14 Mart Tıp Bayramı – Tıbbın Tarihçesi

0
Advertisement

Her yıl 14 Mart günü Tıp Bayramı olarak kutlanır. Peki Eski Çağlarda Tıp nasıldı? Geçmişten günümüze tıp alanındaki gelişmeler.

14 MartBir hastalığı iyi etme insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanlar hastalıklarına iç güdüleri ile çare aramışlardı. Hayvanlarda da bu içgüdü vardır, bu yolla kendi hastalıklarına çareler aramışlardır. Örneğin kediler hasta oldukları zaman şifalı otlar bulup yerler.

Hayvanlardaki bu içgüdü gelişmemiş olduğu gibi kalmıştır ancak insanlarda ise içgüdüler üzerinde aklın araştırıcı, yeni fikirler ortaya koyucu faaliyetler gelişmiştir. İlk insanlar ellerine batan cisimleri çıkarmak, ellerini pansuman etmek için çalışmışlardır. Bir çok hastalığın sebebini araştırmışlardır. Bazılarının sebebini bulmakla birlikte çoğunu yıldızlara, hava değişikliklerine bağlamışlardır.

İlkel kavimlerde tıbbı büyücülükle karışık buluyoruz. Hastalar iyi olmak için iyi ruhlarla geçinmeye, kötü ruhlardan kaçmaya çalışırlardı. İnanışlarına göre vücutlarındaki dövmeler, muskalar onları hastalıklardan korur, iyi ederdi.

Eski Çağlarda Tıp:
Tarihten önceki çağlarda kırıklar, çıkıklar oldukça iyi tedavi edilirdi. Bu arada kafa ameliyatlarının bile yapıldığını görüyoruz. Bu insanlar kötü ruhların beyinde oturduklarını sanıyorlar, oradan çıkarılması için kafatasına delik açıyorlardı.

Advertisement

Tıp, Akdeniz medeniyeti ile birlikte doğmuş, onun yanı sıra gelişmiştir. Mezapotamya tababeti en eski tababet olarak karşımıza çıkıyor. Burada rahiplerin hekimlik ettiğini görüyoruz. Astronomi ile çok uğraşmış olan milletler, mevsimlerle bazı hastalıklar arasında ilgi bulmuşlar, bu arada güneşe suya büyük büyük önem vermişlerdi. Sümerlerde yılın belirli bir gününde hekimler bir tapınakta toplanır, altın taslar içinde ilaç dağıtırlar, birçok hastalığın önünün alırlardı. Sümerlere göre insan bedenle ruhtan yapılmıştı, zekanın merkezi kalpteydi. Mezopotamyada cerrahla hekimin önemi M.Ö. 2200 yıllarından kalma Hamurabi Kanunları’nda gösterilmiştir. Burada yapılacak ameliyatlara göre hekimin alacağı ücret bile yazılmıştır.

Eski Mısır tababetini papirüslerden öğreniyoruz. Kayıtlara göre sünnet Mısırlılarda mecburi idi. Mısırlılar anatomide çok ileri gitmişlerdi. Bunu ölüleri mumyalama sırasında öğrendikleri sanılıyor. Bitkisel, hayvansal maddelerden çeşitli ilaçlar yapmışlardı. Bu ilaçların bir kısmı Eski Yunanlılar’a, Araplar’a, Avrupa’ya onlardan geçmiştir. Hintliler de cerrahlık, teşhis, anatomi, zehirler, panzehirler, göz ve kulak hastalıklarında bilgiler çok ileri gitmiştir. İdrarı tatmakla şeker hastalığını bulmuşlardı. M.Ö. 3000 yıllarında katarakt, bademcik, mesane, damar ve kemik ameliyatları yapılıyordu, bir takım akıl hastalıkları iyi ediliyordu.

Eski Yunanistan’da Hippokrates’ten önce tıp, mitoloji ile karışmıştı. Felsefeyle dinle sıkı sıkıya bağlı bulunan Yunan tababetinin tanrılarından en büyüğü Asklepios’tu. Birçok ilaçlar, tedavi usulleri biliniyorsa da tababet, rahip hekimlerin elinde bulunuyordu. Tıbbın bilim olarak gelişmesine Hippokrates büyük yardım etmiş, klinik hekimliğini yaratmıştır. Bunun için tıbbın babası sayılır. Hippokrates’in kurduğu bilimsel esaslar o kadar değerlidir ki, bugünki düşüncelere bile temel olmaktadır.

Hippokrates kadar ünlü bir hekim ondan 7 yüzyıl sonra gelen Kalinos’tur. Kalinos, dolaşımı, sinir sistemini tarif etmiş, kaslar, zeka merkezi, karaciğer üzerinde bilgi vermişti.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?