaçmıştı. Sekiz yaşında anasız babasız kalan küçük Nicolas, Rus göçmen çocuklarının okuduğu bir Cizvit kolejine verildi.

SIKINTILI YILLAR

Nicolas de Staël 1932’de Brüksel’deki Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi. Hollanda’ya yaptığı bir yolculuk sıra-
sında Rembrandt ve Hercules Seghers’ten büyük ölçüde etkilendi. Bir yd sonra Paris’e ilk gidişinde izlenimcilik akımını ve Cézanne, Braque, Sou-tine gibi ressamların çalışmalarını yakından tanıma fırsatını buldu. 1933’ten 1935’e kadar bisikletle Fransa, İspanya ve İtalya’yı dolaştı, ardından Fas ve Cezayir’e gitti (1936) ve orada desen çizmeye, doğadan esinlenerek resim yapmaya başladı. 1938’de Paris’e yerleşti, savaş başlayınca da Yabancılar lejyonuna katıldı. 1940’ta terhis olduktan sonra Nice’e gitti ve orada, birkaç natürmortun yanı sıra, modelliğini arkadaşı Jeannine Guillou’nun yaptığı bir dizi portre gerçekleştirdi. Daha o tarihlerde bile, sanatçı büyük maddi sıkıntılar içindeydi. 1943 sonbaharında yeniden Paris’e yerleşti. Kendisini destekleyen Jeanne Bucher, desenlerinden bazılarını satın aldı, ayrıca kendi sorumluluğuna verilmiş olan harap bir özel konakta sanatçının oturmasını sağladı.

1944-1946 yılları, sanatçının arayış ve kararsızlık içinde geçirdiği ve birçok yoksunlukla karşı karşıya kaldığı hüzünlü yıllar oldu; bu süre içinde çok az sergi açtı ve bunlarla (Şubat 1945’te Jeanne Bûcher galerisinde düzenlenen sergi dışında) pek ilgi topla-yamadı; bu arada Campagne-Première sokağındaki bir hizmetçi odasına taşınmıştı; Jeannine’m hastalığı ve ölümü sanatçı için büyük darbe oldu.

Advertisement

TİTİZ BİR RESSAM

Nicolas de Staël’in yapıtları, soyutlamacılık olarak adlandırılan akımın en yoğun anlatımı ve en özgün örneği olarak, 1947’de yerleşmiş olduğu Gauguet sokağındaki geniş atölyesinde sürdürdüğü çalışmalarla oluşmaya başladı. Sanatçının bu üslup yönelişi, kimi zaman bireşimsel, kimi zaman çözümleyici bir biçimde kendini belli ediyor ve gerçeğe yapılan başvurularda, bütün dereceleri sunuyordu: Bunlarda apaçıklıktan (Müzikçiler, Sidney Bechet’nin Anısı, 1952) çözümlenemeyen bir telmihe (Agrigente, 1954) kadar bütün evrelere rastlamak olasılığı vardı. Sanatçı, Françoise Chapouton’la evlendiği sıralarda (1947) Jacques Dubourg’la tanıştı. Dubourg, Haziran 1950’de ressamın yapıtlarını büyük bir sergiyle halka sundu; bundan yaklaşık birkaç ay önce de Theodore Schempp, New York’ta bir sergi düzenlemişti. Ressamın sağladığı başarı, sanatına karşı gösterdiği aşırı titizliği azaltmadığı gibi son derece artırdı. Yapmış olduğu tahta üstüne on beş gravür ve bir litografya çalışmasıyla da Nicolas de Staël 1951’de René Char’ın Şiirler ‘ini resimledi. 195 2’de izlemiş olduğu gece yapılan uluslararası bir futbol maçını resme aktarması sanatçının yapıtlarının evriminde önemli bir evreyi oluşturur.

Ressam aynı temayı, çok yoğun renkler kullanarak oluşturduğu bir dizi tuvalde (Büyük Futbolcular ve Küçük Futbolcular, 1952) yeniden ele aldı. Aynı yıl çok güzel kompozisyonlarından biri olan Damlar ‘ı (Paris, Art Moderne Müzesi) gerçekleştirdi. Bu tarihten sonra, giderek telmihe daha az yer veren yapıtlarında gerçeğe başvurma olgusu çok daha belirgin, konu çok daha açıktı (Şişeler, 1953; Ayakta Duran Çıplak Adam, 1953).

1953’te New York’a giden Nicolas de Staël’in bu kentteki Knoedler galerisinde önemli bir sergisi açıldı. Aynı yılın sonbahar aylarında sanatçı Vaucluse’de (Fransa) eski bir tahkimli şato satın aldı. Burada resim yaptı, desen çizdi, kendim yoğun çalışmaya vererek kolajlar gerçekleştirdi. İlk yapıtlarının başlıca özelliğini oluşturan kaim boya tabakasının yerini giderek daha ince bir resim gereci almaya başlamıştı, son yapıtlarındaysa ressam bunun yerine çok daha akışkan, daha sulu bir madde kullandı. 1954 Eylülünde artık yorgun düşen ve kendini sinirsel açıdan çökmüş hisseden Nicolas de Stael, Antibes’de denize karşı yapılmış bir evin en üst katında oturmaya başladı. Ve yaşamına da, kendini atölyesinin penceresinden atarak, burada son verdi; bu hareketi hiçbir zaman anlaşılamadı, çünkü o tarihlerde dehasının ve başarısının doruk noktasına ulaşmıştı. Nicolas de Stael’in çağdaş sanat üstüne olan etkisi, günümüzde herkes tarafından kabul edilmektedir.

Advertisement


Leave A Reply