Ömer Seyfettin Edebi Kişiliği, Eserleri, Kitaplarının Konuları ve Hikayeleri

0

Ömer Seyfettin’in edebi kişiliği, edebiyat özellikleri nelerdir? Ömer Seyfettin ve eserlerinin Edebiyatımızdaki yeri hakkında bilgi.

Ömer Seyfettin

Advertisement

Ömer Seyfettin Edebi Kişiliği

Ömer Seyfettin, edebiyatımızda “küçük hikaye” nin kurucusudur. O, ilk hikayelerini Harp Okulu ‘nun ikinci sınıfındayken yazmaya başladı. Asıl eserlerinin dörtte üçünü ise, 1917 ile 1920 yılları arasında verdi. Genç Kalemler, Yeni Mecmua, Büyük Mecmua … eserlerini yayımladığı başlıca dergiler oldu. Hikayelerinin tamamı 134 tanedir. Sağlığında “içtimai roman” diye. nitelediği Ashabı Kehfimiz (Yedi Uyurlarımız, 1918) ile birer uzun hikayeden meydana gelen Harem (1918), Efruz Bey (1919) kitaplarını çıkardı. Öteki kitapları önce arkadaşı Ali Canip (Yöntem) tarafından derlendi (1926), daha sonra 1938 yılından başlayarak da çeşitli basımları yapıldı, çeşitli yayınevlerince “Bütün Eserleri” dizisinde yer aldı.

Yazdığı hikayeleri, önceleri “Milli edebiyat” davasına ayıran Ömer Seyfettin, arkadaşları Ziya Gökalp ve Ali Canip (Yöntem) ile beraber Genç Kalemler dergisini çıkararak, “arı, yalın, halk dilini” savundu. Bu tutumu ile aynı zamanda Servetifunun edebiyatının ağdalı diline de karşı çıkıyordu.

Ömer Seyfettin, söz oyunlarından arınmış, süsten, uzun cümlelerden, mecazdan kurtulmuş bir edebiyat anlayışını benimsedi. Konularını çoğunlukla kendi hayatından aldı. Çocukluk ve askerlik anıları, ona büyük bir kaynak oldu. Tarihten, folklordan, efsanelerden yararlandı. Çözümleme ve tasvir etmeye değil, olaya, olayın ortaya koyduğu bildiriye önem verdi.

Eserleri ve düşünceleriyle gününü, çağını yansıtan Ömer Seyfettin, çağdaş Türk edebiyatının öncüleri, yolaçıcıları arasında yer alır.

Advertisement
Kitaplarının Konuları

Ömer Seyfettin, hikaye konularını çoğunlukla kendi hayatından aldı. Çocukluk ve askerlik hatıralarıyla süslü olan hikayelerinin dışında, bir hikaye de sayılan Efruz Bey ile yarım kalan romanı Yalnız Efe üzerinde durulmaya değer eserlerdir. Ömer Seyfettin, Efruz Bey’i “Fantazi roman” olarak ifade eder. Roman, II. Meşrutiyet’ten I. Dünya Savaşı ortalarına kadarki dönemin ortaya koyduğu bilinçsiz aydın tipini anlatır, türlü toplumsal olayları yansıtır. Yarım kalan Yalnız Efe ise, Kumdere Köyü’nden Kezban’ın acıyla biten hayat hikayesidir.

Ömer Seyfettin Yalnız Efe’yi, önce hikaye olarak yayımladı (1918), daha sonra genişleterek roman biçimine getirdi. Bir dergide yayımlanmaya başladı, ancak belirlenemeyen bir nedenle beşinci sayıdan sonra yayımı sürdürülmedi. Yalnız Efe, on altı yaşındaki Kezban’dır. Kumdere köyünden Yörük Hoca’nın kızıdır. Yörük Hoca’yı tefeci Eseoğlu vurdurur. Ama herhangi bir soruşturmaya uğramaz, tutuklanmaz bile. Kezban’ın üstelemesi üzerine de dövülür. Bunun üzerine Kezban, dağa çıkar. Silahlıdır, zulüm yapanları öldürür. Bulunduğu yere varıldığında “bir çam dibinde martini, geyik postu seccadesinden, yeşil namaz bezinden başka bir şey” bulunamaz.

Eserleri

Ömer Seyfettin, sağlığında Ashabı Kehfimiz (Yedi Uyurlarımız, 1918) Harem (1918), Efruz Bey (1919) kitaplarını yayımladı. Ölümünden sonra bir dizi olarak çıkan kitapları ise şunlardır: Efruz Bey, Kahramanlar, Bomba, Harem, Yüksek Ökçeler, Kurumuş Ağaçlar, Yalnız Efe, Falaka, Aşk Dalgası, Beyaz Lale, Gizli Mabet, Kaşağı.

Ömer Seyfettin

Kaynak 2 

Ömer Seyfettin’in Hayatı ve Yazarlığı

En tanınmış hikayecilerimizden biridir. 1884’te Gönen’de doğdu. Askeri okullarda okuduktan sonra subay çıktı. Balkan Savaşı’ndan sonra askerlikten ayrılıp öğretmen oldu. İstanbul’un çeşitli okullarında edebiyat dersleri okuttu. Bir yandan da türlü gazete ve dergilere hikayeler yazıyordu. En verimli çağında, daha 36 yaşında iken, 1920’de öldü.

Ömer Seyfettin edebiyata şiirler yazmakla başlamıştı. Sonra yalnız nesir türünde eserler verdi. İlk yazıları, Selanik’te birkaç arkadaşıyla birlikte çıkarttığı Genç Kalemler dergisinde yayınlanmıştı. Öteki arkadaşları gibi o da Türk dilinin durulaşması, arılaşması için çalışıyordu. Çünkü o zamana kadar Türkçe’mizin yazı ve edebiyat dili yabancı sözcüklerle dolu, çok karışıktı, anlaşılması zordu. Bu yüzden Türk edebiyatı yeterince gelişememiş, büyük halk yığınlarına mal olamamıştı. Dilimizin durulaşıp arılaşmasında Ömer Seyfettin’in değerli çabaları, emeği vardır.

Advertisement

Ömer Seyfettin Türk edebiyatında hikaye türünün de ilk, en büyük ustalarından biridir. Edebiyatımızda hikaye türü o güne kadar, yeterince gelişmemiş, hele ulus, yurt konularına yönelmemişti. Hikayelerine konu olarak geniş halk yığınlarını alan, halkın türlü dertlerini, zevklerini, sorunlarını gerçeklere uygun bir biçimde inceleyen ilk büyük Türk hikaye yazarı Ömer Seyfettin’dir. Tarihimizin şanlı olaylarını da hikayelerine konu edinmiş, böylece ulusa bu bakımdan da hizmette bulunmuştur. Hikâyelerinin belirgin özelliklerinden biri de kendi çocukluk, ilk gençlik günlerinin anılarından da eserlerinde yararlanmış bulunmasıdır. And; Kaşağı gibi hikayeleri onun bu yönünün başlıca örnekleridir.

Ömer Seyfettin hikayelerini rahat, akıcı bir dille meydana getirmiştir. Bu arada çoğu hikâyelerinde güldürücü, güldürürken de ders verici bir nitelik göze çarpar.

Ömer Seyfettin’in başlıca hikâye kitapları şunlardır: Bahar ve Kelebekler; Yüksek Ökçeler; Bomba; Gizli Mabet; Beyaz Lâle; İlk Düşen Ak.


Leave A Reply