Pier Paolo Pasolini Kimdir?

0

Pier Paolo Pasolini kimdir? Pier Paolo Pasolini hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Pier Paolo PasoliniPier Paolo Pasolini; (5.3.1922 – 2.11.1975)

Advertisement

Bir subayın oğlu olan Pasolini, İtalya’nın değişik garnizon kentlerinde büyüdü. Doğduğu kent Bologna’da Latin Dilleri, Edebiyat ve Sanat Tarihi okudu. 1942’de Friaul lehçesiyle “Casarsa’nın Öyküsü” adı altında yazdığı ilk şiir kitabını yayınladı.

1947’den Sonra: Adalet Sistemiyle Çatışma Savaş biter bitmez Pasolini üniversite tahsilini tamamlayarak Casarsa yakınlarında Valvasone’de ortaokul öğretmenliğine atandı. 1947’de katıldığı Komünist Partisinden, reşit olmayan bir erkek çocuğunu baştan çıkardığı suçlamasıyla ihbar edilince, iki yıl sonra atıldı. Aynı zamanda devlet memurluğunu da elinden aldılar. 1955’te yayınladığı “Ragazzi di vira” (Hayat Kızları) adlı romanı ahlaksızlığı yayan yazılar içerdiği gerekçesiyle hakkında dava açıldı.

1961’den Sonra: “Alt Proletarya” Dünyası Aralarında Federico Fellini de olmak üzere, birçok yönetmen için sayısız senaryo yazan Pasolini, 1961’de ilk kez kendi filmini çevirebildi. Accatone (Dilenci) adlı filmi Roma’nın banliyölerindeki sefil mahallelerde oturan insanlara, yani Pasolini’nin deyişiyle “alt proletarya”ya ilişkin bir yapıttı. Bu filmde, ilk defa bir kadını gerçekten seven, artık namuslu bir iş yapmaya çalışırken bunda başarılı olamayan ve bir hırsızlık seferinden sonra kaza geçirip ölen bir muhabbet tellalının öyküsü belgesel dakikliğiyle anlatılmaktadır. Pasolini, imtiyazlı olmayan insanlara hiçbir şans tanımayan bir toplumu eleştirmeye bir sonraki filmi Mamma Roma’da (1962) da devam eder. Bu filmde oğlunun sosyal sınıf atlaması için çaba gösteren bir fahişe, geçmişi yüzünden bu arzusunu gerçekleştiremez.

1964’ten Sonra: Dini Mesajlar Pasolini belgesel malzemesinden üç film çevirdikten sonra, 1964’te Il vangelo secondo Matteo (Aziz Matyas’a Göre incil) adlı Matyas İncili’nin değişik bir versiyonunu filme çekti. Pasolini bu malzemeyi orijinal yapıtına sadık kalarak beyazperdeye uyarlarken tavizsiz bir hayırseverlik ve sosyal taahhütler için savaşan ve bu yüzden hükümet makamlarına meydan okuyan bir İsa sundu. Hıristiyan ve Marksist kanıtlarla insanlık için giriştiği savaşı Pasolini 1965’te Uccellacci e uccetlini (Şahinler ve Serçeler) adlı filminde de sürdürür. Yürüyüşe çıkan bir baba ile oğlu, kendilerini bir zaman yolculuğuna gönderen ve içinde bulundukları durumu açıklayan, konuşan, çok bilmiş bir kargaya rastlarlar. Bu şiirsel filmin sonunda kendilerine verilen nasihatlerden sıkılan baba-oğul kuşu yerler.

Advertisement

Pasolini 60’lı yıllarda sinema çalışmalarına paralel olarak çok sayıda tiyatro yapıtına da imza attı. Bunlardan biri olan Teorema-Aşkın Geometrisi adlı piyesini romanlaştırdıktan sonra 1968 yılında beyazperdeye de uyarladı.

1970’ten Sonra: Aşk Ön Planda Pasolini’nin yapıtları 60’lı yılların sonundan başlayarak genellikle dünya edebiyatına dayandırılmakla beraber, seksüel öğelere de yer verirler. Bocaccio’nun “II Decameron” adlı öykülerinden sinemaya uyarladığı sekiz epizod yüzünden 1970’de Pasolini, uluslararası seks filmi yapımlarına öykünmekle suçlandı. Geoffrey Chaucer’ın Ortaçağ’da yazdığı kafiyeli epos “The Canterbury Tales”den sinemaya uyarladığı I raconti di Canterbury (Canterbury Öyküleri, 1971) filmi için Pasolini 1972 Berlin Sinema Şenliğinde Altın Ayı ödülünü kazandı.

Marquis de Sade’ın yapıtındaki motiflerden yararlandığı Salo o le 120 giornate di Sodoma (Salo ya da Sodom’un 120 Günü, 1975) adlı son filmiyle Pasolini yeniden ateşli tartışmalara yol açtı. Garda Gölü kıyısında Mussolini’nin Salö Cumhuriyeti’nde geçen bu filminde Pasolini seksüel şiddetle faşizm arasında yakın bir bağlantı kurdu. Yörenin ileri gelenlerinden dört soylu, Faşist yardakçıların yardımıyla kız ve erkek çocuklardan oluşan bir grubu zorla bir şatoya kapatır ve öldürünceye dek işkenceye tabi tutarlar. Alçaltılmayı bütün açıklığıyla gözler önüne sererken Pasolini dayanıklılığın sınırlarını zorlamıştır.

Eşcinsel olduğunu hiçbir zaman saklanmamış olan Pasolini bu filmin gösterime girdiğini ve akabinde kopan kıyameti göremedi. Pasolini 1 Kasım 1975’i 2 Kasıma bağlayan gecede açığa kavuşturulamayan nedenlerle Roma’nın banliyösü Ostia’da “faili meçhul” bir cinayete kurban gitti. Katilin, filmlerinin çoğunda hedef aldığı “alt proletarya” sınıfına mensup birisinin olması kuvvetle muhtemeldir.


Leave A Reply